🗡İlerleyen Bölümden Ufak Bir Alıntı🗡
"Neler oluyor Hyunjin?!" diye korkuyla sorduğum an yine Minmin'in beşiğinin yanındaydım.
Beşiğinin içindeki kalın, mavi battaniyeyi elime aldım ve yatağıma ilerleyerek battaniyeyi açtım. Minmin'i içine yatırıp sıkıca sarmaya başladım. Ardından hemen kenarda duran portbebesinin içine onu dikkatle yerleştirdim.
Portbebesine yerleştirmiş olduğum Minmin'i kucağıma aldım ve daha sıkı tutarak iyice kendime bastırdım.
Bunca ses ve gürültü yüzünden ağlaması bir türlü durmamıştı lâkin yanında olduğumu ve sıcaklığımı hissedince biraz olsun sakinleşiyordu.
Hyunjin bir cevap vermedi.
Ikınarak güçlükle komidini de kapının önüne çekerken, "Gidin buradan Mina!" diye bağırdı.
Duyduğum kelimelerle beynimden vurulmuşa döndüm.
"Ne?"
"Sana git dedim!"
"Hyunjin!"
Ağlamaktan bulanıklaşan gözlerim kapının önüne eşya çeken Hyunjin'i takip etti.
Nefes nefese, endişeyle bana dönüp yeniden bağırdı.
"Çabuk gidin buradan Mina. Hadi!"
"Hayır olmaz. Sensiz olmaz. Sensiz ne yaparız biz? Lütfen... Lütfen sen de gel."
"Onları oyalamam lâzım. Git buradan Mina! Minhyun sana emanet."
"Hayır... Olmaz Hyunjin!"
Ben bir türlü kabul etmek bilmeyince yaptığı işi bırakarak hızla adımladı ve hemen karşıma geçti.
Elleriyle yanaklarımı avuçladı. Alnını alnıma yasladı. Fısıldayarak, sözlerini kan ter içerisinde devam ettirdi.
"Seni gerçekten çok seviyorum Mina. Gerçekten. Ama şu an gitmelisin. İkinizi riske atamam. Ablam ve eniştem hâlâ içeride. Onları almam lâzım. Ama önce siz gitmelisiniz. Tamam mı? Lütfen zorluk çıkarma ve Minmin'i buradan götür. Seni... sizi bulacağım."
"Hyunjin-"
"İtiraz istemiyorum."
"Ama-"
Yavaşça yaklaşarak alnıma masum bir öpücük kondurdu.
Daha sonra geri çekilip kollarım arasındaki yeğeni Minmin'in saçlarına kokusunu çeke çeke defalarca kez öpücük kondurdu.
Hâlâ olayların şokundaydım ve hiçbir şeyi idrak edemiyordum.
Evin 2.katında olmama rağmen burada da bahçeye açılan bir kapım vardı ve evin ayrı 2 girişinden birisi bu kattaydı.
Bir anda arkamdaki sürgülü, cam kapı açıldı.
Hyunjin aniden beni kendisine çekti. Kucağımdaki miniğe korkuyla daha sıkı sarıldım. Karşıya baktım.
Bu Bangchan'dı!
Onu görünce oldukça rahatladım ve endişeyle kendisine bakmaya başladım. Çok şükür ki hiçbir şeyi yokmuş gibi görünüyordu.
O da gözleriyle hızla beni süzdü. Endişe içerisinde, "İyi misin?" diye sordu. Hızla başımı aşağı yukarı salladım.
Hyunjin de benim gibi, onu görünce rahatladı. Hiç beklemeden, hızla söze girdi:
"Götür onları buradan Bangchan. Canın pahasına koru."
...
