İçeriğe geç

Aşkımızın İlkbaharı

Bölüm 3 · 4 dk okuma

Aşkımızın İlkbaharı

Bölüm 3

3. Bölüm-Görünmez Anlaşma

Toplantı salonundan çıkan yöneticilerin fısıltıları koridorda kaybolurken, dosyalarımı toplayıp masadan kaktım. Babam, yüzündeki gururlu tebessümle yanıma gelip omzumu hafifçe sıktı.

" Harikaydın kızım," dedi kısık bir sesle. "Araz bey'in kolay ikna olmadığını herkes bilir ama sen masayı resmen yönettin."

Gülümsedim ama bakışlarım gayriihtiyari kapının yanında asistanıyla konuşan Azar'a kaydı. Ceketinin önünü iliklemiş, derin ve anlamdırılması zor bir ifadeyle bana bakıyordu. Babam diğer yöneticilerle birlikte salondan çıkarken, Araz asistanını gönderip ağır adımlarla masaya yaklaştı. Bana yaklaşırken ki yüzünü ve vücudunu alıcı gözüyle incelerken yüzünü yüzüme yaklaştırdı. Ve

"Kriz yönetiminiz kadar zamanlamanız da manidar. Ela Hanım" dedi alçak ama kalın etkileyici erkeksi sesiyle. Gözlerim yavaşça dudaklarına kaydı. Kahretsinki çok yakışıklıydı. Kendimi ona çekilirken buldum. Yavaşça ona yaklaşırken "Bu daha başlangıç Araz Bey beni hafife aldınız. Çarpık bir gülüşle " Yerinde olsam hemen sevinmezdim Ela Hanım". Masanın üzerindeki siyah ve altın rengindeki dolma kalemimi işaret etti." Bütün riskleri bu kadar kusursuz hesaplayan bir ortakla projenin kalan detaylarını ve ortaklık şartlarını konuşalım. Resmiyetten uzak, sadece ikimiz."

"Bu bir davet mi, yoksa iş emri mi?"

Dudaklarının kenarı belirsizce kıvrıldı."iş ortaklığı söz konusu olduğunda ben emir vermem Ela. Teklif ederim. Teklifi reddedecek kadar çekindiğini düşünmüyorum"

"Çekinmek mi? Hafifçe güldüm. "Saat sekizde orada olacağım Araz Bey. Umarım bu kez sorularınız dünkü kadar kolay olur."

Aynı Akşam- Boğaz Kıyısındaki Restoran (20.30)

Boğaz'ın rüzgarı kıyıya vururken, restorandaki loş ışıklar suyun üzerindeki yakamozla birleşip büyüleyici bir atmosfer yaratıyordu. Üzerimdeki siyah, sade ama iddialı elbisemle masaya doğru ilerlerkeni Araz'ın çoktan gelmiş olduğunu gördümç

Garson sandalyemi çekerken Araz ayağa kalktı. Bakışları üzerimde gezindiğinde gözlerindeki o anlık duraksamayı yakaladım.

"Zamanında geldiniz." dedi karşıma otururken. Masadaki kadehine uzandı." "Göklerdeki disiplininiz karada da devam ediyor."

"Uçuş alışkanlığı diyelim." Dedim peçetemi dizime koyarken.

"Ama buraya sohbet etmeye gelmediğimizi sanıyordum. Önümüzzdeki dosyalar nerede?"

Araz arkasına yaslandı. Gözlerini gözlerimden ayırmadan mırıldandı: "bu akşam dosya yok Ela. Masada sadece biz varız."

"Dosya yoksa bu yemeğin sebebi ne o zaman?"

"Beni şaşırtmış olman," dedi dürüst bir tavırla."seni sadece şirketini devralmaya çalışan, mesleğini hobi gibi yapan bir patron kızı sanıyordum. Ama dünkü toplantıda bana bambaşka bir şey göterdin. Çok zekisin, çok iddialısın ve en önemlisi... Bana meydan okumaktan hiç korkmuyorsun."

"Meydan okumuyorum Araz Bey, sadece hakkım olanı alıyorum. Sizin gibi adamlar alıştığı için herkesin önünde eğilmesine, dik duran biri görünce bunu 'meydan okuma' sanıyorsunuz."

Araz öne doğru eğildi. Masanın üzerindeki mesafeyi kısaltırken sesi neredeyse bir fısıltıya dönüştü: "Belki de ben, karşımdakinin bana dik durabilmesini seviyorumdur."

Araz'ın bu sözleri üzerine salondaki uğultu ve arkadan gelen hafif piyano sesi bir anlığına tamamen arka plana itildi. Araz'ın koyu kahverengi gözleri, Boğaz'ın loş ışıkları altında tehlikeli ama büyüleyici bir derinlikle bana bakıyordu.

Geri adım atmadım. Kadehimden küçük bir yudum alıp masaya bıraktıktan sonra hafifçe öne doğru eğildim. Yüzümde mağrur, ne istediğini çok iyi bilen bir gülümseme vardı.

"Ela kendinden bu kadar emin..."dedim, sesimi onun duabileceği bir fısıltı seviyesine düşürerek. "Ve bu kendinden emin duruş, beni sandığından çok daha fazla cezbetti."

Araz'ın bakışlarındaki o her şeyi kontrol altında tutan, soğukkanlı ifade bir saniyeliğine sarsıldı. Dudakları belirsizce aranlandı, gözleri dudaklarıma ve ardından tekrar gözlerime kaydı. Yüzünün her bir mimik çizgisinde, kurduğu o aşılmaz duvarların arkasında açılan ilk gediğin şaşkınlığı vardı.

"cezbettim mi?"dedi Araz, sesindeki o davudi tonu toparlamaya çalışırken. Dudağının kenarı hafifçe kıvrıldı ama bu kez o kibirli tebessüm değil, tamamen teslimiyet içeren gizli bir hayranlıktı. "Demek Yıldız Holding'in varisi sadece kriz yönetmeyi değil, karşı tarafın gardını düşürmeyi de iyi biliyor."

"Ben sadece durum tespiti yapıyorum Araz Bey." dedim sandalyeme tekrar rahatça yaslanarak. "Bana boyun eğecek, her fikrinize kafa sallayacak bir iş ortağı arıyordunuz belki de. Ama karşınızda kendi ayakları üzerinde duran, gökyüzünde de karada da ne yaptığını bilen birini görünce egonuz sarsıldı. Bu ilgini çekmiş olabilir... Ama unutmayın, bu masadaki tek kural prosyonellik."

Araz da geriye yaslandı, elindeki kadehi yavaşça sallarken bakışlarındaki o yoğunluk hiç eksilmedi. "Profesyonellik..." diye tekrarladı kelimeyi tadını çıkarır gibi. "Aramızdaki bu anlaşmanın adı profesyonellikse Ela Yıldız... Ben bu görünmez anlaşmaya seve seve uyarım. Ama şunu unutma; gökyüzünde türbülans olur ama karada kuralları ben koyarım."

"Görürüz," dedim gözlerinin içine bakarak. "Bakalım bu projede kim kimin kurallarına uyacak."

Yemeğin kalanında gözlerimizin arasındaki o sessiz elektriklenme, masadaki tüm yemeklerden ve Boğaz manzarasından çok daha yakıcıydı. Araz, beni tahlil etmeye çalıştıkça kendi dünyasının sınırlarını bana açmak zorunda kalıyordu; ben ise onun o sert kabuğunun ardındaki gerçek Araz'ı keşfediyordum.

3. BÖLÜMÜN SONU

Herkese selam canım okurlarım yeni bölümle karşınızdayım. Müsait oldukça yeni bölümler hız kesmeden devam edecek. Takipte kalın, oy kullanmayı ve yorum yapmayı unutmayın. Yorumlarınız benim için çok kıymetli. Kitabı beğendiğindiz mi? Sizce Ela nasıl bir yol izlemeli? Araz Ela'yı kendine aşık edecek gibi. Ortam fena kızışacak.

Sizi seviyorum. Yeni bölümde görüşmek üzere💕😘

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.