İki arada bir derede kalmıştım tabiri caizse. Asır bana mı aşıktı? Masum bu güne kadar hiçbir söylediği şeyde yanılmazdı benim gözümde.
Ama hayır Asır bana aşık olamazdı. Dayanamadım ve yazdım.
Kime: @yıllanmışanılardakaybolanmasum
Kimden: @Asırlaragömülenkardelen
Bana mı aşık? İnanamam buna masum. Asır bana aşık olamaz, o beni arkadaş yerine koyuyor.
Anında cevap geldi.
Kime:@Asırlaragömülenkardelen
Kimden:@yıllanmışanılardakaybolanmas-
İşte senin tek olayın bu kardelen, çevreye karşı bir tık körsün gözlerini açık tut anlarsın. Bu arada bilekliğin bende. Benim kim olduğumu öğreneceğin gün onu bizzat kendi ellerimle sana vereceğim.
Bilekliğim masumda, Asır'ın kalbi bende güya. Ben anlamıyorum arkadaş, neyin içine düştüm ben?
Asır'ın numarası vardı bende. Dayanamadım ve ona mesaj attım. Kalbini kırdığımı biliyordum ve onun dostluğana ihtiyacım vardı benim.
-İyi geceler :) Uyudun mu?
Telefonun başında bekledim. Tam 15 dakika sonra cevap geldi.
-Evet uyudum çiçek.
- Ayy tamam o zaman rahatsız ettim kusura bakma iyi geceler
Hemen cevap yazmasa mıydım? Telefonun başında onu bekliyormuşum gibi oldu bu.
Hiç beklemedin ya zaten (!)
Sus iç ses ya sus!
- Çiçek sen saf mısın yoksa saf ayağına mı yatıyorsun, sana uykum arasında nasıl mesaj yazayım ben? Uyumadım demek olmuyor mu bu?
Ama bu çok mantıklı.
Altta kalır mıyım ? kalmadım tabi
-sen uyudum dedin diye dedim be
- ne diyecektin? diye cevap verdi.
Soğuk Nevale ne olacak.
- Özür dilemek istedim sadece. Çünkü biliyorum ki hiçbir zaman amacın bana yan gözle bakmak olmadı hem sen kim ben kim demi? Yanlış düşündüm, hâlâ arkadaş mıyız?
-aynen değil mi sen kim ben kim değil mi? Senle ben olamayız zaten değil mi?
Bunları sitem olarak mı söyledi gerçek mi anlamadım ama gerçek olmasını dileyerek gerçek kabul ettim.
-Benim için değerlisin Asır, bunu unutma istiyorum, en yakın arkadaşımı kaybetmek istemiyorum. İyi geceler 🙂
Bunları yazdıktan sonra gelen mesaja bile cevap veremeyecek kadar uykum olduğu için anında, yeni mesaj gelmeden, telefonun ekranını kapatıp uykuya daldım.
~ASIR~
Gelen mesajı okuyorum 10 dakikadır.
- Benim için değerlisin Asır, bunu unutma istiyorum, en yakın arkadaşımı kaybetmek istemiyorum. İyi geceler 🙂
En yakın arkadaş demek. Gerçekten beni arkadaşı gibi görüyor demek ki.
Yanıldım mı? Ben de onu en yakın arkadaşım olarak mı görüyorum yoksa?
Ama benim en yakın arkadaşım var zaten, Dirhan, var.
Aklıma Dirhan'ın bana bir keresinde söylediği bir şey geldi.
"Bir kız bir erkeği en yakın arkadaş olarak görüyorsa o hikaye yalan abi. Bunlar en yakın arkadaşım ayağına aşk gizlemeye çalışanlar, tabi sen şimdi bilmiyorsun ama
üzülme o zamanlara kadar abin olarak yardım edip 2-3 numara öğreticem sana."
Bana kız tavlama taktikleri felan diye o kadar saçma şeyler anlatırdı ki. Ama kırmaz,üzmez, alay etmez sadece dinlerdim onu.
Bu cümleleri aklıma gelince istemeden gülümsedim.
Özlemiştim, hem de çok özlemiştim.
Sahi siz tanışma hikayemizi biliyor musunuz bizim?
Hemen anlatayım o halde.
~FLASHBACK~
Küçüktüm. 7-8 yaşlarında felan. Ara ara tanımadığım insanlarla aynı evde yaşamaktan bunalıyorum felan diye sahile iniyorum, iskeleye oturuyorum denizi izliyorum.
Yine öyle bir gün iskeleye indim. Oturdum, denizi izliyorum. Elimde de 2 teneke kola var. Birini içicem daha oturmak istersem de diğerini de içicem.
Denizi seyrederken teneke kolalarımdan birinin açılma sesini duydum. Hemen yönümü döndüğümde benden olsa olsa 2 yaş büyük bir çocuk kolamı kafasına dikmiş içiyordu.
" Hey ama o benim kolam, bu yaptığın çok kötü bir davranış."
Yanıma oturdu. Yüzüme bakıp konuşmaya başladı.
" Zenginler görgü kurallarını bizden daha iyi biliyorlar tabi."
Kaşlarımı çatarak baktım ona.
" Ne demek istiyorsun?"
Bana baktı ve alayla konuştu.
" Kim olduğunu biliyorum. Çok zengin olan, bir sürü şirketi olan Erdinç Soysert'in oğlusun sen."
Şaşırmıştım bilmesine ama yanlış biliyordu ben onun oğlu değildim. Ben onun evlat edindiğiydim.
" Nasıl biliyorsun bunu?"
" Yanlış anlama kötü bir amaçla değil sadece merak benimkisi. Sürekli buraya gelip oturduğunda seni izliyordum. Sonra artık merak ettim neden sürekli buralara geldiğini. Dayanamadım bir gün seni takip etmeye başladım. O çok soylu babanın nereye kayboldun diye seni azarlamalarını gördüm, havuzlu villanızın bahçesindeydiniz ben de demirlerin arasından izledim sizi. Sonra annen çıktı dışarı babanla kavgaya tutuştular. Yok çocuğu azarlama felan diye bağırmalar felan. Uzun zamandır da gelmiyordun buraya. Bugün de gelince yanına gelmek istedim."
Hikayesini bitirince doğru söylediğini anladım çünkü o yaşananlar aklımdaydı dün gibi.
" Benden ne istiyorsun peki?"
Gözlerini kıstı ve konuştu.
" Sadece bilmek istedim. Bu kadar zenginliğin içinden neden kaçtığını, pahalı oyuncaklarınla oynamak yerine neden bu denize gelip uzun uzun onu izlediğini?"
" Ben denizi seviyorum ve içinde bulunduğum zenginliği sevmiyorum. Bana uygun şeyler değil bunlar." diyebildim sadece.
" Vay arkadaş zengin doğan zenginliği sevmiyor fakir doğan da zengin olmak için kendini paralıyor şu dünyaya bak hele sen" dedi alaylı bir üslupla.
Şaşırmıştım ama aynı zamanda sonunda benimle arkadaş gibi konuşan biri olduğu için sevinmiştim. Zira benim hiç arkadaşım yoktu. Asır'ın zengin bebesi arkadaşlarını pek sevememiştim ve aramız açılmıştı onlarla. Beni hep dışlamışlar ve karakterimin değiştiğini onlarla oynamayı hak etmediğimi söylemişlerdi. Aileleri de onaylamıştı.
" Bak düzgünce başlayalım biz. Ben Asır, senin adın ne ?" elimi uzattım ama o elimi sıkmadı. Elini ensesine götürdü ve konuştu.
" Dirhan bende. İlerde belki el sıkışırız ama şimdi olmaz."
Ona baktım ve bu halini komik bulduğum için kahkaha attım.
O da benimle birlikte güldü bir süre. Sonra geç olduğunu fark ettim ve ayağa kalkıp konuştum.
" Benim gitmem gerek, bir daha gelir misin buraya?"
" Önümüzdeki salı, yine burda olucam. "
Ona tamam anlamında kafamı salladım ve elimi uzattım. Elimi tuttu ve o da ayağa kalktı. Sonra ona el sallayıp eve doğru koşmaya başladım.
~FLASHBACK SON~
O günden sonra hep belirlediğimiz zamanlarda buluştuk onunla. Ondan çok şey öğreniyordum o da benden çok şey öğrendiğini söylerdi. Ara sıra aldığım pahalı yiyecekleri yerken de sen olmasaydın bunları hiç tadamazdım der güler geçerdi. Biz böyle böyle birlikte büyümüştük ve tartışmazdık ta ki 5 ay öncesine kadar.
5 aydır ne onu gördüm ne de aradım aynı şekilde o da ne beni aradı ne de sordu. Bu kadardı, bitmişti her şey.
Parçalanmaz dediğimiz dostluğumuz un ufak olmuştu.
Bir tarafda Dirhan, bir tarafda Çiçek. Neyin içine düştüm ben?
Yatağıma yattım ve gözlerimi kapatıp uyumaya çalışacaktım.
Gözlerimi kapatır kapatmaz çiçeğe sarıldığım an geldi gözlerimin önüne, sonra gülümsemesi geldi aklıma.
Saçlarımı özenle yaptım diyip kaskı takmadığı an ellerini bırakmaya başladığnda yüz yüze geldiğimiz ve kolunu tekrar belime sardığım an geldi.
Elimi tuttuğu anlar,elini tuttuğum anlar. Film şeridi gibi geçti gözlerimin önünden tanıştığımızdan bu ana kadar olan her an.
Karşımda benden uzak durmaya çalışan bir insan var. Ben ne mi yapcam?
Ben de benden uzak durması için elimden geleni yapcam o halde.
Ben bu mizaçla büyüdüm. Beni istemeyeni ben hiç istemezdim.
Gerçi çiçeği istiyordum. İstemek derken öyle değil yani, bir nesneyi istersin ya onun gibi değil bu. Ben yanımda olsun istiyorum.
Arkadaş olarak da olsa yanımda olsun, benimle olsun istiyorum.
Ne yapıcam ben? Uzak mu durcam, koşar adımlarla mı yaklaşcam?
~ÇİÇEK~
Uyandım ve hızlıca hazırlanmaya başladım. Malum artık bir Asır yoktu beni motorla alacak.
Hiç üzülme çiçek hanım. Kendi düşen ağlamaz demişler.
" Off sen kimden tarafsın ya?"
Ben haklının yanındayım her zaman
" Senin ne olursa olsun benden taraf olman lazım canım benim" dedim dişlerimi sıkarak yapmacık bir şekilde.
He ondan he, ben haklının yanındayım dedim, haksızın değil. Ben Asır'ın yanındayım senin değil.
Telefonuma gelen bildirim masumdandı.
Kime: @Asırlaragömülenkardelen
Kimden:@ yıllanmışanılardakaybolanmas-
Arada kalanlar Arafta Kalırlar güzel kardelenim. Arafta kalanın vay haline!
Cevap yazmadım. Çünkü arada kaldığımı nerden anladığını sorgulamakla meşguldüm.
Hazırlanmayı bitirince çıktım evden. Kapının önünde siyah deri ceketi üstünde ayağında siyah spor ayakkabıları, beyaz tişörtü ve lacivert pantolonu ile simsiyah motoru üzerinde Asır karşıladı beni.
İçimde garip bir duyguyla ona doğru yaklaştım.
" Günaydın?" dedim sorar gibi.
" Günaydın. İçime sinmiyor senin otobüs köşelerinde perişan olman" diye açıkladı o da bakışlarımı çözmüş gibi.
Hafifçe tebessüm ettim ayıp olmasın diye.
" Gerek yoktu zahmet etmene çok teşekkür ederim ama otobüsle gidebilirim."
Tam arkamı dönüp gidiyordum ki kolumdan tutup çevirdi beni. Beklemediğim için dengem sarsıldı ve düşer gibi oldum. Sımsıkı sardı beni birden. Kulağım kalbindeydi. Kalbi çok hızlı atıyordu.
Hemen geri çekildim.
" Saçmalama Çiçek. Ben sana benim sevgilim rolü yap demiyorum yine o kapıda beni düşün demiyorum. Sadece arkadaşım olarak yanımda ol diyorum. Ki ben istemedim zaten o rolleri yapmanı. Bir kere yapmış bulundum diye öyle olduğu anlamına gelmez değil mi? Bir daha olmayacak söz veriyorum."
Sesinde hüzün vardı. Sesinde kırgınlık vardı.
" Asır bak ben de senin gibi seni sadece arkadaşım olarak görüyorum. Sen de beni öyle gördüğünü söylüyorsun zaten. Ben senden sadece bir şey istiyorum Asır. Heline bir şans veremez misin? Bir denesen çok seversin eminim. İki arkadaşımın da mutlu olmasını istiyorum ben sadece."
Kaşlarını çattı. Beni anlamayacaktı, hiçbir zaman anlamadı zaten.
" Bak Çiçek, bu işler denemeyle olacak şeyler değil. İnsanlar kalbine söz geçiremez bazen. Ben de kalbime söz geçiremiyorum. Hem benim- neyse boşver"
Ona sorar şekilde baktım.
" Hem senin ne?"
Cevap verip vermemek arasında gidip geldi ama sonra cevap verdi.
" Benim hoşlandığım biri var. Ben çok hoşlanıyorum ondan."
Hoşlandığı biri mi var? Peki neden şimdi benim kalbim ağrıyor. Bu bana neden üzgün hissettirdi.
~ASIR~
" Benim hoşlandığım biri var. Ben çok hoşlanıyorum ondan." dedim sorusuna karşılık uzun süre tartıp.
Yüzünde bir ifade yakalamayı umdum, bir üzgünlük bir aşk acısı belki de ama hiçbiri yoktu.
Çiçek beni sevmiyordu. Ve dediğim gibi insan kalbine zorla söz geçiremezdi. Çiçek de zorla beni sevemezdi tabi ki. İçimde yaşamaya devam edecektim.
Kendi düşüncelerimde dolaşırken konuştu.
" Vayyy tanıyor muyum ben peki?"
" Bence zamanla tanırsın."
Tanıyorsun sensin zaten diyemezdim tabi ki güzel kızım benim. Ama bu da yalan değildi. Zamanla tanırsın demem yalan değildi. Sen kendini tanımıyorsun çiçek. Sen ne istediğini bilmiyorsun.
" O zaman sıkıntı olmasın o şanslı kıza. Hani olay felan çıkmasın diye diyorum. Beni senin yanında görünce felan işte."
Gülmemek için kendimi zor tutuyordum. Ağlanacak halime gülmeme mi şaşırsam yoksa çiçeğe mi ben de bilmiyordum.
" Yok zaten ondan hoşlandığımdan haberi yok varsa bile kafası karışık bence. Ben ona zaman vermeye karar verdim. Hem ne dedik ben senin sadece arkadaşındım. "
Ben senin sadece arkadaşınım ama sen benim sevdiğimsin.
İçimden geçenlerin dili olsa da konuşsa.
" Tamam o zaman ben kaskı takayım."
" Yardım edeyim."
Kaskı taktım. Ben uzun uzun gözlerine bakmak isterken o hemen kafasını çevirdi ve motorun arkasına binip benim binmemi beklemeye başladı.
" Ee hadi geç kalıcaz."
" Tamam geldim."
~ÇİÇEK~
Geldi ve motoru çalıştırdı. Sırtından tutunmam için bekledi ama ben tutunmayınca ısrar etmeyip yavaş yavaş sürmeye başladı motoru.
10 dakikada geleceğimiz okula 25 dakikada geldik yavaş sürdüğü için ama umurumda değildi. Bana hava hoştu. Ne kadar sürerse sürsün beni ırgalamazdı.
Motor durunca hemen motordan indim. Önden yürümeye başladım ama bana yetişti.
Yine o kapının önünden geçerken konuşulanları duydum.
" Bugün el ele gelmediler acaba araları mı bozuk?"
Diğeri konuştu.
" Çiçek pek bir soğuk. Ben Asır'ın yerinde olsam çekmem onun kaprisini kapının önüne koyarım."
" Asır gibi çocuğu bulmuş bir de kapris felan yapıyor." Dedi diğeri.
Ben hızla geçmeye çalışırken Asır'ın durması ile ben de durdum.
Birden bağırmaya başladı.
" BİR DAHA KİMSE ÇİÇEK VE BENİM HAKKIMDA KONUŞMAYACAK. DUYARSAM FENA OLUR. SİZİ NE İLGİLENDİRİYOR? ÇİÇEK VE BEN SADECE ARKADAŞIZ AMA SAĞDA SOLDA SİZİN İTHAMLARINIZI DUYUP ÜZÜLÜYORUZ. BİR DAHA DUYMAK İSTEMİYORUM. HELE ÇİÇEĞİN BU İTHAMLARA MARUZ KALMASINI HİÇ İSTEMİYORUM."
Koridorda herkesin gözleri bize döndü. Herkes Asırı izlemeye başlamıştı.
Soluklandı ve tekrar hiçbir şey olmamış gibi bana baktı devam edelim diye.
Sadece arkadaşı olduğumu söylemişti bağırarak acaba sevdiği kız burda mıydı da öyle söyledi?
Kızların hepsine göz gezdirdim. Acaba hangisiydi?
Koşa koşa gelen Feyyaz hoca tam karşımızda durdu ve konuştu.
" Soysert, soysert, soysert niye şaşıramıyorum acaba ben oğlum? Geçenki disiplinden yırttın diye hemen yeni bir olay çıkarmışsın."
Asır çok garip bir ifadeyle baktı Feyyaz hocanın yüzüne ve konuştu.
" Asır hocam ben. Soysert değil adım. Ve üzgünüm karışıklık yaratmak istemedim. Ben sadece efendi efendi mezun olmak istiyorum, disiplin cezası istemiyorum o yüzden kusura bakmayın."
Hoca da Asır'ın bu davranışına şaşırmış bir ifadeyle baktı. Ama bir şey demedi.
" Dağılın hepiniz" dedi sadece.
Asır bana baktı ve konuştu.
" İlk dersim boş. Kantine gidelim mi? Bir şeyler içmek istiyorum."
Kafamı tamam anlamında salladım. O latte aldı ben de normal filtre kahve oturduk.
Latteyi o kadar iştahlı içiyordu ki ben de elinden kaptım ve pipetten içmeye karar verdim.
" Neymiş bakalım bu latte de bu kadar canavarısın?"
Hemen hızlıca çektim pipetten. Çok sıcak olduğu için üstüme başıma dökmüştüm ağzım yanınca tükürüp.
Onun buna iğreneceğini düşünürken kenardan aldığı peçete ile nazikçe ağzımın kenarlarını sildi. Sonra üstüme dökülen yerleri sildi.
" Ağzın çok yandı mı?" diye sordu yüzünü buruşturup.
Hayır anlamında kafamı salladım. Ama sıcak kahveydi bu sonuçta her yerime döküldü üstelik.
Kahveyi eline aldı ve bardağın kapağını açtı. İçine üfleyerek soğuttu ve tekrar bana uzattı kapağını kapatıp.
O sırada telefonu çalmaya başladı.
~ASIR~
Kahveyi soğuttum kapağını kapattım ve çiçeğin önüne koydum.
O sırada o tanıdık melodiyi duydum. Bir tek dirhan aradığında çalan o melodiyi.
O sırada Çiçek beklediğim o cümleyi kurdu.
" Asır dirhan arıyor."
Elime telefonu aldım ve açıp açmamak arasında kaldım ama elim açma tuşuna gitti bir kere.
Hiç konuşmadım. Sonra sesini duydum tam 3 saniye sonra.
İçmişti yine. Ve bir şarkı söylüyordu. Sözleri bizi anlatıyordu.
Giyindim, hazırlandım
Aynı yer, aynı masa
Anlatacak çok şeyim
Birikti sana
İnanmayacaksın ama benimde sana be dedi içimdeki ses.
Yıllar sonra burada
İki dost bir arada
Anlatacak çok şeyim
Birikmişti sana
İki dost bir arada değil ki artık
Ner'desin, ner'desin?
Bir işin çıktı kesin
Bekledim, bekledim, yoksun
Valla' yoksun
Billa' yoksun
Öyle olsun, Can
İçimden söylediklerim dışında cevap vermiyor telefon kulağımda sadece dinliyordum.
Genceciktin
İnceciktin
Can dostumdun, Can
Arada bi' hafif yel esiyor
Sesine de benziyor
Özlüyor ya insan tabii
Ama bu yol ya öyle ya böyle
Yürünecek seninle
Görürsün başardığım vakit
Valla' yoksun
Billa' yoksun
Öyle olsun, Can
Genceciktin
İnceciktin
Can dostumdun, Can
Valla' yoksun
Billa' yoksun
Öyle olsun, Can
Genceciktin
İnceciktin
Can dostumdun, ca-
Dayanamadım ve kapattım telefonu yüzüne. Tek kelime bile etmeden.
~ÇİÇEK~
Tek kelime etmeden dakikalarca dinledi aramayı.
Sonra birden kapattı telefonu. Gözünden bir damla yaş düştü. Görmiym diye hızlıca sildi elinin tersiyle ama görmüştüm ki.
Soru sormamalıyım diye düşündüm ve sormadım. Çantamdaki o motor işlemeli mendili uzattım sadece.
Mendili görünce bir rahatlama yaşamış gibi baktı ve eline aldı mendilini. Sonra çenesini dizine yaslayıp usul usul akıttı yaşlarını.
Çenesi titriyordu ağlarken. Ne demişti acaba Dirhan? Neden böyle olmu
ştu acaba?
Kalktım sandalyemden sandalyesinin önüne gittim ve çenesini tutup kendime çevirdim.
Elimi dizine koydum ve teselli verir gibi sıktım dizini.
Sonra toparlandı ve tek kelime etmeden kalktı gitti.
Ah Asır Ah kim bilir hikayeniz neydi?
Bölüm Sonu...
Selam.
Naber nasılsınız?
Çiçeğin salaklığının sizi de benim gibi delirttiğini biliyorum.
Peki Dirhan ve Asır?
Seviliyorsunuzzzz hoşçakalın