Araca vardığımda kızlar dışarıda beni bekliyordu. Onları sollyarak araca geçtim. Poşeti yere koyup içeridekileri çıkarmaya başladım. İçinden sarı bir elbise, değişik bir siyah topuklu ayakkabı çıktı. Bu adam benim sinir olduğum şeyleri biliyormuş gibi koymuştu. Topuklu ayakkabıyı hayatımda hiç giymemiştim. Çok rahatsız edecek gibi duruyordu. Bu ayakkabıları genelde gıcık olduğum insanlar giyerdi. Sarı elbise ise ayrı bir şeydi. Sarı mutluluğu temsil ederdi. Mutlu olmayı bırakalı çok olmuştu. O yüzden o konuyu kendi içimde açamayacak kadar korkaktım.
Elbiseyi giydim ve ayağa kalkıp ilerideki aynaya baktım. Solgun gözüküyordum. Ya da yanılıyordum. Etrafa göz gezdirdim. Çekmeceler gözüme çarptı. O çekmeceleri karıştırdım ve makyaj malzemelerini gördüm. Orta yere çıkardım ve hafif bir makyaj yaptım. Aynaya bakınca solgunluğum az olsa bile belli olmuyordu.
Araçtan çıktım ve kızları inceleyince üstlerinde normal ajan kıyafetlerimizi gördüm. Siyah sıkı bir tayt ve siyah sıkı bir üstttü. Dikkat çekmemek için de üzerlerine farklı renk ceket giymişlerdi.
Kafamı geldiğim yöne çevirince Arda'yı gördüm. Klasik lacivert bir takım ve klasik ayakkabıları giymişti. Saçları özenle taranmıştı. Bana ilgiyle bakarken ben onunla ilgilenmiyordum. Kafamı sola çevirdim ve kızıl saçlarını sıkıca toplayan Haziran'ı gördüm. O da Arda'ya ilgiyle bakıyordu. Gözleri parlıyordu. Arda'ya döndüm ve onu hayal dünyasından çıkararak "Hadi gitmiyor muyuz?" İrkildi ve
"Evet evet gidiyoruz hadi kızlar ve Elma Şekeri" dedi. Bana yanaştı ve elini sanki tutmak ister gibi uzattı. Arkadaki bakışları hissetmemek imkansızdı. "Daha olay yerine gelmedik Arda Bey. Lütfen. İş yapıyoruz." dedim ve önden ilerlemeye başladım.
Sonunda olay yerine varmıştık. Kızlar yerlerini almıştı ve herkes kulaklık ve mikrofonlarını takmıştı. Arda bi bankaya baktı bir de bana baktı. Elinin istekli duruşunu gördüm. En sonunda iş gereği tuttum. Haziran buralara çok yakın değildi. Tutuşu sahipleniyciydi ama ben bunları yemezdim. Bankaya ilerlemeye başladık.
~~~~~~
Bankadan çıkmış elimde para poşetleriyle koşuyordum. Alarm çalışmıştı ve güvenlikler arkamdan geliyordu. Arda nerede hiç bir fikrim yoktu. Topuklularla koşmak çok zordu. Ben de en sonunda ayağımdan çıkarıp bir köşeye attım. Sinirim bozulmuştu onlar yüzünden. Kulağımdaki sesler bitmiyordu.
"Arda nerede?"
"Ekim Arda'yı bırakıp mı geldin?"
"Arda Bey iyi mi?"
Son ses kesinlikle Haziran'a aitti. Arkamdaki güvenlikler bana yaklaşıyordu. Bizim araçların oraya yanaşmıştım. Ama araca giremezdim. Aracı ve içindeki Ecrin'i gördüm. Şu an araca binemezdim. Arkama doğru hafifçe baktığımda polislerin geldiğini gördüm.
"Ekim Taşçı teslim ol. Yat yere!" diye bağırıyorlardı. Ben onları dinlemeyecektim. Para poşetlerini aracın açık bagajına atarken Haziran'ı gördüm.
"Ekim Arda Bey nerede!?" diye sordu. Onun sorusuna cevap veremeden bagajın kapısı kapandı.
"Elimizde silah var! Hareketsiz kal!" diye arkamdan bağırıyorlardı. Ben ise aracın gittiği yolun batısına giderek onları kurtarmış oldum. Polisler bu zamana kadar hep benim peşimde olmuştu.
Arkama döndüm ve bir silah sesi geldi. Kurşun bana doğru geliyordu. Anılarım bir an önüme geldi.
12 yıl önce
O gün yetimhaneden çıkmıştım. Onunla aynı parkta buluşacaktık. Yağmur yağıyordu ama o bizi etkilemezdi. Oraya vardığımda onu aynı yerde oturmuş vaziyette bulunca gülümsedim. Sessizce yanına oturdum ve bulutları izlemeye başladım onun gibi.
"Sonunda geldin Bahar Çiçeği"
"Bugün az kalsın ceza alıyordum. O yüzden geciktim Gökyüzü Çocuk."
Hemen endişelenirdi.
"İyi misin? Noldu?"
"Arkadaşım Yaz'ı erkekler bir köşeye kıstrdı. Ben de onu kurtarayım derken başka bir çocuk bana vurmaya kalkıştı. Ama Yaz ona arkadan vurunca beni kurtardı. Ama kendisi bir hafta hücre cezası aldı. Ama ben de onunla duracağım." diye açıklama yaptım. Hemen sinirlendi "Kim o çocuk?"
"Önemli biri değil"
"İyi o zaman" dedi. Hala endişeli olduğunu görebiliyordum.
Bir anda sessizlik oldu.
"Eee senden?"
"Bahar Çiçeği sana bakan bir tane çocuk var kahverengi saçlı bir çocuk kim o?"
"O Yaz'dan çok hoşlanıyor. Ben de bir anda onunla arkadaş oldum. Adı Temmuz ve aramızda bir şey yok. Sen biliyorsun kime aşık olduğumu."
Hemen sinirlendi.
"Kim o söyle çabuk!"
"Temmuz" dedim. Tabii ki yalan söylüyordum. Ama o daha da sinirlendi tabii ki de.
"O çocuğun işini bitirmeliydim" diye nefretle söylendi.
"Gökyüzü Çocuk?"
"Efendim Bahar Çiçeği?"
"O sensin."
"Neyinim?"
"Aşık olduğum kişi..." deyiverdim.
Mavi gözlerini bana çevirdi. Gözleri parlıyordu. Gerçekten aşıktı bana. Yalan söylediğini düşünürdüm ama yanılmıştım. Bir anda şunları söyledi:
"Söz veriyorum Bahar Çiçeği seninle evleneceğim."
"Ben de sana söz veriyorum Gökyüzü Çocuk. Ben de seninle evleneceğim."
"O zaman 8 yıl sonra kapıma yüzükle geleceksin Gökyüzü Çocuk. Söz mü?"
"Söz Bahar Çiçeği. Geleceğim..."