Derin Nehir’de bir sorun oluştuğunu düşündü .Çünkü her gün aynı saate adliyeden çıkyordu.Merakına yenik düşen Derin Nehir’i incelemeye yani gizli gizli onu incelemeye kalktı. Ona bakıyor ama ne konuşulduğunu duyamıyordu. Sadece tek bildiği Nehir’in hiçbir müvekkili ile böyle samimiyete girmediği. Genel olarak işini severek yaptığı için müvekkilleri ile diğer avukatlara nazaran daha fazla ilgilendiği doğrudur aynı zamanda hiçbir müvekkiline kek vermediği de doğrudur.
Rüzgar ziyaret saati geldiğinde saçını tarar , o hepimizin bildiği biraz da pahalı olan parfümünü sıkar. Aynı zamanda son derece bakımlı olan Rüzgar bir cilt bakımı rutini oluşturmuştu bu rutine hapishane de olsa bile uyardı. Bu rutini tamamladıktan sonra da Rüzgar’ın o kendine özgü sade ve şık kıyafetlerini giyer Nehir’in gelmesini bekler. Gardiyan Rüzgar’ı çağırdığında mutlu mesut o mizah havası ile giderdi. Nehir konuyu ciddiyetle açardı ama Rüzgar herkesin korktuğu ya da telaşlandığı durumlarda yaptığı gibi sakince , planlıca aynı zamanda da havayı yumuşatmak için söylediği mizah ile karışık tatlı lafları ile Nehir’i yumuşatır işleri bitincede sohbet ederlerdi. Sohbet esnasında eli en az rüzgar kadar lezzetli olan Nehir kek, poğaça mantı, salata gibi onun için hazırladığı şeyleri Rüzgar’a verirdi. Aslında Rüzgar kişiliği gereği biraz gurmedir. Dünya tatlarının bir çoğunu denediği ve bu konuda da (her konuda olduğu gibi) yeteneği vardı. Nehir’in yemekleri çok güzeldi ama tabi ki bazı eksiklikleri vardı ama hiçbir zaman bu eksiklikleri Nehir’ e söylemezdi .Çünkü Nehir alıngandı. Bunu tam olarak Rüzgar’a söylemese bile insanların duyguları konusundaki bir bilgi birikimi olduğu için Rüzgar kolay bir şekilde anlamıştı. Tabi ki de Derin bu kek mevzusunu öğrendiğinde şaşırmış ve aralarında geçen hoş sohbeti garipsemişti .Nehir Asiye Hanım hakkında son araştırmalarını yaparken Eda Sekreter izin alıp odaya geçti.
-Nehir Hanım Derin Savcım sizi odasına çağırıyor
Gülerek ,Beni çağırıyor ?
-Evet hem de hızlı gelmenizi istiyor
-İstiyor mu, emir mi ediyor ? Tamam ben geliyorum.
Şaşırmıştı. Derin ile en son mahkemeden önce konuşmuştu ve o sırada da Derin azarlamak ile meşguldü. Odasına giderken gayet normal bir tavır takındı. Odaya girdi. Girmesi ile Derin’in pis pis sırıttığını görmesi bir oldu.
Derin :Sizi hangi rüzgar attı buraya (rüzgarı bastırarak söylemişti).Ah doğru ben çağırmıştım zaten ben çağırmasam geleceğiniz mi var ?
-Buyrun ,beni niye çağırmıştınız ?
-Cevabı çok basit ama sen o beynini çok yorma .Yetersiz bakiye deme olasılığı yüksek de.
Nehir ablasının böyle saçmalamasına alışmıştı . O yüzden cevap vermeye tenezzül bile etmedi.
Derin: Dur seni daha fazla meraklandır mıyım ?
-Dinliyorum.
-Rüzgar ile aranızdaki samimiyet neyin nesi ?
-Rüzgar Bey benim müvekkilim olur. O yüzden kendisiyle konuşuyorum .Bir sakıncası mı var ?
-Var. Ben hiçbir avukatın müvekkili ile günde iki kez konuştuğuna şahit olmadım.
-Her şeyin bir ilki vardır. Âmâ yine de sizi tatmin edecek bir cevap veriyim. Rüzgâr Beyin mahkemesi çok kademeli bir o kadar da zor. Delil olmaması da bunun yancısı .Bir görüşmeye sığmıyor konuşmalar. Rüzgar Bey nasıl bir yol izleyeceğimizi merak ediyor. Bu sebeplerden ötürü konuşmalar uzuyor.
-Doğrusu tatmin olmadım. Berbat bir yalancısın.
-Hedefim de sizi tatmin etmek değil zaten. Siz bana bir soru sordunuz bende cevapladım Derin Hanım.
- O zaman bir soru daha gelsin .Galiba siz evdeki yemekleri fazladan bir kişiye daha yapıyoruz.
-Evet ben her akşam mama ve suyu dışarı kedi ve köpeklere bırakıyorum. Bayat ekmekleri de pencerenin kenarına kuşlar yesin diye bırakıyorum. Bazen fazladan yemek de kalıyor onu da bırakıyorum. Bir sıkıntı mı var ?
-Hayvanlara bıraktığınız yemekleri sormuyorum .Rüzgar için ayrı yemekler yapıyorsunuz ya onu diyorum .
-Ben mi yapıyormuşum?
-Evet siz yapıyorsunuz .Anlamamış gibi yapma.
-Aslında hiç birisini ben yapmadım. Bir teyze var. Yalnız başına yaşıyormuş oğlunu da hapishanede kalp krizinden ötürü kaybetmiş .Bu acısını da oradakilere yemek yaparak azaltmaya çalışıyor. Bana her sabah bu yemeklerini veriyor .Bende onları dağıtıyorum . Siz ne zannetmiştiniz ki ?
-Çık odamdan Nehir .Daha doğru dürüst yalan bile söyleyemiyorsun .Birde geçmiş karşıma saçmalıyorsun. Her yere Simit Sarayı gibi Adalet Sarayı açarsanız senin gibiler buraya doluşur. Çık git buradan .Bu yaptıkların dosyaya eklenecek ve bunların hepsi aleyhinize olucaktır.Lehinize hiçbir şey yapmıcam.
-Tamam siz nasıl isterseniz .
Nehir tam kapıyı açtı dışarıya adımın atarken Derin Savcı ”Bu davayı kazanamazsınız ”Bunu duyan Nehir geri döndü .
-Kazanamam için bir neden yok
-Sen şaka mısın ?Tüm Türkiye onun bir suçlu olduğunu biliyor. İsmi ünlü oldu bütün gazeteler “SİSİN GÖLGESİ” diye bağırıyor. İsminin Rüzgar olduğu da muamma .Tek sıkıntımız hangi suçları işlediğini bilmemiz .Ve hala Kontes Kate villasındaki suçlular kim bilinmiyor. Elimizde sadece Cengiz var o da yarım akıllı .Ama ben ne yapıp ne edip Rüzgar’ın bir tane bile olsa suçunu ifşa ediceğim .
-O zaman size kolay gelsin. Yani çok kolay gelmeyecek biliyorum Zor olacak hatta imkansız .Ayrıca niye bu davayı kazanmıyım sadece bir suçlama var .O da kanıtsız. Hem siz değil miydiniz bir katili adli tıp şartıyla serbest bırakan ?
-Son cümle Derin’in beklemediği bir hamle olmuştu. Dili tutulmuştu .Çünkü bu iş için Derin pis işlere karışmıştı. Hemen diğer bir kozunu uyguladı.
-Anladım ben seni. Sen haberlerin etkisinde kalmışsın. Hani şu her haber bülteninde,gazatelerde,dijital haberlerde ve bir çok medyada karşımıza çıkan ve herkesin onunla ilgili teorilerde bulunduğu Rüzgar’a .Genç kızların “ay ay çok yakışıklı “diyerek düştüğü. Dedikodu yerlerinin temel konusu olan Rüzgar’a . Hem adam yakışıklı, hem zeki, hem de esrarengiz olunca bizim Türk halkıda hemen onu konuşmaya başladı değil mi ?Sende bunu kıskanıyorsun. Yani aslında sosyal medyada da baya bir seveni var Rüzgar’ın. Anladığım kadarıyla sende “SİSİN Gölgesinin bir fanısın. Benim tipim değil ama bence Rüzgar senin tipin. Olur sizden değil mi ?
Nehir şaşırmıştı .Rüzgar’dan hoşlandığını kendine bile itiraf edemezken Derin ‘in karşısına geçip bunları söylemesi şaşırtmıştı. Nehir çok seçiciydi. Nehir’in sadece iki tane sevgilisi olmuştu ama bazı zorluklar karşısında yıkılıp gitmişlerdi. Âmâ hayatında hiç Rüzgar gibi birisiyle tanışmamıştı. Hatta tanışmak şöyle dursun ona benzeyen birisini hiç görmemişti. Rüzgar’ın ayrı bir aurası vardı. Hiç kimsenin sahip olamacağı kadar iyi özellikleri bir arada taşıyordu. Tabi ki böyle birisini bulunca da hiçbir kadın ve kızın ağzından düşmemişti. Nehir’in bir çok avukat arkadaşı “senin müvekkilinde çok tatlıymış ”gibi sözlerine maruz kalıyordu. Hala duygularından emin olmadığı için konuşmuyordu. Derin’in bu sözleri onu etkilemiş ve bir anlığına da olsa düşünmüştü bunları .
-Derin Hanım izninizle çıkıyorum.
İzin isteyip odadan çıktı. Ardından odasına gitmek için yürümeye başladı. Derin’e sadece kızıyordu. Kızgınlıktan başka bir şey hissetmiyordu. Bu konuşma hakkında düşünmek bile istemiyordu. Odasına gitti araştırmasına devam etti. Aynı zamanda başka gündemler ile de ilgilendi. Mesai saatinden yarım saat sonra çıktı çünkü bir anda sevdiği bir arkadaşı olan Ekin onu ziyarete gelmiş laf lafı açmıştı. Sohbet bittikten sonra Nehir, eşyalarını toplayıp otoparka doğru gitti. Ekin ile sözleşmişler güzel bir restoranda yemek yemek için buluşacaklardı. Otoparka indi ama otopark fazla tenhaydı herkes evine gitmişti Ekinde kendi arabası ile evine uğrayıp öyle restorana gidecekti Fazla aldırış etmeden . arabasına bindi. Arabasına eşyalarını koymaya uğraşırken arkadan iki adam belirdi.
-Selam yenge.
Bu ani çıkış yüzünden çok korkan Nehir bir tane çığlık attı. Bu çığlık yüzünden arkadaki birisi Nehir’in ağzını eliyle kapattı.
-Aman sende ne korkaksın ya .Tamam şimdi sakin ol. Bizim amacımız sana zarar vermek değil .Elimi çekicem ve bağırmayacaksın en ufak bir teşebbüs senin sonun olabilir, ki bunu hiç istemeyiz.
Bunları derken Nehir debeleniyordu ama boşuna karşısındakiler ondan çok daha güçlüydü. Ağzını kapatan eli çekmeye çalıştı,başaramadı.ısırmaya çalıştı başaramadı, eliyle kesici bir şey aradı ama bulamadı ve asla pes etmedi.
-Anlamıyor musun ?Sakin olursan bırakıcam .(Nehir hala debeleniyordu )
-Of .Tamam o zaman senin debelenmenin bitmesini beklicez.(Nehir asla laftan anlamdı ve debelenmeye devam etti .Kapıyı açmaya çalıştı ama çoktan kapılar kitlenmişti. O sırada hemen yanında makas gibi bir şey buldu onu aldı ve tutan kola bir çizik atacakken o makası başka bir el aldı. Artık savunmasızdı
-Şimdi elimi çekicem ama bağırmıcaksın .(Nehir rahat bir nefes aldı bu on beş dakikalık debelenme onu çok yormuştu. Kalbi o kadar hızlı atıyordu ki bir an bayılacak zannetti .
Yeter artık .Bizim niyetimiz zarar vermek değil bizi Rüzgar gönderdi. Bizi hatırlamazsın ama biz hani şu on beş kişilik çete üyeleriyiz. Ve Rüzgar’ın isteği üzerine buradayız.(Bunları konuşurken Nehir’in yanına geçmişti bile)
Nehir yeni yeni olayları anlamaya başladığı için Rüzgar ismine şaşırmıştı.
Nehir: Rüzgar mı gönderdi, Rüzgar. SİSİN GÖLGESİ değil mi .Hani şuan hapishanede olan .Rüzgar .
-Evet şu anlık hapishanede bizim kaçmamıza izin verdi .Doğrusu bizim kaçışımız kolay oldu .Uzun bir sürede anlamazlar zaten .Ama Rüzgar Beyin ayrı bir planı varmış o yüzden biraz daha hapishanede kalacak. Anlaşılan o ki ,size de değer veriyor .
-Peki benim bununla ne alakam var ?Birde niye böyle beni tehdit ettiniz
-Sizinle alakasını bizde bilmiyoruz. Rüzgar Bey aslında sizin çabuk korkacağınızı birde fazla debeleneceğini söylemişti yüzünden sizi karşı kibar olmamızı emretmişti. Âmâ siz çabuk korktunuz .O yüzden böyle zorlandınız.
-Ha yan, benim hatam .Siz benim arabama gizlice bindiniz ve beni tehtid ettiniz .Korkmamamı bekliyordunuz .Ayrıca arabayı nasıl kitlediniz ve nasıl bindiniz ?
-Patron anahtarınızı almış onu da kopyalamış .Kolay oldu yani. Bunları özel olarak söylememizi istedi. Aynı zamanda o mektubu okumamış gibi yapıcaksınız.Yani bizim nasıl ve ne zaman kaçtığımızı hiç kimseye söylemiceksiniz.Şuan burada bulunduğumuzu da söylemiceksiniz.Kısaca o mektubu okumamış gibi davranacaksınız .Aslında tüm bu tantana bu kadardı. Kendinize iyi bakın Nehir Hanım .(dedi küstahça ,kendinden baya emindi.)
Anahtarı Nehir’e verdikten sonra uzaklaştılar. Nehir hala şokta olduğu için beş dakika olanları düşünüp araba sürmeye devam etti. İçinden Rüzgar’ın küstahlığını, on beş kişinin kaçışını ,bu kaçışın nasıl bir etki yaratacağını ve Rüzgar hakkında düşünerek geçirdi yolu. Eli ayağı titriyordu. Âmâ şimdi Ekin’e hiçbir şey çaktırmaması gerekiyordu.Restoranta girdiğinde Ekin çoktan oturmuştu. Nehir ,Ekin’in oturduğu yere oturmaya çalıştı ama elinin titremesine engel olamadı.
Ekin :İyi misin ?Sen bu kadar geç kalmazdın .Bir şey mi oldu ?
-Yok ne olacak .Trafik vardı .Öyle kötü bir şey yok yani.(Hala eli titriyordu)
-Bu elinin titremesine ne demeli Nehir ? Bak bir şey varsa söyle bana.
-Gelirken bir araç benim önüme kırdı ben fren yapmasaydım kaza yapıcaktım.Yani sonra önüme kıran araç özür diledi ama çok korktum yüzden elim titriyor.
-Sana bir şey olmadı değil mi ?
-Yok bana bir şey olmadı. Emniyet kemerim de vardı zaten.
-Gel hadi yanda eczane var tansiyonuna baktıralım .Sonra da hastaneye gidelim. Çok kötü görünüyorsun. Sanki bir çatışmadan çıkmışa benziyorsun.
-Yok gitmeyelim o kadar da kötü değilim. Yani ufak bir şok geçirdim.
-Hadi kalk .Yürüyerek mi gidelim arabayla mı ?
-Yürüyerek gidelim hem iki dakikada orada oluruz.
Restorandan çıktılar .Aslında Nehir gitmek istemiyordu. Âmâ nabız şiddetlenmiş ,elini titremesine engel olmaz olmuştu. Yalan söylediği için de pişmandı ama gidipte arabada beni Rüzgar’ın adamları korkuttu birde benden kaçmalarını söylememi rica ettiler. Diyecek hali yoktu o yüzden basit bir yalana uydurmuştu. Aslında Nehir’i tethid etmemişlerdi sadece rica etmişlerdi .Kılına zarar vermemişlerdi Bunun farkındaydı Nehir. Âmâ arabasında hiç tanımadığı iki adamın bulunması korkmak için yeterliydi. Rüzgar’a kızgındı. Özellikle de “Ben çok debelenirmişim ”lafına. Ekin ile birlikte eczaneye geçtiler. Tansiyonu düşmüş ,nabzı artmıştı.
Eczanedeki çalışan :Nabzınız artmış. Heyecan verici bir olay yada korkunç bir şey mi yaşadınız?
Nehir: Bir araç önüme kırdı .Çok bir şey değil yani.
-Peki vücudunuzu zorladınız mı ?Koşmak olabilir ,aşırı yürümek yada zor bir egzersiz mi yaptınız ?
-Hayır.
-Ama tansiyonsuzda düşmüş.
-Dediğim gibi az daha kaza yapıyordum.
-Anlıyorum. Bir gün istirahat etmeniz iyi olacak .Bir de şu ilacı satın alabilirsiniz.
-Tamam. Teşekkürler
İlacı alıp eczaneden çıktılar.
Nehir. Ben sana demiştim bir şeyim yok diye.
Ekin: Gitmesek de içim rahat etmezdi.
-Neyse ,şimdi gidelim de yemek yiyelim acıktım.
-Bence yarın için izin almalısın.
-Niye izin alıyım ki ?
-Dilenmen gerekli İstersen rapor da alabilirsin .
-Evet haklısın yarın için izin alıcam .Bana kalsa sonsuza dek izin almak isterim ama …
Ekin ve Nehir restoranda gittiler biraz orada takıldıktan sonra ayrıldılar .Nehir dinlenmek için eve geçti. Pijamalarını giyip yarın için sorumlularından izin aldı. Ardından kendine bir kahve yapıp film izledi .Eve geçince tansiyonu normale dönmüş ve kendini biraz daha rahat hissediyordu. Rüzgar bu sırada Nehir’in verdiği tepkiyi öğrenmiş hiç ama hiç şaşırmamıştı . Ekiptekilerin kaçmasına sevinmişti. İstese kendisi de kaçacaktı ama onun aklında farklı bir plan vardı.