Okulun gündüzü her zamanki gibi parlaktı ama koridorların arkasında başka bir hikâye dönüyordu.
Giray, kütüphanenin en arka masasındaydı. Telefonu masaya ters çevrilmişti. Yanında iki kişi daha vardı; Ekin’in çevresini bilen, ama Ekin’e doğrudan yaklaşamayan tipler.
“Bunu büyütmeye gerek yok,” dedi biri.
Giray gözlerini kaldırdı. Sesi sakindi ama içi kaynıyordu.
“Büyütmek değil,” dedi. “Düzeltmek.”
Bir süre sessizlik oldu.
Sonra sadece tek bir cümle çıktı ağzından:
“Leyla o çocukla aynı cümlede bile geçmemeli.”