Bir bebeğin ağlama sesi duyuldu, sonra diğerinin. Kraliçe Bloom’un iki kızı olmuştu. Daphne ve Scarlett’ı.
5 sene sonra
“Ve prens güzeller güzeli prensesi kötü büyücünün elinden kurtarır.” dedi Kraliçe Bloom, kızlarına masalı okumayı bitirince. Kitabı kapattı. “Beğendiniz mi?”
“Çok güzeldi.” dedi Scarlett. “Bir daha okur musun anne, ne olur?”
Kraliçe, Scarlett’ın sorusunu yanıtladı. “Saat geç oldu, yarın akşam tekrar okurum size olur mu?”
Scarlett hevesle başını salladı.
“Sen beğendin mi Daphne?” diye sordu kraliçe.
“Hayır.” dedi Dahpne.
“Bunlar gerçekte olamaz, ayrıca seni korurum.”
Onları izleyen Valtor’un dudaklarına sinsi bir gülüş yerleşti. İç çekti, ah, Bloom diye geçirdi içinden. Böyle düşünmen gerçekten çok tuhaf.
Valtor, Bloom’la olmak istemişti fakat Bloom her zaman kabul etmemişti. Sonrasında bir kaçamak sonrası Faye doğmuştu. Faye diğer kızlardan bir yaş daha büyüktü.
Şimdiki zaman
Kızlar artık büyümüşlerdi. İkisi de 17 yaşına gelmişlerdi. Faye ise 18 yaşına gelmişti.
Kahvaltı masasında konuşmaya başlayan Daphne oldu, “Anne,” dedi. “Biz dışarı çıkmak istiyoruz.”
Daphne’nin direkt konuya girmesi Scarlett’ı şaşırtmıştı. Kraliçeyi ise hayrete düşürmüştü. Dış dünyada karşılaşabilecekleri tehlikeler onu daha çok korkutuyordu. Ama kızlarının güçleri vardı, gene de korkuyordu. Aslında onu korkutan başlıca biri. Valtor. Kızların onu yenmesi imkansızdı. Aklına onun kızı geldi. Aynı zamanda kendi kızıydı da. Bu gerçeği Erika haricinde herkesten saklamıştı, kızlarından bile. Onlara izin verip vermeme konusunda kararsızdı.
“Kızlar,” dedi Kraliçe Bloom. “Dış dünya sizin için çok tehlikeli.”
“Ama anne,” dedi Daphne. “Dikkatli olacağız söz veriyoruz.”
“Hayır Daphne.”
“Ama anne…”
“Hayır dedim Daphne!” diye bağırdı kraliçe.
Daphne’nin gözleri dolmuştu. Koşarak masadan ayrıldı. Aslında dışarı çıkma fikrini Scarlett söylemişti
.
Scarlett, Daphne’nin yanına gitti. Daphne dizlerin kendine doğru çekmiş yatağında otururken kapıdan içeri giren Scarlett’ı gördü. “Üzerine bir şeyler al,” dedi Daphne. “Hava kararınca dışarı çıkacağız.”
Hava karınca iki kızda pelerinlerini giymiş yola koyulmuştu. Daphne’nin pelerini düz siyahtı. Scarlett’in ki lacivetti.
İkisi birlikte giderken karşılarına bir muhafız çıktı. “Nereye majesteleri?”