İçeriğe geç

AŞKIN MAHKEMESİ

Bölüm 13 · 3 dk okuma

AŞKIN MAHKEMESİ

Bölüm 13

ARKA PLAN

Aradan zaman geçti .Ama bu zaman geçerken de bazı değişikler meydana geldi. Mesela artık Nehir Rüzgar ile günde iki kere uzun soluklu konuşuyorlardı. Bu konuşmaların yarısı mahkeme ile ilgiliyken diğer yarısı sohbet şeklinde geçiyordu. Rüzgar’ın hoş sohbeti ile Nehir kendini kırk yıllık bir arkadaşı ile konuşuyor zannediyor ziyaretçi saatin son saniyesine kadar kullanıyorlardı .Şimdilik birbirleriyle konuşmaktan ve zaman geçirmekten hoşlanıyorlardı .Sadece birbirlerine sevgi duyuyorlar ve hoşlanıyorlardı ama buna aşk demek biraz saçma olabilir . Bu sevgiyi kendilerine itiraf etmek bile bu kadar zorken tabiki de bunu hiç kimse bilmiyordu. Derin Savcı hariç. Onun sadece tahminleri vardı .Önceki bölümlerde anlattığım gibi Derin Savcının özel bir nefreti vardı. Bu nefretin sebebi annesinin ayrımcılık yapmasıydı. Belki de siz değerli okuyucularım bunu Derin’in kafasında kurduğunu düşünebilirsiniz ama keşke kafasında kursaydı .İlk öğretim yerimizin aile olduğunu düşünürsek ailemiz bize bir çok şey katar .Ama Derin ‘e tek katkısı nefret olmuştu. Annelerinin mesleğinin hakim olduğunu düşünürsek adalete önem verdiği kanısını da çıkarmamız gerekiyor ama terzi kendi söküğünü dikemez hesabı Nehir’in annesi olan Suna hanım kendi evlatlarına ayrımcılık nedir onu öğretmişti .Nehir her zaman Derin’den daha öndeydi .Nehir’in küçük olduğu için üstüne fazlasıyla titrediler. Buna bir de Suna’nın Nehir’i doğururken ölümden dönmelerini ve zor süreçler yaşamlarını ekleyince işler Arap saçına dönmüştü .Aslında Nehir ablasını çok severdi her fırsatta onunla konuşurdu ama Derin için aynı şey söylenemezdi Nehir annesini elinden almış küçük bir canavardı .Derin ise annem tarafından sevilmiyorsam beni hiç kimse sevmez düşüncesi kafasında o küçük yaşta oturmuştu. Her zaman Nehir’e en iyi hediyeler alınır en iyi kıyafetler ,kitaplar, takılar ve tokalar her zaman en iyisi Nehir’e düşerdi .Derin için alınan şeylerin önemi yoktu annesinin ağzında çıkan “seni seviyorum “ sözü ile kendini dünyanın en zengin insanı zannedebilirdi ne var ki annesinin ağzından hiçbir zaman o sözler dökülmedi. Nehir’e sarıldığı sırada aklına Derin’e de sarılması gerektiği gelmezdi Suna’nın. Derin’i tek seven kişi babasıydı .Suna’nın ayrımcılıklarını fark edip kaç kere kavga etmişti ama sonuç sıfırdı. Suna laftan anlamıyor ve çocuklarını eşit şekilde sevdiğini söylüyordu. Suna her zaman ki Nehir’ hediye almaya devam ediyordu. Nehir ablasının durumuna üzülüp bazenleri beyaz yalanlar söylerdi . Hediyelerini gidip” Abla annem ikimiz için bak ne almış ?” şeklinde gösterirdi .Derin ilk başlarda buna inanırdı ve çok mutlu olurdu .Ne yazık ki Nehir’in söylediği ortaya çıktı her zaman ki gibi yalanların bazen tozu uçuyor pembesi kalıyor ya da en çabuk kirlenen renk olan beyazlar kirleniyordu . Zaten yalanların rengi yoktur, renklerde yalanlar gibi insanlar tarafından uydurulan kendilerini avutma şeklidir. Derin için babası onu şu dünyada tek seven kişiydi ama her güzel şeyin bir sonu olduğu için babasının sonuda gelmişti hem de o gecede .O gece onlar için tam bir kabustu. Evden apar topar kaçtılar .Suna eşini hemen hastaneye yetiştirdi ama orada Kadir Bey (babaları) kan kaybından ölmüştü. Babası gittikten sonra hayat onun için çekilmez oldu. Annesine yurda gitme fikrini sorduğunda hemen kabul görmüş ve gitmişti .Bir daha da o eve hiç uğramadı. İşte bu yaşanılanları sorumlusu Nehir olarak gördüğü için Nehir’i düşman bellemişti. Babasının ölmesinden de annesini sorumlu tutuyordu .Nehir’den nefret ettiği için onu her daim izler ve bir hata yaptığında da onun yüzüne vurmaktan asla çekinmezdi . Hatta ilk başlarda Nehir’i kardeşi olarak hiç kimseye tanıtamamıştı. Âmâ birbirlerine o kadar çok benziyordular ki hemen fark edildi. Aralarında sadece bazı farklılıklar vardı tabi ki fiziksel olarak .Mesela Nehir’in gözleri elaya yakın ama Derin’in gözleri açık kahverengiydi. Ten rengi Nehir’e göre biraz daha koyuydu .

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.