10 Yıl Önce
Gece geç saatlerinde kendisine sessizliğe boğan şehir sanki ölmüş gibi ruhsuzca yerinde duruyordu. Ama şehirdekilerden biri ayaktaydı, elektriği kesilmiş, yanmayan ve sürekli cızırdayan elektrikli soba ile karanlığa, o buz gibi soğuğa rağmen hala bilgisayarının başından ayrılmıyordu.
Daha 14 yaşında olan kız gözlerini bilgisayar ekranından, ellerini de klavyede asla ayırmıyordu. Sanki çok önemli bir iş yapıyordu, belki de ona göre önemli olan bir işi. Yaptığı işin öneminin farkındaydı ve bile bile bunu yapmaya kalkışmıştı. Korkuyor muydu bunun sonuçlarından, asla. İşi bitirmesine son bir tuş kalmıştı, her şey o narin parmakların elindeydi.
Daha bu yaşında hayatı öğrenen kız haddinden fazlasını öğrenmişti. Gözleri bilgisayarının ekranında sayaca girmiş olan bombaya baktı. Bomba askeriyenin toplantı odasına kurulmuştu ve toplantı odasında bir sürü üst rütbeli insanlar toplantı yapıyorlardı. Hala o bombayı fark eden olmamıştı. Kız haricinde. Bombayı sonunda fark eden üst rütbeli askerlerden bomba imha uzmanı olanı hızla bombayı incelemeye başladı ama bomba üst düzeydi. Sayacın son saniyelerinin olduğunu gören genç kız hızla elini altında ki tuşa bastı ve bomba imha edildi.
Üst rütbeliler ilgili kişileri çağırıp diğerlerine haber verirken geç kız bilgisayardan bombayı koyan teröristin bütün bilgilerinin ve bir sonra ki planlarının olduğu dosyanın şifresi kırdı ve kendi imgesini bütün her yerde yayımlattı. Karanlıklar içinde büyük bir gölge yazısı. Dosyayı istihbaratın gizli sitesine giriş yaparak oradan gönderdi.
Yüzünde ki gülümseme ile oturduğu sandalyeye yaslandı. Masada duran su şişesini alıp kafasına dikti. Artık uyuma zamanıydı ama uyusa bile 2 veya 3 saate geri uyanacaktı sonuçta çalışması ve kendine bakması gerekiyordu.
Son kez penceresinden dışarıda ki karanlığa bakıp hiç rahat olmayan yatağına geçip başını sert olan yastığına koydu. Yarın neler olacağını bilmiyordu bile.
Güneşin yoğun ışıkları etrafı aydınlatırken genç kızda artık uyanmıştı. Üstüne her zaman ki giydiği kargo pantolonunu ve dar beyaz bluzu giydi. Zaten o kadar çok kıyafeti yoktu. Daha 14 yaşındaydı ve ailesi tarafından evden atılmıştı, yurtta yaşamak istemeyen kız kaçmış ve bir kafede çalışmaya başlamıştı, burada bir oda kiralamıştı ama odanın sahibini tanıdığın ondan para almamışlardı. Hayatını böyle sürdüren kız hayatında ki tek amacı kendisine göz kırpan bilgisayarı ve içinde bir sürü sırlar.
Dünkü işin nasıl gittiğini görmek için bilgisayarının başına geçti ve bir anda kapısı kırılarak açıldı. Kapıdan gelen bir grup üniformalı asker kıza silah doğrultuyorlardı. Bunu yapanın kim olduğunu görmek için bizzat timin başında gelen binbaşı herkese silahları indirmelerini söyledi ve dikkatlice karşısında küçük kıza bakmaya başladı. Bir kaç saniye önce kızın üzerinde bir sürü silah doğrultulduğu halde yüzünde korkunun küçük bir kırıntısı bile yoktu.
"Neden geldiniz? "
Dedi korkusuzca, bu soru karşısında afallayan askerler ne diyeceklerini bilmediler. Binbaşının gözleri açık olan bilgisayara takılınca kız hızla bilgisayarı kapattı.
" Merak etme sana zarar vermeyeceğiz "
Dediğinde karşısında ki korkusuz kız gülmüştü bu gülüş alay içeren bir gülüştü.
" Zaten yapamazsınız, bana zarar vermeniz için öncelikle benim bir suçumun olması ve artı kanıtınız olması lazım ve buraya gelip konutuma izinsizce girmeniz ve üstüne de silah doğrultmanız bile asker olsanız da büyük bir suçtur."
Dediğinde karşısında ki askerleri hayrete düşürmüştü. Bu yaşta bir kızın bunları bilmemesi gerekirken hayat onları zorla öğretmiş gibiydi. Binbaşı kızın ağzını aramak için bir adım daha yaklaştı kıza ama kız hala olduğu yerde korkusuzca dikiliyordu.
"Senin de yaşın 18 den küçük ve yetimhane yerine buradasın. "
" Ne yapacaksın, yetimhaneye gönder, geri kaçamayacağımı mı sanıyorsunuz o yüzden ağzımı aramayı bırakıp buraya neden geldiğinizin gerçek nedenini söyleseniz iyi olur. "
Kızın ağzından çıkan her kelime karşısında olan askerleri şaşırtmayı beceriyordu. Binbaşı kızı çözememişti ama kıza söylemesi gerekiyordu yoksa bu akıllı kız çok daha farklı şeyler yapabilirdi.
"Burada kendine gölge diyen birini arıyorduk, kendisi ile dün geceki olay hakkında konuşmak istiyoruz ve adres olarak burayı bulduk. "
Dediğinde kızın elleri yumruk olmuştu ve sinirlenmişti, hızla bilgisayarını açıp sisteme girdi, birisi 10 kademeden oluşan sisteminin ilk iki kademesine sızmıştı.
" Allah kahretsin."
Kız hızla sandalyesine oturdu ve sistemine gireni çıkartıp güvenliği arttırdı ve geri karşısında duran askerlere baktı.
"Demek çözdünüz beni, buyurun konuşabilirsiniz."
Dediğinde zaten o ana kadar şaşkın olan askerler duydukları cümle hayretleri 2 katına çıkmıştı.
"Gölge sen misin?"
"Ta kendisi. "
Dediğinde binbaşının şaşkınlığı da diğerlerinde farklı değildi. Kız sinirleniyordu geçtikçe çünkü sisteminin ilk iki duvarını kırmış olsalar da sonuçta kırmışlardı.
"Seni alıp karargaha götürmemiz lazım üstler ve istihbarattan bir kaç kişi seninle görüşmek istiyor."
Dediğinde kız çok üstelenemedi çünkü biliyordu ya zorla ya güzellikle ama illa götürülecekti. Karşısında heybetli duran askerin rütbesine baktığında binbaşı yazısını görünce geri binbaşıya döndü.
"Ne kadar da kibarsınız binbaşım ama beni gelmek istemesem bile zorla götüreceğinizi biliyorum ama izin verin kişisel eşyalarımı alayım"
Dediğinde binbaşı kafasını yavaşça salladı bu evet demekti. Kız hızla içerdekileri umursamadan eşyalarını toparlamaya başladı sonuçta onu geri bıraksalar bile buraya geri gelemezdi deşifre olmuştu. Kuyruklarına bastığı düşmanları yerini bulabilirlerdi. Bilgisayarını çantasına koydu ve bir kaç önemli flaş belleklerini aldı. Gözleri askerle takılsa da bir adım atıp yerde ki gıcırdayan döşemeyi açtı ve içinden bir sürü dosya çıktı, bir kaç tane de flaş bellek. Bunları gören binbaşı bu kızın kim olduğunu çözemiyordu. Zaten az olan kıyafetlerini de ikinci bir çantaya koydu. Eşyalarını toplaması bitince sesleri duyan evin daha doğrusu odanın sahibi Ayşe teyze geldiğinde gördükleri ile çok şaşırmıştı. Kız hızla askerleri geçip kadının yanına geldi.
"Ayşe teyze bak biliyorum şuan ne olduğunu anlamıyorsun ama ilk fırsatta yanına gelip anlatacağım ama gitmeden önce senden son bir isteğim olacak. "
Dediğinde kadın kafasını yavaşça sallamıştı, askerlerde pür dikkat onların konuşmasını dinliyorlardı.
"Ayşe teyze şimdi ben gidince evin her yerini temizle ama köşe bucak temizle, bu oda da tek parmak izim veya saç telim bile kalmasın, eğer buraya da tanımadığın kişiler gelip beni sorarlarsa öyle birini tanımıyorum de ve hemen beni ara yeni numaramı ben sana ulaştırırım."
Dediğinde 40 lı yaşlarında olan kadın çok bir şey anlamasa da bu kıza kendisinden çok güvenirdi o yüzden kafasını salladı ve kıza sarıldı, kendine dikkat et Gülfem dedikten sonra kız askerler ile oradan ayrıldı. Askerlerin her biri kızın düşmanlarının olduğunu anlamıştı hem de bu yaşta.
Askerler hızla kızı alıp karargaha getirdiler ve toplantı odasına soktular, içerde o gece ki bütün rütbeliler vardı. Birde istihbarattan bir kaç kişi vardı.
Albay
" Sizden küçük bir kızı değil gölgeyi istedik"
Dediğinde kız bir adım öne çıktı.
"Yani bu önyargınız olmasaydı benim gölge olduğumu anlardınız albayım "
Dedi, rütbesini üniformasından görmüştü. Kız ayakta kalmaktan sıkılınca boş olan sandalyeye oturdu ve rahatça sırtını yasladı. Askerler kızın rahatlığı karşısında hala şok yaşıyorlardı. Bu sefer boğazını temizleyen general olmuştu ama kız ona izin vermeden hızla konuştu. Gözleri tam karşısında oturan iki istihbaratçıya kaydı.
" Hanginiz benim sistemimin ilk iki duvarımı kırdı?"
Dediğinde iki askerde birbirlerine baktılar. Kız sağdaki askeri tanımıştı adı Fırat'tı, önceki yaptığı ilerden tanıdığı için kendi sorusuna kendi yanıt vermişti.
" Tabi ya, Fırat yapamayacağına gör sen yapmış olmalısın"
Dedi, soldakine dönerek. Odada ki kimse bir şey anlamamıştı, kız askerin adını nerden biliyor ve nasıl onun yapmadığını anlamıştı.
Fırat
" Nasıl anladın benim değil de Fatih'in yaptığını, yada adımı nerden biliyorsun ? "
Diye merakla sordu, yanında ki istihbaratçının adının Fatih olduğunu öğrenen kız ikisine de göz gezdirdikten sonra konuştu.
" Şöyle ki 2 ay önce sen yine benim programıma girmeye çalıştın ama benim yerime ben senin sistemine giriş yapıp tüm bilgilerini aldım oradan biliyorum ve senin sistemi ile Fatih'in sistemleri çok ayrı oradan anladım ama Fatih sende sadece 2 duvarı kırdın, önünde daha 8 duvar vardı. "
Dediğinde herkes şaşırmıştı. Üstler birbirlerine bakıp ne yapacaklarını düşünüyorlardı. Küçük kızın bu yeteneği onları çok büyük bir bozguna uğratmıştı.
" Hey hadi ama hem sizin adamlarınız yüzünden deşifre oldum ve gizli bir yere ihtiyacım var sonuçta gölge olmak o kadar kolay bir şey değil. "
Dedi küçük kız ve sonra karşısında oturan Fatih adlı istihbaratçının bilgisayarından uyarı bildirimi gelmeye başlamıştı. Kız bilgisayardan gelen sesler ile gülümsemişti, hepsinin bakışları gülümseyen kıza döndü.
"Demek kurduğum tuzak işe yaramış. "
Dediğinde herkes ona bakıyordu ama kız dikkatle karşısında ki genç istihbaratçıya bakıyordu.
"Bu zamana kadar kimse benim sistemime geçebilme cüretin de bulunmadı bende giren için bir tuzak oluşturdum ve şuan senin bütün bilgilerin ve girdiğin operasyonların bilgilerini benim bilgisayarıma aktarıyor."
Dedi genç kız, adam sinirle onu durdurmaya çalıştı ama yapamıyordu, sistemi kilitlenmişti. Kız çantasından bilgisayarını çıkardı ve sisteme giriş yaptı, bütün bilgiler eline geçince sistemi kapatmıştı.
"Önlem alıyorum sonuçta her bilgi bana öyle kolayca gelmiyor, yavaş yavaş."
Dedi ve bilgisayarından kendine güvenli yer bakmaya başladı. Geldiğinden beri konuşmayan binbaşı kızın ne yaptığını merak ettiği için bilgisayara eğildi. Ama kızın girdiği sitelerde ki dili asla anlamıyordu.
"Bunlar hangi dilde?"
"Kendi oluşturduğum bir yazılım dili, o yüzden boşu boşuna bakıp anlamaya çalışma binbaşı, yada çalış zaten anlayamazsın ama hala bana neden burada olduğumu söylemediniz? "
Dedi, askerler birbirlerine bakmaya başladılar onlarda bu kız ile ne yapacaklarını bilmiyorlardı.
General
"Ailen yok mu senin, istersen haber ver? "
Dediğinde genç kızın bilgisayarda geze parmakları durup yumruk haline gelmişti. Her zaman ki rahat sesi yerine sertliğe bırakmıştı.
"Yok ve benim hayatım sizi ilgilendirmez . Binbaşıya da söyledim beni yetimhaneye verecekseniz hiç boşuna yorulmayın çünkü akşamına kaçarım."
Dediğinde hiç biri bu kızla ne yapacaklarını bilmiyordu, odak noktalarını ne yapacaklarına vermişlerken etrafın sessizliğini kızın telefonunun zil sesi bozmuştu. Kız sessizce küfretse de diğerleri duymuştu bunu.
"Ne var?"
Arayan çalıştığı kafenin patronuydu.
"Bu gün işe gelmedin ve ortalıklarda yoksun, burası müşteri kaynarken bizi zor durumda bıraktın Gülfem o yüzden kovuldun."
Dedi ve telefonu kapattığı halde telefona karşı konuşuyordu.
"Ah lanet herif zaten işten ayrılacaktım"
Dediğinde diğerleri kızın işten atıldığını anlamışlardı. Kız eşyalarını geri çantasına koydu ve oturduğu sandalyeden kalktı.
"Ee siz bir şey demeyeceksiniz ben artık gideyim, malum sizin sayenizde hem evimin konumu deşifre oldu yani evimden oldum hem de işimden oldum o yüzden kendime güvenli bir yer bulacağım beni daha fazla tutmaya hakkınız yok."
Dediğinde, bu sefer diğer üstlerden başka bir general konuştu.
"Tamam biz sana ev ayarlarız sonuçta bizim yüzümüzden deşifre oldun"
Dediği zaman kız daha çok gülmüştü.
"Siz mi ev ayarlayacaksınız generalim, Allah aşkına güldürmeyin beni sizce ben öyle her evde kalabilir miyim, kuyruğuna bastığım bir ton düşman var beni anında öldürürler."
Dediği zaman tam kapıdan çıkacakken binbaşı izin vermedi ve üstlere döndü.
"Komutanım izniniz olursa ben kız ile ilgilenmek isterim hem en güvenli yer benim yani bir askerin evi olur, böylece gözümüzün önünde de olur. Ne yapacağımıza karar verene kadar bende kalmasını arz ederim komutanlarım. "
Dediğinde hepsi bu fikri onaylamışlardı çünkü bu kız için daha akıllarında bir fikir yoktu o yüzden fikri kabul ettiler. Orgeneral en rütbeli olduğu için söze girdi.
" Gölge diyorum çünkü adını bilmiyorum küçük kız, biz sana ne yapacağımıza karar verene kadar sen Cahit binbaşı ile kalacaksın."
Dediğinde kız tereddütte kaldı ama şimdilik gidecek yeri yoktu ve bu fikir aklına mantıklı gelmişti.
"Tamam kabul ederim ama bana bir oda verilecek ve eşyalarım özelliklede dosya ve flaşlarım tek bir kişi tarafından bile incelenmeyecek, eğer başka bir planınız olduğunu anlarsam emin olun bu sizin zararınıza olur"
Dedi ve toplantı odasından çıkıp binbaşıyı beklemeye başladı. Binbaşıda üstlerinden izin alıp kızın yanına geldi.
" Gel bakalım ufaklık seni evime götüreyim"
Dedi ve ikisi de binbaşının arabası ile binbaşının evine geldiler. Binbaşı Cahit kendi odasının yanında bulunan boş odayı kıza verdi, kız yerleşirken oda mutfakta bir şeyler hazırlıyordu. Neden kızı evine getirmeyi teklif ettiğini bilmiyordu ama kızı çözmek istiyordu ve kızı kendine yakın hissetmişti. Belki de çocuklara olan zaafındandı ama bu kızı korumak istemişti.
Çok eşyası olmayan kız odaya yerleşip duş aldıktan sonra az olan kıyafetlerinde gri bir eşofman ve beyaz cropunu giyip mutfağa Cahit binbaşının yanına geldi. Binbaşı masayı kurunca ikisi de sessizce yemeklerini yemeğe başladılar.
" Ne olmak istiyorsun, hayalin var mı?"
Dediğinde karşısında ki kalbinden, ruhundan derin yaralar almış olan kızın elinde bulunan çatal düşmüştü, kız hızla çatalı yerden aldı.
"Açıkçası bilmiyorum ne olmak istediğimi."
Dediğinde binbaşının gözleri daha bir merakla bakmıştı kıza.
" Peki ya hiç bu muhteşem zekan ve bilgisayar beceri sayesinde istihbaratçı olmayı, mite girmeyi düşündün mü? "
Dediğinde kızın gözleri hızla karşısında ki adama baktı, gözleri parlıyordu. Bu zamana kadar bilgisayardan hep suçluların bilgilerini asker ve polislere gönderirdi ve bunu yapabilirdi, Bilgisayar ile o kadar askerlere yardım ederken kendi asker olmayı veya mite girmeyi hiç akıl edememişti. Kız gözlerinde ki parlaklığı ve mutluluğunu sakladı.
" Artık ne olacağımı biliyorum."
GÜNÜMÜZ
Gözlerim istemsizce kapıya gidip geliyor, yer ile kapı arasında mekik dokuyordu. Ellerimin tersinde parmak boğumlarımda beyazlaşmış, kırmızılaşmış yerler vardı. Avuç içimde ise kurumuş küçük kan lekeleri vardı. Önüme gelen kâhküllerime kanlı ellerimle dokunmak istemediğim için nefesimi yukarıya yani kâküllerime doğru üflemiştim. Nefesimden saçlarıma doğru vuran rüzgar çokta fazla bir etki yapmasa da en azından gözlerimin önünden almıştı bir kaç saç telini.
Gözlerimin mekik dokuduğu kapı sonunda açılmış ve içeriye genç bir polis girmişti.
"Amirim sizi odasında bekliyor"
Polis geri gittiğinde bende ayağa kalktım bildiğim kapılardan geçerek amirin odasına gelmiştim Şuan karakoldaydım evet askerim kaç yıllık hayalimi gerçekleştirmiş ve asker olmuştum ve karakolda olmam biraz saçma ama kendime göre nedenlerim vardı. Örneğin; kızlara tacize kalkışan bazı puştlar gibi. Onlar yaptıkları ile yanlarına kâr kalıyor ve benim gibilerinde kızı koruduğu zaman siciline kaydediliyordu.
Adamı hastanelik etmeseydin seni karakola getirmezlerdi salak !
Ha o konuda biraz haklı olabilirsin ama söylediği sözler hiç hoş sözler değildi iç.
Evet iç sesim uzun bir süreden sonra tekrar sahalardaydı aman ne kadar güzel. Mehmet amcanın yani bu karakolun amirinin odasının kapısını çalarak girdim .
"Ah kızım ya yine mi ? "
"Ama Mehmet amca bu sefer haklı sebeplerim var, dosyaya bakabilirsin kıza taciz ediyordu. "
"Tamamda sadece biraz patakla illa hastanelik etmek zorunda mısın? "
"O konuda özürlerimi dile getiriyorum amirim ama söylediği sözler ile beni kışkırttı o yüzden oldu "
"Yani tamam karışmakta haklısın ve bu konuda kızmıyorum hatta gurur duyuyorum ama bir dahakine hastanelik etme ya yoksa bu sefer seni Cahit Albaya söylerim "
Dediğinde gözlerim irice açılmıştı, olmaz Cahit albay bana çok kızardı üstüne bir ton ceza verirdi.
"Aman yok yok söylemeyin siz Cahit Albaya, hem bak ben gidiyorum bay bay" diyerek hızla odadan çıktım. Valla Cahit albay benim bir vukuatımı daha duyursa ağzıma sıçar o yüzden şimdilik uslu durmaya çalışmam lazım ama inşallah becerebilirim.
Askerdim, timi olmayan yalnız bir asker. Timim yoktu evet ama timim gibi olan bir ekibim vardı. Hackerlık konusunda iyiydim aynı ekibim gibi. Ayyıldız timi, daha doğrusu efsanevi Ayyıldız timi. Üstler hep beni başka timlere vermeye çalıştılar ama hep direttim çünkü onlarda biliyordu benim düşmanlarımın kim olduğu ve ne kadar çok olduğunu. Timim olursa her birinin eline bir koz geçmiş olurdu ve ben bunu şuanlık istemiyordum. Yapacak bir şeyim olmadığı için antrenman yapma fikri en iyisiydi. Motorum ile her zamanki geldiğim spor salonuna geldim, askeriye yerine burada daha fazla alet olduğu için burada antrenman yapmayı daha çok seviyordum .
İçeri girdim bazı tanıdıklarıma selam verip her zaman ki alanıma gittim. Tam ısınıyordum ki telefonumun zil sesi kulağıma geldi ve bütün odağım olan sporumu bozmuştu. Ya şurada bir spor yapacağız onu da zehir ettiniz be. Oflayarak telefonu açtım.
" Asker "
Siktir albaymış ya insan bi kimin aradığına bakar, kendime küfretmek istiyordum.
" Emredin komutanım "
" Bizim karargaha gel "
" EMREDERSİNİZ KOMUTANIM " diyip telefonu kapadım. Of of zaten aramanın tam zamanıydı ya. Neyse daha fazla bekletmeden gideyim bari Cahit albayı bekletmek olmazdı. Hızla motoruma binip Cahit Albayın olduğu karargaha sürdüm. Ne diyeceğini merak etmiyor değildim.
Yüzüme vuran rüzgardan kurtulup karargaha gelince motorumdan inip kapıya doğru gittim. Kapıda ki asker önümde durdu, beni tanısa bile kimliğe bakmak zorundaydı, o yüzden hızla kimliğimi çıkartıp gösterdim. Önümden çekilip selam verince bende daha fazla beklemeden içeri geçtim. Albayın odasına gelince kapıda ki asker beni durdurdu .
" Komutanım albay toplantı odasında sizi bekliyor buyurun sizi götüreyim. "
Dedi ve toplantı odasına yol aldık. Toplantı odasına gelince eliyle kapıyı gösterip kendisi gitti. Bende kapıyı çalıp içerden Albayın gel sesini duyunca kapıyı açıp girdim. Kapı tam olarak açıldığında gözlerim hızla içeride dolanmıştı. İçerde 11 asker vardı muhtemelen 2 timdi bunlar. Ama Ben niye buradayım anlayamadığım bir konuydu.
Albay " Hoş geldin asker bunlar Hilal timi ve kılıç Timi, - beni göstererek - Bu askerimiz de Kıdemli Üsteğmen Gülfem, kendisi istihbarat teşkilatımız adına çok önemli ve gizli görevler yapmıştır ve bu olayda da sizlere yardımcı olacak."
Sadece bir baş hareketi yapıp karşı tarafta ki albayın karşısı olan diğer baş köşede ki sertçe duran adama baktım gözlerim üniformasının üstünde ki rütbeye kaydı, Binbaşı yazıyordu. Benim üstüm olduğu için selam verip yan tarafında olan tek boş sandalyeye oturdum. Onlarda bana kısa bir baş selamı yapıp albaya geri döndüler.
" Söyle ki görev gizli bir görev ve zorlu, kısaca anlatırsam Kesik adlı bir terörist var, hem silah kaçakçılığı yapıyor ve bunu da dağa yapıyor. Uyuşturucu ticareti yapıyor. Bir güvenlik şirketi var, bu şirkette yüksek mevkide olanları uyuşturucu işine katıyor ve sizin de bunu önlemenin lazım o yüzden buradasın."
Albayın sözü bitince rütbesini bakılırsa muhtemelen Kılıç timinin komutanı konuştu.
" Ama komutanım Gülfem Üsteğmene ne gerek vardı biz bu gibi bur çok görevde yer aldık. "
" Evet bunun gibi görevler de yer aldınız ama bunun gibisin de değil ve bunu içinde bu konuda profesyonel, sizi yönetebilecek biri gerekiyordu. Bunun içinde Gülfem Üsteğmen en uygun ve iyi asker. Şimdilik bu kadar, ilerleyen zamanlar da bahsederim diğer şeylerden. Siz hazırda olun size haber verebilirim her an."
Bu sefer ben söze girmiştim.
" Komutanım ben tekte halledebilirdim bir kaç istihbaratçı arkadaşlarla da yapardık bu görevi neden iki time daha ihtiyaç duydunuz ?"
Albay bu dediğim üzerine sıkıntılı bir nefes verdi
"Şimdi Gülfem sana bir haberim var"
Dedi, ses tonu benim sevmeyeceğim bir haber vereceğini açıkça belli ediyordu.
"Dinliyorum komutanım. "
Ben ne kadar yapmayın, etmeyin desem de üstler bir karar almış, seni Kılıç timine komutan yardımcısı olarak istiyorlar . "
"NEEE, çok pardon komutanım bir anda şaşırınca öyle oldu, Özür dilerim ."
Hızla kendimi toparlayıp özür diledim. Oda başını sorun yok manasında sallamıştı.
"Tamam sorun yok asker "
Albayın toplantı bittiği hakkında konuşmasını yaptı bende odadan çıkarken albay arkamdan seslendi.
"Yarın sabah burada ol timin ile ilk içtimanı yap."
Dedi, ee emir demiri keser sonuçta gelmek zorundaydım ama bu tim konusu hiç içime sinmemişti.
" Emredersiniz komutanım. burada olacağıma emin olabilirsiniz."
------------
Herkese merhaba
Sizce nasıldı bölüm, yani geçmişi eklemem güzel olmuş muydu?
Tatil nasıl gidiyor.
Başka olmasını istediğiniz bölüm veya olaylar var mı ?
Binbaşı
Evet biliyorum her dakika yeni bir kitap yazıyorum ama ne yapayım seviyorum yazmayı.
Lütfen hesabımdan diğer kitaplarımı da okursanız sevinirim. Higanbana adlı kitabımı özellikle okuyup yorum yazarsanız mutlu olurum. Oy verip , gerçek bir yorum yazmayı unutmayın.
Sizleri seviyorum ❤
