Selamm ben İmge
Adım imge Çelik
Adımın anlamı hayal ben adımın hep hayallerimden geldiğine inanmıştım çünkü öyle masum öyle çocuksu hayallerim vardı ki . Ben hayal kurmayı bıraktığım gün adımı da bıraktım çünkü bana göre benim adım hayallerimden geliyordu hayallerim yoksa adımın bir anlamıda yoktu...
Benim öyle şaşalı bir çocukluğum geçmedi ama ilk 13 yılım çok güzeldi yada ben öyle sanıyordum yalanlar üzerine kurulmuş bir hayattan ne beklenirdi ki.
Yalan yok çok sevmiştim yalanlardan nefret eden ben o yalanları çok sevmiştim.
*
Hani derler ya çocukken elimden oyuncaklarım alındı. Benim elimden almadılar alamadılar çünkü o oyuncaklara hiç bir zaman sahip olamadım ama birkaç kere gördüğüm bez bebeği aklımda canlandırmak zor değildi. En azından ozamanlar hayallerim hala benimleydi. Dedim ya sahip olduğum tek şey adım ve anlamı olan hayallerdi ve pek tabi ailem ailem benim kırmızı çizgimdi.
Artık benimde bir bez bebeğim vardı hayallerimde. Hayallerim kırmızı çizgimse elimden alınan bez bebeğim içinde intikam almam gerekirmiydi çünkü babam bana almam gereken çok intikam bırakmıştı. Babam o gün ceketini alıp keyifle bizi o yangına terk ettiği gün intikam almam gereken çok şey olduğunu haykırmıştı. Benim öz babam anneme supriz yapıcagımız gün onu diri diri yaktı . Bana çok güzel bir suprizi olduğunu şöylemişti bahsettiği supriz bu yangınmıydı annemin içinde haykıramadan acı çekmesimiydi öyleyse gerçekten çok büyük supriz olmuştu.
Benim babam bir yalancıydı ve bu hayattaki tüm yalancılar bir bedel ödemek zorundalar. Hafif olmamalı böyle bir şeyin cezası hafif olmamalıydı çünkü kandırmak belki kolaydı ama o yalanın altında kalmak çok zordu.
Şuan kurduğunuz hayaller varsa onlara sahip çıkın olurmu yalancılardan saklayın onları en çokta şu yalan söylemeyi beceremeseler bile çok sevdiğinizden ,inandığınız insanlara teslim etmeyin hayallerinizi . Ben sahip çıkamadım o hayallere ne kadar acınası demi sahip çıkamadığım hayallere başkalarının sahip çıkmasını istemek.
Ben hayallerimi o gün bir çiftlik evinin ortasında çok güvendiğim insanın yangınına teslim ettim . Evet gerçek alevlerin ortasında annemi ve hayallerimi bıraktım. Bu çok acıydı boğazımı yakacak derecede hemde . Belkide boğazımı yakan dumanın acı tadıydı bilemiyorum boğazıma düşen yumruda olabilir ama o yumruyu seviyorum. Çünkü o yumru anneme verdiğim sözü tutturdu ve bu söz benim verdiğim ilk sözdü. İlk sözüm annemin cayır cayır yanışını izlerken ağlamamaktı ve ben o sözü tuttum. O gün bu gündür o yumru hala aynı yerde peki annem ? Peki hayallerim? Onlar niye hala aynı yerde değildi. O yumruya 7 yıl sahip çıkabilmişken annemi ve hayallerimi neden 5 dk daha yanımda tutamadım. 5 dk ya 5dk içinde annemi o talaşın düştüğü yerden çekseydim şuan o benim saçlarımı bende bez bebeğimin saçlarını okşuyor olabilirdim. Gerçi hayaller okşanırmıydı ?
Durumumuz iyidi belki ama o beş kuruşluk adam (o kadar da edermi tartışılır) beni oyuncak konusunda da kandırmıştı ozaman anlamamıştım bana oyuncak almama sebebini ama şuan çok iyi anlıyorum siz bir çocuğun oyuncaksız kalışının ne demek olduğunu biliyormusunuz yada ilk ve tek oyuncağının hayallerden ibaret oluşu ne demek anlıyormusunuz ? Ve sonra hayallerle çekebildiğiniz o hayatın içinde hayalsiz kaldınızmı? Ve annesiz , hemde adı Hülya olan bir anneden mahrum bırakıldınızmı?
Nasıl bir kumar bende bilmiyorum ama evet annemin ismide hayal demekti
Ve o kadın hayallerden bile güzeldi . Siz o kadının yanışını izlediniz mi ? Ben izledim yanarken bile güzeldi . Annem bana acısını belli etmemek için gülümsemişti ve o gülümseme öylesine bir gülümseme değildi biliyordum içten içe bana veda ediyordu ve oda biliyordu ölüceğini . Annemin bildiği birşey daha varmış meğerse annem o adamın yalancı olduğunu da biliyormuş . Ben baba diye haykırdığımda ne kadar acı demişti seni ateşe atan insanın seni ateşten çıkartacağına inanmak. Anneme bunun ne demek olduğunu sorduğumda bana sen yanarken seyirci kalanlardır asıl yangını çıkartanlar demişti ve ben yine anlamamıştım.
Taki babamın beni o yangından 2 gün sonra bir eve getirene kadar burası neresi demiştim babama
"Burası yeni evimizmi ? Baba evimiz annemsiz ısınırmıki? "
"Kes sesini bi daha o kadının adını ağzına alma madem çok meraklısın o kadına sen niye onunla gitmedin ki."
Gerçekten kestim sesimi bu adam benim babam mıydı? tekrar baktım yüzüne ama bu sefer bam başka bir maske takınmıştı bu maske gerçekten korkutucuydu ama korkusuz değildi. Birşeylerden korktuğu belliydi . Normalde arabadan iner inmez kapımı açan babam bana in aşağı demişti. İnmiştim geride bıraktığım hayallerin içinde boğulucağım bir hayatın içine inmiştim. Bem beyaz bir malikaneydi aslında çok güzeldi . Annem şuan burda olsaydı kesin çokk beğenirdi. Ama etraf karanlıktı , fazla karanlık insanlar vardı hepsinin yüzünde o ifade ölüm hepsi ölümün peşindeydi sanki.
Babam sürükleye sürükleye beni bir odaya çıkarmıştı ve beni o odaya kilitledi dışarıdan bağırış sesleri yükselsede hiçbir şeyi anlamıyordum. Artık bağrış sesleri canımı sıkmaya başladığında oyalanacak bişeyler aradım ve bir bilgisayar buldum belki içinde çizgi film vardır diye açtım. Ben hiç çizgi filmde izlememiştim çünkü o da yasaktı. Babama göre beni olumsuz etkileyecek şeylerdi ama bu yasak kelimesinin kibarcası oluyormuş . Bilgisayarda bir aile fotoğrafı vardı ama sorun şu ki fotoğraftaki baba benim babamdı . Yanında iki çocuk ve bir kadın vardı . Babam kadını saçından öpüyordu ve bu da çok acıydı . Çünkü o adam anneme uzun zamandır bir kere bile sarılmadı. Nedenmi ayıpmış. Bir adamın sevdiğine sarılması ayıpmıdır ama o adam haklıymış insanın sevdiğini aldatması başka kadınlara sarılması ayıp olurdu. O başka kadınların içine annem de giriyormuş . Annemi aldattığı kadına ayıp olmasın diye sarılmamış anneme. Kadından gözlerimi ayırdığım da bilgisayarın açık olduğunu anladım , bilgisayarda şifre yoktu Allahtan . Ekranı açar açmaz bir video çıktı tıkladım . Bu videonun gerçek olup olmadığını sorguladım ama asıl gerçek olan asılsız yalanlarmış. Aslında tam olarak video denilmez çünkü videodaki insanlar karaltı şeklinde gözüküyordu . Ama sesler netti . Babam gerçi bu saatten sonra baba diye bilirmiyim bilmiyorum , babamın sesiydi .
Ölüm demişti sonra annemin adını duyduğumu hatırlıyorum . Babam annemi öldürmekten söz ediyordu . Sonra bi kaç kişi daha konuştu plan ne demişlerdi babama . Plan, annem canice bir plana kurban gitmişti. O supriz babamın aklına birden gelmemişti babam bunu aylar öncesinden planlamıştı. Herşeyi zihnimde toparladım yani toparlamaya çalıştım . Ama olmadı ne yaparsam yapayım çıkamadım işin içinden. BENİM BABAM BİR KATİLDİ , ANNEMİN KATİLİ. Annemin bana kurduğu o cümleyi hatırladım ; sen yanarken seyirci kalanlardır asıl yangını çıkartanlar. O yangını çıkartan babamdı ve seyirci kaldığına da emindim artık . Dışarıdan gelen sesler yerini adım seslerine bırakmıştı ağır ve hızlı adım seslerine . Çocuktum korktum, bilgisayarı kapatamadım daha çok korktum. Adım sesleri yaklaştı daha çok korktum. Adım sesleri yükseldikçe kaçmaya çalıştım gidicek yer yoktu bende camdan aşağı atladım. Evet camdan aşağı bile bile atladım o adamın yüzünü görmektense annemin yanına gitmeyi seçtim. Şuana kadar bizi gerçekten sevdiğine inandırmıştı . Aslında biz inanmıştık yoksa bu kadar aşalık bir adamın yalan söylemeyi bile becerebilecegine inanmıyorum . Ben artık bu adamla ilgili hiç bir şeye inanmıyorum.
Daha on üç yaşındaydım ya on üç. Babama göre büymüştüm ama babam bir gün yanıma gelip kocaman oldun , hangi ara bu kadar büyüdün diyip öpmüştü o adam beni yanağımdan öpmüştü. Kan kusmama neden olan adam bana sevgisini kusmuştu sözde. Çok seviyordu en azından ben öyle sanmıştım. Gözler , gözler yalan söyleyemez demişti bir gün birisi bana ben o gözlerinde yalanına şahit oldum.
Sizin bir zaafınız varmıydı ? Benimki üç kelimeydi son bulan üç kelime Annem , babam ve hayallerim . Zaafımı elimden alan zaafım dediğim adamdı. Ve bugün zaafım beni öldürmesin diye kendimi öldürmeyi seçmiştim. Ama ölmeyide becerememiş üstüne 326 saat karanlık bir odaya hapis edilmiştim öz babam tarafından. 326 saat sonra kaçıp kendimi bu kulübede bulmuştum. Bu kulübe emekli bir üsteğmene aitti. Bana günler sonra merhametle bakan ve karnımı doyuran üsteğmene aitti.
ŞUANN;
İçimdeki ateşin başlangıç noktalarından sayılırdı burası. O ateş hiç sönmedi . Şuan bir çok şeyi bu kulübeye ve Engin üsteğmenime borçluyum.
Günlerden pazar ve hava yağmurluydu.
Yıllar sonra yolum yine bu kulübeye düşmüştü. Ama bu sefer kaçan değil kovalayan taraf bendim . Bugün benden kaçan beni yedi yıl önce annemin ölümünden sekiz gün sonra o karanlık odada öpmeye çalışan adamdı . Kendime sözüm vardı ve o adam bugün ölecekti.
Sıra birgün o adamla birlikte tüm yalancılara gelecekti. Ama bugünün kurbanı ;
Hamdi Tanpınar dı .
Bence çok bile yaşadı.
*
"Sobayı yaktınmı?"
Heyy Aryaa burdamısın?
Arya ben oluyorum. O adam beni bulamasın diye adımı değiştirmek zorunda kalmıştık. Zaten anlamı kalmayan bir isim ne kadar anlam verirdi ki . Arya güçlülük demekti , imge ise hayall . Artık ne bi hayalim nede hayal kuracak halim kalmıştı. Peki hali kalmayan insan ne kadar güçlü sayılırdı?
Heyy Aryaa
"Ha dalmışım "
"İyimisin?"
"Evet"
"Birazdan bir adamın kafasına sıkıcaksın ve iyi olduğunumu söylüyorsun?"
"Çağlar biliyorsun o adamın neler yaptığını ve bizim görevimiz o çeteyi yok etmek"
Tabiki yaşadıklarımı kimseye anlatmadım hem onlarda oturup kaybettiğim hayallerime mi üzüleceklerdi. Ya annemin ölümü mü canlarını yakıcaktı yada annemi öldürenin babam olduğuyla mı ilgileneceklerdi.
Hiç sanmıyorum bir iki gün akıllarında yer tutardım belki oda acıma duygusuyla ve bu hayatta kimse bana acımayacak öz babam acımamış bana bunlar kim ki.
"Biliyorum biliyorum ama sen fazla rahatsın sanki bu ilk cinayetin olmıycakmış gibi"
Yalan söyliycek değildim yalandan nefret ederim . Ama bununla beraber onyedi kişi öldürmüş olacağımı da söyleyemezdim.
"İlk cinayetim değil"
" Sana daha önce böyle bir görev verildi ve bana birşey söylemedinmi?"
Benim arkadaşım yok ama arkadaş olarak görebileceğim tek kişi Çağlar.
"Basit şeylerdi"
" a...
"Şşş sessiz ol geliyorlar"
"Kim geliyor ben niye hiç birşey duymuyorum?"
"Çok kalabalıklar çok ama benim içimdeki intikam ateşi kadar çok olamazz"
"İntikam? Arya neler oluyor?"
"Bana bak Çağlar daha önce kimseye bahsetmemiş ve bahsetmeyeceğim geçmişim geliyor ve geçmişim pek te aydınlık sayılmaz , çok eğlenicez "
"Aryaa sen kafayı mı yedin öleceğimizi ima edip nasıl eğleneceğiz dersin"
"Öleceğiz demedim öldüreceğiz "
Asıl savaş şimdi başlıyordu . 13 yaşındaki küçük İmgeyi herkes yenebilirdi. Peki Aryayı onlar Aryayı yenebiliceklerinimi düşünüyorlardı . Öyle bir insana dönüşmüştüm ki ben kendime bile acımıyordum.
ÇOOK KAN DÖKÜLÜCEK ...
ÇOOOOOOOOK.....
*
Bir gün bir mum söner ve sen gözünü açtığında asıl karanlıkla yüzleşirsin..
~Elif Uzungündeş
