İçeriğe geç

Ateş Hattı | AhFer

Bölüm 36 · 4 dk okuma

Ateş Hattı | AhFer

Bölüm 36

Bölüm 36: Balayı

Uyandığımda birkaç saniye ne olduğunu anlamaya, ayılmaya çalıştım. Başımı Ahmet'in göğsünden kaldırdığımda beynim yeni yeni kendine gelmişti.

Ay biz evlendik değil mi?

Hafif aralık kalan camdan esen rüzgar keten perdeyi havalandırıyordu. Denizi gören odamızın içerisi deniz kokusu, güneş ışığıyla dolmuştu.

Hayat şu an yaşamaya değer duruyordu.

Yerimden doğrulup gece komodine bıraktığımız telefonlara uzandım. Telefonumu alıp gelen bildirimlere baktım. Tebrik mesajları, aramalar vs vardı. Önemli bir şey yoktu pek fazla.

Saat on ikiyi geçiyordu. Karnım acıkmıştı ve hafif ağrım da vardı.

Yerimden kalkıp sabahlığımı üzerime geçirdim. Gece duşa girdiğimiz için hala nemli olan saçlarıma baktım. Ahmet hala uyuyordu.

Banyoya geçip, elimi yüzümü yıkadım. Uyumaktan yüzüm şişmişti. Rutin bakımları yaptıktan sonra saçımı tarayıp, dağınık topuz yaptım.

Dudaklarıma nemlendiriciyi de sürdükten sonra odadan çıktım. Ahmet uyanmış hafif doğrulduğu yerden telefona bakıyordu. Onu görünce gülümsedim.

"Günaydın." dediğimde o da kocaman gülümsedi. Telefonu yanına bırakırken, "Günaydın karıcığım." demişti. Gülümsemem artarken yanına gidip oturdum.

"Hadi kalk artık, ben acıktım." dediğimde daha çok doğruldu."Benim karım acıkmış mı?" derken yüzümü ellerinin arasına alıp, her bir yerine bir öpücük bırakmaya başladı.

Ellerinden kurtulduğumda gülerek ellerini tuttum. "Evet acıkmış, ama sen beni yiyerek başladın, hoş değil." dediğimde güldü.

"Tamam hadi sen in, ben de geliyorum şimdi." dediğinde dudağından minik bir öpücük alıp yerimden kalktım.

Mutfağa indiğimde mutfağın bahçeye açılan kapısını açıp biraz dışarı baktım. Deniz de bahçe de çok güzel gözüküyordu.

Mutfağa geçip çay koydum. Yumurtayı kıracağım için dolaptan sucuk çıkarttım. Acımdan ölüyordum.

Ben yumurta yaparken Ahmet merdivenlerden indi. Üzerine beyaz bir tişört altına şort geçirmişti. Saçlarını gelişigüzel düzeltmiş, elini yüzünü yıkayıp inmişti.

Yanıma gelip yanağımdan öperken doğradığım salatalıklardan birini alıp ağzına attı.

"Çok acıkmışım." dediğinde ona katıldığımı belli eden bir mırıltı çıkarttım.

"Hadi peynir çıkart sen de. Yumurta soğumasın diye yapmadım, onu yapayım ben de."

Başını sallayarak dolaba ilerlediğinde çırptığım yumurtayı hafif kızaran sucukların üzerine döktüm.

Ahmet peynirleri ayarlarken ben de sofrayı kurdum. Bugün balayı için yine yola çıkacaktık. Vallahi balayı olayın en tatlı kısmıydı sanırım.

Masaya tavayı bıraktığımda kasığımdaki ağrının acısı artmıştı. Refleks olarak elim karnıma giderken, ağzımdan minik bir çığlık çıktı. Ahmet elindeki tabakla yanıma geldi. "İyi misin? Ne oldu?" dediğinde endişelenmemesi için başımı salladım. "Uyandığımdan beri bir ağrı vardı zaten, hareket edince ağrı girdi. Bir şeyim yok, yemekten sonra ağrı kesici içerim geçer." dediğimde kolumdan destek olup sandalyemi çekti.

"Tamam sen otur, ben gerisini hallederim." dediğinde başımı salladım. Masayı verandaya kurmuştuk. Tam o sırada telefonum çaldı. Ablam arıyordu.

"Efendim abla?" diyerek açtım telefonu.

"Ay Feride, uyandırmadım değil mi? Rahatsız etmiyorum inşallah?" dedi sesi ölümüne alaycıydı ve dalga geçmek için bu saati zor beklediği belliydi.

"Yok ablacığım, uyandırmadın, rahatsız etmiyorsun." dedim ben de gülerken.

"Ay iyi bari, benim sana bir haberim var. Ama görüntülü aramadan önce bir arayayım dedim." dediğinde kıkırdamasına engel olamamıştı.

"Tamam kapat görüntülü arayayım." dediğimde telefon suratıma kapandı. Ahmet verandaya çaylarla çıktığında ablamı görüntülü aramaya almıştım.

"He abla söyle ne oldu?" dediğimde Ahmet de arkamdan gözükmüştü.

"Aa, Ahmet günaydın." dedi ablam hala sırıtıyordu. Eniştem de yanındaydı.

"Günaydın Fatma da, hayırdır inşallah?" dedi yeni evli çifti öğle vakti aramalarının sebebini ikimiz de merak ediyorduk.

"Ay valla çok önemli. Hazır mısınız?" dediğinde ikimiz de başımızı salladık.

Elindeki hamilelik testini ekrana gösterdiğinde gözlerim yerinden çıkacak gibi açıldı. Elim ağzıma giderken yerimden kalktım.

"Abla!" dediğimde o da güldü. Gözlerim dolmuştu. Ahmet'e baktığımda anlamamıştı. "Hamileymiş!" dediğimde anında yüz ifadesi değişti. Gülmeye başladığında ben mutluluktan ağlamaya başlamıştım.

"Kınadan sonra test yapmayı unutmuşum. Bu sabah aklıma geldi, yaptım. Pozitif çıktı. Doktora gideceğiz bugün." dediğinde gülümseyerek ona baktım.

"Abla bu çok güzel bir haber." dedim ağlarken. "Teyze oluyorsun kızım!" dediğinde daha çok ağlamaya başlamıştım. Ahmet'in göğsüne kafamı yaslarken, Ahmet telefonu elimden aldı.

"Hayırlı olsun, bacanak." dediğinde eniştem de gülerek teşekkür etti. Çok uzatmadan telefonu kapattığımızda ben ağlamayı bırakmış, Ahmet'e sarılmış gülümseyerek çevreyi izliyordum.

"Her şey o kadar güzel ki." diye mırıldandığımda saçlarımdan öptüğünü hissettim.

"Çok şükür." diye mırıldandığında gülümsedim. Yemeğe geçtiğimiz de ikimiz de kıtlıktan çıkmış gibi yemeğe girişmiştik.

----------

Evi toparlamış, hazırlanmış valizlerimizi alıp arabaya binmiştik. Tatil başlıyordu sonunda.

Arabada şarkı eşliğiyle havaalanına geldik. Arabayı park ettikten sonra gerekli kontrollerden geçtikten sonra Bosna yolculuğu başlıyordu.

1.5 saat sonunda uçağın tekeri yere değdiğinde yerimizden kalkıp çıkışa ilerledik. Kalacağımız otele geçmeden önce iki haftalığına araba kiraladık ve otele geçtik.

Yemek yedikten ve otele yerleştikten sonra Bosna Hersek sokaklarında dolaşmaya başladık. Birçok tarihi mekan vardı. Mostar köprüsüne de gittikten sonra otele dönmüştük.

Gezmek iyi gelmişti ama iyiden iyiye yorulmuştuk. Film izlerken ben uyuyakalmıştım.

Ertesi gün uyanıp kahvaltı yaptıktan sonra mutlaka gezmelisiniz denilen yerleri gezerken video da çekiyorduk.

Çok uzağa gitmeyi istememiştim. Hem yakım olsun, hem farklı olsun, hem de gezebilelim diye Bosna Hersek'i seçmiştik.

İlk hafta gezilecek her yeri gezdikten sonra ikinci haftada da otelde dinlenerek, havuza girerek, masaj yaptırıp o yorgunluktan arınarak geçirmiştik. Sonunda İstanbul'a döndüğümüzde yenilenmiştik ve artık eski tempomuza dönebilirdik.

Sıla da ailesinin yanından, İstanbul'a yanımıza geldiğinde tamamlanmıştık.

Bölüm sonu

2 yorum