Lina sıkıntıyla nefesini verdi. Son zamanlarda kendini yorgun hissediyordu. Bu yorgunluk ne kadar dinlenirse dinlensin geçmiyordu. Dik durmakta zorlanıyordu. Omuzlarında sanki on kilo taşıyormuş gibi hissediyordu. Tüm bunları yoğun geçen hastane nöbetlerine bağlıyordu. Yirmi saat ve daha da fazla süren nöbetler onu iyice zorluyordu ama bugün son nöbet günü vardı. Bu günden sonra rahata erecek, ihmal ettiği sağlığıyla ilgilenecekti.
Eşyalarını topladığı çantayı omzuna astı, hastane koridorlarında gördüğü hemşirelere doktorlara selam vererek çıkışa yöneldi. Hastanenin otomatik kapısı açıldığında sonbaharın ıslak toprak kokusu burnuna doldu. Derince bir nefes alarak ciğerlerine ıslak toprak kokusunun dolmasına izin verdi. Bu kokuyu küçüklüğünden beri çok severdi. Fakat nefes aldıkça sevdiği koku onu rahatsız etmeye başladı. Toprak kokusunun yanında is kokusu da almaya başladı. Âdeta genzine ve ciğerlerine yapışmış gibi hissetti. Aldığı nefesi veremeden öksürmeye başladı. Boğazını yenilemeye çalıştı ama nafile. Histen kurtulamadığını fark ettiğinde öksürmeyi bıraktı. Şimdi de çok öksürdüğü için boğazı acımaya başlamıştı.
Neden böyle olduğunu bilmiyordu. Sürekli değişik kokular aliyor, nefes aldıkça tüm vücudunu sarıyor gibi hissediyordu. Bir an önce eve gitmek, banyo yapıp rahatlamak ve uyumak istiyordu.
🕯
Kapısını açtıktan sonra anahtarı kapının yanındaki ayakkabılığın içine koydu. Çantasını da daha fazla taşıyamadı ve ayakkabılığın yanına attı. Otobüse binmişti, oturmuştu ama yine de çok yorulmuştu.
Ev, camlar kapalı kaldığı için çok havasız kalmıştı. Salonun ve kendi odasının camını açtıktan sonra kendini duşa attı.
Vücudunu sabunlarken kolunda daha önce görmediği bir morluk daha gördü. Işaret parmağı ile morluğa hafifçe dokundu. Çok acımıyordu. Ne zaman olduğu hakkında bir fikri yoktu. Kolundaki diğer morluklara baktı. Kimisi artık yeşil renge dönmüştü. Bazıları ise yeni oldugu için hâlâ daha mordu.
Morlukları ilk kez yaklaşık beş hafta önce sabah uyandığında fark etmişti. Gözlerini araladığında tüm bedeni sızlıyordu. Sanki uyumak yerine dayak yemiş gibi ağrı hissediyordu. Bedeninde en çok ağrıyan sol baldırına baktığında ise morarmaya başlamış lekeyi gördü. Her yerinde bir ağr olduğu için dağınık uyuduğunu ve bacağını da uyurken bir yere vurduğunu düşündü. Gün geçtikçe bu morluklar çoğaldı, ağrısı azaldı. Öyle azaldı ki çoğu zaman morlukları fark edemez oldu. Ilk başlarda geçmesi için krem sürüyordu. Sanki krem sürdükçe iyileşme süreleri artıyor gibi gelmişti bu yüzden bir zaman sonra krem sürmeyi bırakmıştı.
Doktor olduğu için yoğun geçen günlerinde bedeninde herhangi bir noktayı vurarak morarması ona normal geliyordu. Eskiden de zaman zaman morluklari oluşuyordu. Sadece bu morluklar son bir aydır artmıştı.
Vücudunu lifledikçe morlukların aslında ne kadar fazla olduğunu fark etti. Bunun için kesinlikle bir doktora gitmeliydi. En kötü doktor bir krem önerirdi.
Saçlarını da köpürttükten sonra suyu açtı. Gözlerini kapatarak kafa derisine masaj yaparak köpeklerden arınmaya başladı. Ensesinde bir soğukluk hissettiğinde tüm tüyleri anında diken diken oldu. Gözlerini su ile temizledikten sonra açtı ve etrafa baktı. Banyodaki havalandırmayı kapatmıştı, bu soğukluk nereden gelmişti?
Etrafa bakındı ama hiçbir sorun göremedi. Tekrar saclarını yıkamaya döndü. Bir an önce banyodan çıkmak istiyordu.
Birkac dakika sonra tekrar durdu. Şimdi damarlarından akan korkuyu da hissediyordu çünkü birinin kendisine seslendiğini duydu. Çok kısık bir sesti. Akan su sesinden dolayı duyup duymadığından emin olamamıştı. Suyu kapatıp aceleyle bornozunu giydi ve banyodan çıktı. Uykusuzluktan dolayı saçmaladığını düşünüyordu.
Odasına girdiğinde camı kapattı. Odanın içi bayağı soğumuştu. Hasta olmamak için hızlıca üstünü değiştirdi. Saçını havluyla yarım yamalak kuruttuktan sonra kendini yatağına yattı.
Karnı açtı fakat bu uykusuzlukla biraz uyuması en sağlıklı olandı. Iki saat sonraya alarm kurarak telefonunu komodine koydu. Yorganı boğazına kadar çekmesine rağmen odadaki soğuğu hissediyordu. Banyodan yeni çıktığından dolayı üşümesi doğaldı. Saçları da biraz ıslak kalmıştı. Kalın kıyafetleri ve yorganı ile üşüme hissinin yakında biteceğini düşünerek uykuya daldı.
🕯🕯
Saatler sonra uyanmasına sebep olan sey kurduğu alarmı değildi. Hatta kararmaya başlayan havayı görünce telefonunu eline almış saate bakmıştı. Iki saat uyumak yerine beş saat uyumuştu. Çalan alarmı da duymamıştı. Tahmin ettiğinden de çok yorulmuştu anlaşılan. Whatsapptan gelen bir mesaj olduğunu fark ettiğinde uygulamaya girdi. Mesaj gönderen işi için şehir dışına çıkan arkadaşıydı.
____________
Noah
Lina bugün eve döndüm
Sanırım senin de nöbetlerin bitti
Yorgun değilsen buluşmaya ne dersin☕
Siz
Bir saate her zamanki kafede buluşalım mı
Telefonunu kapattıktan sonra yatağından kalktı. Hazırlanmaya başlasa iyi olurdu. Banyoya ulaştı. Musluktan akan buz gibi suyla yüzünü yıkadığında uykusu kaçmıştı. Düşündüğünden daha fazla uyuduğu için çok daha fazla dinlendiğini hissediyordu. Yüzünü kurulamadan önce kafasını kaldırıp aynada kendine baktı.
Gördüğü yansımayı az çok tahmin ediyordu. Gözlerinin altında halkalar oluşmuş, rengi solmuştu. Dışarı çıkmadan önce kendine güzelce bir makyaj yapmalıydı.
Odaya geri döndüğünde telefonundan gelen mesaj sesi ile bildirim panelinden Noah olup olmadığını kontrol etti. Oydu. Bir saat sonra buluşmayı kabul etmişti.
Hazırlanmaya başlamadan önce tekrar camı açmak istedi. Evinin içi boğuklaşmaya başlamıştı. Camı biraz aradıktan sonra hızlıca hazırlandı. Bir şeyler atıştırıp evden çıktı.
Buluşacakları kafe ikisinin evine de yakındı, on dakikalık yürüme süresinden sonra kafeden içeri girmişti. Noah çoktan gelmiş cam kenarındaki bir masaya oturmuştu.
Lina hızlıca onun yanına yürüdü. Noah onun geldiğini fark ettiğinde oturduğu yerden kalkmıştı. Ikisi de birbirine sarılıp özlem gidermeye basladı. Kumral kız, avuçlarının altındaki arkadaşının omuzlarının çok gergin olduğunu fark etti. Anlaşılan çok yorulmuştu. Ikili sarılmayı bitirdiğinde karşılıklı oturmuş garsona siparişlerini vermişti.
Ilk önce Noah kendi işinden, şehir dışında yaşadıklarını anlattı. "Ben kaybolduğumu anladım o zaman. Yandaki restoranın kuryesi sağ olsun beni gitmem gereken yere bıraktı." Kahvesinden yudum aldıktan sonra tekrar konuşmuştu. "Cok yakışıklıydı. Birbirimizin numarasını aldık!" Lina arkadaşının son söylediği ile gülmeye başlamıştı. Güldüğü için sarsılan omzu acısını hatırlatmıştı. Bu sırada Noah bahsettiği çocuğun resmini gösteriyordu. 'Şu omuzlara bak, Lina." Lina omuzlarını ovalarken biraz da çocuk hakkında konuşmuşlar ve sonunda sıra Lina'ya gelmişti.
Lina yorgunluğundan, morluklardan kısacası yaşadığı tüm şeyleri anlattığında Noah'ın yüzündeki ifade değişti. Ondaki değişimi fark eden Lina "Ne oldu? Neden öyle bakıyorsun?" Diye sordu.
"Sana bir şey söyleceğim ama panikleme." Lina merakla ona doğru eğilmiş arkadaşı gibi ona doğru yaklaştı. Sesini iyice kısarak konuşmaya başladı. Sanki birinin duymasından korkuyormuş gibi sessiz konuşuyordu. " Sana bir ruh musallat olmuş olabilir."
Lina, arkadaşının şaka yaptığını düşündü. Sandalyeye sırtını yaslayıp gülmeye başladı. Arkadaşı ise aynı şekilde ona bakıyordu. Lina gülmesini kesip karşısındaki kızın yüzüne baktı. Ciddi yüz ifadesinde alaya benzer hiçbir şey göremedi. "Ciddi misin?"
Noah yavaşça kafasını salladı. Arkadaşı ona inamıyordu ve inanmamakta kendince çok haklıydı. "Kız kardeşim, Rebecca, bu tür şeylere ilgili; biliyorsun. Geçen sene arkadaşıyla bizim evde bir seyler yapmışlar. O günden sonra ikisi de senin yaşadıklarının benzerini yaşadı. Annemlerle şamanlara, hocalara gittik. Rebecca'lar o gün peşlerine bir ruhu takmışlar. Gittigimiz kimse yardım edemedi, yarısı da şarlatanın tekiydi zaten, en son bir tanesi başka bir numara verdi. Bir şamanın numarası. Iletisime geçtik o yardım etti. Şuan kardeşimde bir sıkıntı yok." Lina arkadaşını dikkatle dinliyordu. Böyle bir şey yaşandığını bilmiyordu. Sadece Rebecca'nin halsiz, hasta gibi dolaştığı dönemi hatırlıyordu.
"Belki ruh falan yoktur, yanılıyor olabilirim ama anlattıkların aynı. Şamanın numarası hâlâ duruyor. Bence ona gitmekte fayda var." Noah arkadaşı düşünceli bir şekilde ona bakarken telefonunu alıp rehberine girdi. O şamanın numarasını ararken Lina duydukları üzerine düşünüyordu. Kendisinde öyle bir şey olduğunu düşünmüyordu. Absürt bir şey de yapmamıştı. Gündelik hayatında ne yaptıysa onu yapıyordu. Nasıl bir ruh ona musallat olmuş olabilirdi ki?
Noah bulduğu numarayı arkadaşına attı. Gelen bildirim sesi ile sohbete giren Lina, attığı numarayı rehbere kaydetmeye başladı. "Dediğin gibi bir şey olduğunu düşünmüyorum."
"Yine de sormakta fayda var. Eğer öyleyse bu ruh gün geçtikçe seni tüketecek. Saçma geliyor biliyorum ama Rebecca'da gördükten sonra artık ben bu tarz şeylere inanmaya başladım."
"Şamanın yanına mı gitmeliyim?"
"Ilk önce mesajla yaşadıklarını anlat. Ona göre şaman sana yardım eder."
Lina iç çekti. Kararsızdı. "Düşüneceğim." Noah bu cevapla rahatladı. Düşüneceğini söylediyse yazacak demekti. Yıllar süren dostluklarından dolayı bunu rahatlıkla söyleyebilirdi. Bu konuşmada sonra yarım saat daha oturmuşlar, ardından evlerine dağılmışlardı.
🕯🕯🕯
Lina eve geldiğinde üstünü değiştirmiş biraz televizyon izleme için kendini koltuğa atmıştı. Televizyonun açılmasını beklerken gözüne yanındaki koltukta duran çantası takıldı. Onu ayakkabılığın yanından almadığına emindi. Buraya nasıl gelmişti? Aklına kafede Noah'ın dedikleri doldu. Dediği gibi tüm bunlar ruhtan olabilir miydi? Telefonunu eline alarak kaydettiği numaranın sohbetine girdi. Ne yazması gerekiyordu ki?
Siz
Merhaba sanırım en ruhlandim/
Bana musallat olmuş bir ruh olabilir mi/
Şaman mısınız/
Sohbetten çıkarak telefonunu kapattı. Önce ne yazması gerektiğini düşünmeliydi. Hayatında ilk defa böyle bir şey yaşıyordu. Konuya nasıl başlaması gerektiğine dair bir fikri yoktu. Birkac dakika kafasında yazacağı şeyleri planladıktan sonra tekrar sohbete girdi.
_________
Siz
İyi aksamlar
Son zamanlarda garip şeyler yaşıyorum
Arkadaşım bunların bir ruhla ilgili olduğunu söyledi yardim eder misiniz?
________
Diğer ayrıntıları şaman mesaja dönüş yaptığı zaman söyleyecekti.
Telefonun öteki tarafında ise şaman karşısındaki koltukta oturan orta yaşlı adama istediği modeldeki dövmeyi yapmakla meşguldü. Bir yandan şamanlık üzerinden insanlara fal bakarak, ritüeller yaparak para kazanıyor, bir yandan da kendi açtığı dövme dükkanında dövme yaparak para kazanıyordu.
Dükkanın iki odası vardı. Biri girişte gelen müşterilerin beklediği yerdi. Içeride koltuklar, küçük bir mutfak, ve dövme modellerinin olduğu dergiler vardı. Diger odada ise dövme yapmak için kullanılan aletler, biri büyük diğeri küçük olamak üzere iki koltuk vardı.
Kai'nin telefonu girişteki odadaydı. Gelen mesaj sesini duymamıştı. Ona mesajı haber veren yanındaki ruhlardı. Mesajı gönderen kişiden gelen enerjisini hissetmişlerdi.
Kai dövmesini yapmaya devam ederken ruhlarından birinin sesini duydu.
-Telefonuna bak.
Bu ruhları yalnızca şaman görebilir ve duyabilirdi. Hiçbir şeyden haberi olmayan telefonuyla ilgilenen orta yaşlı adama birazdan döneceğini bildirmiş, eldivenleri çıkararak diğer odaya gitmişti. Gelen mesaja tıkladığında kısaca yazanları okumuştu. Hissettiği enerji ve ruhlarının ona fısıldadığı şeyler ile kızın şüphelerinin doğru oldugunu anladı.
_____________
Siz
Tabiki yardim ederim Lina/
Tabiki yardim ederim
Bana evinizin konumunu atin
Bilinmeyen Numara
Nasıl yani? Neler yaşadığımı sormayacak misiniz?
Belki de ben yanlış yorumluyorum her şeyi
Siz
Yaşadığınız garip olayları tahmin edebiliyorum
Ve sizi rahatsız eden ruhu görüp hissedebiliyorum
Bilinmeyen Numara
Gerçekten hissediyor mu ya/
📍konum
Galiba bana gerçekten musallat oldular/
Adamla konuşmaya başlayınca evden sesler gelmeye basladi/
Gelmeniz ne kadar sürer acaba
Evden sesler gelemeye başladı ve içerisi nefes alamayacak kadar boğucu oldu
__________
Kai, içerideki adamın dövmesini bitirmeliydi. Ruh henüz kızı tamamen ele geçirmemişti.
__________
Siz
Yarım saate gelirim
Ben gelene kadar size söyleyeceklerimi yapmanızı istiyorum
Evinde kendine bir alan belirle kaya tuzu ya da normal sofra tuzu ile belirledigin alanda daire çiz. Dairenin her yerini güzelce kapat ve ben gelene kadar çemberden çıkma
Bunaltıcı hava icin adaçayı yaprakları varsa onları tütsü gibi yak, çemberin içine al
________
Kai içerideki adamın az kala dövmesini bitirmek için döndüğünde Lina da Şamanın dediklerini yapmaya koyuldu. Bitki çayı çok içerdi, evinde de adaçayı her zaman bulundururdu. Onu bir tabağın içine alıp tutturdukten sonra tuz kutusu ile salona geri döndü. Salona döndüğünde açık bıraktığı camın kapandığını fark etti. Artan sesler ile nabzı hızlanmaya başladı.
Tabağı koltuğa koydu ve koltuğun çevresine tuzu dökmeye başladı. Titreyen elleri yüzünden tuttuğu tuz kutusu titriyor, çizmeye çalıştığı çember bozuluyordu. Onu tekrar düzeltmeye çalışırken falzadan vakit kaybediyordu.
Sonunda çemberi bitirince koltuğa oturdu. Ayaklarını sarkıtmaya bile korkmuştu. Dizlerini kendine çekmiş bir elinde telefonu, bir elinde tüten adaçayı yaprakları ile oturuyordu.
Korkudan ağlamak istiyordu. Tüm bu yaşadıkları ruh yüzündendi. Noah haklıydı. Sanki ruh şamanla konuştuğunu fark etmiş gibi sinirlenmiş, haftalardır yapmadığı kadar kendini belli ediyordu. Haftalardır yaşadığı tüm bu şeylerin ciddiyetini şimdi anlıyordu. Başına berbat şeyler de gelebilirdi. Canını ucuz kurtarmıştı.
Lina, şamanın gelmesini beklerken bir yanda da arkadaşına onun haklı olduğunu, birazdan evine şamanın geleceğini yazan bir mesaj atmıştı. Mesaj atmak için tabağı koltuğa yanına koymuştu. Tüten yapraklardan çıkan ince duman rüzgar esiyormuşçasına dalgalanıyordu.
Lina kaç dakika geçtiğini bilmiyordu. Salonda etrafa bakmamaya çalışarak otururken çıkış kapısı açılmıştı. Çıkış kapısından gelen ses ile kafasını kaldırıp koridora baktı. Umarım gelen şamandır diye geçirdi içinden. Salonun kapısında hemen hemen kendisi yaşlarında uzun ve yapılı, siyah saçlı, kahverengi gözlü genç gördü.
"Sen şaman mısın?" O olduğunu hissediyordu çünkü o eve girdiğinde sesler azalmış sanki evin havası değişmişti.
"Evet benim. Artık cemberden çıkabilirsin." Karışındaki kızın çıkmak istemeyen agladigi için kızarmış yüz ifadesine bakarak onu rahatlatmaya çalıştı. "Merak etme, seni koruyacağım. "
Çocukta güven veren bir hava vardı. Söylediği her şeyi yapabilecek, onu koruyabilecek ve bu beladan kurtarabilecek gibi bakıyordu. Lina koltuktan kalkarken de böyle düşünüyordu. Çocuk sanki büyülü gibi hissettiriyordu ama iyi anlamda bir histi bu.
Çemberden çıktığından Kai de salonun kapısından girmiş kıza doğru yaklaşmıştı. "Bunlar ne zamandır oluyor?"
"Senin bilmen gerekmiyor mu?"
Kai kızın şüpheci tavrına karşı gülmeden edemedi. "Konuşarak senin gerginliğini almak istiyordum sadece. Hemen başlayalım o zaman."
Lina'nın yeni fark ettiği sırt çantasından onun daha önce görmediği eşyalar çıkarttı. "Ne yapacağız?" Kai eşyaları parkeye yerleştirirken kıza cevap verdi. "Senin çok bir şey yapmayacaksın aslında. " kız gerginlikle onu beklerken duanın gerçekliğini sorguluyordu. Günün basında böyle bir şey yaşayacağını düşünmüyordu. Tüm o yaşadıklarının sebebinin bir ruh olduğunu hiç düşünmezdi. Her şey o kadar hızlı geliyordu ki durup ben ne yapıyorum demekten alıkoyamıyordu kendini.
Kai yılların getirdiği tecrübe ile her şeyi birkaç dakikaya ayarladı. Son olarak mumu yaktıktan sonra kıza döndü. "Otur karşıma."
Lina, dediğini yaptı ve saman gibi bağdaş kurarak markete oturdu. Şaman kızın bileğine bir iplik bağladı. Ipliğin ucu bir ota bağlıydı. " Sana aç diyene kadar gözünü açma. Şimdi kapat gözlerini." Genç kız gözlerini kapattığında tekrar şamanın sesini duydu. "Kendini rahat bırak." Lina rahatlamaya çalıştı fakat şu an bulundukları durumda bunu başarmak güçtü. Omuzlarında şamanın ellerini hissetti. Kendini kasmaması için biraz ovaladı. Lina kendini kastığını yeni fark etmişti. "Sorun yok, endişelenme. Her şey geçecek. " Kulağına evdeki tüm o gürültüyü bastıracak fısıltı ulaştığında kendini derin bir nefes verirken buldu. Yine oluyordu. Karşısındaki genç konuştuğunda kendini rahatlamış ve güvende hissediyordu. Bu özellik tüm şamanlarda var mıydı yoksa sadece bu şamana özel miydi?
Kai kızın geçmediğini hissettiğinde ona başlayacağının haberini vermiş ve kızın anlamadığı dilden bir şeyler söylemeye başlamıştı. Açık duran gözlerinin beyazı kaybolmuş, tüm gözü simsiyah olmuştu. Yardımcı ruhlarını çok daha net hissedebiliyordu artık. Onlar yardımıyla Lina'ya musallat olan ruhla karşı karşıya gelmişti.
Gözleri kapalı hiçbir şeyden haberi olmayan Lina ise bir anda kendini boşlukta hissetti. Oturduğu zemin yok olmuştu sanki. Kollarından tırmanan, tüm vücuduna dağılan bir his sardı çevresini. Hissin ne olduğunu tanımlayamıyordu. Azalan korkusu bu his ile tekrar artmaya başladı. Karşısındaki ruhla anlaşmaya çalışan Kai kızdan gelen korkuyu hissetmişti. Elini öne atarak onun elini yakaladı ve güven verir gibi sıktı. Ruhla olan iletişimi pek umutlu değildi lakin karşısındaki bedenin korkması her şeyi çok daha kötü yapardı.
Elini tutan kişinin şaman olduğunu anlamıştı. Ona yardım etmeye çalışan kişiden başka kim elini korkmaması için sıkardı ki? Hâlâ anlayamadığı fısıltılar duyuyordu. Bu fısıltılar bazen hararetleniyor sonrasında tekrar sakinleşiyordu.
Geçen dakikaların ardından şamanın acı dolu sesini duydu. Sanki ona zarar geliyordu. Fısıltı hiddetlenmiş, şamanın adı dolu sesleri artmıştı. Lina gözlerini sıktı. Açmak ve şamanı kontrol etmek istiyordu. Kedini tutabilmek için de gözlerini sıkıyordu.
Biraz önceki tanımlayamadığı soğukluk yavaş yavaş vücudundan çekiliyordu, onun yerine canını yakacak bir boşluk hissiyle kaplanmıştı. Ağrımaya başlayan vücudu ile çenesini acısını bastırmak için sıktı. Çenesiyle beraber avucunun arasındaki eli de sıkmıştı.
Şamanın en son duyulan bağırışından sonra o sıkı tutuşa rağmen elleri kopmuştu. Kopan elleri ile boşluk hissine tamamen esir olunca Maeve daha fazla dayanamadı ve gözleri hızla araladı.
>>>>>>>>>>>>
Bölüm hakkındaki bilgi kutusu
• omuzlarda yük taşımış gibi hissedilen ağrı
• toprak ve is kokusu
• vücutta morluklar
•uyanmasına rağmen dinlenememe
• çevredeki sesleri fısıldaşma gibi algılama
• üşüme ruh musallat olmasının belirtileridir (sizde de varsa bize ulaşın😉)
-Şarlatan şaman olmayıp insanları kandiranlara denir
-Şamanların yardımcı ruhlari vardır ama aralarındaki ilişki iki tarafında birbirine saygı duyduğu şekildedir şamanların bu ruhlara karşılık olarak isteklerini yerine getirmelidir ruhlari memnun edemezse ruhlar şamana saldırabilir onu ele gecirebilir
-Aynı zamanda rituelde ruh şamana zarar verebilir
-Şamanlar insanları görebilir hissedebilir onlar hakkındaki çoğu bilgiye hem kendi güçleri hem de ruhlar sayesinde sahip olabilir
<<<<<<<<<<<<
Bittiii ilk bölüm hakkına ne düşünüyorsunuz?
Bu arada şamanın söylediği adaçayı tuz falan gerçek(supernatural izleyenler tuzu biliyordur zaten🤭) rituel kısmına ince ayrıntıya kadar girmedim ama o da aynı şekilde
Yazmadan önce bayağı bir araştırma yaptım şamanlık için seçilmiş kişi olsam çok rahat yaparım gibi ksbdkbd
Bir de bölüm bittikten sonra bölümdeki şeyleri kalın punto ile açıklamaya karar verdim.




