İnsanı zorlayan bazı durumlar vardır ve onlardan uzaklaşmak için bir uğraş bulmalı. Bulamasa kafasının içindeki sesler susmaz. Bunları susturmak için bazıları uyur, bazıları yemek ye, bazıları resim çizer bunun gibi bir çok örnek verebilirim.
Ben Zeynep Su. Çalkantılı bir aile hayatım vardı. Çocuk aklı işte bazen ağlarsın, annen baban boşanır. Çocuk aklı işte sanki dünyanın sonu benim için her şey o zaman başladı.
Kısa bir süre sonra annem ve babamda evlendi. Aralarında unutulan çocuk ben oldum. Belli bir süre sonra arkadaşlarımı kaybettim. Ondan sonra yazmaya başladım. On üç yaşında kendi oluşturduğum karakterleri yazıp onlar ile yazarak konuşurdum. Üniversite başladıktan sonra onu da yapmaya bıraktım. Çünkü ailenin unutulan kız çocuğu para isteyince ikisi de göndermez ama ikisinin evliliklerinde olan çocukları bir şey isteyince bütün her şey dökülür.
Hem çalışıp hem de üniversiteyi bitirmeyi çalışıyorum. Çok yorucu bir tempo idi. Yaz tatileri yanlarına gittiğimde evde olmazdı. Çünkü aileleri ile tatile giderler. Bende yazın çoçuk bakıcılığı yapıp gece restoranta part time çalışır. Okul harçlığı mı ve yurt paramı çıkarırdım.
Bir gün çok dolmuştum. Ne yapacağımı bilemeyeceğim şekilde bir kaç sayfa bir şey yazdım. Bunu okuyan restoranta on beş yaşında ki bir genç kız okur.
"Bunu yazıya dökmen lazım. Çok güzel ay şu time bak. Lütfen bunu bir yerde paylaş."
"Hiç zamanım yok. Onu yazmak için uğraşamam."
"Lütfen, ayrıca ilk okurun benim."
"Peki, nasıl olacak bu?"
İşte o gün benim milladım olacak...
