İçeriğe geç

Aşkın Sırası

Bölüm 3 · 10 dk okuma

Aşkın Sırası

Bölüm 3

2.Bölüm : Savrulan Hayaller

Furkan olma ihtimalini tarttım uzun süre içimde.

Kendi derslerimizi aldığımız amfiye doğru gittim.

Amfiye girdim. Helin de gelmiş burda oturuyordu.

Beni görünce duramadı hemen geldi. Tabi dedikodu var ya hemen böyle gelir hanımefendi.

Başka zaman çağırsam hoca gelicek diyip umursamaz bile beni.

Ah Helin ah. Bazen seni sevsem de öldürmek istiyorum canım arkadaşım.

Hemen geldi ve yanımdaki boş yere oturdu.

Şuan emindim ki içinden herşeyi ona anlatmadan hoca gelmesin diye dua ediyordu.

" Ee?"

" Ee?"

" Kızım çatlatmasana adamı ya."

" Ne diyon Aslı ne diyon?"

" Aslı demene takılamayacak kadar meraktayım şuan."

" Sen zaten anca dedikodu için benle konuş. Başka bir şey olsa yüzüme bakmazsın hoca gelir diye."

" Sus be tövbe de çarpılırsın bak. Bana iftira atılıyor burda yani."

Son cümleyi bağırarak söylemişti ki tüm amfi bize bakmaya başladı.

Kafasına vurdum bir tane.

" Kuzum sen gerizekalı mısın afedersin de? Ne diye bağırıyorsun lan mal?"

" Ay tamam tamam sus da Furkan ne dedi onu söyle?"

" Hiç öyle naber felan dedi."

" Heee ben de bunu yedim zaten."

Gözünün birini işaret parmağı ile aşağı çekerek yemem işaretini yaptı.

"Açsan git yemek ye niye bunu yiyon ki?"

Gene o espri adı verdiğim saçmalıklarımdan birini yapmıştım işte.

" Off yine mi ya? Ne yani komik miydi bu şimdi?"

" Evet komikti bence."

" Ya hadi anlat ya."

" Tamam anlatıyorum o hâlde."

Tam anlatmaya başlayacaktım ki hoca sınıftan içeri girdi.

" Herkes yerlerine. Hemen derse başlamak istiyorum."

Helin yerine geçti ama bana öyle bir bakış attı ki.

Bu bakış aşk olsun bı anlatamadın bakışı olmakla beraber, seni öldürücem dersin sonuna kadar merakta bıraktığın için bakışıydı.

Evet bakışlarından ne dediğini anlıyordum çünkü ben onu çok seviyorum. Her şeyi ile tanıyor ve seviyorum onu.

Teneffüs zili çalar çalmaz Helin hemen yanıma geldi.

" Bu olayı anlatmadan amfiden çıkmayı yasaklıyorum bize."

Dedi mi yapardı o yüzden anlatmak zorundaydım şuan.

" Furkan benden hoşlandığını söyledi. Ben de kabul etmedim."

Yanaklarım böyle bir şeyi söylediğim için utançtan kızarmıştı.

" Neee? Kızım sen mal mısın? Furkan o. Kaç tane kız onun peşinde koşuyor her gün biliyor musun sen?"

" Aman banane Helin ya koşarlarsa koşsunlar. Benim öyle bir hayalim felan da yok, senin de olmasın bence. Hemne diploma sahibi olup annemlerden kurtulmak istiyorum biliyorsun."

Üstüme çöken hüzünü gördüğü için hemen beni güldürmeye çalıştı tabi ki

" Hayallerin bile bayat kızım. Senin sayende hayal mi kurulur gerçi. Hayallerimizi alıp sağdan sola savur dur sen."

Gülerek onu dinlerken ellerini fotoğraf makinesi gibi yaptı.

" İlerde Savrulan Hayaller diye bir hikaye yazıcam. Hayalleri savuran da hep sen olacaksın."

" He canım ondan he."

Beraber kantine indik sonra. Heline bir şeyler anlatıyordum ama o elini masaya koymuş çenesini de eline dayamış başka bir yeri izliyordu.

"Heyy sen beni dinlemiyor musun ya?"

Cevap vermedi hatta dediğimi duymadı bile.

Onun baktığı yere baktım ama o kadar uzun bakılacak bir şey de göremedim ki.

En sonunda elimi gözlerinin önünde salladım ve konuştum.

" Kızım nereye bakıyon ya sen?"

Cevap verdi hemen.

" Nereye olacak şu nimete bakıyordum."

Eli ile nimet diye gösterdiği çocuğa baktım.

" Abarttın bence. Nimet denecek nimet de değil."

" Saçmalama kızım. Dur hemen anlatıyorum. Adı Asır. Soyadı Soysert. Zengin bir ailenin tek çocuğu ve el bebek gül bebek büyütülmüş bir çocuk. Aşırı derecede yakışıklı olması ile kızlar peşinde koşar ve her gün kantinde ders başı latte içer. Yani tam bir badboy. Bu kadar."

" TC sini de aldın mı? "

" Yok ya denedim ama olmadı."

Gözlerimi şaşkınlıkla iri iri açarak ona baktım ve konuştum.

" Denedim derken. Ne yaptın sen Helin?"

" Ne yapacam kızım gidip TC sini sordum. Çocuk bana aval aval bakınca da ocakta yemeğim var diyip kaçtım."

" Nee bunları cidden yaptın mı ya?"

Kahkahalarla gülmeye başladım. O kadar çok güldüm ki herkes bana bakıyordu ve bende hemen gülmeyi bırakıp Helini itekleyerek kalkmaya zorladım.

" Kalk Allah'ın cezası kalk. Senin yüzünden herkese rezil olduk."

" Ben ne yaptım ya? At gibi kişneyen sendin ben değil."

" Eşek atın halinden anlamaz o yüzden benim adıma bir şeyler söyleme."

" Şimdi sen bana eşek mi dedin ? Ben anlamadım da."

" Yok ya sana eşek felan demedim. Direk eşek olduğunu bilmen gerekiyor çünkü."

Kafama doğru atılan kalem ile koşmaya başladım ve yanlışlıkla birine çarpınca durmak zorunda kaldım.

Asır denilen o çocuğa çarptığımı anladım kafamı kaldırınca.

Elinde olan Latte dökülmüştü üzerine.

Helin cidden sormuştu demek ki böyle şeyleri çünkü Latte sever demişti ve elinde Latte vardı.

" Şey çok pard-"

" Önüne baksana ya. Bu kot ceket senin hayatında ödeyemeyeceğin kadar pahalı."

Bana fakir demeye çalıştı aklınca. Ben altta kalır mıyım sizce?

" Özür dilemeye çalıştım bölmeseydin. Ayrıca ben böyle insanlarla muhatap bile olmam o yüzden dilediğim özürü geri alıyorum."

" Nasıl insanmışım ya acaba ben?"

" Kendini çok önemli bir şahıs sanan zengin egoist ve gerizekalı bir insan."

Çocuk bu dediğime sadece güldü. Helin ise olay çıkarma der gibi kolumu sıkıyordu. Resmen aşk bu kızın gözünü kör etmişti. Beni ağzını açıp savunmadı bile ya.

Kantindeki herkes bizim kavgamızı izleyip bazıları videoya alırken hocalar sese gelmiş olacak ki Feyyaz Hoca'nın sesini duydum, yanında birkaç hoca ile buraya gelmişlerdi.

" Ne oluyor burda?"

Feyyaz Hoca öyle bir bağırdı ki herkes korktu. Bazıları hemen kantinden çıkıp gitti hatta.

Feyyaz Hoca bir bana bir Asır denen çocuğa baktı ve konuştu.

" Çiçek, çiçek, çiçek. Ben neden şaşırıyorum ki? Kızım senin derdin ne? Bu gidişle sınıfta da kalamayacaksın sen nedeni de bu gidişle okuldan atılacak olman."

"Karşımdaki bu ultra gerizekalı egoist çocuk dururken bana kızmaları. Gerçi kime ne anlatıyorum ki zengin ya ona yalakalık yapar bunlar şimdi."

" Aa Asır da burdaymış. Babası Zengin diye her türlü egoist davranan ve ceza almayacağını düşünüp her dersi kaynatan Asır. Çiçek gibi sana da şaşıramadım ben oğlum."

Feyyaz Hoca'nın bu söyledikleri ile okulumuzda öğrenci ayrımı olmadığını anlamış oldum ki Asır denilen çocuk Feyyaz Hocaya bakarak konuştu.

" Niye hocam? Neden şaşıramadınız ki? Duygusuz musunuz yoksa? Aa doğru siz evliliğinize de bir duygu yükleyemediğiniz için karınız sizi boşamıştı değil mi?"

Ne diyordu bu çocuk? Tamam kabul Feyyaz Hoca ile baş edebilmesi güzel ama bende bu olayda varken yapmasa bari. Kendi ile beni de yakacak çünkü bu gidişle.

" Hadsiz seni. Baban seni el üstünde tutuyor diye bu kadar da olmaz."

Asır'ın gözleri çok ifadesiz bakıyordu ama ben gözlerinde sanki bir acı kırıntısına rastladım.

Aman saçmalama Çiçek bunun gibi şımarık ve egoist birisi ne acı çekmiş olabilir ki. Üstelik zenginmişte. İstediği anında ayağına gidiyordur. Ailesi de el üstünde tutuyormuş bunu hem.

" Neyse ne hocam. Cezamı verin ben çekmeye razıyım. Babam konusunda merak etmeyin. Cezalarıma karışmaması için elimden geleni yaparım."

Ceza mı alacaktık ya bir de? Yandın kızım sen. İnşallah velileri aramazlar da o çok sevgili anneciğim ve babacığıma (!) bana laf etme hakkı düşmez.

Feyyaz Hoca uzun süre düşündü ve konuşmaya devam etti.

" Bu kavgayı etmeniz de iyi oldu bir bakımdan. Biz de okulun kütüphanesini temizleyecek birilerini arıyorduk. Mağlum 1.000 tane yeni kitap gelince kütüphaneye onlar yerleştirmek lazım. Üstüne bir de tüm raflardaki kitapların indirilip tozlarının alınması da gerek. Ee bir de kütüphane silinip süpürülecek. Masaların da tozu alınacak ve yeni gelen kitapların da işlemleri bilgisayara geçirilip mühürlenecek ve kitap kartı ile kitap alan öğrencilerden süresi geçenin kitabı teslim etmesi sağlanacak felan da filan yani."

Yandım ya ben bu nee? Bunların hepsini ben mi yapıcam?

Asır ise benim tersime yüzünde bir rahatlama ile bunları dinledi. Hoca Asır'ın yüzündeki rahatlamayı yakalamış olacak ki konuştu.

" Bunla yırttığını sanma Asır. Senin için disiplin cezası da var çünkü. Çiçek ise bana herhangi bir saygısızlıkta bulunmadığı için sadece bu kütüphane cezası ile cezalandırıldı."

Allah razı olsun ya. Sadece bu ceza diyo sanki verdiği ceza hafih bir şeymiş gibi.

" Şimdi sınıflarınıza gidin. Kütüphaneyi derslerden sonra okul bitince temizleyeceksiniz. Bir de tabi hergün erkenden gelip okulun kapılarını siz açacaksınız kütüphaneyi temizlemeyi bitirene kadar. Yani ne kadar hızlı o kadar iyi sizin için çünkü kimse sabahın 6sında kalkıp okula gelmek istemez değil mi?"

Vallahi şimdi bu adamı boğarım. Ben 7:30 da zor kalkıp geliyorum 6 ne ya?

Allah belanızı versin Feyyaz Hocam.

Sınıflarımıza gelmiştik şimdi. Ama bizim ders Tıp sınıfındaydı yine ki ben bunu unutmuşum. Sıraya oturdum kendi sınıfımda.

Helin çantasını aldı geldi ve kolumu dürttü.

" Hadisene kızım. Geç kalıcaz şimdi derse."

" Ee burdayız ya."

" Kızım kafana Feyyaz Hoca'nın saydığı işler mi düştü? Dersimiz Tıp amfisinde ya."

" Koş koş geç kalıcaz."

Aklıma gelmesi ile beraber koşmaya başladık. Allah'tan derse tam vaktinde yetiştik. Biz sınıfa girip yerlerimize oturduk ki hoca öyle geldi.

Feyyaz Hoca ders anlatmaya başladı ama ben yine dinlemiyordum. İçimden Asıra beddua etmekle meşgulum şuan.

Sonra sıranın üzerine baktım ve yeni bir yazı yazdığını gördüm. Hemen okudum.

SELAM SIRA ARKADAŞIM. BUGÜN NASILSIN?

Sıra arkadaşı mı o niye be? Üniversitede sıra arkadaşı diye bir şey yok ki.

Amma salaksın Çiçek. Şuan oturduğun sıra onun ya o yüzden öyle demiştir.

İç sesim de bugün çok haklı nedense.

Cevap yazdım bı tane.

Selam. Nasıl olduğumu bilmiyorum. Sen nasılsın?

Cevap verdim ama ya Furkansa. Üstelik eğlenmek için yazıyorum ya alt tarafı Furkansa yazmayı bırakırım sonra.

Her neyse bunu yazan kişiye gitti yine aklım. Furkan mı acaba?

Çaktırmadan Helin'in ağzını aramalıyım ama son dersteyiz. Bugün çıkışta beraber de yürüyemicez. Çünkü kütüphanede cezalıyım. Neyse kütüphane biraz bekleyebilir. Ben çıkışta sorucam kesinlikle.

Zil çaldı ve çıkış oldu. Hemen Helinin koluna girdim ve onu durdurdum.

" Dur bir şeyler sorucam ya."

" He sor bakalım."

" Şu Furkan tıp sınıfında ders görüyor mu ki?"

" Niye merak ettin ki bunu? Furkana ilgin var işte kabul et."

" Ya kızım saçmalama merak ettim sadece sordum. Bu okulda her şeyi bilen bir arkadaşın olunca soruyorsun işte. Aa yoksa bilmiyor musun bunu?"

Onu gaza getirdim ki hemen söylesin.

" Bizden bir önceki ders Tıp sınıfı ile Furkan'ın sınıfının ortak dersi var bu sınıfta. Ben de geçen sen hastayken okula gelmeyince buraya geldiğimde Furkan buraya otururken öğrendim."

" Yeri neresiydi Furkan'ın?"

" Sen yine bir işler çeviriyorsun ama neyse. Tam yerini hatırlamıyorum ama sanırım senin oturduğun sırada oturuyordu ya. Evet evet orda oturuyordu."

" Teşekkürler Aşkım benim. Ben kütüphaneye gidiyorum hoşçakal yarın görüşürüz."

Yanağına bir öpücük kondurdum ve koşa koşa kütüphaneye gitmeye başladım.

Kütüphaneye geldiğimde Asırı burda göreceğimi düşünüyordum ama yoktu.

Tam o sırada kütüphaneye yaklaşan iki kişinin seslerini duydum.

" Cidden yalan değil hocam. Bana kilitledi kaçtı kesin tüm işi daha gelmedi çünkü."

Bu Asır'ın sesiydi. Cevap veren sesi dinledim bı de bu da Feyyaz Hoca'nın sesiydi.

" Eğer yalansa çekeceğin var benim elimden çocuk."

Beni hocaya ispiklemişti demek. Yüzüme en tatlı gülümsemelerimden birini yapmacık bir şekilde kondurdum ve o sırada kapı açıldı.

Gülümsüyor gibi yapıp onu bu yaptığına pişman edecektim.

" Aa merhaba hocam. Ben de kitapları inceleyip mühürlemeye başlamıştım şimdi."

Yalan olduğu anlaşılmasın diye oturduğum masaya bir mühür ve önüme de bir kitap almıştım kapı açılmadan önce.

Hoca bana baktı sonra Asıra döndü.

" Bir de yalan söylemeye başladın ha? Asır disiplin cezan ikiye katlandı şimdi geç ve Çiçeğe yardım et."

Feyyaz Hoca bunları söyledikten sonra gitti.

Kütüphanede bir Asır ve ben vardım şimdi.

" Ben de tüm işi bana kilitleyip kaçtın sanmıştım Bilmiş Kız."

" Beni hocaya ispiklediğin için pişman olacaksın Ego Yığını."

Sonra o kitapları mühürlemeye başladı ve ben de alıp merdivene çıkarak raflara yerleştirmeye.

Birbirimizle hiç konuşmadan işimizi yapıyorduk ki benim merdivene basınca ayağım kaydı ve düşmeye başladım.

O sırada sırtımdan tutan eller sayesinde yere yapışmaktan kurtuldum.

" Seninle bu iş zor biter ben diyeyim şimdiden."

Kucağındayken dediklerini dikkate alamamıştım o ise hiç etkilenmemiş gibi bana baktı ve konuştu.

" Kalkmayı düşünüyor musun? Yoksa seni kucağımda uyutiym mi?"

Bu dediklerine sinirlenip bağırdım.

" Kalktık be edepsiz seni. Terbiyesiz terbiyesiz imalar felan. Ama yok ben artık eminim senin gibi biri gerçekten hayatında dert görmemiş. Sorunsuz bir hayata sahipsin."

Bu dediğime sinirlendi bı anda.

" Herkesi duruşuna göre yargılama bence. Kimin ne yaşadığını kimse bilemez çünkü."

" Eminim benim kadar şey yaşamamışsındır Ego Yığını. Sonuçta seni seven bir ailen ve el bebek gül bebek büyüyecek kadar paran var. "

Cevap bile vermeden işine devam etti.

Bu çocuk bu iş bitene kadar bana çok çektirecekti anlaşılan.

Bölüm Sonu....

Selammm

Naber, Nasılsınız?

Yeni bir bölüm ile karşınızdayım.

En komik bulduğunuz yer neresi? çünkü ben bu bölümün çok komik olduğunu düşünüyorum.

En sevdiğiniz replik hangisi oldu?

Sizce de Çiçek ve Helin'in sohbetleri çok komik değil mi?

Seviliyorsunuzzzz hoşçakalınnn.❤️

Oy ve yorum atmayı unutmayın.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.