Bilin bakalım ablanız nerede? Tabiki DE OKULDA Yemin ederim şu okulu bulan adam karşımda olsa büyük ihtimalle hayatının hatasını yapmış olurdu da neyse. Hocanın söylediklerini sanki anlıyormuş gibi davranıyordum ama inan dinlemiyordum. Aklın nerede derseniz tabi ki Asil Yalnız’da. Zilin çalma sesi ile kendime geldim ve eşyalarımı toplayıp çıktım. Koridorda yürürken telefonuma bildirim düştü telefonumu elime aldığımda o ismi ile karşılaştım. Asil Yalnız… Etrafımı hızlıca kolaçan ettim ve Asil Yalnız’ın mesajına girdim. MESAJLAR Asil Yalnız: Selam kitap kurdu. Nasılsın? Hızlı bir şekilde tuşlara basmaya başladımKitap Kurdu: Selam. Okuldayım dersten yeni çıkmıştım Asil Yalnız: İyiymiş. Tam o an yürürken biri ile sert bir şekilde çarpıştık ve sert bir şekilde yere düştüm. Kafamı kaldırıp baktığımda çarpışmış olduğum kişinin, kütüphanede tanıştığım bana “Küçük Şeytan” diyen Ayaz olduğunu fark ettim. “Sen hiç önüne bakmaz mısın?!” Ayaz bilmiş bilmiş sırıttı, “Hah bana diyene bak asıl bana çarpan sensin Küçük Şeytan” Bu çocuk eceline mi susamıştı?! “Seni son kez uyarıyorum Ayaz Eser! Eğer bana bir daha ‘Küçük Şeytan’ dersen!” Ayaz iki adım atıp yanıma daha çok yaklaştı ve yavaşça eğilip benimle aynı boya geldi “Eee ne yaparsın küçük şeytan” Yüzünde pis bir sırıtış belirdi. Onu o bilmiş suratına tam yumruğu indirecekken koridorun başından bir ses yükseldi. “Çocuklar!” Kafamı kaldırıp baktığımda koridorun sonunda müdürümüzün bize öldürücü bakışlar attığını gördüm. Evet şimdi naneyi yedik. ......................... Evet düşündüğünüz üzere sonumuz müdürün odasıydı. On dakikadır kimse tek kelime etmiyordu. Ayaz ile ben kurbanlık koyun gibi duruyorduk sonunda canım müdürümüz konuşmaya başladı. “Çocuklar ne oluyor? Koridorun ortasında kavga etmek ne demek? Hayır anlayamıyorum ne alıp veremediğiniz var?” Ayaz gözlerini müdürümüze dikti. “Hocam benim hiçbir suçum yok” Yüzümü sertçe Ayaz’a çevirdim “BUYUR?! Bana çarpan sendin!” Müdür hızla araya girdi “ÇOCUKLAR!” Müdür araya girince ister istemez susmak zorunda kaldık. Müdür yüzünü ovuşturup bize baktı. “Birbirinizle her ne probleminiz varsa bunu çözün.” Başımı salladım ve kapıya yönelirken müdürümüzün sesi duyuldu “Hop nereye gençler? Bu yaptığınızın tabii ki bir cezası olacak” “NE BEN BU ÇOCUĞUN DİKKATSİZLİĞİ YÜZÜNDEN CEZA MI ALICAM?!” “Hocam ama!” “Aması maması falan yok Umay,” Müdür arkasına döndü ve bize bahçeyi işaret etti “Bu bahçedeki duvarı görüyor musunuz o boyanacak duydunuz mu?” offf ciddi olamaz bu müdür şaka mı yapıyordu yani zaten sabahtan akşama kadar okuldaydık bir de okuldan sonra bu kendini bilmişle okulun bahçesindeki duvarı mı boyayacaktık! Tam itiraz edecekken yanımdan Ayaz’ın sesi duyuldu “Tamam hocam nasıl isterseniz” ağzım açık bir şekilde kalmıştım ne yani bu çocuk bunu tıpış tıpış kabul mü ediyordu tam itiraz etmek için ağzımı açmıştım ki Ayaz bileğimden sertçe kavradı ve müdüre döndü “İzninizle hocam biz çıkalım” müdür izin verdiğini belirten bir kafa hareketi yaptıktan sonra Ayaz beni hızlıca dışarı çekti ve kapıyı kapattı. Ayaz’a döndüm “Gördün mü senin yüzünden ceza aldık” Ayaz sinsice sırttı “Bence sen artık başkalarını suçlamayı bırak küçük şeytan” kolumu ondan sertçe kurtardım ve arkamı dönüp yürümeye başladım. “Okul çıkışı görüşürüz küçük şeytan” hiçbir şey demeden yürümeye devam ettim kaçınıyordu çünkü bilerek yapıyordu bunu biliyordum. ..................... Okul bitiş zilinin çalmasıyla kendimi bahçede müdür beyin söylediği duvarın karşısında buldum. Ya kardeşim benim resim yeteneğim sıfır bir de yanımda bu it oğlu it olan Ayaz bey eklenince. Kısa özetle Allah bize pardon kolaylık versin. Ayaz elimde duran boyalara bana baktı. “Eee hadi” Başımı Ayaz’a çevirdim. “Centilmen bir erkek olup ilk senin başlayacağını düşünmüştüm.” “Gerçi senden centilmenlik beklemek de hata” Elime bir fırça alıp boyaya daldırıp yavaşça duvarı boyamaya başladım arkama dönüp baktığımda Ayazın beni izlediğini gördüm "Ayaz bey zahmet olucak ama bir yardım mı etseniz hani sizin yüzünüzden ceza aldık ya" Ayaz sırıtarak "yok ya böyle iyi sen devam et" duvarı boyamaya bırakıp ayaza döndüm "o fırçayı eline alıp başlamazsan duvarla birlikte seni de boyarım görürsün Ayaz Eser!" Ayaz gülerek eline bir fırça alıp benimle birlikte duvarı boyamaya başladı. "Biraz rica etmeyi öğren küçük şeytan tehtitle her şeyi çözmezsin" Ya sabır! Ayaza bakarak " Ne yapalım Ayaz bey başka dilden anlamıyorsunuz" .................. Çok geçmeden duvarın yarısı bitmişti. “Off biraz dinlensek olmaz mı?” Ayaz bana bakmadan “Sen de ne mızmız çıktın Minik Şeytan.” Karnım acıkmıştı sabahtan beri hiçbir şey yememiştim. “Oğlum aç ayı oynamaz” Ayaz gülümsedi ve fırçasını bırakıp okul çantasından iki tane çikolata çıkardı. “Al bakalım küçük şeytan” Ayazın elindeki çikolatayı aldım ve paketini açıp bir ısırık aldım. “Sağol” Ayaz yanıma oturdu ve kendi çikolata paketini açtı. “Ne demek” çikolatamdan bir ısırık daha aldım ve Ayazı izlemeye başladım. Çikolatalarımızı yedikten sonra duvarı boyamaya devam ettik. Akşama doğru sonunda işimiz bitmişti. Ve aman ne tesadüf ki yağmur yağmaya başladı. “Hay ben şansıma sıçayım” Ayaz gülmeye başladı. “Ah küçük şeytan yağmurdan mı korkuyorsun.” Yemin ederim bu çocuk kaşınıyordu! Onun yüzünden sırılsıklam olmuştum. “Biraz daha konuşmaya devam edersen ıslak köpekten bir farkımız kalmayacak” Ayaz arkasını dönerek yürümeye başladı. “Hey nereye–” Tam o an Ayaz’ın elinde bir şemsiye fark ettim. Ayaz şemsiyeyi açıp bana döndü. “Evet. Şemsiyenin altına girmezsen ıslak köpekten pek bir farkın kalmayacak” Ayaz’ın yüzünde sırıtış belirdi. Adi pislik! Sinirli adımlarla şemsiyenin altına girdim. “Tam bir pisliksin” “Teşekkür ederim” Bu çocuk cidden iyi değildi. Ayaz’a bakıp göz devirdim. “Hadi Ayaz. Burada durup senin zevzekliğinle uğraşamam.” Ayaz gülerek bana baktı. “Emredersin küçük şeytan” Birkaç dakika boyunca yağmurda yürüdük. Ayaz beni evine bıraktıktan sonra eve girip güzel bir duş almıştım. Saat neredeyse on bire geliyordu. Tam yatacakken telefonumdan bir bildirim sesi yükseldi. Elime alıp baktığımda mesajın Asil Yalnız’dan geldiğini gördüm. MESAJLAR Asil Yalnız: Tekrar selam kitap kurdu bugün doğru düzgün konuşamadık. Nasılsın? Kitap Kurdu: Selam! Ben de iyiyim teşekkürler… Evet ya bugün doğru düzgün konuşamadık. Birkaç şey oldu da. Asil Yalnız: Ne oldu anlatmak ister misin? Kitap Kurdu: Bugün bir çocuk yüzünden okuldan ceza aldık. Asıl Yalnız: Senin adına üzüldüm kitap kurduSaate baktığımda saatin geç olduğunu gördüm yarın okul olduğu için artık yatmam gerekiyordu Kitap Kurdu: Teşekkür ederim... Şimdi benim yatmam lazım iyi geceler Asil Yalnız Asıl Yalnız: İyi geceler kitap kurdu
Bölüm 4
TEK BİR ŞEMSİYE İKİ AYRI KALP
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.