Bu aralar Kerem çok arka planda o yüzden çok az Keremin ağzından okuyalım🤍
KEREMİN AĞZINDAN
İnsan kalbine söz geçiremiyordu ama mantığına söz geçirmek zorundaydı. Hele ki o mantık, sana en son "Biz arkadaşız Kerem" dediyse...
Tribünün bir ucunda tek başıma oturmuş, sahadaki o hareketliliği izliyordum. Asya sahaya adım attığı an, kalbimin o göğüs kafesimi zorlayan tanıdık ritmini durduramadım. Üzerinde forması, saçları sıkıca toplanmış, bileğinde Baran'ın aldığı o şans bilekliğiyle duruyordu. Artık ona o gözle bakmamam, duygularımı içime gömüp sadece 'en yakın arkadaşı' olmam gerekiyordu. Vazgeçmeye çalışıyordum, yemin ederim her gün kendimle savaşıyordum ama onu sahada böyle güçlü, böyle gururlu görünce içimdeki o hayranlığı söküp atamıyordum.
Hakem düdüğü çaldı ve maç başladı. Setler, sayılar, topun fileye çarpma sesleri... Hiçbiri umrumda değildi. Gözüm sadece ondaydı.
Havaya her fırlayışında, o fileyi her sarsışında içimden bir parça kopuyordu. O benim hiçbir zaman ulaşamayacağım ama her zaman uzaktan gururla izleyeceğim Kaptan'dı. Maç jet hızıyla, adeta bir film şeridi gibi aktı geçti. Kızların sayıları peş peşe dizmesiyle son 16 turunu saniyeler içinde ezip geçtik. Maç bittiğinde tribün yıkılıyordu ama benim gözüm hâlâ nefes nefese kalmış Asya'daydı.
ASYANIN AĞZINDAN
Son 16 turunu geçip çeyrek finale yükselmenin şerefine, otel odasını resmen festival alanına çevirmiştik. Ece yataktan yatağa zıplayarak elindeki deodorant şişesini mikrofon yapmış, son ses müzikle şarkı söylüyordu; Melis ise yatağa bağdaş kurmuş, cips paketini kucağına alarak zafer dansımıza alkış tutuyordu.
"Kızım, çeyrek finaldeyiz lan!" diye bağırdı Ece, saçlarını arkaya savurarak.
"Aynen öyle," dedim gülerek, elindeki yastığı ona fırlatırken. "Ama kutlama bitti kızlar. Toparlanın, erkeklerin son 32 maçı başlamak üzere. Tribünde yerimizi alıp bizim çocukları destekleme zamanı."
"Ayy, hemen gidiyoruz!" dedi Melis cipsini kenara bırakıp üstünü düzelterek.
Odanın kapısını kilitleyip heyecanla sahaya geldik.
Maç başladı ve bizimkiler ikinci yarıya 2-0 önde girdiler. Ama maalesef ki 2. Yarının sonlarına doğru rakip takım durumu 2-2 yaptı.
Maç uzatmalara gidecek diye düşünürken Kerem sol kanattan hızla geldi ve uzaktan şutunu çekti. GOL!
Erkekler Keremin son dakika golüyle maçı 3-2 kazanıp nağmağlup şekilde son 16 ya yükseldiler.
BARANIN AĞZINDAN
Maçtan sonraki o muazzam zafer sarhoşluğu, otelin arka bahçesindeki tenha, ışıkları yarı loş çardakta tek başıma otururken üzerimden yavaşça silindi.
Arkamdan gelen adım sesleriyle arkama döndüm gelen Naz'dı.
Tam karşıma dikildi. Aramızda bir iki adım mesafe varken durdu ve doğrudan gözlerimin içine baktı. Ben ise iki adım geriye giderek aramızdaki mesafeyi açtım.
"Baran," dedi, yutkundu. "Sana tek bir soru soracağım ve bana yalan söylemeyeceksin. Asya bu mesajları nereden buldu? "
"Ben verdim Naz," dedim, kelimelerin üzerine basarak. "O mesajları Asya’ya ben gösterdim, ekran görüntülerini ona ben attım."
Naz duyduğu şeyle resmen sarsıldı. Sanki sahada benden sert bir darbe yemiş gibi bir iki adım geri sendeledi. Gözleri şokla açıldı, dudakları titredi. "Sen mi?" diye fısıldadı inanmıyormuş gibi. "Yalan söylüyorsun... Sen yapmış olamazsın..."
"Ben yaptım," diye sözünü kestim sertçe. "O ekran görüntülerini Asyaya ben attım"
İşte o an Naz’ın içindeki o baraj patladı. Birden üzerime doğru atıldı ve beni göğsümden geriye doğru sertçe ittirdi.
"Sen nasıl yaparsın bunu ya?! Nasıl?!" diye çıkıştı, elleriyle göğsüme bir kez daha vurdu, beni tekrar ittirmeye çalıştı. "Ben sana aşıktım Baran! Kör müsün, hiçbir şeyi görmüyor musun sen?! Herkesi karşıma aldım, sırf senin dikkatini çekmek için yaptım her şeyi! Ben sana güvenmiştim, herkesten çok sana değer verdim ben!"
Karşılık vermedim. Ellerimi cebimden bile çıkarmadım, yerimden bir milim bile kıpırdamadım. Sadece göğsümdeki ellerine ve gözlerinden akan o acı dolu yaşlara baktım. İçimde en ufak bir acıma hissi uyanmadı.
"Benim gözüm de kalbim de hiçbir zaman sende olmadı, olamaz da," dedim. Bir adım öne çıkıp aramızdaki mesafeyi tamamen kapatarak son noktayı koydum: "Çünkü ben Asya’yı seviyorum."
"Sana bunun hesabını ağır bir şekilde ödetmek isterdim Baran." Dedi yutkunarak "Ama ben sana kıyamam." Dedi,gözlerinden yaşlar daha çok akmaya başladı ve arkasını dönüp gitti.

