İçeriğe geç

Ateş Esirleri

Bölüm 1 · 4 dk okuma

Ateş Esirleri

Bölüm 1

Gerçek

Bir Çarşamba akşamıydı. Babamın işi en geç akşam 9'da bitiyordu. Bu akşam saat 9'u geçmesine rağmen eve gelmemişti. Saatler ilerledikçe endişem büyüyordu, ama endişe etmemin babamın erken gelmesine bir fayda etmeyeceğini anlamıştım ki dış kapının aniden açılmasıyla irkildim ve düşüncelerimden sıyrılıp, gözlerimi kapıya diktim. Ecrin, annem ve ben şok içinde babamın gözlerindeki öfkenin ateşine bakıyorduk. Hızla yanımda oturan Ecrin'i kolundan tuttuğu gibi kapıya doğru ilerlemeye başladı.

Annem hiç vakit kaybetmeden oturduğu yerden kalktı ve babamın kolunu yakaladı. "Naptığını sanıyorsun sen Kaya bırak kızımı!" Annemin sözleri babamın öfkesinin yanında bir hiç gibiydi.

Babam annemi de kolundan tuttuğu gibi diğer koltuğa savurdu."Önce kızının yediği haltları bil öyle konuş Zehra!"

Ecrin'in yediği haltlar mı? Daha 18 yaşındaki bir kız ne yapmış olabilir de bu adamı böyle sinirlendirmişti. Aslında birilerinin babam denen adamı sinirlendirmesine gerek bile yoktu, işten gelir oradaki insanlardan çıkaramadığı sinirini bizden çıkarmayı tercih ederdi.

Ecrin telaşlı bakışlarını bana yönlendirdiğinde gerçekten büyük bir şey yaptığını bakışlarında anlamıştım. Bende annem gibi hızlıca ayaklanıp, babamdan hızlı davranarak kapıyı kapattım ve kilitleyip kilidi cebime attım. "Ecrin'in kolunu bırak ve neler olduğunu anlat ki beraber karar verelim demi. Bıktım senin bu bencilliğinden!" Diyerek bağırdığım sırada, suratıma inen tokatla yerle bir olmam saniyeler almıştı.

Ecrin yaşananları fırsat bilip hemen annemin arkasına kaçmıştı. Suratımı tekrar babama çevirdim, belki o siniri geçmiştir diye ümit etmiştim. Ancak siniri dakikalar geçtikçe büyüyordu düştüğüm yerden hemen kalktım, öne atılacağım sırada annemin elini kolumda hissettim. Dönüp baktığımda bana sakin olmam işaret parmağını dudağına götürdüğünü gördüm ve dediğini yaptım.

Hep böyleydi bazıları hatalar yapar bizde o hataların kurbanı olurduk. Hiçbir zaman hataların kurbanı seçilmeyi kabul etmezdim, ama öyle anlar vardır ki artık gücün tükenmiştir. Şu anda öyle bir andı işte her zaman sinirlenir bize psikolojik fiziksel zarar verir sonra odasına çekilirdi. Ama şuan pek de mesele her neyse bunu bir köşeye atıcak gibi durmuyordu.

Annem güçlükle de olsa babamı koltuğa otturdu ve anlatmasını anlatmazsa ne olduğunu anlamayacağımızı söylüyordu. Sanki bir çocuğa laf anlatmaya çalışıyordu, ama gerçekten babam denen adam bunun zerresini hak etmiyordu.

Sonunda sakinleşmişti, ama Ecrin hala annemin dibinden ayrılmıyordu. Sanki ayrılsa babam onu parçalayacaktı.

Yaklaşık 3 dakika sonra anlatmaya başladı. "Senin bu kızın Baysallar'ın ortanca oğlundan hamileymiş" İşte o an hayat bitmişti, zaman durmuştu sanki, saat kavramı yok gibiydi. Çok şey demek istiyordum ama ağzımdan çıkmıyordu kelimeler.

Annem "Ne" diyebildi sadece. Haklıydı. Canından çok sevdiği kızı hakkında böyle bir haber duymak kim olsa onu yıkardı.

Ecrin ürkek bakışlarını önce anneme sonra bana doğrulttu. Bende bakışlarımı Ecrin'in karnına yönelttim. Hiçbir şişkinlik yoktu.

"Bugün iş yerine Baysallar'ın koruması geldi. Elinde bir zarf vardı. Zarfın içinde de kızım dediğin kişinin hastaneye girerken ki fotoğrafları ve tahlil sonuçları vardı." Tekrardan öfkeli bakışlarını Ecrin'e yöneltti.

Bakışlarını bana doğru çevirince neden bana baktığını anlayamaz bir halde bende ona baktım. "Benden bu olayi kimseye anlatmamam için para istediler. 1 milyon dolar."

Annem dehşet içinde ayağa kalktı ve odanın içinde volta atmaya başladı. " Ne demek para istediler. Ne demek 1 milyon dolar istediler Kaya!"

"Bende o kadar paranın bende olmayacağını söyledim onlarda o zaman bize kızının ver olayı dengelemiş olalım dediler." Dengelemek mi? Ne kadar saçmaydı, bu olayı eşitlemek için napılabilirdi?

Bakışlarını tekrar bana çevirdi ve hayatımı mahvetmeye yetecek o 3 kelimeyi söyledi.

"Benden Asmin'i istediler."

Ne. Kardeşim yapmıştı bu hatayı, benim olayla uzaktan yakından bir alakam bile yoktu.

Güçlükle yutkundum ve "Neden ben?" Diyebildim sadece.

"Ecrin onların hayatından bir çocuklarını aldı. Onlarda bizden seni almak istediler. Ve bende..."

Cümlelerini devam ettirmesini istemiyordum. Ne yaptığını biliyordum, ama o yine de sanki canımı yakmak ister gibi "kabul ettim."

Sadece 2 kelime. Sadece 2 kelime hayatımı altüst etmişti. Ecrin'i vermezlerdi. Veremezlerdi. Çünkü Ecrin küçüktü, bu zamana kadar "Ecrin küçük" adı altında aile ortamında dışlanmıştım hep.

Annem bu babamın bu sözleri karşısında hiç tereddüt etmeden. "Tamam hemen ne istiyorlarsa yapalım." dedi bir anda.

Ne olduğunu anlamamıştım annem hep yanımda olurdu desteklendi beni. Bir anda ne değişmişti ki.

"Anne ne diyorsun sen. Siz ne dediğinizi sanıyorsunuz ya. Benim adıma karar vermek nereden çıktı!"

Babam ayaklandı ve "Kes sesini Asmin! Bu zamana kadar senin dik başlılığından bıktım! Şimdi ben ne dersem onu yapıyorsun, eğer yapmazsan seni ben öldürürüm anladın mı beni!"

Anlamıştım. Ne desem fayda etmezdi artık. Gözlerim dolmuştu. Ağlamayalı uzun zaman olmuştu. Doğrusu kendimi ağlamamak için ikna edeli uzun zaman olmuştu. Kendimi tutamadım ve koşar adımlarla odama gidip kapıyı kilitledim. Yatağıma geçip iyice köşeye kurulduktan sonra bacaklarımı kendime çektim boğazım yırtılırcasına ağlamaya başladım. 1 saat geçmiş olması lazımdı. Ağlamanın bir faydasını olmayacağını o zaman anladım ve kalkıp büyük bir çantayı dolabımda çıkardım ve içine gerekli gereksiz her şeyi doldurmaya başladım.

O an neyin gerekli neyin gereksiz olduğunu düşünmek halim yoktu. Hazırladıktan sonra gece olmasını bekledim. Gece olacaktı ve ben bu evden ebediyen kurtulacaktım. O zamana kadar kendimi oylamaya çalıştım en sonunda herkes bir uykuya çekilmişti.

Bir yandan şaşırıyordum, nasıl bu kadar rahatladı diye, ama sonrasında tüm günahın benim üstüme atıldığını hatırlayınca tekrar kendime geldim. Parmak uçlarında yürüyerek kapıya ulaştım. Elimden geldiğince kapıyı hafif açmaya çalıştım ve başardım. Kapıyı tekrar kapattım ayakkabılarımı aceleyle elime aldım çünkü burda değil 1 dakika 1 saniye bile durmaya tahammülüm yoktu.

Sokağa indiğimde ayakkabılarımı giydim ve uçsuz bucaksız gibi gözüken o karanlık sokağa baktım. Artık özgürdüm. Ya da ben öyle sanıyordum.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.