İçeriğe geç

Aşk Yok

Bölüm 2 · 3 dk okuma

Aşk Yok

Bölüm 2

Annem

Gözlerimi yavaşça araladım,hemen doğrulup çantamı kontrol ettim. Her şey yerli yerindeydi. Çantamı omzumun üzerine yerleştirdim. Düşündüğümden daha rahat uyumuştum. Saatin kaç olduğuna dair bir fikrim yoktu çünkü telefonun kardeşimin evinde kalmıştı. Lise sonuncu sınıf sayısal üzerine okuyordum. Daha doğrusu bugün okulun ilk günüydü. Gittiğim lisede gerçekten çalışkan öğrenciler, deneyimli öğretmenler vardı. Kaldığım yetimhaneden tanıdığım bir öğretmen derslerimin ne kadar iyi olduğunu biliyordu. Kötü bir liseye gitmemi istemiyordu, kendimi geliştirmemi ve güzel bir yer kazanmamı istedi benden. Ama daha reşit bile olmadan yetimhaneden ayrılmak zorunda kalmıştık çünkü yetimhanenin masraflarının karşılanmama gibi bir sorunu vardı. Devletin adamları bir gün yetimhanenin kapısına dayanıp yıkım işlemi gerçekleştirilecek diye uyarıda bulundular, itiraz eden olmadı. Bizim için başka bir yetimhaneye aktarım yapılabilirdi ama ben kardeşim ile birlikte yıkımı fırsat bilerek kaçtık. Benim için liseyi ayarlayan öğretmenim bize ulaşan ilk kişi oldu. Kaçtığım için beni suçlamadı ikimizde sarıldıktan sonra benim için lise kayıtlarını yaptırdığını söyledi. Okul eşyaları alabilmemiz için elimize biraz para tıkıştırdı. Kardeşim ise altıncı sınıfa geçiyordu onun içinde bir şeyler ayarladığını söyledi. Minnettarlığımı iletmek için gerçekten çok çalıştım. Okula doğru yola koyuldum. Üstümde zaten dün giydiğim okul formam vardı. Kitaplarım yanımda değildi ama ilk gün olduğu için çok umursamadım. Hava bugün gerçekten güzeldi, kasvetli ve yağmurlu. Okulun girişine geldiğimde dersin başlayıp başlamadığını anlamaya çalışıyordum, güvenliğin sağı başımda dikildiğini görünce ürperdim.

—Ders başladı hanımefendi, çok geç kalmadınız size bir şey demiyeceklerdir. Geçebilirsiniz.

Ağzımı açmadan teşekkürler diye mırıldandım. Koşarak sınıfa ulaştım, tam kapıya tıkladığım anda kapı açıldı ve yorgunluğumdan olmalı ki dengemi kaybettim. -Ah, kahretsin dünden beri hiçbir şey yemedim- Karşımda kim olduğunu anlayamamıştım çocuğun üzerine yığıldım. Rezil olmak umrumda değildi artık o yüzden bayılmış gibi davrandım çocuğun üzerine yükümü verdim. Güçlü bir şekilde beni kavradı bir kaç saniye çocuğun yüzüne bakma fırsatı tanıdım kendime, tamam bu yüzü unutmamalıyım. Aslında gerçekten bayıldığımı anlamam kısa sürdü. Gözlerimi açtığımda revirdeydim, umarım yemek verirler ve boşuna bayılmış olmam. Hemşire yanıma gelip nasıl olduğumu sordu, serum takılı olduğunu fark ettim. Azımdan çıkan kelimeler sadece yemek yiyebilir miyim? Olmuştu,vermeye niyetleri yoktu herhalde. Söylemek iyi gelmişti, kadın:

—Tamam tamam sana bir çorba getireyim güçten düşmüşsün kızım. ekmekte getireyim mi yanına?

Tatlı bir şekilde soru soruyordu kadın, kırklı yaşlarında olduğunu söyleyebilirdim. Ve sessiz bir şekilde lütfen diyebildim. Saat on gibiydi iyi çok uyumamışım yemeğimi yiyip hemen derse dönmem lazım, dersler benim için şu an altın değerinde. Oturmak için doğrulduğum sırada kadın gitmişdi hatta kapının tekrar çaldığını fark ettim. Kapı yavaşça aralandı, içeriye giren çocuk:

—Sonunda uyanmışsın.

Dedikten sonra içeriye doğruldu. Yanıma gelirken konuşmaya devam etti:

—İyiki denk geldik yoksa yeri boyluyordun. Aslında aileni çağırmayı düşündüm ama telefonunu bulamadım. İstersen bugün eve gidebilirsin.

Üzerine düştüğüm çocuk, atladığım da diyebilirim. Hafızam kaydetme konusunda iyidir. Erkeklerle ilgilenmem gereken en kötü zaman olduğuna eminim. Gözlerimi kapattım ve uzandım.

—Telefonum evde çocuk, ailem olduğunu da sanmıyorum. Aslında kardeşim var, iyiliklerin için teşekkür ederim ama karşılığında verebileceğim bir şey yok. Birde çorbamı içip derse geri geleceğim tekrar sağol.

Çok konuştum galiba ah birde kaba.

—Şey, üzgünüm seni raha-

—Üzgün olman için bir neden yok şizofren filan mısın?

—Ailenin olmaması üzgün bir durum, yüzüne vurmuş gibi hissediyorum sadece ve şizofren olmadığıma eminim.

Gözlerimi açmıştım ona doğru baktım. Benim gibi biriyle neden uğraşıyordu ki. Hem neden benim için üzülsün bunda üzülecek bir şey yok ve zaten beni tanımıyor bile.

—Ben üzülmüyorum, benim ne düşündüğümü bilmeden yorum yapma lütfen.

Tam ağzını açıyordu ki kapı açıldı, çok iyi zamanlama.

—Çorbanı getirdim canım. Gel ye soğumadan.

Kadına minnettar bir şekilde bakarken çorbayı içmeye başladım. Gerçekten çok güzeldi

Acaba annem olsa bana bu kadar güzel yapar mıydı?

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.