[HASTANE — 14:05]
Hastanenin koridorunda yürürken ayaklarım sanki yere yapışmış gibiydi.
Demir yanımdan ayrılmıyordu. Annem ise birkaç adım önümüzde sessizce ilerliyordu.
Sonunda doktorun odasının önünde durduk.
Annem:
— Hazır mısın?
Derin bir nefes aldım.
Asena:
— Hayır.
Demir elimi sıktı.
Demir:
— Ben buradayım.
Kapı açıldı.
Doktor:
— Asena, içeri gelebilirsin. Annen ve Demir de gelsin.
Üçümüz içeri girdik.
Doktor masasındaki dosyayı önüne çekti. Birkaç saniye boyunca sonuçlara baktı.
Sonra gözlerini kaldırdı.
Doktor:
— Öncelikle sizi sakinleştirmek istiyorum. Sonuçlarda acil bir durum görünmüyor.
İçimden büyük bir nefes çıktı.
Asena:
— Peki... Neden tekrar çağırdınız?
Doktor dosyadaki bir sayfayı çevirdi.
Doktor:
— Bazı değerlerin tekrar kontrol edilmesi gerekiyor. Özellikle mide bulantınızın nedenini kesinleştirmek istiyoruz.
Demir hemen sordu.
Demir:
— Ciddi bir şey olabilir mi?
Doktor:
— Şu an bunu söylemek için erken.
Annem sessizce sandalyede oturuyordu. Fakat yüzündeki endişe hâlâ geçmemişti.
Asena:
— Yani henüz kesin bir sonuç yok?
Doktor:
— Hayır.
Doktor birkaç test daha önerdi.
Odadan çıktığımızda annem derin bir nefes aldı.
Asena:
— Anne... Sen neden hâlâ bu kadar endişelisin?
Annem bir süre bana baktı.
Annem:
— Çünkü bazı şeyler bana geçmişte yaşadığım bir olayı hatırlatıyor.
Kaşlarımı çattım.
Asena:
— Ne olayı?
Annem cevap vermedi.
Demir de şaşkınlıkla ona baktı.
Demir:
— Asena'nın bilmediği bir şey mi var?
Annem gözlerini kaçırdı.
Annem:
— Eve dönünce anlatacağım.
Kalbim yeniden hızlanmaya başladı.
Bu kez merak ettiğim şey test sonuçlarım değildi.
Annemin benden sakladığı şey neydi?