İçeriğe geç

Asker ve doktor aşkı (Hayatla Sınanan Sevda)

Bölüm 20 · 4 dk okuma

Asker ve doktor aşkı (Hayatla Sınanan Sevda)

Bölüm 20

18. Bölüm

18. Bölüm: Bekleyişin Gölgesi ‎ ‎Hastaneden eve dönmüştüm. Yorgun ve bitkin hissetsem de, Demir’in aklımdan çıkmıyordu. Onun yokluğu öyle derin bir boşluk bırakmıştı ki, sanki her şey gri ve sessizdi. ‎ ‎Emir, yani abim, yanımda oturuyordu. Sessizliği bile bana güven veriyordu. Ama gözlerindeki endişeyi görebiliyordum; o da tıpkı benim gibi korkuyordu. ‎ ‎“Abii…” dedim, sesi titrek. “Acaba Demir… iyi mi?” ‎ ‎Emir derin bir nefes aldı ve elimi tuttu. “O güçlü, Ayça. Ama biliyorum… seni düşündüğü kadar, biz de onu düşünüyoruz. Her şeyi yoluna koyacak.” ‎ ‎O anda anladım ki, bekleyiş sadece Demir için değil, bizim için de bir sınavdı. Onu her an hissetmek, her haberle sevinebilmek ya da endişelenebilmek… Hepsi bu bekleyişin parçasıydı. ‎ ‎Gözlerimi kapattım ve derin bir nefes aldım. Bu süreç boyunca abim Emir hep yanımda olacak, bunu biliyordum. Ve ben de güçlü olmak zorundaydım. Çünkü Demir’i beklemek, sevmek ve umut etmek, her şeyden önce benim görevimdi. ‎ ‎ ‎ ‎Bir süre sessizce oturduk, evin içinde sadece saatin tıkırtısı duyuluyordu. Tam o anda telefonum çaldı. Ekrana baktım ve hastaneden gelen bir mesaj olduğunu gördüm. Ellerim hafifçe titredi; içimde kötü bir his vardı. ‎ ‎Hemen mesajı açtım. Gözlerim genişledi. Demir… görev sırasında kavga etmiş ve durumu ciddiymiş. Mesaj kısa ve resmiydi ama sözlerin ağırlığı odanın havasını değiştirdi. ‎ ‎Ayça yanımda duruyordu, ama mesajı gördüğümü fark etti. Yüzündeki endişe hemen fark ediliyordu. “Ne oldu, abii?” diye sordu, sesi titriyordu. ‎ ‎Derin bir nefes aldım ve elimden geldiğince sakin olmaya çalışarak cevap verdim: ‎“Demir… görev sırasında bir kavga etmiş. Şu an durumu kontrol altında ama ciddi bir durum. Ama merak etme, yetkililer yanında ve onu koruyorlar.” ‎ ‎Ayça başını ellerinin arasına aldı ve sessizce ağlamaya başladı. İçim parçalanıyordu; hem kardeşim hem de abisi olarak, hem onu korumak hem de Ayça’ya güç vermek zorundaydım. ‎ ‎“Ben buradayım, Ayça. Hemen yanında olamasak da, kalbimiz ve dualarımız onunla. Endişelenme, birlikte atlatacağız,” dedim, sesim titreyerek ama kararlı bir şekilde. ‎ ‎O an anladım ki, bekleyiş daha da zorlaşacak, ama biz birbirimize daha sıkı sarılacağız. Demir’in yokluğu, onu düşündükçe ve haberler geldikçe daha da derinleşiyordu. Ama ne olursa olsun, Emir olarak yanımızda olacağıma dair söz verdim. ‎ ‎Ve işte 18. bölüm burada sona eriyor. Demir’in görevde yaşadığı zorluklar, Ayça ve Emir’in evdeki endişesi ve bekleyişiyle birleşiyor. Her an gelecek haberlerle yürekleri ağzına getirse de, bu süreç onların birbirine olan bağlılığını ve dayanma güçlerini gösteriyor. ‎ ‎Telefonun ekranına bakarken içimde bir kararlılık oluştu. Demir’in durumu ciddi olabilir, ama elimden geleni yapmalıydım. Ayça’ya baktım; gözleri endişeyle doluydu. “Ayça, bak bana. Şu an tek yapmamız gereken sakin olmak. Ona zarar gelmesini engellemek için ne gerekiyorsa yapacağız,” dedim, sesi kararlı. ‎ ‎Ayça başını salladı ama hâlâ korkuyordu. “Abii… ben… ben korkuyorum,” dedi titreyerek. ‎ ‎“Biliyorum, Ayça. Ben de korkuyorum. Ama korkmak pes etmek demek değil. Biz güçlü olacağız, birlikte. Demir’in yanına olamasak da elimizden geleni yapacağız. Söz veriyorum,” dedim ve elini tuttum. ‎ ‎Hemen harekete geçtim. Görev arkadaşlarından ve yetkililerden bilgi almaya çalışacağım, her detayın peşine düşecektim. Emir olarak, sadece beklemekle yetinemezdim; Demir’in güvenliğini sağlamak için her şeyi yapmalıydım. ‎ ‎Ayça sessizce yanımda duruyordu. Onun güvenini hissetmek, bana da güç veriyordu. Bu süreç zordu, ama birlikte atlatacaktık. Demir’in yokluğu bizi sınayacak, ama aynı zamanda birbirimize daha da bağlayacaktı. ‎ ‎O akşam sessizliğin içinde düşündüm: Ne olursa olsun, abisi olarak Ayça’yı bırakmayacağım. Demir için ne gerekiyorsa yapacak, onu koruyacak ve evimizdeki bu bekleyişi dayanabileceğimiz bir güce çevirecektim. ‎ ‎ ‎Ertesi sabah erkenden harekete geçtim. Telefonlar, aramalar, mesajlar… Görev arkadaşları ve yetkililerle bağlantı kurdum. Her detayın peşindeydim; Demir’in durumu hakkında net bilgi almak zorundaydım. ‎ ‎Bir süre sonra bir yetkili aradı. Sesi ciddi ama sakin: ‎“Emir Bey, Demir şu an kontrol altında. Kavga büyümeden önlendi ve gerekli müdahale yapıldı. Fiziksel olarak ciddi bir yaralanması yok, ama morali bozuk.” ‎ ‎Derin bir nefes aldım ve Ayça’ya döndüm. “Ayça… haber iyi. Demir ciddi bir şey yaşamadı, yalnızca morali bozuk. Ama yanında yetkililer var, güvende.” ‎ ‎Ayça gözlerini doldurdu, ama bu sefer rahatlamış bir şekilde bana baktı. “Abii… iyi ki sen varsın. Yoksa kendimi kaybederdim,” dedi, sesi hâlâ titrek ama umut doluydu. ‎ ‎Elini sıktım ve başını okşadım. “Ben her zaman yanında olacağım, Ayça. Ne olursa olsun. Demir de bunu hissedecek ve güç bulacak. Şimdi tek yapmamız gereken ona destek olmak ve beklemek.” ‎ ‎O an fark ettim ki, Emir olarak abisi olmak sadece korumak değil, aynı zamanda cesaret ve güven vermek demekti. Bekleyiş zordu, ama birlikte dayanabileceğimizi biliyordum. ‎ ‎Ayça başını omzuma yasladı, ikimiz de sessizce düşündük. Bu süreç, hem onu hem de beni sınayacak, ama bizi birbirimize daha da yaklaştıracaktı. Demir’in yokluğu zorlayıcıydı, ama sevgi, güven ve kararlılık her şeyin üstesinden gelecekti. ‎ ‎

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.