Ben Barlas. Barlas Demir. En büyük hayalim küçüklükten beri askerlikti. Şimdi hayalimdeki mesleği başarmış çok başarılı ve işini tutkuyla yapan bir askerim. Kardeşimi kaybettiğimiz günden beri işime çok daha sıkı sarıldım. Hakkari'nin bu soğuk günlerinde dahi kardeşimi bir ümit bulmak için uğraştım.
Aradan aylar hatta neredeyse bir yıl geçmişti. Kardeşimi çok özlüyordum. Abisiydim sonuçta ya. Şimdi karşıma çıksaydı, abimmm deseydi, bana sarılsaydı, ben de ona sarılsaydım... Ama maalesef polisler ümidi kesmiş "Öldü bilseniz sizin için en iyisi olacaktır, buralarda bir genç oğlan kayıpsa ya ölmüştür ya da artık teröre karışmıştır. Allah sabır versin kardeşim." demişti.
Bu topraklarda yaşanan acılar bitmemişti, bitmeyecekti. Kadınından erkeğine her Türk kanında askerliğin, vatan savaşının yorucu ve acı veren hislerini taşımıştı, taşıyacaktı. Evladından olan ciğeri yanık anne babalar, öksüz ve yetim kalan evlatlar, kocası şehit düşen kadınlar, hanımı şehit düşen adamlar... Ve daha niceleri işte. Her düşündüğümde ağlamaklı olurdum.
Bugün yine askeriyedeydim. İzin kullanamayacağım derecede yoğun günler geçiriyorduk. Sınırdan sıklıkla bomba, kurşun ve daha niceleri yağıyordu tepemize. Gelinciklerdik biz. Yeşil çimlerin üstüne düşen kırmızı kanlarımızla birer gelincik. Bu bozkırın acı gerçekleri... Her gün başka bir arkadaşımız gözlerimizin önünde havadan kurşunlanarak, mayınlara basarak ve daha nice şekillerde şehit düşüyordu. Bir hilâl uğruna, binlerce evde güneşler batıyordu.
45 saniye haberlerde adı geçecek sonra da unutulacak binlerce şehit... Kimisinin adı bile geçirilmezdi. Şu kadar şehit var, adları ne? Bilinmez... Hak yiyen, suçsuz yere birçok kadını, çocuğu, gencecik yavruları öldüren, gencecik kızlarımıza göz koyanlar bile rahat yataklarında uyurken onları ve nice masumları korumak için al bayrağa kan damlaları eklenen binlerce gelincik şehit oluyordu bu diyarlarda.
Bir yandan düşünürken bir yandan hazırlanmış, savaş yerlerine geçmek için tastamam olmuştum. Son günlerde birçok mermi almamıza rağmen kalmıyordu. O yüzden ek mermiler almaya başlamıştık. Herkes hazırlanmış, yerlerini almıştı. Saldırıya hazır bekliyorduk. Bir damla su yardımı almakta bile zorlanıyorduk bazen. Bir dilim ekmek ve küçük bir kase hoşafla tüm günü geçirir, o gün akşam etraf sakin saldırı yoksa telefonda sıraya girer sevdiklerimizle, ailemizle konuşurduk.
Beklerken her zamanki gibi yine anında ateş açılmaya başlamıştı. Bölge bölge giderler ve bu tarafa hep aynı zamanda ateş açarlardı. Tetiği neredeyse hiç bırakmazken ard arda ateş etmekten mermi kalmamıştı. Tam mermimi yenileyip tekrar ateşe başlamıştım ki yanımdaki asker vurulmuştu. Hızlıca eğilip kumaş parçasıyla yarasını bağlayarak kanı durdurmaya çalıştım. Birkaç asker daha vurulmuş ardından ateş kesilmişti. Askeriye doktoru gelip hastane gibi kullandığımız alana askerleri götürmüş yaralarına kurşunu çıkararak pansuman yapmıştı.
Yaralıların pansumanı bittikten sonra zaten kırk yılda bir susan telsizlerden ses gelmişti. Bir köy yine havadan bombalanmış ve kurşunlanmıştı. Özellikle okul ve hastaneler hedef alınarak can kaybı artırılmaya çalışıyordu ama herkes o kadar çok alışmıştı ki küçücük çocuklar bile saklanmayı öğrenmişlerdi. Köye gidip yardım edebildiklerimize yardım etmiş, köy halkına nasıl olduğunu sormuştuk. Sadece havadan ateş edilmemiş etraftan da kurşun gelmişti. Anlatılan bölgelere asker yollanmış biz de köyden çıkıp kendi bölgemizi kontrole gitmiştik.
Sınır köylerden birinde olmuştu olay. Sınıra kadar yürümüştük. Etrafta kimse yoktu bizden başka. Derken bir ses duydum. Karşımda aylardır hasretini çektiğim kardeşim terörist kıyafetleriyle duruyordu. Hayattaydı ve vatanına ihanet etmişti. Hainlerin yanına kaçmıştı.
-Abi...
-Senin artık bir abin yok! Çünkü sen artık düşman askerisin...
-Abi yapma... Son kez sarılalım nolur...
- Sen bir hainsin. Terörist olmayı sen seçtin. Seni şurada öldürmediğime dua et! İhanetkar! Döşediğin mayınlarda şehit düştüğüm gün anlayacaksın beni!..
-Abi canım acıyo yapma...
Sinirimi dengelemeye çalışarak uzaklaşmıştım. Öz kardeşim, kendi kanım, kendi canım bana artık düşmandı. İlk fırsatta annemleri arayacaktım. Gerçi böyle bir şey nasıl söylenir onu da bilmiyordum. Ciğerime bir kor ateş düşmüştü. Nefesimi kesmeye çalışıyordu ama ben askerdim. Ciğerimi de sökseler nefesim kesilmezdi. Benim bağrıma bastığım kardeş dediğim benim ciğerimi çoktan söküp atmıştı...
-Mayın var uzaklaşın!
Gösterilen yerlerden uzak bölgelere kaçıştığımızda mayın patlamış, ardından üstümüze kurşun yağmaya başlamıştı. Yanından ayıramadığı köpeğinin uzaklaşmasıyla dikkati dağılan asker arkadaşımız mermilerin ortasında kalmış, gözümüzün önünde şehit olmuştu...
Askeri helikopterle köpeğinin ve kendisinin cenazesi alınmış, kan kokulu Türk topraklarına yani ait olduğu yere gitmek üzere hazırdı... Bu ülkenin düşmanlarının gözünde bir köpeğin bile yaşam hakkı yoktu. Zavallı köpecik bile onların gözünde yaşamı haketmiyordu. Ama bizim hayvanlarımızın bile kanında o asil Türk kanı akıyordu...
Akşam olmuş, çatışma sakinlemiş herkes oturmuş televizyonu izliyordu. Şehidimizin haberi yayınlanacağı zaman özellikle isminin geçmesi istenmişti. Vasiyetiydi. Kanal kanal gezmiştik ancak sadece tek bir kanal adamakıllı ismini vermişti. O da hızlıca tek seferde söylenip geçilmiş ve günlük hayattan haberler sunulmaya başlanmıştı. Sanki şehit haberleri hiç günlük olmamış gibi...
Kalbimdeki acıyla uykuya dalmıştım...
-Barlas! Barlas nerdesin? Barlas yardım et! Okula saldırıyolar öğrencileri sığınağa götürmeye çalışıyorum ses ver! Yardımınıza ihtiyacımız var Barlas! Etrafa bombalar yağıyo çocuklar ağlamaya başladı ne yapacağımı bilmiyorum...Barl-
-Aybüke! Aybüke sesin geliyo yoldayız geliyoruz! Hayatımın anlamı dayan nolur sakinleştirmeye çalış her zamanki gibi nolur dayanın çok az kaldı! AYBÜKE'M! AYBÜKE'M O SES NEYDİ?! AYBÜKE CEVAP VER NOLUR KONUŞ YARIM KALMASIN SÖZLERİN NOLUR...
-TERTİP NOLDU? KÖYDEN HABER VAR MI BU HALİN NE MAHVOLMUŞSUN?
-Okul bombalandı tertip... Aybüke sustu... Adımı söylerken yarım kaldı bir ses geldi... Gitmesin tertip... Kardeşim gitti Aybüke gitmesin... Daha yeni evlendik biz... Bir buçuk yıl bile olmadı... Kızımız olucaktı bizim o gidemez...
-Tertip yetişicez sakin ol! Tertip bembeyaz oldun Aybüke için dayan. Hanımın için dayan nolur bırakma kendini! Tertip...
Yine kan ter içinde kalmıştım. 4 yıl önceki kabusun rüyasını görüp duruyordum son zamanlarda. Henüz evleneli bir buçuk yıl dolmak üzereyken 8 aylık hamile eşimi, Aybüke'mi saldırıda kaybetmiştim. Yanıma gelen asker arkadaşıma Aybüke'nin sesinin kesildiğini söyledikten bir süre sonra bayılmıştım. Hayatımda tek bir kişiyi sevmiştim şuana kadar. 28 yaşındaydım ve sadece tek bir kez âşık olmuş, sevdiğimle evlenmiştim ancak onu kaybetmiştim. Köye varmak üzereyken okul bombalanmıştı. Sığınağa götürebildiği çocuklar hariç Aybüke'm ve evladı bildiği tüm öğrencileri o gün şehit olmuştu... 40 evladıyla gitmişti o Allah'ın yanına...
-Tertip! İyi misin?
-İyiyim tertip meraklanma.
-Yine onu gördün değil mi?
-Başka kimi görecektim tertibim? Koskoca 4 yıl oldu. Bana kocaman bir yük bıraktı ve gitti. Mezarına bile doğru düzgün gidemedim. O okuldaki kimse bomba yüzünden şehit olmadı biliyo musun? Bombanın basıncıyla etrafa saçıldılar ve başları, göğüsleri gibi canlarını alacak yerlere çarparak şehit düştüler. Hepsi sapasağlamdı gittiğimizde. Bazı minikler anında şehit olmamışlardı. Aybüke'ye bakıp" Anne'miz iyi mi? O yaşasın nolur!" tarzı şeyler söylediler. Onlara melek oldu dediğimde öyle bir ağlamışlardı ki... Aybüke için ağlarken şehit düştü bazı yavrucaklar. Öyle merhametli öyle iyi bir kadındı benim hanımım. Gerçekten anne olmayı çok istemişti. Nasip olmadı...
- O cennette tertip. Bundan daha güzel bir şey mi var? O anaların her konuda bi Aybüke olamadın dediğiydi. Herkes onu hâyâsıyla merhametiyle bilirdi. Sen demiyo musun namaz alışkanlığını bile o kazandırmıştı bana diye? Allah sevdiği kulunu yanına erken alırmış. O cennette ve sizi bekliyo. Onun için bu vatan uğruna daha çok çalış ona yeter ki. Hadi şu suyu içte geri yat gecenin üçü oldu. Sabah tekrar savaş vakti aslan parçası.
-Tamam tertibimmm tamam. Ama sırf Aybüke'm için uyuyorum bilesin.
Tertip gülümseyip sırtımı sıvazlamış, suyu içip uzanana kadar beni bırakmamıştı. Tekrar gözlerimi kapatmış, Aybüke gibi düşünerek yastığıma sarıldığım gibi uyuyakalmıştım...
-Barlas! Barlas bak burdayım. Barlas bana bak hayatım.
Arkamı döndüğümde karşımda Aybükem duruyordu. Kalbi hizasında bir sargı, kucağında kızımızı tutuyordu.
-Aybüke! Aybükem sen- sen hayattasın!
-Şimdilik Barlas'ım. Şimdilik. Kızımıza iyi bak Barlas. Kendine de. Sen yalnız kaldın birtanem. Şimdi önce kızımızı alll sonra beni dinleee.
Kucağıma verdiği kızıma sarılıp kokusunu içime çekmiştim. Her zamanki gibi aynı annesinin kokusunda kokuyordu. Annesinin kopyası gibiydi. Kızımı normal tuttuğumda Aybüke oturup yanını da bana gösterdi. Yanına oturduğumda konuşmaya başladı.
- Seni ve kızımızı ona emanet ediyorum Barlas. Meyra Laren'imize ve sana en iyi can yoldaşı olacak bir kadına. Tomris kızımıza benim kadar iyi bakacak emin ol. O polis kadına güven hayatım, onunla evlenmelisin.
- A-ama olmaz ihanet etmiş gibi hissederim. Bir tek seni sevdim ben...
-O kadın size şifa olucak birtanem. Benim gönderdiğim bir hediye olucak. Ben artık yokum. Seni seviyorum Barlas'ım...
-Aybüke'm! Gitme dünya güzelim. Birtanem benimle kal nolur...
Aybüke ayağa kalkıp yok olmuştu. Kucağımda Meyra Laren'le kalmıştım...
Nefes nefese uyanıp yatakta doğrulmuştum. Aybüke neden böyle bir şey söylemişti anlamıyordum. O kahve gözlerinden aşk akıyordu. Kendinden oldukça emindi.
-Tertip. Noldu niye yine uyandın. Aynı rüya mı?
-Hayır tertip. Bu sefer farklı. Kızımızı kucağıma verip, Tomris isimli bir kadınla evlenmemi, o kadının kızımıza Aybüke kadar iyi bakacağını söyledi. Evlenmek istemediğimi söylediğimde ise ısrar etti. Sonra da yok oldu...
-Bu bir işarettir belki de tertip ne dersin. Belki de kızına tek başına bakamıyosundur.
-İyi de tek değilim ki. Annem, babam, kız kardeşim hepsi bakıyo.
- Olmaz kardeşim olmaz. Gerçekten annelik yapacak biri lazımdır belki. Sen yüreğini ferah tut. Sen Aybüke'yi çok seviyosun hepim
iz biliyoruz bak burada. Hadi sabah olmuş kalk hazırlanalım.
-Tamam tertip. Hadi hazırlanalım.
