Her zaman olduğu gibi kafamın içindeki düşünceler. Dünya ben yokmuşçasına dönmeye devam ediyor. İçimde biryerlerde onlar gibi olabileceğimi,kendim olabileceğimi biliyorum. Çabalamam hatta savaşmam gerekse bile bunu yapmalıyım. Kendi içimde düşüncelere dalmıştım. Omzuma nazikçe dokunan elleri fark ettiğimde düşüncelerimden uzaklaşmak için kendimi silkelemem gerekti. Omzumun üzerimden yavaşça bana dokunan ellere doğru döndüm.
—Rahatsız ettiğim için özür dilerim hanımefendi. Ama kafeyi kapatmamız gerekiyor.
Kadının söyledikleri ile birlikte etrafa bakındım. Kafede gerçekten sadece ben kalmıştım. Çantamı elime alıp omuzuma yerleştirirken çalışanlardan özür diledim ve kapıya yöneldim. kapının açılıp kapanması sadece birkaç saniye sürdü ve bir anda boşluğa düşmüş gibi hissettim. Kardeşim ile birlikte yaşıyordum. Annemin ve babamın kardeşim doğduktan iki gün gibi bir süre sonra araba kazasında öldüklerini biliyordum. Tamam. nerede kalıcağımı düşünmem gerekiyor. Bugün pek yemek yiyemedim ama kardeşimin beni eve alacağını da sanmıyorum. Şu an en doğru seçenek parkta geceyi geçirmek gibi gözüküyor. Umarım şanslı günümdeyimdir. Yürümeye başladığımda gökyüzüne bakıyordum. Yıldızlar ne güzel parıldıyordu böyle. Yıldızlara daha önce hiç bu kadar dikkatli bakmadığımı fark ettim sonuçta buna ayıracak vaktim yoktu. Saat 23:59’u gösteriyordu. Etraf çok sessiz olduğu için memnundum doğrusu. Park görüş alanıma girmeye başladığı zaman derin bir nefes aldım. Neden yaptığımı anlamasam bile bir anda parka doğru var gücümle koşmaya başladım. Parka ulaştığımda nefes nefese kalmıştım,boğazım çok fena bir şekilde kurudu. Eh ne güzel yanımda bir lira bile yok. Banklardan birine doğru hızlı adımlarla yürüdüm çantamı kafamın altına yerleştirdim. Hırkamı çıkarıp üstüme örttüm. Kafamın içi bir sürü soru ile doluydu. Kafamı gökyüzüne doğru döndürdüm:
—Her şey güzel olacak merak etme. Sadece zaman tanı ve kendini tanı.