İçeriğe geç

ATEŞLE OYNAMAK

Bölüm 21 · 2 dk okuma

ATEŞLE OYNAMAK

Bölüm 21

KIRILMA NOKTASI

Bölüm 20 – Kırılma Noktası

Ormanın içinden taşıyarak getirdikleri Derin, kamp görevlilerinin acil müdahalesiyle ilk yardım çadırına alındı. Elif, elleri hâlâ Derin’in kanına bulaşmış şekilde çadırın dışında bekliyordu. Kalbi küt küt atıyordu.

Toprak bir adım ötede, kollarını kavuşturmuş susuyordu. Derin’in “O yine geldi” sözü kulaklarında yankılanıyordu.

“Kim geldi?” diye sordu Elif sonunda. “Ne demek bu? Kim?”

Toprak başını iki yana salladı. “Bilmiyorum... ama bu kampın havasında bir gariplik var. Sanki hepimiz bir şeylerin ortasındayız ama ne olduğunu kimse açıkça söylemiyor.”

O sırada kamp lideri Mert geldi. Yüzü gergindi.

“Kimse kamp alanından çıkmasın. Bugün hiçbir yürüyüş, oyun, gece etkinliği yapılmayacak. Herkes kendi kulübesinde kalacak. Görevliler durumu kontrol altına almaya çalışıyor.”

Elif gözlerini kıstı. “Bu kadar mı? Bir kız ormanın ortasında saldırıya uğradı ve sizin tepkiniz ‘kulübeye dönün’ mü?”

Mert cevap vermedi. Göz göze geldiklerinde Elif onun bir şey sakladığını fark etti.

Gece, Elif uyuyamıyordu. Toprak gizlice kulübeye geldi. Yanına uzandı, sarıldı.

“Biliyor musun,” dedi Elif fısıltıyla, “Ben buraya sadece kendimi bulmak için gelmiştim. Ama şimdi kaybolduğumu hissediyorum.”

Toprak elini yüzüne koydu. “Kaybolmak kötü bir şey değil. Bazen yeniden yol bulmak için önce kaybolman gerekir.”

Elif gözlerini kapadı. Sessiz bir an geçti. Sonra fısıldadı:

“Ben seninle… olmak istiyorum. Bu karmaşanın ortasında, en gerçek his bu.”

Toprak durdu. Gözleri ciddileşti. “Emin misin? Sadece bu karışıklıktan kaçmak için değil, gerçekten mi?”

Elif cevap vermedi. Sadece ona yaklaştı. Dudakları birleştiğinde, kelimelere ihtiyaç kalmamıştı.

O gece, sessizce, karanlık bir kamp odasında sadece iki insan vardı. Geçmişlerinden, korkularından, her şeyden sıyrılmış hâlde birbirlerine sarılan iki beden. Elif için bu bir dönüm noktasıydı. Artık aşk, sadece kalp değil, bedenle de tamamlanmıştı.

Sabah olduğunda, kamp alanında farklı bir gerginlik vardı. Görevliler bir çember oluşturmuştu. Merkezde, yere çizilmiş bazı işaretler vardı. Sanki bir şeyin izleri. Derin hâlâ uyanmamıştı. Elif ve Toprak, kulübeden gizlice çıkıp çembere yaklaştı.

Toprak eğildi, çizimlere baktı. “Bu… bir işaret. Bir tür sembol.”

Elif’in içi ürperdi. “Ne işareti?”

“Bilmiyorum. Ama bu rastgele bir kazadan fazlası olabilir.”

Tam o sırada kamp lideri Mert, yanlarına geldi. “Burada ne işiniz var? Hemen kulübenize dönün.”

Toprak başını kaldırdı. “Ne saklıyorsunuz?”

Mert bir an duraksadı. Sonra sadece bir şey söyledi:

“Bu kampın geçmişi düşündüğünüzden daha karanlık.”

Ve arkasını dönüp uzaklaştı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.