İçeriğe geç

Aşkın gizemi

Bölüm 6 · 2 dk okuma

Aşkın gizemi

Bölüm 6

İKİ RUH,BİR KIVILCIM

Çekirdeğin yaydığı ışık, Hiçlik’in o boğucu karanlığını delip geçerken, ikisi de kendi iç dünyalarındaki fırtınayla boğuşuyordu. Çarklar, sanki dünyanın son saniyelerini sayıyormuş gibi uğursuz bir metalik sesle dönüyordu.

"Hayır," dedi Hermione aniden, elini Draco’nun yüzünden çekip bir adım öne çıkarak. "Bunu ikimiz yapacağız. Tek bir kişinin yaşam enerjisi bu boyuttaki bir boşluğu kapatmaya yetmez, Malfoy. Çekirdek bizi bir bütün olarak kabul etmek zorunda."

Draco şaşkınlıkla gözlerini açtı. "Bu delilik! Eğer yanılıyorsak, ikimizin de özü bu makinenin içinde eriyip gidecek."

"Zaten başka bir seçeneğimiz kalmadı," dedi Hermione, asasını yere bırakıp ellerini çekirdeğin parlayan yüzeyine doğru uzatarak. "Eğer buradaki boşluğu tek başımıza doldurursak, dünya büyüsüz kalacak. Ama eğer büyüyü kendi yaşam enerjimizle birbirimize bağlayıp bir döngü oluşturursak... belki, sadece belki, büyünün dünyaya geri dönmesini sağlayabiliriz."

Draco, Hermione’nin kararlılığındaki o sarsılmaz ışığı gördü. Asasını o da yere bıraktı ve Hermione’nin yanına geldi. İkisinin elleri, çekirdeğin kristalize yüzeyinde buluştu. Temas ettikleri an, tüm Hiçlik sarsıldı. İkilinin zihinleri, sanki görünmez bir bağla birbirine dikilmiş gibi birleşti.

Draco, Hermione’nin tüm o yılları süren çabasını, korkularını ve dünyayı koruma arzusunu bir anlık bir görüntü gibi gördü. Hermione ise Draco’nun içindeki o derin, yıllardır sakladığı yalnızlığı ve kurtarılmayı bekleyen yaralı ruhunu hissetti. İkisi de acıyla sarsıldı, ama ellerini çekmediler.

"Hazır mısın?" diye sordu Draco, sesi artık Hiçlik’in o soğukluğuyla değil, bir tür huzurla yankılanıyordu.

"Her zaman," diye yanıtladı Hermione.

Birlikte, içlerindeki tüm yaşam enerjisini o kristal çekirdeğe aktarmaya başladılar. Çevrelerindeki her şey; o sönmeye yüz tutmuş büyü kırıntıları, anıların hayaletleri ve karanlığın kendisi, bu yeni enerjinin etrafında dönmeye başladı. Çekirdek, ikisinin de özünden beslenerek parlamaya başladı, ta ki gözleri kör eden saf beyaz bir ışık tüm Hiçlik’i yutana kadar.

Bir anlık sessizlik... Sonra devasa bir patlama sesi.

Dünya, büyük bir sarsıntıyla kendine geldi. Ancak bu sarsıntı, bir felaketin değil, sanki derin bir uykudan uyanışın habercisiydi.

İkisi de kendilerini Hiçlik’in kenarında, harabelerin arasında uzanmış halde buldular. Gökyüzü artık gri değildi; üzerinde cılız da olsa bir güneş ışığı belirmişti. Büyü, dünyanın damarlarına yavaş yavaş geri dönüyordu.

Draco, zorlukla gözlerini araladı. Hermione hemen yanındaydı, nefes alıyordu ama gözleri hala kapalıydı. Draco, elini onun eline uzattı; parmak uçları birbirine değdiğinde, aralarında o altın kıvılcım bu sefer çok daha yumuşak, sıcak ve kalıcı bir şekilde parladı.

Borç ödenmişti. Ama bu maceranın sonu, ikisi için de yeni bir başlangıcın habercisiydi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.