İçeriğe geç

Ateş Hattı | AhFer

Bölüm 31 · 8 dk okuma

Ateş Hattı | AhFer

Bölüm 31

Bölüm 31: Sıloş

Bu sabah İstanbul'a dönüyorduk. Erken bie vakitte kalkıp hep beraber kahvaltı yaptık. Ailelerle vedalaşma faslındaydı sıra. Ahmet'lerin ailesi de buradan İzmir'e dönecekti.

Anneme babama ve Efe'ye sıkıca sarıldıktan sonra anneannemin, babaannemin ve diğer büyüklerin elini öpüp sarıldım. Kuzenlerimle ve Ahmet'in ailesiyle de vedalaştık. Ortalama 7-8 araba mahalleden peşpeşe çıkarken bizim önümüzdeki Mert'in kornaya basmaya başlamasıyla Ahmet de ona uydu. Mahalleden çıkana kadar korna basa basa ilerledik.

Ahmet, "Kız aldık basacağız tabi!" diye bağırdığında gülerek rahat bir nefes verdim.

Yerimden hafif kalkıp yanağından öptüm. İki gündür adamakıllı görmüyordum bile özlemiştim.

"Ne o aşka geldin?" dedi gülerek.

"Özledim be!" dediğimde güldü.

Mert arabadan son ses oğlan bizim kız bizim şarkısını açtığında gülmeye başladım.

"Adam yıllardır bu anın hayalini kuruyor bırak dokunma garibime!" dedi Ahmet.

Arabada nedensizce düğün havaları çalmaya başlamıştı. Manisa'dan çıktıktan sonra durulmuştuk. Birkaç saatte bir mola vererek en sonunda İstanbul'a ulaşmıştık.

Eve geçmek yerine ofisten çağırdıklarında ofise geçtik. İçeri girdik ve bahçeye çıkmamızla oyun havası çalmaya başladı. Yiğit'ler Enes'ler herkes buradaydı. İstemeye gelemedikleri için eğlenelim diye çağırmışlardı.

"Damdan dama damımız,

Oynasın damadımız!" Yiğit oynaya oynaya yanımıza gelip Ahmet'i kolundan çekti ve oynatmaya başladı.

Aysude de yanıma geldi ve koluma girip ortaya çekti. Hep birlikte oynamaya başladığımızda Mert ve Yiğit sanki onlar evleniyor gibi mutlulardı.

Ahmet, "Oğlum bu kadar sevineceğinizi bilsek, daha önce evlenirdik!" dediğinde herkes ikisine bakıp güldüler. Baya ikisi karşılıklı oynuyordu şu an.

Mert, "Oğlum yıllardır bu günü bekliyorum lan ben! 9 saat araba sürdüm ama bir 9 saat oynarım burada! Oh oh!" diyerek Ahmet'e gerdan kırdığında gülmekten bayılacaktım.

"Evlenen benim, gelin olan benim ben bu kadar oynamadım!" dediğimde Sıla ve Aysude yanıma geldiler.

"Harbiden sen niye oynamıyorsun! Hadi bakayım hop hop!" Aysude kollarımı tutup kaldırdığında şarkı değişti. Erik dalı çalmaya başlayınca oynamaya başladık. Tuğçe de bize katıldığında tüm ekip oynuyordu.

Dün gecenin tekrarı yaşanıyordu resmen. Ortalama bir saat kadar oynadıktan sonra oturup kahve içmeye başladık.

"Lan cidden tavuk mu kestin!" diye Mert'in anlattığı olaya tepki veren Yiğit'e baktım.

"Hiç sorma aga ya!" diye Ahmet o ana geri döndüğünde ablam, "Bizden kız almak öyle kolay değil." dedi ve göz kırpıp güldü.

Sıla, "Ama abimi görmeniz lazımdı sanki kırk yıllık kasap!" dediğinde aynı anda gülmeye başladık.

"Kesemeseydi ne olurdu?" diye soran Tuğçe'ye baktım.

Ahmet korku dolu gözlerle, "Anneannesi evlendirmezdi herhalde." dedi ve kulağını çekip masaya vurdu.

"Kızı alamayacağım diye aklın çıktı galiba Ahmet." dedi Yaren. "Kızım bunda bir kuzenler var, izbandut gibiler. Korkmadım desem yalan olur." dediğinde gülerek ona yaslandım.

Mert, "En kötü kaçırırdık Feride'yi." dedi gülerek. Ahmet ona elini uzattığında çak yaptılar. Ahmet kolunu omzuma attığımda gözümü kapattım. Uyku bastırmıştı.

Bir saat sonra yola çıkıp eve döndüğümüzde eşyaları yerleştirmeden duşa attım kendimi. Daha sonrasında bir şeyler atıştırıp hemen yattım.

Aşırı uykusuz ve yorgun hissediyordum kendimi.

-------

Son makineyi de boşalttıktan sonra kurutma makinesini çalıştırdım. Valizimi boşaltıp evi toparlamıştım. Akşam olmuştu bile ama uyuduğum için uykum yoktu.

İzleyecek bir şey de bulamayınca yayın açmaya karar verdim. Duyuru yaptıktan sonra bir üzerimi değiştirdim çünkü üzerimde saten şortlu siyah gecelik vardı. Hoş değildi.

Düz bir tişört ve pijama giydikten sonra Ahmet'e mesaj attım.

F: Aşkım uyuyor musun?

Birkaç dakika bekledim ve tam arayacakken geri döndü.

A: Yok güzelim, oyun oynuyordum.

F: Yayın açacağım da gelsene sen de beraber yapalım yayını.

A: Olur geleyim.

F: Sıla'ya da söyle o da gelsin.

A: O uyuyor hala.

F: Aaa, tamam o zaman bırak uyusun.

A:Tamam yavrum, on dakikaya geliyorum.

F: Tamam ben yayını açıyorum acele et.

Sohbetten çıktıktan sonra tripodu ayarlayıp telefonu sabitledim ve yayını açtım. Mutfaktaki ada tezgaha oturduktan sonra chate bakmaya başladım.

"Hoşgeldiniz! Bu yayın bir soru cevap yayını olsun istiyorum. Biliyorsunuz isteme gerçekleşti. Video gelecek zaten ama merak ettiklerinizi sorabilirsiniz." dediğimde kapı çaldı. Ahmet gelmişti. Yerimden kalkıp Ahmet'e kapıyı açtım. İçeri geçtiğinde telefonun karşısına geçmeden önce sarıldık. O da duş almıştı, al işte yine mayıştım.

Telefonun karşısına geçtiğimizde Ahmet, "Selam gençlik ne habersiniz?" dedi chat bir anda coştu.

"Durun len, okuyamıyorum!" diye gülerek sitem ettiğinde ben de güldüm.

"Ben bize bir kahve yapayım." dedim ve yerimden kalkıp kahve yapmaya başladım Ahmet de soruları cevaplıyordu.

"Evet aldık oğlum kızı!" dediğinde gülmeye başladım.

"Pazardan elma mı aldınız ya! İkide bir aldık kızı aldık kızı!" dedim yalancı bir kızgınlıkla.

"Alana kadar neler çektim, tabi söyleyeceğim iki de bir!" diye o da bana yalancı şekilde yükseldiğinde makinenin yaptığı kahveyi alıp Ahmet'e uzattım. Kendime de kahve yapmaya başladığımda, "Sanarsın, tarla sürdü, çobanlık yaptı. Altı üstü bir-" derken Ahmet lafımı bölüp, "Ne yaptığımı görmek isteyenler bu haftaki videoyu kaçırmasın." dediğinde gülerek başımı iki yana salladım.

Bir süre chati izledik, birinin 'Düğün ne zaman?' sorusunu görünce, "Daha düğün tarihi belli değil ama bu yaz veya son bahara doğru olabilir." dedim kahvemden bir yudum alarak.

Ahmet de, "Yaşayacağımız evi gösteririz, zaten bir tadilat süreci de olacak o süreçte de bir değişim videosu çeker öncesi sonrası yaparız." dedi.

Biri, 'Ahmet abinin askerlik ne olacak?' sorusunu ikimiz de aynı anda okuduğumuzda tamamen unuttuğumuzu fark ettik.

Aynı anda birbirimize baktık sonra Ahmet boğazını temizleyip, "İşler iyice ilerleyip tarih yaklaşmadan ben bedelli olarak yapıp geleceğim askerliği. Aslında aklımda 6 ay gitmek vardı ama evlilik işi girince araya ve şu an özellikle benim yapmam gereken şeyler çoğaldığı için 6 ay gidemeyeceğim." dediğinde tuttuğumu fark etmediğim nefesi verdim.

Bir saate yakın soruları cevapladıktan sonra yayını kapattık. Oturduğu yerde gerinirken, "Of sırtım ağrımış." diye mırıldandığını duydum.

"Benim de valla." dedim telefonumu tripoddan çıkardım elime alıp, koltuğa ilerledim. O da peşimden geldi yanıma uzandığında başımı göğsüne yasladım. O televizyondan Youtube'da gezerken ben de Instagram'a bakıyordum.

--------

Ahmet'le uyuyakalmıştık. Telefonun sesiyle uyandım. Ahmet'in telefonu çalıyordu. Açıp kulağıma götürdüm.

"Efendim Sıloş?" dedim çatallı çıkan sesimle, "Feride abim senin yanında mı?"

"Ha, evet. Yayın yaptık beraber de uyuyakalmışız." dedim gözlerimi ovuştururken. Ahmet hala uyuyordu.

"He tamam, abimi bir iki saat daha tutabilir misin?" dediğinde tek kaşım kalktı.

"Neden?" diye sordum sorgulayan bir sesle.

"Ya Berkay'a bir şey olmuş da iyi değilmiş, onu görmem lazım." dediğinde gülümsedim.

"Tamam tamam, sen hallet ben hallederim. Haber ver bana, çok da geç kalma, dikkat edin." dedim.

"Tamam merak etme, iyi ki varsın ya! Hadi öptüm." dediğinde kıkırdadım.

"Sen de iyi ki varsın aşkım. Hadi bay bay." telefonu kapattığımda Ahmet gözünü açtı.

"Feride?"

"Efendim?" dediğinde birkaç saniye ne olduğunu sorgulamaya ayırdı.

"Kim aradı?"

"He şey, Sıla. Seni göremeyince evde aramış." dedim.

"Korkmuş mu?" diye sorduğunda aşağı inmek isteyeceğini anlamıştım.

"Yok ya, merak etmiş."

"Ben ineyim aşağı geç olmuş zaten korkar şimdi o tek başına." dediğinde bir şey uydurmam lazımdı.

"Yok ya, korksa söylerdi zaten, buraya çağırdım gelmedi, biraz daha dur inersin aşağı." dediğimde sorgulayan gözlerle bana bakıyordu.

"Ya ara sor korktuysa inersin." diye ekledim hızlıca.

Telefonu alıp son aramadan Sıla'yı aradığında Sıla telefonu açtı.

Ahmet fırsat vermeden, "Abicim korktuysan geleyim?" dediğinde Sıla'nın uzaktan sesini duydum.

"Ha, yok abi ya. Evde göremeyince merak ettim. Takılın siz." dediğinde derin bir nefes aldım.

"İyi tamam, bir şey olursa ara beni bak." dedi.

"Tamam abi."

Telefonu kapattığında, sigarasına uzandı.

"Ben balkonda bir sigara içeyim." dediğinde koluna yapışıp oturttum.

"Burada iç!" balkona çıkarsa Sıla yakalanırdı.

"Feride iyi misin? Evde sigara içsem sigarayı bir tarafımda söndürürsün normalde?" dediğinde yutkundum.

"Ya tamam bir seferlikten bir şey olmaz. İç işte. Gel izleyecek bir şey bakalım." dediğimde işkillenmişti. Ama kabul edip oturdu. İzleyecek bir şeyler bakındık. O sigarasını içerken hızlıca elimi yüzümü yıkayıp içeri geçtim.

Of niye uyanmıştı ki, uyusaydı işte.

Telefonu çaldığında yanına gidip baktım. Mert arıyordu. "Efendim Mert?" dedi ve Mert'i dinledi.

"Yok o cumartesi günü, biz yarın buluşur ayarlarız mekanı."

Ne mekanı?

"Tamam, sen haber et bana."

"Hadi görüşürüz."

Ahmet'i oyalamam lazımdı. Yoksa her an ben aşağı ineyim, diyecek gibiydi.

Yanına oturduğumda ikimiz de sessizdik. "Ee beni göndermedin aşağıya? Bir şeyler yapalım bari." dediğinde bakışlarımı ona çevirdim.

"Tam onu düşünüyordum, ne yapsak ki?" dediğim an elini belimde hissettim. Ona döndüğümde sırıttığını fark ettim.

Sorgulayan bakışlar atarken yaklaştığını fark ettim. Bu benim aklıma gelmemişti. Sıla sağ olsun beyin tutulması yaşamıştım.

O an Sıla'nın hızlı gelmesini umarken, anın tadını çıkartmaya baktım.

---------

Uzanmış sessiz sessiz yatıyorken telefonuma mesaj geldi. Sıla'dan gelmişti. Ahmet'e çaktırmadan mesaja girdim.

S: Ben geldim evdeyim, abimi yollayabilirsin aşkım, sağ ol.

Yazıp öpücük emojisi atmıştı. Fark etmeden rahat bir nefes vermiştim. Ahmet telefonunda oyuna dalmıştı.

F: Biraz daha gelmeseydin hala olacaktın.

Yazıp gönderdim.

S:Ne? Oha! Lan! Ne yaptınız?

F: Bir şey yapmadık ya. Direkten döndü.

S: Hee, iyi bari.

F: Saçmalama, evlenmeden olmaz. Siz ne yaptınız?

S: Ya Berkay ailesiyle atışmış biraz. Kafası bozulunca beni aradı. Konuştuk falan, sen de henüz yenge olmuyorsun korkma.

Yazdığında güldüm istemsiz.

Ahmet, "Neye gülüyorsun sen?" diye telefonuma uzandığında telefonu göğsüme çektim.

"Kızlar grupta konuşuyor. Özel, kızsal. Bakma!" dedim aceleyle.

"Ay tamam be cırlama!" dedi yerine geçerek.

F: Evlenmeden olmaz Sılalom. Evlenmeden olmaz!

S: Aynı fikirdeyim.

Yazıp gülen emoji koymuştu.

S: Neyse abime yakalanmadan sil mesajları. Sonra anlatırım ben sana.

F: Tamam hadi görüşürüz.

Son mesajları sildikten sonra telefonu kapatıp koydum.

"Of kafam ağrıdı, ben bir ilaç içeyim." dedim ilacın olduğu kutuyu indirirken.

"İyi misin?" dedi başını saniyelik telefondan kaldırırken.

"Uyu, uyan dengem bozuldu ya. Başım ağrıyor." dedim ağrı kesici içerken.

O da derin bir nefes alıp telefonu bıraktı. Ben su içerken gelip belimden sarıldı, omzumda dudaklarını hissettiğimde su içmeyi bitirip başımı başına yasladım.

"Hadi sen de yat uyu, ben de ineyim Sıla'ya bakayım." dediğinde başımı salladım. Onu kapıdan uğurladıktan sonra kapıyı kilitledim. Ortalığı toparlayıp yatağa attım kendimi.

İlacın etkisiyle uyumuşum.

Bölüm sonu

1 yorum