Gece sessizdi.
Ama bu sessizlik rahatsız edici değildi… aksine, sanki her şey onları dinliyormuş gibiydi.
Alev hâlâ Ateş’in elini tutuyordu.
Bu sefer bırakmaya niyeti yoktu.
Ateş’in bakışları o elde takılı kaldı bir an. Sanki bu kadar basit bir şeyin bile bu kadar etkili olmasına alışık değildi.
“Bunu yapmamalıyız,” dedi yine. Ama sesi… önceki gibi kesin değildi.
Alev hafifçe yaklaştı.
“Kalbini susturabiliyor musun?”
Ateş cevap vermedi.
Çünkü veremezdi.
Alev’in sesi yumuşadı:
“Ben susturamıyorum.”
Bu itiraf aralarındaki son savunmayı da kırdı.
Ateş başını kaldırdı. Gözleri bu sefer kaçmıyordu. İçinde korku hâlâ vardı… ama onun yanında başka bir şey daha vardı.
İstek.
Yakın olmak isteği.
Alev yavaşça bir adım daha attı. Artık aralarında nefes mesafesi bile yoktu.
Kalpleri hızlı atıyordu. Ama bu sefer kimse geri çekilmedi.
Ateş fısıldadı:
“Eğer devam edersek… bu sadece bir an olmayacak.”
Alev gözlerini ondan ayırmadan cevap verdi:
“Zaten bir an olsun istemiyorum.”
Bu cümle…
Ateş’in son direncini de aldı.
Yavaşça elini Alev’in dudağına götürdü. Dokunuşu beklenmedik kadar nazikti. Sanki kırılacak bir şeye dokunur gibi.
Alev gözlerini kapatmadı. O ana tamamen bakmak istedi.
Ateş’in başı hafifçe eğildi. Nefesi Alev’e yakındı.
Bir an durdu.
Sanki son kez emin olmak ister gibi.
Alev fısıldadı:
“Durma…”
Ve o an…
Ateş aradaki mesafeyi kapattı.
Öpücük aceleci değildi. Sert değildi. Ama içinde bastırılmış her şey vardı.
Özlem… korku… ve kabul.
Alev önce şaşırdı, sonra tamamen karşılık verdi. Elini Ateş’in omzuna koydu, onu daha da kendine çekti.
Zaman yavaşladı.
Dünya sustu.
Sadece onlar vardı.
Bir süre sonra Ateş hafifçe geri çekildi ama uzaklaşmadı. Alnını Alev’in alnına dayadı.
Nefesleri hâlâ karışıktı.
“Bu…” dedi Ateş kısık bir sesle, “…işleri daha da zorlaştırdı.”
Alev hafifçe gülümsedi.
“Zaten kolay değildi.”
Ateş gözlerini kapattı bir an.
“Artık seni korumak daha zor.”
Alev başını hafifçe kaldırdı.
“Artık yalnız değilsin.”
Bu cümle…
Ateş’in en çok korktuğu şeydi belki de.
Ama aynı zamanda en çok ihtiyacı olan.
Elini Alev’in eline daha sıkı sardı.
Ve ilk defa…
Kaçmayı düşünmedi.