Şarkılar
(Sia - 🎵Elastic Heart)
(Taylor Swift - 🎵cardigan)
(Taylor Swift - 🎵Lavender Haze)
Yataktan hızla kalktım. Sırılsıklamdım. Yaşıyor muydu gerçekten? Çocukluk aşkım... Ezel... O ismi nasıl unutmamıştı? Ben bile unutmuştum. O koymuştu o ismi. Onun öldüğünü öğrendikten sonra sonbahar ayı olan bir ismi kullanmıştım. Onla beraberken hayatım ilkbahar gibiydi. Bizi engelleyen şeyler olsa da 18 yılımız çok mutlu geçmişti. Şimdi son 4 yılım harabe gibi geçmişti. Görevden göreve. Kurşunlardan kaçmalar beni çok yormuştu gerçekten. Dinlenemezdim. Ailem hakkında daha çok bilgi sahibi olmam gerekiyordu. Önce onlara hesap soracak ve onlara hakettikleri cezayı verecektim. Telefonumdan saate bakınca sabahın 5:30 'u olduğunu gördüm. Efe hakkında planımı uygulamalı ve Ezel'i bulmak için planlarımı yapmalıydım. Telefonuma bildirim geldi.
Bilinmeyen Numara:
Akşamki o yemeğe gitmezsen arkadaşlarına olacak şeyleri görmek istemezsin ona göre.
Gitmeme planlarım suya düşmüştü. Resmen tehditti bu. O zaman gitmek zorundaydım. Bir bildirim daha geldi.
Efe:
Sabah bu kadar erken yazdığım için üzgünüm. Dünden sonra seni çok düşündüm. İyisin değil mi? Akşam dün tanıştığımız arkadaşını getireceksin değil mi? Eğer gelmek istemezsen gayet normal. İkimiz "arkadaş" olarak başka zaman çıkarız. Merak etme dünkü polislerle olan işini hallettim. Seni öyle görünce gerçekten kurtarmam gerektiğimi düşündüm. Dün öyle uzun uzun gözlerimin içine bakınca bir şeyler oldu zannettim. Bu kadar uzun yazdım özür dilerim. Günaydın bu arada.
Planlarım yavaştan şekillenmişti. Onunla takılıp zayıf yönlerini öğrenecektim. Bu düşmana karşı savaş açmadan bir öncesiydi. Savaş başlamıştı aslında sadece bunu o bilmiyordu.
Yatak keyfini bırakıp hızlıca kalktım. Hızlıca bir duştan sonra spor kıyafetlerimi giydim ve siyah saçlarımı sıkı bir atkuyruğu yaptım. Banyodan sessizce çıktım. Gerekli eşyalarımı alıp kızlarla kaldığımız daireden çıktım. Bodrum kata inip son model araçlardan bir tanesine binip çalıştırdım. Otopark çıkışına geldim. Hızlıca üye kartımı gösterdim. Önümdeki metal kapı açıldı. Araba çıkaran bir asansör karşıma geldi. Arabayı hizalara uygun bir şekilde park edince arkamdaki kapı otomatik olarak kapandı ve yukara çıkmaya başladım. Önümdeki kapı açıldı ve aydınlık gözümü aldı. Güneş yeni yeni doğuyordu. Çok gerekli olmasa da güneş gözlüklerimi takıp aracı anayola sürmeye başladım.
Sonunda her zaman geldiğim kaykay parkına gelmiştim. Araçtan indim ve bagajdan kaykayımı çıkardım. Boş zamanlarımda yapmayı çok severdim. Küçükken çok hayal etmiştim ama hiç bir zaman başlayamamıştım. Aracı kilitledim ve kaykayımı ayaklarımın altına koyup sürmeye başladım. Çok seviyordum bu kaykayı. Üstünde güz yaprakları ve renkli çiçek desenleri vardı. Bana göre tam bir zıtlıktı.
Yaklaşık bir saat sürdükten sonra aracıma doğru gittim. Hızlıca bindim. Şimdi sırada klasik eğitimlerim vardı. O alana doğru sürmeye başladım.
10 saat sonra
Gün sonunda bitmişti. Bugün göreve gidememiş olsam da normal çalıştığımdan daha fazla idman yapmıştım. Eğitmenlerim beni önce azarlamış ve sonra sınavlar yapmışlardı. Hiç halim yoktu. Sonunda kaldığımız daireye ulaşmıştım. Kapı açılınca içeride aceleyle hazırlanan Eylül'ü gördüm.
"Selam"
"Selam Ekimcim"
"Nereye?"
"Akşam kızlarla yemeğe gideceğiz"
"Beni niye çağırmadınız?"
"Sen Arda ile beraber bir yere gidecekmişsin. Haziran buna biraz bozuldu ama şu an iyi merak etme.
"Peki. Sen nasılsın?"
"Ben toparladım. Neyse boş ver bunları. Sen de hazırlanmayacak mısın?"
"Maalesef"
"Niye öyle dedin şimdi?"
"Çok yorgunum."
Eylül bana yanaştı ve sarıldı.
"Ah canım. İlk defa dışarı çıkıyorsun. Bir saat durup gelirsin zaten." dedi ve heyecanlı bir şekilde ayrılarak
"Sana Efe diye birinden bir paket geldi. Bu geçen tanıştığın adam değil mi?"
"Evet"
"Hediyedir o zaman. Sen sadece Arda ile olacaksın değil mi?"
"Hı-hı" diye yalan söyledim.
"Hadi kız oyaladın beni." dedi ve aynanın başına tekrardan geçti. Ben de odama ilerledim. Yerdeki pakete boş gözle baktım. Hızlıca işimi gördüm ve paketi açmaya başladım. İçinden mor renkli bir elbise ve beyaz bir topuklu çıktı. Moru severdim herkes gibi.
Elbiseyi giydim ve makyaj masasının başına geçtim. Çok ağır bir olmayan bir makyaj yaptım. Kırmızı rujumu sürdükten sonra hazırdım. Ayakkabıları giydim. Halka küpeler ve "E" yazan kolyemi taktım. Aynanın karşısına geçince çok güzel gözüküyordum. Tam bir lavantaya benziyordum. O Efe denen adam bana yalandan değil gerçekten aşık olacaktı ve asıl maskesi o zaman düşecekti.