>
~ÇİÇEK~
Zor anlar vardır ya ne yapacağını bilemezsin. O anlardan birinde gibi hissettim Asır'ı o hâlde görünce.
O bunların hiçbirini hak etmeyecek kadar iyi biriydi.
Çarpıştığım o Asır değildi o. O Asır sadece kalkanıydı onun. O kendini o kalkan arasına gizleyip yaşıyordu hayatı.
Ama içini biliyorum ben onun. O kadar naif ki. O kadar sıcak ki. O kadar samimi ki. Asır gerçekten hayran olunası bir insan. Eminim ki hayran olunası bir eş ve hayran olunası bir baba da olacaktır.
Her kız ister Asır gibi bir eşi olmasını. Ben isterdim açıkçası.
Sen direkt Asır ile evlenmeyi isterdin bence. Yeter artık Çiçek. Açıl biraz, aç kendini biraz. İtiraf et artık.
Anlamıyorum iç ses. Neden sen haklıymışsın gibi hissediyorum? Neden ben Asırla evlenmek istiyorum. Neden ya neden?
Neden onu kaybettiğim yanım gibi hissediyorum? Masuma sormalıyım. O bilir.
Kime: @yıllanmışanılardakaybolanmasum
Kimden: @Asırlaragömülenkardelen
Masum naber, nasılsın? Sana açmak istediğim çok önemli bir konu var. Görünce acil bana dönmen lazım. Bekliyorum...
Sonra e mailden çıkıp Instagrama girdim. Asır'ın hesabına girdiğimde açıklamaya yazdığı yazı ile göz göze geldim. Ne kadar tanıdıktı.
Anılar da insanlarda kaybolur, insanlar da anılarda kaybolur. Yıllanmış anılar masumları ayakta uyutur...
Yıllanmış anılar, masumlar, kaybolmak...
Bunlar masumun hesabını oluşturuyor resmen.
Masum Asır mı? Ama olamaz. Masum Asır değil. Saçmalıyorum.
O gün okul bitene kadar Asırı görmedim. Çıkışta yine motoruyla her zamanki yerinde bekliyordu gelmemi.
Hemen yanına gittim. Hızlıca sordum.
" Daha iyi misin?" Elimi yüzüne attım ve çevirip yüzünü inceledim.
" Yüzün solmuş senin Asır. Dikkat et kendine."
Kafasını çevirdi ve bana bakmadan konuştu.
" Bin de gidelim artık Çiçek."
Canın sıkkın olduğu için bir şey demiyorum yoksa seni mahvederdim de demek istedim ama demedim içimde tuttum.
Hemen kaskı kafama takması için bekledim ama yardım etmedi her zaman ettiği gibi.
Bozuntuya vermeden kendim taktım kaskı. Arkasına oturana kadar bekledi. Elimi sırtına atar atmaz da hemen motoru hareket ettirdi.
Evimin önüne gelince hemen durdurdu motoru. Arkasını döndü, kaskımı çıkarmama yardım etti. Ben inince kendisi de benimle indi ve bakıp konuştu.
" Özür dilerim az önce için. Amacım sana sert yapmak değildi canım sıkkın biraz."
Asır'ın bu özelliği hiçbir insanda yoktu nerdeyse. Ne olursa olsun haklı da olsa haksız da olsa özür diliyordu.
Elimi koluna koydum ve kolunu sıvazladım.
" Özür dilemene gerek yok. Ben senin isteyerek bana öyle davranmayacağını biliyorum zaten."
Gülümsememe karşılık vermeye çalıştı ama gülemedi.
Yanaklarından tuttum birden ve yanaklarını çekiştirip ağzını güler hâle getirdim.
Gülünce güller açan o gamzesi belli olmadı bu yapay gülümsemeyle. Ama yine de ona gülmek yakışıyordu.
" Ha şöyle. Böyle daha iyi oldu. Gül sen gül, üzülme."
Yanaklarını bırakır bırakmaz yüzü tekrar düştü ve gözlerinden bir damla yaş aktı. Hemen arkasını döndü. Vücudu titriyordu. Tekrar ağlıyordu biliyordum.
Yanına doğru yaklaştım.
" Şşşt ağlamak yok ama. Hayat ağlamak için çok kısaydı hani?"
Dönüp bakmadı bana. Bir çocukluk yapasım geldi birden ve sırtına atladım.
" Deh atım dehh."
Sanki bu anı bekliyormuş gibi birden gözyaşlarını sildi ve yokuş aşağı sırtında ben ile koşmaya başladı.
Bağırdım.
" ASIR DUR SIRTINI İNCİTECEKSİN"
" Atlamadan önce düşünseydin. Bakarsın değil mi bana belimi incitirsem."
Bir tane yapıştırdım sırtına.
" Ahhh." dedi acıyla.
" Ne bakıcam sana gıcık ego yığını seni? Yapmasaydın der geçerim. İndir beni."
" Tekrar yukarıya kadar çıkayım evin önüne kadar. Benim yüzümden yokuş çıkma."
Bunu der demez tekrar yokuş yukarı koşmaya başladı.
" AAAAA DÜŞÜCEM YA DÜŞÜCEM."
" Çok ayıp kulağımı kanattın. Ayrıca ben sırtımın kırılmasına izin bile veririm ama senin düşmene izin vermem."
Bunu der demez ikimizde de bir sessizlik oldu. Ağzından bunların çıkmasını ikimiz de beklemiyorduk bu çok belliydi.Tam motorun önüne gelince indirdi beni.
" Arada sırtımda da gezdiririm seni. Hep motor hep motor olmuyormuş. Böyle daha eğlenceli."
Ters ters bakıp konuştum.
" Bir de doktor olacaksın. Sırt sağlığının önemini öğretmediler mi size hiç?"
" Algoloji dersleri 2. Yarıda başlıyor Çiçek."
" Ne loji ne loji?"
" Algoloji çiçek algoloji."
Anlamaz bir şekilde baktım.
" Ne yapıyorsunuz algoloji de? Kazı çalışması mı?"
Kafasına vurdu ( şu şekilde 🤦🏼♂️)
" O arkeoloji bu algoloji çiçek kazı ne alaka?"
Birden üste çıkar gibi davranarak bağırdım.
" NE BİLİYM BEN BE? ALLAH ALLAH,BANANE NE OKURSANIZ OKUYUN. FESUPHANALLAH YA."
Hemen kenara çekildi ve uzaklaştı benden.
" Aman diyeyim elin çok ağır, biraz uzak durayım da vurma."
O gülerken ben yüzüne bakıp somurttum.
Hemen konuştu.
" Tamam tamam kızma şaka yaptım."
" Gıcıksın işte gıcık ego yığını."
" Bilmişsin işte çok bilmiş kız."
Motoruna bindi ve bana el salladı.
Bu yıl Asır'ın 5. Yılı benim ise 3. Yılım. Ben işletme okuyorum, Asır tıp okuyor o yüzden normal yani 5. Yılı olması. Asır benden 2 yaş büyük . Acaba üniversiteden sonra da benimle arkadaş kalır mıydı ? Birden bunu merak ettim.
Asır yanımdan ayrılmıştı ama ben dakikalardır arkasından bakıyordum. O sırada aklıma masum geldi.
Ne zamandır ses çıkmıyordu ondan. Hemen e mailime girdim ve yazdım.
Kime:@yıllanmışanılardakaybolanmasum
Kimden:@Asırlaragömülenkardelen
Masum, nasılsın? Uzun zamandır sesin çıkmıyor merak etmeye başladım.
Karnım ağrıyordu bugün. Aç da değildim o yüzden eve gidip üstümü değiştirdim ve hemen yattım yatağa.
Yatar yatmaz uyuyakaldim...
∆∆∆
Sabah uyandığımda ilk elime telefonumu aldım. Masumun cevap vermediğini görünce kaşlarımı çattım ve telefonu bıraktım. Bugün her zamanki uyandığım saatten 1 saat erken uyanmıştım.
Dışardan anne ve babamın sesini duydum. Onları yaklaşık 1 haftadır hiçbir şekilde görmüyordum.
Ben eve geldikten sonra geliyorlar ben uyanmadan çıkıp gidiyorlardı.
Mutfağa doğru ilerlediğimde onları kahvaltı yaparken buldum.
Bir sandalye çektim ve konuştum.
" Günaydın."
Ne annem cevap verdi ne babam.
Ben de bir şey demedim. Ama o sofrada da oturup yemek yemeyecektim. Benim yüzüme bakmayan insanlarla yemek yiyecek halim yoktu.
Geçen ay gizlice part time işe gidip kenara belli bir miktar para koymuştum. Dışarda yemek istiyordum. Ama tek başıma yiyemezdim o yüzden heline söylemeyi düşündüm ama onunla bu sıralar pek yakın değildik ben de telefonumu elime aldım ve benimle gelebilecek en mükemmel insana mesaj attım.
Günaydın Asır Bey
Cevap anında geldi.
- Günaydın Çiçek Hanım. Hangi rüzgar yazmaya itti sizi bu saatte?
Hemen cevap yazdım.
Dışarda kahvaltı etsek diyordum.
- olur edelim, ben hemen çıkarım sen hazırlan geliyorum.
Yaklaşık 15 dakika tam 15 dakika sonra geldi Asır.
Motorda benim oturduğum yerde sıkı sıkıya düşmesin diye bağlanmış bir piknik sepeti görünce şaşırdım.
" Asır bu ne?"
" Dışarda kahvaltıya para mı verilir? Ben bunları hazırladım hemen. Çok güzel bir yer biliyorum gidelim oraya oturalım."
" Tamam ama ben nereye oturcam?"
Bana gözlerini devirerek baktı ve konuştu.
" Sepeti eline alacaksın. Ben tek başıma getiremem motor kullanıyorum diye bağladım öyle. Sen elinin birinin içine sıkı sıkı al sepeti ama karnıma sıkı sıkı sarıl. Düşmeni istemiyorum. "
Dediklerini yaptım. Motoru yine de yavaş yavaş sürdü ve biraz sonra durdu.
Çok sakin bir parka getirdi beni. O kadar güzeldi ki. Kenarından küçük bir su akıyordu. Bir de ortasında tek bir bank vardı.
Oturduk ve sepeti alıp içindekileri çıkardı Asır tek tek.
Sonra derin bir iç çekti dalıp giderken.
Kafasını dağıtmak istedim neyi olduğunu bilmesem de.
" Asır sen burayı nerden biliyorsun? Çok güzel bir yermiş."
" Burası özel bir yer benim için."
Neden özeldi ki? Niye öyle demişti?
" Neden?"
Gözlerini yumdu ve konuştu.
" Çünkü biz buraya dirhan ile gelirdik. Kimin canı sıkkın olsa diğeri kola ve çekirdek alır gelirdi. Bu oturduğumuz bank bizim dertleşme bankımız , bu bulunduğumuz park bizim dertleşme parkımızdı."
Kafasını dağıtmış oldun sen şimdi öyle mi çiçek?
İyi de ben nerden bileyim iç ses?
Birden onu teselli etmek istedim.
" Bak Asır Dirhanla ne yaşadınız bilmiyorum, neden bitti arkadaşlığınız bilmiyorum, onu özlüyorsun bunu biliyorum işte. Bizim helinle bu seneye kadar aramızdan su sızmazdı. O benim kardeşimden ötemdi. Ama bak şimdi merhaba merhabayız biz onunla. Bazen diyorum ki keşke merhaba merhaba olacak kadar iki yabancı olacağımıza birbirimize bizim de arkadaşlığımız bitseydi diyorum."
Asır birden bana baktı ve konuştu.
" Özür dilerim. Benim yüzümden aranız açıldığı için özür dilerim. Ben eğer tekrar benimle arana mesafe koyup arkadaşın ile aranı düzeltmek istersen anlarım. Kızmam, kırılmam bile."
Gözlerinin içine baktım ve konuştum.
" Biliyor musun Asır? Kendisi kaybeder. Ben iyi bir arkadaş olduğumu düşünüyordum, ki hâlâ düşünüyorum. Yanlış mıyım yoksa?"
Bana kocaman gülümsemelerinden birini bahşetti ve konuştu.
" Öylesin tabi ki. Sen çok iyi bir dostsun, çok iyi bir yoldaşsın."
Biraz sohbet ettik, biraz kahvaltı yaptık susarak. Sürekli masum yazdı mı diye telefona bakıp duruyordum.
Asır sonunda dayanamadı ve sordu.
" Birinden bir haber mi bekliyorsun?"
" Anlamadım?"
" Sürekli telefona bakıp duruyorsun ya Çiçek. Ondan soruyorum"
Ayıp olmuştu değil mi? Yanında sürekli telefona bakıp durdum. Ah salak çiçek ah.
" Kişisel algılama çok sevdiğim bir arkadaşımdan haber alamıyorum dünden beri. O yazar diye bekliyorum. Beni hiç habersiz bırakmazdı."
" Bırakmam tabi."
" Nasıl?"
" Bırakmaz tabi demek istemiştim."
Kafamı anladım der gibi sallayıp konuştum.
" Anladım acaba şuan ne yapıyor onu o kadar çok merak ediyorum ki?"
" Kahvaltı ediyorum." Sonra ben daha sormadan hemen düzeltti.
" Kahvaltı ediyordur demek istedim. Sonuçta biz de kahvaltı ediyoruz. Eğer arkadaşınsa ve okula gidiyorsa bu saatte kahvaltı eder genellikle tüm öğrenciler."
" Doğru söylüyorsun. O benim kim olduğumu biliyor biliyor musun? Ama ben onun kim olduğunu bilmiyorum."
Havaya baktı ve konuştu.
" Kim bilir belki de gözünün dibindedir de sen görmüyorsundur."
" Evet kim bilir..." Diye tastikledim onu.
Havaya tekrar baktı, bekledi bekledi ve konuştu.
" Yağmur yağacak kalkalım mı?"
Daha öyle demesine kalmadan sağanak yağmur başladı.
Hemen koşarak kalan yiyeceklerin ağzını kapattı kapakları ile ve sepete attı.
" Koş çiçek ağacın altına geç bunları toplayıp gelirim." Diye bağırdı. Çünkü yağmurun sesinden birbirimizi duymuyorduk.
Kafamı hayır anlamında salladım ve hemen yanına koştum. Hızlı hızlı herşeyi sepete doldurduk.
Asıra gelirken azıcık yürüyelim dediğim için motoru baya uzakta bırakmıştık.
İçimden kendime lanet okudum. Asır elini bana uzattı ve konuştu.
" Elimi tut ben de sepeti tutucam. Hızlıca motora koşucaz tamam mı?"
Kafamı salladım ve elini sımsıkı tuttum. Hızlıca motora koşmaya başladık ama bir yandan kahkaha atmayı ihmal etmiyorduk ikimizde.
Motorun önüne geldiğimizde Asır beni bir ağacın altına bıraktı ve hemen koşup motoru da ağacın altına getirdi.
Elini hemen motorun altındaki bir bölmeye attı ve içinden 2 tane havlu çıkardı.
Motorlarda böyle bölmeler de mi oluyordu. Şok olmuştum.
Havlunun biri ile bana yaklaştı.
"Saçını kurutmamız lazım. Arkanı dön"
Yavaş yavaş hiç canımı yakmadan kuruttu havlu ile saçlarımı.
Sonra eline 2. Havluyu aldı. Ben kendi saçlarını kurutacak diye beklerken havlu ile motorun tüm ıslanan yerlerini silmeye başladı.
Her yerini iyice kuruttuktan sonra da motorun gövdesini okşadı. Motoruna bile sevgi besliyordu Asır.
Sonra havluları kaldırdı. Ben hemen ona döndüm.
" Sen de saçını kurutsaydın Asır. Ya hasta olursan?"
Yüzüme baktı ve şakacı bir ifade ile ekledi.
" Kızlar ıslak saçlı erkekleri daha çok beğeniyormuş. Bir dergide okumuştum."
Koluna yapıştırdım bir tane.
" Hangi kızlarmış onlar bakayım?"
" Şaka yapıyorum çiçek. Havlular sırılsıklam oldu. Ben tenime ıslak bir şeyin değmesinden hoşlanmam. 2 havlu vardı ve ben de kendimden çok- neyse ne işte"
" Asır o cümlenin devamını alabilir miyim?" Diye söylendim hemen.
" Bazen çok kurcalıyorsun bilmiş." Dedi yukardan bakarak.
" Kurcalattırma o zaman Ego yığını." Dedim ayaklarımın ucunda yükselip tam karşısına dikilerek.
Şuan birbirimizin tam karşısındaydık. Gözlerimizin içine meydan okuyarak bakıyorduk.
Nefesini hissediyordum nefesimi hissediyordu.
Sonra ilk pes eden o oldu ve motora bindi. Ben de hemen arkasına geçtim. Bu konudaki hassasiyetini bildiğim için sırtına sımsıkı sarıldım ve harekete geçtik.
~ASIR~
" Şaka yapıyorum çiçek. Havlular sırılsıklam oldu. Ben tenime ıslak bir şeyin değmesinden hoşlanmam. 2 havlu vardı ve ben de kendimden çok- neyse ne işte"
" Asır o cümlenin devamını alabilir miyim?" Diye söylendi hemen.
" Bazen çok kurcalıyorsun bilmiş." Dedim yukardan bakarak.
" Kurcalattırma o zaman Ego yığını." Dedi ayaklarımın ucunda yükselip tam karşıma dikilerek.
Motora bindiğimizden beri bu an aklımdan çıkmıyordu.
Ama ben o cümleyi içimde tamamlamıştım bile.
2 havlu vardı ve ben de kendimden çok değer verdiğim iki şey için kullandım.
Evet benim motorum benim için çok önemli bu hayatta kendimden çok önem verdiğim tek şey motorumdu ama şimdi motorumdan da çok önem verdiğim bir şey var. O da bu güneş saçlı kız yani Çiçek.
Normalde yağmur yağdığı an ilk motorunu kurutan Asır, şuan ilk çiçeğinin saçını kurutuyor.
Artık motor ikinci planda kendim 3. Plandayım. Benim ilk planım çiçek artık.
Kabul etsem de etmesem de böyle bu...
Bölüm sonu...
Selam. Ben normalde watpadde yazıyorum.
Ama mecburen buraya geçmek zorunda kaldım. Olsun burası da watpadd