Gökyüzü, Auralis’in kulelerinin üstünde parlak bir sabah ışığıyla süzülüyordu. Ama havada bir gerginlik vardı; rüzgâr hafifçe uğuldarken, kuşların sessizliği bile farklı geliyordu. Öğrenciler avluda toplanmış, ejderhalarını hazır ediyordu. Bugün, Profesör Magnor’un dediği gibi, sadece bir uçuş dersi değil, gerçek bir sınav ve savaş başlayacaktı.
Liora, Alev’in sırtına oturdu. Ejderhasının ateşten pulları güneş ışığında parlıyordu. Kalbi hızlı hızlı atıyordu ama korkusunu bastırdı.
“Mira, hazır mısın?” diye bağırdı.
“Tamamen!” dedi Mira. Sis’in kanatları hafifçe ışıldıyor, sanki enerji topluyordu.
Arin’in Fırtına’sı havada kıpırdanıyor, toprakta patlayan minik ateş kıvılcımlarıyla heyecanını belli ediyordu.
Gökyüzünde bir karartı belirdi. Karanlık pullu ejderha Gölge, Kael’in yönetiminde yavaşça süzülüyordu. Kael’in gözleri, Liora ve Alev’e kilitlenmişti. Bir gülümseme belirdi, soğuk ve hesaplı.
“Başlasın,” dedi Magnor, sesini tüm avluya duyurarak.
Bir anda Kael, Gölge’nin kanatlarını çırptırdı. Siyah ejderha hızla havalandı, ardından birkaç Noctra öğrencisi de gökyüzüne çıktı. Ejderhaları gölgenin altında parlıyor, karanlık bir ordu gibi hareket ediyordu.
Liora, Alev’i yukarıya doğru kaldırdı. Rüzgâr yüzüne çarpıyor, saçlarını savuruyordu. Alev havada süzüldü ve güçlü kanat çırpışlarıyla hızlandı.
İlk hamle Kael’den geldi. Gölge’nin ağzından karanlık bir alev fışkırdı, öğrencilerin önündeki taş hedefleri kırıp geçti.
“Dikkat!” diye bağırdı Liora, Alev’i yan çevirerek saldırıyı savuşturdu. Kırmızı pullar güneşte parlayarak ışık halkaları yaydı. Alev küçük bir homurtu çıkardı, ateşten bir kıvılcım fırlattı ve hedefin yanındaki kayalığı parçaladı.
Mira ve Arin de harekete geçti. Sis, ince bir sis bulutu bırakarak Kael’in öğrencilerini şaşırttı. Fırtına, hızlı bir manevra ile bir düşmanı hedef aldı ve onları savurdu.
Gökyüzü artık tamamen kaosa dönmüştü. Ejderhaların kanat sesleri rüzgârla birleşiyor, ateş ve gölgeler arasında bir dans başlıyordu. Liora, Alev’in sırtında bir an nefesini tuttu. Her hareket, her manevra, Alev ve Liora’nın arasındaki bağı güçlendiriyordu.
Ama Kael sessizce bekliyordu. Sanki bir sonraki hamlesi için strateji yapıyordu. Gözleri parladı; bir hamle ile her şey değişebilirdi.
Alev etrafında hafif bir altın ışık yayıldı. Liora, bunun sadece bir güç değil, aynı zamanda Kael’in ilgisini çekebilecek özel bir yetenek olduğunu fark etti.
“Hazır ol Alev!” diye bağırdı Liora. Küçük ejderha derin bir homurtu çıkardı ve birden gökyüzünde hızlı bir dönüş yaptı. Ateşten bir spiral çıkardı, hedefleri ve düşman ejderhalarını şaşırtacak şekilde savurdu.
Kael geri çekildi, ama gülümsemesi hâlâ yüzünden silinmedi.
“Bu daha sadece başlangıç,” diye fısıldadı kendi kendine.
Liora gökyüzüne bakarken derin bir nefes aldı. Bu savaş, sadece ilk hamleydi. Auralis’in güvenliği, dostlukları ve ejderhaların gücü şimdi sınanıyordu. Ama o ve arkadaşları, birlikte duracak, Kael’in karanlık planlarına karşı koyacak kadar güçlüydü.
Ve gökyüzünde, ateş, gölge ve cesaretin dansı başlamıştı.