İçeriğe geç

Aşkın skoru

Bölüm 32 · 2 dk okuma

Aşkın skoru

Bölüm 32

Bölüm 32

Düdük sesiyle birlikte salonda devasa bir çığlık koptu. Kızlar sahada birbirlerinin üzerine atlıyor, şampiyonluğu kutluyorlardı. Sahadaki o büyük coşku, o sarılmalar, dökülen sevinç gözyaşları... Hepsi benim rüyamdı. Ama ben o rüyanın tam ortasında, yedek kulübesinde tek başıma oturuyordum. Formamdan sökülmüş kaptanlık bandının boş yeri cayır cayır yanıyordu. Kızlar şampiyon olmuştu ama ben o sahada yoktum. Takımım kupayı kaldırırken ben sadece bir yabancı gibi izlemiştim.

​Gözyaşlarımı sertçe sildim. Boğazımdaki o devasa düğümle kızların sevinç çığlıkları arasından sıyrılıp sessizce soyunma odasına gittim. Herkes dışarıda kutlama yaparken içerisi bomboş ve sessizdi. Telefonumu elime aldım, titreyen parmaklarımla Baran'ı aradım.

​Telefon ikinci çalışta açıldı.

​"Baran..." dedim, sesimin titremesini engellemeye çalışarak. "Neredesin?"

"Bahçedeyiz bitanem" dedi Baran. Sesi acayip heyecanlı ve nefes nefeseydi.

Telefonu kapatıp hızlı adımlarla otelin bahçesine çıktım. Bahçenin tenha bir köşesinde Baran, Kaya ve Doruk’u bir arada gördüm. Beni görür görmez Baran’ın gözleri parladı. Adımlarını bana doğru hızlandırırken yüzünde kocaman, rahatlamış bir gülümseme vardı.

​"Şampiyon oldunuz mu?" diye sordu heyecanla.

​Gözlerinin içine baktım. İçimdeki o koca boşlukla sadece tek bir kelime döküldü dudaklarımdan:

​"Evet."

​Baran derin bir nefes alıp gülümsedi, arkasındaki Doruk ve Kaya'yı işaret etti.

"Başardık Asya! Kaya temizlikçi kıyafetiyle odaya sızıp Kıvanç'ın bilgisayarını getirdi. Doruk şifreyi kırdı, klasördeki o şantaj videolarını bulduk ve hepsini kendi telefonumuzla saniye saniye kaydettik! Elimizde kapı gibi kanıt var artık. Kıvanç bitti Asya, o planı tamamen çökerttik!"

​Baran hayatımızı kurtarmış gibi büyük bir gururla bu planı anlatırken, kafamın içinde sadece hocanın o buz gibi sözleri yankılanıyordu: "Seni seneye de takıma almıyorum eski kaptan..."

​İçimde biriken o devasa patlama noktasına daha fazla engel olamadım. Adeta gözüm döndü. Adımlarımı Baran’a doğru fırlattım ve iki elimle onun yakasına yapıştım. Onu sertçe sarsarken gözyaşlarım nihayet serbest kalmış, yanaklarımdan aşağı süzülüyordu.

​"Ne planından bahsediyorsun sen ya?!" diye bağırdım, sesim hıçkırıklarımın arasında boğulurken. "Ne planı Baran?! Ben seni korumak için, senin o videon ortaya çıkmasın diye hem finalde hem de yarı finalde oynamadım! Hocanın karşısında sustum, beni takımdan atmasına izin verdim! Benim okul takımı kariyerim bitti, anlıyor musun? BİTTİ!"

​Baran’ın yüzündeki o gururlu gülümseme bir anda silindi. Gözlerindeki o büyük şok ve pişmanlık dalgasını çok net gördüm. Yakasını tutan ellerim titrerken gücümün tükendiğini hissettim.

​"Ben her şeyimi feda ettim..." diye fısıldadım çaresizce. "Sen aptal bir plandan bahsediyorsun"

Baran bir saniye bile beklemeden beni kollarının arasına çekti. Sıkıca sarıldı. Başımı göğsüne bastırırken saçlarımı okşuyor, sesindeki o derin pişmanlıkla beni sakinleştirmeye çalışıyordu.

​"Şşşt, tamam... Tamam güzelim, sakin ol," diye fısıldadı kulağıma, o da ağlamamak için kendini zor tutuyordu. "Özür dilerim, yemin ederim bilmiyordum... Ama söz veriyorum sana, her şeyi düzelteceğim. Her şeyi eski haline getireceğim, söz veriyorum..."

​Onun sıcaklığına sığınırken içten içe sadece canımın acısıyla ağlamaya devam ettim. Ama içimdeki bir ses, herşey güzel olacak diyordu

Bölüm sonu

4 yorum