İçeriğe geç

Ateş

Bölüm 9 · 2 dk okuma

Ateş

Bölüm 9

Endişe

Gece ilerlemişti.

Spor salonunun arkasındaki o dar alan, sanki sadece ikisine aitmiş gibiydi. Rüzgâr hafifçe esiyor, ağaçların gölgeleri yere kırık parçalar gibi düşüyordu.

Alev duvara yaslanmıştı. Ateş ise birkaç adım ötede durmuş, sanki yaklaşmakla uzak durmak arasında sıkışmıştı.

Bu sefer konuşan o oldu.

“Benden uzak durmalısın.”

Sesi sert değildi. Aksine… fazlasıyla yorgundu.

Alev başını kaldırdı.
“Yine mi aynı şey?”

Ateş gözlerini kaçırdı.
“Bu bir uyarı değil… gerçek.”

Alev hafifçe kaşlarını çattı.
“Gerçek olan ne?”

Ateş derin bir nefes aldı. Sanki söyleyecekleri ağır geliyordu.
“Ben… iyi biri olmaya çalışıyorum, Alev.” dedi yavaşça.
“Gerçekten.”

Alev’in bakışları yumuşadı.

“Ama senin yanında…” diye devam etti Ateş, “…daha dikkatli olmam gerekiyor. Çünkü seni bu işe dahil etmek istemiyorum.”

Alev hemen karşılık verdi:
“Ben zaten dahil oldum.”

Ateş başını salladı.
“Hayır. Daha değil. Ve ben… bunun olmasına izin veremem.”

Alev birkaç adım ilerledi. Aralarındaki mesafe yine kapandı.
“Beni koruduğunu sanıyorsun.”

Ateş anında cevap verdi:
“Koruyorum.”

Alev başını hafifçe yana eğdi.
“Beni uzaklaştırarak mı?”

Ateş sustu.

Bu sessizlik… cevaptı.

Alev yumuşak ama kararlı bir sesle konuştu:
“Ben zayıf değilim, Ateş.”

Ateş hemen karşı çıktı:
“Bunu söylemedim.”

“Demene gerek yok,” dedi Alev. “Ama davranışların öyle.”

Ateş çenesini sıktı.
“Sen anlamıyorsun. Eğer bir şey olursa—”

Alev sözünü kesti:
“Olursa birlikte olur.”

Bu cümle Ateş’i durdurdu.

Alev devam etti:
“Her şey mükemmel olmak zorunda değil. Kolay olmak zorunda da değil. Ama… birlikte olursak üstesinden gelebiliriz.”

Ateş başını kaldırdı. Gözlerinde karışık bir şey vardı—korku ve umut arasında sıkışmış.

“Ya sana zarar verirsem?” dedi sessizce.

Alev bir an bile düşünmedi.
“O zaman birlikte düzeltiriz.”

Ateş neredeyse gülecekti ama bu bir mutluluk değildi.
“Hayat böyle işlemiyor.”

Alev bir adım daha yaklaştı.
“Belki senin alıştığın gibi işlemiyordur.”

Kısa bir sessizlik oldu.

Alev yavaşça elini uzattı. Bu sefer çekinmedi. Ateş’in elini tuttu.

“Sen kötü biri değilsin,” dedi sakin bir şekilde.
“Sadece… yalnız savaşmaya alışmışsın.”

Ateş’in parmakları hafifçe kasıldı ama elini çekmedi.

“Ben yalnız savaşmak istemiyorum,” diye fısıldadı Alev.

Ateş gözlerini kapattı. O dokunuş… onu zayıf yapmıyordu. Ama kontrol etmesi zor bir şeye dönüştürüyordu.

“Beni zor durumda bırakıyorsun,” dedi.

Alev hafifçe gülümsedi.
“Sen de beni.”

Ateş gözlerini açtı. Bu sefer kaçmadı.

“Eğer kalırsan…” dedi yavaşça, “geri dönüş olmayabilir.”

Alev’in cevabı netti:
“Ben zaten gitmiyorum.”

Bu cümleyle birlikte Ateş’in içindeki o duvar biraz daha çatladı.

Elini Alev’in elinin üzerine kapattı. Bu sefer daha güçlü.

“Pişman olmanı istemem,” dedi.

Alev başını hafifçe salladı.
“Seninle ilgili hiçbir şeyden pişman olmayacağım.”

Ve ilk defa…

Ateş, gerçekten inanmak istedi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.