İçeriğe geç

Atış Poligonu

Bölüm 2 · 16 dk okuma

Atış Poligonu

Bölüm 2

Bu Karanlığın İçindeki Azıcık Renk

"Merhaba,sen Harper'dın değil mi?Şu okul müdürü Bay Molly'nin kızı?" Yemekteydik ve karşıma okulda daha önce hiç görmediğim bir kız oturmuştu.Kızın kulak hizasında kahverengi düz saçları ve kocaman mor gözlükleri vardı.

"Evet,ben oyum.Hey,yanlış anlama ama sen kimsin?"

Diye sordum.Kız neşeli bir şekilde elini uzattı ve "Vicky, Vicky Wreath" Kızın elini sıktım ve "Güzel isimmiş..." dedim.

Evdekiler de bana Vicky diye seslenirdi!

"Senin böyle yalnız oturduğunu görünce yanına gelmek istedim.Benim de hiç arkadaşım yok." Dedi bir yandan makarnasını eşelerken. "Aslında bir arkadaşım var...İsmi Rhoda,ama o diğer kızlarla oturuyor şuan." Diyerek Rhoda'yı işaret ettim. "Bu arada...Beni daha önceden görmemen normal çünkü bu okula yeni geldim." Anlaşılan nakil öğrenciydi,yoksa senenin ortasına buraya gelmezdi.

Makarnasını bitirdikten sonra "Arkadaş olalım mı?" Diye sordu. Ben de "Olur." dedim.Yemekten sonra bir süre koridorda yürüdük. "Bahçeye çıkmak isterdim ama benim güneşe alerjim var.Kışın dahi bahçeye çıkamıyorum." Dedim. O da gözlüğünün camını silerek "Benim de...Ama ben o kadar da hassas değilim." dedi. Sonra beni kendi sınıfına çekiştirdi ve "Burası benim sınıfım,teneffüslerde yanıma gelebilirsin." Dedi.Sırasına oturup biraz sohbet ettik.

Öyle havadan sudan konulardan işte...

Teneffüs bitince sınıfıma döndüm ve sırama oturdum. Rhoda kafasını sırasına koymuş bir şekilde bana bakıyordu.

"O kız da kimdi?" Diye sordu. "Okula yeni gelmiş...Bir arkadaşım işte." dedim. "Senin adına sevindim, sosyal fobine rağmen bir arkadaş bulabilmişsin.Hey,senin göz rengin mi değişti?" diye sordu. "Ah evet evet,artık gözlerim yeşil." Elimi tuttu ve "Birbirimize dış görünüş olarak daha yakınız artık! Sen yeşil gözlüsünden de mavi!" Dedi. Gülüm-sedim ve elini bırakarak çantamdan defterimi çıkardım.

Okul çıkışı babamla arabamıza binerken Vicky bana el salladı ve "Yarın görüşürüz!" diye seslendi neşeli bir tonla.

Bu kızı sevmiştim,benim gibiydi...

"Baba artık beni göz doktoruna mı götürseniz?Tahtayı gerçekten de görmemiyorum..." "Gerçekten çok mu sıkıntı yaşıyorsun?" Şaka mısın baba? "Evet,sıkıntı çekiyorum."

Kırmızı ışık yanınca bana döndü ve "Tamam o zaman, yarın götürürüm seni.Şimdi işim var.Seni eve bırakıp annenle işimizi halletmeye gideceğiz."

Cidden inanamıyorum! Hayır yani,bu iş ne kadar önemli olabilirdi de benden daha ön plana koyabiliyorlar? Eve varınca üzerimi değiştirip ödevlerimi yapmaya başladım.Bir yandan da Vicky hakkında düşünüyordum. İyi birine benziyordu ama...Yine de... Ailemin bu son zamanlarda yaşadıklarıyla bir alakası olabilir miydi?Offff,saçmalıyordum.

Olabilir miydi?

Olabilir miydi?

Olabilir miydi?

Çığlık atacaktım,beynim yine ödevler yerine diğer saçma şeylere odaklanıyordu.Bunun kötü yanı da,bu düşüncelerin aklınıza geldiği anda devam etmesi...

Iıııaaagghhh! Sandalyeden kalktım ve odanın etrafında dolanmaya başladım.O sırada aklımdan yine başka şeyler geçiyordu: Hasta kız,hasta kız,hasta kız,hasta kız...,

Dostum ne alakaydı bu!?!?! Ah,hayır yine nefesim daralıyordu,ventolinim neredeydi? Buldum,spreyi ağzıma sıktım ve birkaç dakika bekledim.Sonra yerime tekrar oturdum ve ödevime devam ettim.

Annem fırında patates yapmıştı.Çok sevmesem de aç olduğum için yedim.Sonra televizyon karşısına geçtim, bu sefer romantik film veya çizgi film yoktu.Bazı politikacılar tartışıyordu,politikayla aram olmadığı için ne dediklerini anlamıyordum.Televizyonu kapatıp odama geçtim ve yatağıma uzandım.

Sabah...

"Bugün beni göz doktoruna götüreceksiniz,değil mi?" Artık götürmeleri gerekiyordu,son günlerde ne oldu bilmiyorum ama görme kalitem bir anda düşmüştü.Kör gibi değildim ama uzaktaki nesneleri tam olarak algılayamıyordum.

"Götüreceğiz." Dedi annem bir yandan tabakları lavaboya götürürken. "İyi..."

Okulda arabadan iner inmez Vicky ile karşılaştım. Bana sarıldı ve "N'aber Harper?" Diye sordu. "İyi işte..." diyerek merdivanlarden sınıfıma çıkmaya başladım. "Senin çantanı taşıyayım!" Diyerek çantamı sırtımdan aldı. "Buna gerek yok." Dememe rağmen dinlemedi ve çantamı sınıfa kadar taşıdı.Rhoda sırasında oturmuş beni bekliyordu. "Günaydın Rhoda!" Diyerek sıramda oturdum.Vicky de gülümseyerek kendi sınıfına döndü.Rhoda yüzünü ekşilterek "O kız da kim?" Diye sordu.

"O mu?Vicky.Okula yeni gelmiş." Dedim eşyalarımı sıramın üzerine koyarken. "Neşeli bir kızmış,fazla neşeli..." dedi yüzünü ekşiltmeye devam ederken.Rhoda'nın Vicky'i sevmediği belliydi.Umarım bnim de sevmememe neden olacak bir kız olmaz...

Vicky yine yemekte karşıma oturdu. "Okulun aşçıları harika yemekler yapıyor.Eski okulum hiç böyle değildi." Dedi mutlulukla yemeğini yerken. "Lütfen yanlış anlama ama' neden bu kadar mutlusun?Yani mutlu olmak güzeldir ama..." "Mutlu olmayı seviyorum, dünyaya mutlu olmak için gelmişim gibi hissediyorum." Diye cevap verdi yine neşeli bir tonla.Dünyaya mutlu olmak için gelmek... Güzelmiş.

Okul çıkışı arabaya binerken Vicky peşimden geldi. "Sizinle gelebilir miyim? Ailem izin verdi." Vicky'e öylece baktım. "Kusura bakma ama biz göz doktoruna gideceğiz.Hem ailem daha seni tanımıyor." "Nasıl tanımaz ki??? Babam senin babanla okul kaydı için görüştü." "Yine de bugün olmaz." "Peki,göz numaranı öğrenince söyle,merak ediyorum." Dedi yanımdan giderken.Ben de arabaya bindim ve yola koyulduk.

"Baba,Vicky Wreath'i biliyorsun değil mi?" "Vicky...Ne? Öyle bir kız okulumuzda yok." "Ama olması gerek.Onla sohbet ediyoruz ve onun babası seni tanıyormuş." "Öyle bir kız okulumuzda gerçekten yok,iyi misin?" İyi misin mi?

Asıl o iyi mi?

"Şu hangi harf?" "P" "Şu hangi harf?" "N" "Dikkatli bak."

"H'ymiş" "Bay Molly,kızınızda miyopluk,hipermetropluk ve astigmatlık var.Numaralarına şuradan bakabilirsiniz." Bir saniye,ne? Üçü aynı anda mı? "Çok da düşük sayılmaz numaraları... Sağ gözü -1.75 miyop ve sol gözü +2.00 hipermetrop." Babam reçeteye mutsuz bir şekilde bakıyordu. "Biraz geç kalmışsınız." Dedi doktor. Sağolun, bu dediğiniz beni çok "mutlu" etti! Hastaneden çıkarken ikimiz de mutsuzduk.Hastaneden çıktıktan sonra optikçiye gittik ve gözlük seçmeye başladık.Bütün gözlükler birbirine benziyordu ama hepsi yüzümde birbirlerinden çok farklı görünüyorlardı.Renk renk,şekil şekil gözlükler denedim ve en son damla model altın rengi bir gözlükte karar kıldım.

Gözlüğün parasını ödedikten sonra bize yarın teslim alabileceğimiz söylendi. Ona uygun merceği takacaklardı.

Eve dönerken bir süre düşündüren doğru kararı mı vermiştim? Ya bu gözlük aslında bana yakışmıyorsa ve sadece o an gözüme güzel gelmişse?Umarım öyle bir şey olmaz.

"Buna inanamıyorum,küçük Harper'ın göz numarası o kadar ilerlemiş mi?" "Ne yazık ki evet..." "Bu kıza cidden üzülüyorum.Hem astımı var,hem güneşe çıkması kesinlikle yasak, hem bazı meyvelere alerjisi var,bir de şu göz çıktı başımıza.Daha önceden iç organlarıyla da sorunlar yaşamıştı." "Biliyorum,biliyorum..." Gerçekten acınasıydım,

Neden bütün hastalıklar beni buluyordu ki? Ne olurdu acaba rahatça nefes alabilseydim,güneşe çıkabilseydim veya ağız tadıyla meyve şöleni yiyebilseydim?

Sabah...

Arabadan iner inmez Vicky'nin karşımda dikildiğini fark ettim. "Eeee Harper?Gözlerin nasılmış,öğrenebildin mi?"

"Öğrenebildim ama öğrenmez olaydım..." "Hmmm...üzücü.Bu arada dün rüyamda seni gördüm,çok güzeldin ve çok şık bembeyaz bir elbise giyiyordun..." "Güzel rüyaymış Vicky,bu arada gözlüğümü bu akşam alabileceğim,yarın görürsün." "Sana yakışacağını düşünüyordum." Biraz konuştuktan sonra ikimiz de sınıflarımıza döndük,bizim ilk dersimiz matematikti ve test çözecektik.Soruların çoğunu yapabilsem de bazı sorular beni epey zorladı...Çözmeye çalışıyor,hafızamı zorluyordum.Ama bu soruyu çözmem yerine,bir anda havalanmama sebep oldu.Evet,popom ve ayaklarım yerden kesilmişti.Ama şöyle bir gariplik vardı ki kimse bana bakmıyordu.Yerden birkaç parmak kadar havalandıktan sonra bazı tuhaf sesler duymaya başladım.

"Yapamazsın." "Yapamazsın." "Yapamazsın." Hayır, yapabilirdim.Bu soru ne kadar zor olsa da çözebilirdim.

Bu seslere karşılık dişimi sıktım ve bu hareket tekrar aşağıya inmemi sağladı.Soruyu tekrar çözmeye çalıştığımda da...

Çözebilmiştim.

"Hey kızıl vampir! Sonunda dışarı çıkmayı başarmışsın!" Bu sınıfımızdaki sinir olduğum çocuklardan biri olan Allen'dı.

"Sağdan bakınca da ucubesin,soldan bakınca da... Bu haline taş atmayı çok istiyorum ama sen kesin beni babana şikayet edersin." Bu çocuğu bilmem kaç kez şikayet ettim, ama onun ailesi yüzünden babam bile pek bir şey yapmıyordu.Sıradan bir ailesi olsaydı şuan kesin okuldan atılmıştı. Allen yanıma yaklaştı ve resim defterime baktı.

"Hiç de çizemiyorsun oysaki!" "Hey! Arkadaşımla düzgün konuş seni ucube!" Vicky yanıma gelmişti ve Allen'a kızıyordu. "Bak sen...Kızıl vampir asosyaliyle sırf iyi notlar almak için arkadaş olduğunun farkında olmadığımı sanma!"

"Benim zaten notlarım iyi,o uyuz hocaların ek notlarına ihtiyacım yok!" Dedi Vicky öne atılarak. " Acaba hocalara 'uyuz' dediğini arkadaşının babişkosu öğrence sana ne yapar?" Deyip kıs kıs güldü Allen. Birden hiç rüzgar olmamasına rağmen Vicky'nin saçları havalandı ve gözleri kahverengi olmasına rağmen mavi mavi parlamaya başladı.

"Bu kıza bir daha bulaşırsan hayatını kaydırırım." Aslında çok da korkutucu değildi,13 yaşında bir kız söyleyince; ama saçlarının havalanıp gözlerinin mavi mavi parlaması Allen'ı korkutmuştu. "İyi be!Gidiyorum." Allen yanımızdan uzaklaştı. "Teşekkür ederim,Vicky.ama buna gerek yoktu." Dedim. O da gülümseyerek "Olur mu hiç öyle şey,kimse arkadaşıma zarar veremez!" Dedi ve sonra vedalaşarak sınıfına çıktı.

Yemek yerken yine Vicky ile karşılıklı oturduk. "Harper, haftasonu buluşup pijama partisi yapalım mı? Ama senin evin olmalı." Bilmem,pijama partilerini çok duymuştum ama daha önce hiçbir arkadaşımla pijama partisi düzenleme-miştim.Hem ailem izin verir miydi? Vicky'i de tanımıyorlardı.

"Yani...Bilmem.Yani bana uygun ama ailem ne der onu bilmiyorum." "Peki,yani işte gelmeyi istiyorum ama gelemezsem de üzülmem." "Sana bir şey söyleyeceğim ama üzülme Vicky." "Nedir o?" "Bizim okula tam olarak nasıl geldin?" "Ne demek istiyorsun?" "Babamın senden haberi yok."

"Ne demek istiyorsun?!" "Babama senin ismini verdim ama o öyle bir öğrenci tanımadığını söyledi." Vicky yemek tabldotunu rafa yerleştirdi: "Baban şuan odasında mıdır?"

"Immmm...Bilmem."

Bunu yapmamız yanlıştı ama Vicky onun odasını karıştır-makta gerçekten ısrarcıydı.Çantamdan yedek anahtarı çıkardım ve Vicky ile gizlice genel müdür odasına girdik.

"7.sınıfa kaydolan öğrenciler hakkındaki belgeler ne tarafta?" Onu ben de bilmiyordum,etrafa bakmaya başladık.Elim kağıtlarda dolaşırken bir anda bir kağıt tomarını düşürdüm.Düşürdüğüm kağıtların üzerinde bazı 7. Sınıf öğrencilerinin isimleri yazıyordu ve fotoğrafları vardı.

Kağıtları incelerken Vicky'e ait olan kağıda rastladım.

Ona ait bir kağıt vardı,kağıdın üzerinde "Vicky Wreath" yazıyordu ve Vicky'nin vesikalık fotoğrafı vardı. "Vicky! Bu kağıt sana ait." Dedim kağıdı ona göstererek. "Bu kağıttan da bu okula ait olduğumu zaten anlayabiliyorsun.Bay Molly'nin bunu biliyor olması gerekiyor."

Okul çıkışı babama Vicky'i soracaktım ama onun odasına gizlice girdiğimi öğrenmemeliydi. "Baba,biliyorum bunu geçen de söylemiştim ama...Okulumuzda gerçekten Vicky Wreath diye bir kız var mı?" "Kim olduğu hakkında en ufak bir fikrim yok." Dedi bir yandan arabayı kullanırken. "Ne? Ama onunla okulda sık sık görüşüyoruz.Kocaman mor gözlükleri olan kısa saçlı yuvarlak yüzlü bir kız...." Sözümü kesti : "Bu aralar adamın biri yüzünden sinirlerim epey gergin. Daha sonra konuşuruz bu konu hakkında, şimdi gözlüğünü almaya gidelim. " dedi.Doğru ya,benim yeni gözlüklerim...

"Duruşu rahat mı?Tam oturuyor mu? Bir yürü bakalım." Dedi optikçi ben gözlüğü takınca.Yürürken bir yandan da kendime aynadan bakıyordum.Gözlük bana tahmin ettiğimden daha çok yakışmıştı,ama modelinden dolayı yüzüme biraz büyük geliyordu.Aynı zamanda iki gözüm iki farklı göz hastalığından muzdarip olduğu (astigmatı dahil edersek 3) için mercekleri farklıydı.Bu da bir gözümü çok büyük, diğer gözümü de çok küçük gösteriyordu.Babam bile o halime güldü,biraz komik göründüğünü ben de kabul ediyordum. Ama genel olarak beğenmiştim.

Eve dönerken yeni gzölüğümü de taktım.Takınca bir anda dünyanın çok net göründüğünü fark ettim.Çifter çifter gördüğüm şeyler tek tek olmuştu ve yazıları daha rahat okuyabiliyordum. Eve dönünce anneme de yeni gözlüğümü

Gösterdim.Annem her ne kadar beğendiğini dile getirse de yine de " Bu gözlük sanki biraz büyük ve erkek işi..." dedi.

Erkek işi falan değildi bu gözlük,kısa kıvırcık saçlarımla da uyumluydu ayrıca.Akşam yemeğini yedikten sonra odama geçtim ve ödevlerimi yaptım.Ödevden sonra da tabiki de uyudum.

Sabah...

"Vay canına!Bu gözlük sana deli gibi yakışmış!" Dedi Vicky bir yandan gözlüğümü incelerken. "Sana gözlük takmanın yakışacağını tahmin ediyordum ama bu kadar da değil." Dedi gülümseyerek. "Teşekkür ederim." Dedim. "Senin gözlüğün de sana çok yakışıyor." O da gülümsedi, birlikte sohbet ederken Rhoda sınıfa girdi ve o da gözlüğümü fark etti. "Bu gözlük sana çok yakışmış!" Dedi gözlüğüme yakından bakarak. Ben de yine teşekkür ettim, Rhoda yanımda Vicky'i fark edince ona ters bir bakış atı ve "Harper ile baş başa konuşmak istiyorum,birkaç dakikalığına sınıfımızdan çıkar mısın?" Diye sordu. Vicky cevap dahi vermeden sınıfımızdan çıkınca Rhoda beni yakamdan tutup kendisine çekti: "O kız kim ve neden ben yerine sürekli onla takılıyorsun?! Biz kankaydık zannediyordum,ayrıca o kızda tuhaf bir şeyler var." Rhoda'nın elini yakamdan çekip " Sen hep diğer kızarla takılıyorsun,ama ben takılınca sorun olmuyor...Çok saçma! Ayrıca o iyi bir kız." Dedim. Vicky'i seviyordum,gayet iyi bir kızdı ve onla takılmak eğlenceliydi.

Rhoda bana ters bir bakış attı ve "Öyle olsun, ama baştan söyleyeyim; o kızda şüpheli bir şeyler var.". "Tamam." Dedim ve ders için kitaplarımı çıkardım.

Ders çok sıkıcıydı,dersi dinlemek yerine tgüm ders defterimin kenarına resimler çizdim.Zaten bildiğim ve gayet te yapabildiğim bir konuydu,bu yüzden benim için sorun yoktu.Rhoda'nın dersi dinlerken ara sıra benim çizimlerime baktığını fark ettim. Ona döndüğümde yüzünü ekşiltti ve "Vicky mi o?" Diye sordu.Allah'ım...Bu kız Vicky'e kafayı takmıştı! "Hayır değil." Dedim öğretmenin duyamayacağı bir şekilde.Sonra çizmime devam ettim,çizdiğim kişi Vicky değildi;sadece gözlük takan bir elfti.Tamam,Vicky'den esinlendim ama ben gördüğüm herkesi çiziyordum zaten.

Yemekte Rhoda'nın bizden uzakta oturduğunu fark edince Vicky'e "Rhoda'ya sinir oluyorum." Dedim.Vicky de gayet duygusal bir tonda "Ama o senin yakın arkadaşın,neden öyle bir şey dedin ki?" Diye sordu. "Sana kafayı takmış." Dedim.O da "Birinin beni kafaya takması seni neden ilgilendiriyor?" Diye sordu. "Çünkü...Arkadaşımsın.Yakın arkadaş..." dedim tabağımdaki köfteleri sıra olarak dizerken. "Böyle şeylerle ilgilenmene gerek yok Harper, bu kadar 'arkadaş' olmana gerek yok." Dedi gülümseyerek. "Tamam." Dedim ama yapabileceğimi sanmıyorum.Dürüst olmak gerekirse ben de Rhoda kadar bir şeyleri kafaya takıyorum ama bu her zaman kötü olmuyor.Ders çalışırken veya başka işler yaparken de hep aklıma geliyor kafama taktığım şeyler.

Yemeğimi bitirdikten sonra tabağımı tabldot rafına kaldırdım ve bahçeye baktım.Kar yağmıştı,karla oynamayı çok severdim ama tam tep edeki güneş...İşte o benim için sıkıntılıydı.Vicky de karı fark edince "Hadi bahçeye çıkalım!" Dedi ama onu reddedip güneş alerjimin olduğunu söyledim.

"Ama geçen bahçeye çıkmıştın..." derken sözünü kestim.

Sene boyunca sadece o gün bahçeye çıkmıştım ve onda da oldukça köşede gölge bir yerde oturmuştum. Bendeki bu güneş alerjisi resmen bir işkenceydi,yıllardır güneş yüzü göremiyordum bu yüzden!

Sınıfta bir yandan dışarıda kartopu oynayanları izlerken bir yandan da defterime hikaye yazıyordum.Vicky bensiz dışarı çıkmıştı ve kenarda oturup öylece kartopu yapıp yere atıyordu.ona katılmayı çok isterdim ama işte...Belki güneş batınca annem ve babamla kartopu oynardım.Bu arada yazdığım hikaye bir aşk hikayesiydi.Bu tarz hikayelerde aslında beceriksizimdir ama geliştirmek istiyorum, büyüyünce de yazar olma istiyordum.Hatta bu yüzden edebiyat fakültesi'nde okuyacaktım...

Derslerden sonra eve döndüğümüzde hava kararmıştı, evimizin bahçesi de karla kaplanmıştı.Annemle babama birlikte kartopu oynayıp oynayamayacağımızı sordum. Onla da suratlarını astılar ve "Belki daha sonra..." deyip arabaya bindiler ve gittiler.Yine işleri vardı... Bıkmıştım bu işlerinden, eskiden bu kadar işleri yoktu bide,son zamanlarda olmaya başladı. Kendimi karlara attım ve birkaç dakika öylece yuvarlandım.Islak kıyafetlerimle eve girip duş aldım ve vücuduma krem ve losyonlarımı sürdükten sonra pijamalarımı giyip ödevlerimi yaptım. Annem gitmeden önce bana fasulye yemeği yapmıştı,mikrodalgada çevirdikten sonra oturup yedim. Tek başına yemekten nefret ediyordum,kendini halihazırda olduğundan daha yalnız hissediyordum.Fasulyeyi bitirdikten sonra biraz kitap okudum ve kendimi un çuvalıymış gibi yatağıma attım.

Sabah...Sabah uyanıp rutin işlerimi yaptıktan sonra peynirli omletimi yedim ve sonra okula gitmek üzere arabaya bindim. Arabaya bindiğimde taktığım gözlüğün aslında güneşte camının karardığını fark ettim.Bunu bile düşünmüşlerdi! Arabadan inince Vicky'nin beni beklediğini gördüm.Arabadan iner inmez çantamı aldı ve sınıfıma kadar taşıdı. Her zaman buna gerek olmadığını söylüyordum ama yine de yapıyordu.İkiniz sınıfıma girince Rhoda'nın ikinize kızgın bir şekilde baktığını fark ettim.Masmavi gözleri onu daha da ciddi gösteriyordu.Vicky'e gitmesini söyledim ve Rhoda'ya bir süre öylece baktım. "Vicky'i köle olarak mı kullanıyorsun sen?" Diye ters bir şekilde sordu. "Hayır, çantamı taşımayı o istedi." Dedim paltomu çıkarıp asarken.

"Bir insan neden öyle bir şey ister ki?" Diye sordu uzun saçlarını tararken.Ofladım ve ona döndüm, "Bir daha yanımda Vicky hakkında konuşma." Dedim. Bu dediğimi umursamışsa benzemiyordu,saçlarını taramaya devam ederken "Bu arada bugün taramamışsın saçlarını." Dedi.

Lavaboya gidip baktım,saçlarım her zamankinden daha dağınık görünüyordu. Elimle düzelterek sınıfa geri döndüm.

Rhoda tarağını bana uzatarak " İster misin?" Diye sordu. Başkasının tarağını hayatta kullanamazdım.

Dersimiz İngilizceydi ve sınav olduk.Sınav çok kolaydı ve bu yüzden erken bitirdim.Kollarımı kafamın arkasına koyup yaslanırken Rhoda'nın kağıdına göz ucuyla baktım.Kız hep hatalı veya eksik cevaplar veriyordu ama kopya veremezdim tabi.Ventolin'imi ağzıma sıkıp buharı içime çektim ve vucüdümü esnettim.Sonra hikaye yazmaya devam ettim.

Dersin sonunda kağıtlarımız kontrol edilmiş olarak bize geri verdildi. Ben A+ almıştım,zaten sürekli o notu aldığım için ekstra bir sevin duymadım.Rhoda'nın işe benim aksine yüzü düşmüştü.Utancından kağıdını gösteremeyince göz ucuyla kağıdına baktım.Kağıdının üzerinde kocaman bir "D" vardı.

Onu içimden gelen iyilik ile sakinleştirmek istedim fakat bunu yaparsam bana "Sen mutlusun zaten!Çünkü A+ aldın." Derdi.Bunu duymak istemiyordum,bu yüzden bir şey demedim.

Teneffüste Vicky yanıma geldi,ona sınavdan A+ aldığımı söylediğimde "Senin adına sevindim!" Dedi.Onlar da şimdi gireceğimiz derste aynı sınavı olacaklarmış. "Umarım iyi bir sonuç alırsın!" Dedim o sınıfına dönerken, o da bana gülümsedi.

"Harpeeer!Tahmin et kaç aldıııım?" Gayet mutlu bir şekilde söylediğine göre iyi bir sonuç almıştı. "A+ mı?" Diye sordum.O da "Çok yaklaştım ama o değil,düz A aldım."

Dedi yine gülümseyerek. "Olsun,yine iyi." Dedim.O da bana teşekkür etti. Yanımda oturan Rhoda bunu duyunca "Demek öğretmenler senin Harper'ın arkadaşı olduğunu öğrenmiş." Dedi.O an suratıma şaplak attım,ne tür bir salaktı bu? Vicky gülümsedi ve "Bilmiyorlar ki,yani saf başarı." Dedi.Rhoda gözlerini devirerek "Öyle olsun..." dedi ve diğer arkadaşlarının yanına gitti.Vicky bana "O kaç aldı?" Diye sordu. "Söylersem de duyarsa hoşuna gitmeyebilir." Deyip geçiştirdim.

Okul çıkışı karların içinde yürüyerek arabaya bindim. Babam da arkamdan gel kotuğuna oturunca ona A+ aldığımı söyledim. O da "Zaten başka ne alabilirsin ki?" Diye sordu gülümseyerek.Ben de gülümsedim ve "Bugün hazır cumayken...Eve dönünce üçümüz kartopu oynayabilir miyiz?" Diye sordu.O da "Pazar günü falan oynasak? Bu akşam ve yarın da yoğunuz." Dedi. Bunu duyunca üzzülmüştüm, "Yani yine evde tek kalacağım..." dedim. O da derin bir nefer alarak "Evet..." dedi. Yol boyunca giderken soru sormaya devam ettim: "Bu işinizin ne olduğundan bana bahsetmeyecek misin?" . "Bunu anlamak için daha yaşın küçük." "Anlayabileceğimi düşünüyorum." Desem de yine de o reddetti.

Beni eve bıraktıktan sonra da annemi de alarak gidecekleri yere gittiler.Bahçedeki karlara biraz baktım,canım pek de oynamak istemiyordu.Yedek anahtarla kapıyı açıp içeri girdim ve çantamı bırakıp yemeğimi yedim.Sonra televizyon eşliğinde ödevimi yaptım ve biraz kitap okudum. Yarın okul olmaması,benim geç uyuyabileceğim anlamına geliyordu. Buna rağmen yine de saat 9.30'da uykum gelmişti. Bu yüzden uykuya daldım.

Gece yarısı penceremin açılma sesiyle uyandım,yatağımın dibinde olan dev pencerenin kenar kafama çarptı.O an siyah bir silüet belirdi,silüetin kısa saçları rüzgarda dalgalanıyordu.

Bana doğru yaklaştıkça ayın yansıttığı ışıkla yüzü belli oldu: Bu Vicky'di. "Burada ne arıyorsun ve...Evimi nereden biliyorsun?" Diye sordum fısıldayarak. "Bilirim işte..." dedi ve yatağıma,yanıma atladı. "Ailen evde mi?" Diye sordu.

"Hayır..." dedim. "Daha dönmediler." Elindeki dev çantadan kasetler çıkardı, "Kasetçalarınız var mı?" Diye sordu. Kalktım ve beni oturma odasına takip etmesini söyledim, televizyonumuza aynı zamanda kaset de takılabiliyordu.

Vicky kasetlerden birini bölmeye soktu ve televizyonu açtı, ikimiz filmi izlemeye başladık.

"Ya ailem şimdi gelirse?" "Gelmezler..." "Nereden biliyorsun?" "İçimdeki ses öyle diyor..." Vicky filme odaklanmış durumdaydı, "Atıştırmalığınız var mı?" Diye sordu. "Yok." Dedim,evde pek öyle atıştırmalık bulundurmazdık. "En azından içecek getirdim." Dedi ve çantasından bir şişe viski çıkardı "Alkol kötü bir şey biliyorum:)" dedi gülümseyerek. "Hayır hayır olmaz... Alkol içemem ben,hem yaşımız daha çok küçük ne saçmalıyorsun sen?" Gülümsemeye devam ediyordu "Hadi ama... Kırma beni." Ona ters ters baktım, "Kendini kaç yaşında sanıyorsun? 13 bile değilsin!" Dedim. "13 yaşına geçen ay girdim aslında,hadi ama...N'olur...Birer bardak sadece."

Ofladım ve iki bardak getirdim. "Sırf sen yalvardın diye!"

Bu kız neyin kafasını yaşıyordu?13 yaşında viski mi içilir?

Vicky bardağıma biraz doldurunca ucundan koklayarak nasıl koktuğunu anlamaya çalıştım. "Hadi iç artık..." dedi bıkmış bir ses tonuyla. "Hayır,içemem." Dedim.O dqa gözlerini kocaman açarak "İçeceksin." Dedi.Gözlerinin bunda ne gibi bir etkisi oldu bilmiyorum ama o bana öyle bakınca bardağı ağzıma yaklaştırıp küçük bir yudum aldım.

Alır almaz öksürecek gibi oldum ama öksürmedim.O bana gülerek bakıyordu,o gülerek bakınca benim de güleceğim tuttu.İkimiz gülmeye başladık. "Bu şey çok ağır! Daha fazla içemem!" Dedim.Ben bunu derken Vicky içmeye devam ediyordu. "Senin ailen bu tür şeylere kızmıyor mu?" Diye sordum.Kıkır kıkır gülerken "İzin veriyorlar..." dedi. Bardakta kalanı lavaboya dökerek "Oldukça özgür bir ailen var sanırım." Dedim.Kızları gece yarısı öylece evime giriyor, alkol içiyor falan... "Yani evet...Öyleler." Dedi gülmeye devam ederken.O gülünce ben de gülüyordum, gülmek sanırım bulaşıcı bir şeydi.Gülmekten nefesim dahi kesildi ama neyseki yanı başımda sevimli mavi Ventolin'i vardı.

İlacı ağzıma sıkıp birkaç kez öksürdüm,Vicky o halime bile gülüyordu.Başkası yapsa sinir olurdum ama sinir olmak yerine güldüm.İkimiz öylece gülerken kapının çaldığını duydum. Vicky kaseti kasetçalardan alıp çantasına koydu ve "Sonra görüşürüz!" Diyerek penceremden dışarı çıktı. Onun bardağını lavaboda hızlıca yıkadıktan sonra kapıyı açtım, annem ve babam gelmişlerdi ama oldukça yorgunlardı. Hemen yatak odalarına geçtiler, ben de uyumayı düşündüm ama sanırım alkolün uyku kaçırıcı bir etkisi vardı. Kafamı yastığa koyunca normalde hemen uykum gelirdi ama bu sefer gelmedi.Her türlü uyuma şeklini denedim ama hiçbir şekilde uyuyamıyordum.Yatağımdan kalkıp odamın içinde öylece dolandım, o sırada Vicky'nin masamda bıraktığı saç lastiğini fark ettim.Lastik mordu ama üzerinde sarı desenler vardı.Saçlarım toka takamayacak kadar kısaydı,bu yüzden bileğime taktım ve gece uykuya daldım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.