UYARI:
Bu bölüm çiğ et tüketimi içermektedir.
Yaşanan olaydan sonra ikili hazır olan masaya oturmuşlar ve kısa konuşmalar ile yemeklerini yemeğe başlamışlardı. Havadan sudan konuşmaları onları şaman ve müşterisi değil de iki arkadaşmış gibi gösteriyordu.
Kai, Lina'nın bahsettiği konuyu dinlerken anlık bir baş dönmesi yaşadı. Ritüelden saatler geçmişti, hâlâ daha kendini iyileştirmek için yapması gerekeni yapmamıştı.
"İyi misin?" Ondaki değişimi fark ettiğinde Lina anlattığı şeyi yarım bırakmıştı. Sorduğu sorudan sonra Kai'nin burnundan gelen kan ona kendi evindeki kanamasını hatırlattı.
Masanın üstündeki peçetelerden birini alarak Kai'ye uzattı. Kai burnundan sus çizgisine akan sıcaklığı hissetmişti. Lina'dan peçeteyi alarak oraya bastırdı. "Iyiyim,"
"Neden tekrardan kanamaya başladı?" Lina ruhun tekrardan Kai'ye zarar verdiğini düşünüyordu.
"Ritüelde aldığım hasarı düzeltmediğim için."
"Nasıl düzelteceksin ki?"
"Yanımdaki ruhların yardımıyla." Kai daha fazla ertelemeden bu işi çözmeliydi. "Senin için sıkıntı olmazsa daha fazla ertelemeden halletmeliyim."
"Tabii ki git. Mutfağı ben toplarım."
Lina'nın anlayışı için teşekkür etmiş, oturduğu yerden kalkarak şamanlık görevlerini yerine getirmek için ayırdığı odaya gitmişti. Ardından kapıyı kitlerken Lina'nın gireceğini düşünmüyordu fakat ne olur ne olmaz kitlemek istemişti.
Bu oda acılarını dindirdiği, ruhlarla gerek sözlü gerekse kanlı anlaşmalar yaptığı ve bu anlaşmalarda kendine düşen görevi yerine getirdiği sığınaktı.
Odadaki mumları tek tek yaktı. Yanan mumlardan çıkan dumanlar ve odaya süzülen koku ile beraber ritüel ortamını oluşturmak için birkaç dakika uğraştı. Her şey hazır olduğunda ruhlara olan teslimiyetini göstermek için dizlerinin üstüne çökerek oturdu. Çok geçmeden bedenini soğukluk kapladı, bu soğukluk sanki bedenini dondurmuş gibi onu hareket edemez hâle getirdi. Bunu ilk yaptığında dehşete kapıldığını ve korktuğunu hatırlıyordu lakin şimdi rutin hâline gelmiş bu olayı soğukkanlılıkla karşılıyordu.
Sol tarafında karaltı hissetti. Bu Utka'ydı. Ruhtan damlayan koyu kan damlaları Kai'nin görüş alanına düştü. Kai derin bir nefes aldığında bu karaltı genzinden bedenine sızdı. İrisleri sarıya dönen Kai, artık bedeninde misafir konumundaydı. Utka adı verilen ruh arzusunu yerine getirebilmek için bedenini kısa süreliğine kontrolü altına almıştı.
Kasılmış beden, içeri sızan ruh sayesinde gevşedi ve kontrolünü Utka'ya bıraktı. Utka ellerini ileri uzattı ve Kai'nin onun için hazırlamış olduğu tabağı kendine doğru çekti. Tabak yaklaştıkça burnuna dolan tavşan eti kokusuyla gözlerini yumdu. Karnı gurulduyor, çok aç hissediyordu.
Gözlerini yeniden araladığında tabaktaki soğuk eti hırsla aldı ve iştahla yemeye başladı. Ağzındaki lokma bitmeden yenisini ısırıyor, eti kemiğinden sertçe koparıyordu. Ne kadar yerse yesin midesindeki boşluk bir türlü dolmak bilmiyordu. Kai'nin biraz önce yemek yemiş olması onun açlığına etki etmiyordu, tıpkı şu an onun yediği tavşanın Kai'nin bedenini doyurmadığı gibi.
Dakikalar içinde tavşanı bitirdiğinde damarlarındaki kan daha fazlasını yemek için pompalandı.
Tokluk hissine kavuşmak için odanın köşesinde küçük dolaba ulaşabilir oradaki etleri yiyebilirdi fakat bu şaman ile yaptıkları anlaşmalarına tersti. Kurallara uygun hareket etmeli ve bir tavşanla yetinmeliydi bu yüzden sıkıntıyla nefesini verdi.
Bedenle işi biten ruh geldiği gibi geri çekilirken Kai yavaşça kontrolü ele almaya başladı. Genzinden çıkan dumanlar zemine çarpmış, orada koyu bir leke bırakarak kaybolmuştu.
Bedenine kavuşan şamanın omuzları ve kafası düştü. Bir eli zemine destek almak için düşerken diğer eli nefes almakta zorlandığı için şişen göğsünü buldu.
Kendine gelmeye çalıştığı dakikalarda nefesleri düzene girmiş, ağzına gelen çiğ et tadıyla yüzü buruşmuştu.
Dakikalarca orada kendine gelmeye çalıştı. Bir ruha bedenini kullandırttığında fazlasıyla yoruluyordu çünkü beden kullanan ruhlar bulundukları bedenin hayat enerjisini de sömürüyordu. Artık bir yaşama sahip olmadıkları için canlı birinin enerjisine muhtaçlardı.
Ona zaman tanıyan Utka, toparlandığını fark ettiğinde anlaşmanın kendine düşen görevini yerine getirmeye başladı.
Şamanın gözleri oda gibi siyaha büründü. Ruh çevresinde uçuşurken gözleri bileklerine kitlenmişti.
Uçuşan siyah duman sol bileğinde yoğunlaştı. Yılan dövmesi kolundan bileğine usul usul süründü. Dumanların yoğunlaştığı bileğine geldiğinde deriyi öyle bir sardı ki Kai damarının patlayacağını hissetti.
Nefesleri sekteye uğrarken yılan sanki ayin yapıyormuş gibi bileğin çevresinde dolanmaya başladı. Bu dolanma Utka'nın bedenindeki ağrıları, hasarları alması için gerekliydi fakat yılan öyle sıkıydı ki kan akışı engellendiği için damarları belli olmaya ve uyuşmaya başlamıştı.
Dakikalar süren bu işlemin ardından yılan sarıldığı bileği gevşeterek bileğinden dirseğine ilerlemeye başladı. Yılanın olduğu yer kıpkırmızı olmuştu.
Oda normale dönerken siyah duman da aynı şekilde kaybolmuştu. Artık sadece bileği zonkluyor, biraz da yorgun hissediyordu.
Odadan çıktığında Lina çoktan mutfağı toplamıştı. Koltukta oturmuş, telefonundan bir şeylere bakıyordu.
"Seni araştırıyor," diye fısıldadı ruhlardan biri.
Kapı sesi ile Lina kafasını kaldırıp saç tutamları terledigi için alnına yapışmış, oldukça bitkin görünen Kai'ye baktı. Kai kapıyı tekrar kilitlediğinde anahtarı cebine atıp kıza döndü. "Topladığın için teşekkür ederim."
Lina telefonunu düğmesine basarak kapattı ve odağını tamamen ona yöneltti. "Rica ederim. Daha iyi misin?"
Şaman salona ilerlerken bir yanda eliyle yapışmış saç tutamlarını dağıtıyor, bir yandan da kıza cevap veriyordu. "Evet, evet iyiyim." Lina'ya göre gerçekten iyi görünmüyordu, kaşları çatıldı ve dikkatle gencin tepkilerini izledi. Kai'nin gözleri kısa süreliğine duvar saatine kaymıştı. Saat neredeyse üç olmuştu.
"Bayağı da geç olmuş. Senin için yorgan falan getireyim, yorulmuşsundur."
Kai, Lina'nın merakının farkındaydı. O oradayken kız telefonundan kendisini araştırmıştı. Bu araştırma hangi yönde bir araştırmaydı, bilmiyordu. Belki onu Kai olarak araştırmıştı, belki de şamanları genel araştırmıştı. Odadan çıktıktan sonra da kendine çok dikkatli bakıyordu. Kai kızın gözlerinin içine bakamıyordu. Baksa odada yaşanan her şeyi anlayabilirmiş gibi düşünüyordu; hâlbuki bu özellik kendisindeydi, onda değil.
Hem yorgunluk hem de bu düşüncesinden dolayı hızlıca odasına girmiş, dolaptan yeni yorgan ve yastıklardan alıp tekrar salona dönmüştü. Onları koltuğa yerleştirmesi, Lina'ya başka bir ihtiyacının olup olmadığını sorması ve odasına gitmeden önce kıza "Herhangi bir terslik olursa beni uyandır. " diye uyarması hızlı gerçekleşmişti.
🕯
Kai yatağa yattığında hemen uykuya dalmıştı. Birkaç saatlik uykusundan uyanmasını sağlayan sebep kulağına ulaşan şarkı sesiydi. Henüz uykusunu alamadığı için gözlerini açmakta zorlanmış, elleri ile gözlerini kaşımıştı.
Acıyan gözlerini araladığında yatağının ucunda oturan çocuğu gördü. Çocuk şamanın uyandığını fark ettiğinde şarkı söylemeyi kesmiş kafasını pencereden çevirerek ona bakmıştı. "Sonunda uyandın." Gökyüzünün aydınlanması ve ardından çıkan ses Kai'ye neden uyandırıldığını göstermişti. "Merhaba Martin." Martin diğer ruhların aksine kendisine yaşarken kullandığı adıyla seslenmesini istiyordu.
Martin gülümseyerek oturduğu yataktan kalmış, kendisi gibi yatakta oturan şamanın yanına gitmişti. Küçük elini Kai'nin büyük eline koydu ve gözlerinin içine bakarken "Bu gece uyumayacaksın, değil mi?" Diye sordu.
Sorusundaki anlam açık ve netti. Kai'ye uymamaktan başka bir seçenek sunmuyordu. Aksi taktirde anlaşmaları bozulacaktı. "Seninleyim." Martin'in yüzündeki ifade çocuksu bir masumluğa büründü. Çenesiyle odanın kapısını işaret ederek "Kız da uyumuyor, o da benim gibi korkuyor." Dedi.
"O da mı yağmurdan korkuyor?"
"Hayır, o dışarıdaki pis ruhtan korkuyor. "
Kai uyumadan önce Lina'ya sorun olduğunda ona haber vermesini istemişti ama görünen o ki Lina yorulan şamanı uyandırmak istememişti. "Yanına gitmeliyim. " Martin kafasını salladı. "Hadi gidelim."
Kai üstünden yorganı atıp yataktan kalkarken yanındaki ruhu "Onu korkutma sakın, " diyerek uyarmıştı. Lina, Martin'i göremezdi ama Martin'in bıraktığı izleri görebilirdi. Küçük ruhtan onaylanma aldığında odasının kapısını açmış salona girmişti.
Lina koltukta, yorganda sarılmış bir şekilde oturuyordu. "Kai? Sen uyumadın mı?"
"Sorun olduğunda bana söylemen gerekiyordu."
Sorusuna cevap verilmeden kendisine söylenen cümle ile dudaklarını birbirine bastırdı. "Çok yorgun görünüyordun, rahatsız etmek istemedim."
Kai, kızın iyi niyetini anlıyordu. İnce düşüncesi onu mutlu etmişti, bu mutluluğu belli etmeden salonda yürüdü ve "Sorun olmazdı. Hem o kadar da yorgun değilim." Dedi, tekli koltuğa otururken.
Martin şamanın yalan söylediğini fark ettiğinde kaşlarını çatmış "Yalancı!" diye sitem etmişti. Onun bağırışını duyan Kai, çocuğa bakmış ardından dikkat çekmeden tekrar Lina'ya dönmüştü.
"Rahatlıkla uyuyabilirsin, ben burada olacağım."
"Uyumayacak mısın?"
"Hayır."
"Buna gerek yok."
Kai cevap vermedi. Onun sessizliğinden cevabını alan Lina minnetle gülümseyip "Teşekkür ederim." Demişti.
"Rica ederim, iyi uykular." Lina koltuğa tekrar yattığında bu sefer kendisini çok daha güvende hissediyordu. Şamanın bu ince davranışı da hoşuma gitmişti. Karanlıkta Kai'nin göremeyeceği şekilde gülümsedi.
Martin konuşana kadar salonda duyulan tek ses yağan yağmurun çıkarttığı gürültüydü. "Biliyor musun ben en çok sonbaharı severdim." Neredeyse her yağmurlu gecede dinlediği hikayeyi ilk defa dinlermiş gibi ilgi gösterdi Kai.
"Hatta yaprakları toplar ve boyardım." Martin dalgın bir şekilde dışarıdaki yağan yağmur ile ara sıra aydınlanan gökyüzünü izleyerek konuşuyordu. " Yağmur yağdığında da sümüklü böcekleri toplardım. "
Martin'le küçükken tanışmıştı. Huzur bulmak için şamandan yardım dileyen bir ruhtu. Yağmur ve şimşekten korkmasına sebep olan katilinin cezasını çekmesi isteğiydi. Kai küçük olduğu için bunu yapabileceğine dair kendine güveni yoktu. Martin, günlerce ondan yardım istemek için onu ziyaret etmişti. Çenesi düşük bir yapıya sahip olduğu için ziyaretlerinde sürekli Kai'ye bir şeyler anlatmış ve yardım dilenen diğer ruhlardan farklı olarak arkadaş gibi yaklaşmıştı. Kai de o ana kadar gördüğü tüm ruhlar arasında en çok Martin'i sevmişti.
Gerçek annesi Vespera onu eğitmeye başladığında kadına Martin'den bahsetmişti. Onun yardımlarıyla Martin'in katili cezasını çekmişti.
İsteği gerçekleşen ruhlar huzura kavuştuğu için dünyadan giderler, bir daha da görünmezlerdi fakat bu durum Martin'de aynı değildi. Bu ruhun yağmurda kalması ve yağmur korkusunu yenmesi gerekiyordu. Martin bağlandığı şamandan ayrılmak istemediği için ona bu isteğini söylememiş, onun yardımcı ruhlarından biri olmaya karar vermişti. Kai'ye pek çok yardımda bulunmuş, ilk defa deneyimlediği olaylarda korkmaması için destek çıkmıştı. İkisi de birbirinden memnundu.
Şamanlarla anlaşma yapan her ruhta olduğu gibi Martin'in isteği yağmurlu gecelerde uyumayıp yanında kalmasıydı.
"Senin en sevdiğin mevsim ne?" Daha önce hiç böyle bir soru sormadığını fark ettiğinde kendinden bahsetmeyi kesmiş odağını şamana vermişti.
"İlkbahar."
"O da güzel." Koltukta derin nefesler alan kıza baktı. "Nasıl uyuyabiliyor? Dışarıdaki ruh beni bile rahatsız etti." Kai'nin gözleri de huzurlu bir şekilde uyuyan Lina'ya kaydı. Kahverengi saçları yastığa dağılmış, bazıları da boynuna dolanmıştı. Düzenli nefes alış verişleri çok net duyuluyordu.
"O ruhu hiç sevmedim, Kai. Ondan bir an önce kurtul."
"Yarın halledeceğim." Şimşek çaktı, gök gürleyene kadar ikisi de konuşmadı. Kai yarım kollu tişörtündan belli olan balık dövmesine baktı. Mavi ve siyah balıklar çember hâlinde dönüyordu. Onun dövmelerine baktığını fark eden Martin, gördüğü ama söylemeye fırsat bulamadığı olayı hatırlayarak konuşmaya başladı.
"Arabadayken kız senin kuş dövmeni gördü. " Her dövmesinin dolaştığı yerler ve işlevleri farklıydı. Kuzgun dövmesi kürek kemiği ile boynunun yakınlarında dolaşırdı. Lina'nın uyandığında boynuna baktığını anımsayan Kai, o zaman anlayamadığı davranışı şimdi anlamıştı.
"O yüzden mi boynuma baktı."
"Evet. Göremeyince garip oldu, fark etmişsindir." Fark etmişti. Sabah olunca Lina'ya dövmelerinden söz etmeliydi. Korkmasını ya da kendinden şüphe etmesini istemiyordu.
-------------------------------------
Sizlere karakterin şaman olarak ödediği bedelleri işlemek istedim. Kitabı yazmadan önce şamanizm ile ilgili çok araştırma yapmıştım ama hâlâ daha bilmediğim çok şey var. Bölüm yazmadan önce tekrardan araştırma yapıyorum ve bölüm konuları öyle şekil alıyor. Öğrendiğim her şeyi yazmak istiyorum. Umarım bu çabamın karşılığını okurlardan alirim🙏
Kitap kapağını supernatural dizisindeki görsellerden aldım. Bendeki bu spn fanligi🤦♀️
Martin çok tatli ya. Onu böyle yazmak planlarımda yoktu.
Kapak hakkındaki düşünceleriniz ne?
Bölüm hakkındaki düşünceleriniz ne?

Balık dövmesi bu diğer dövmelerini de sonra koyacağım
