İçeriğe geç

AŞK YANLIŞ KAPIYI ÇALDIĞINDA

Bölüm 1 · 4 dk okuma

AŞK YANLIŞ KAPIYI ÇALDIĞINDA

Bölüm 1

-1- KADER

O, annemin hatırasını hiçe saymıştı. Hiç tanımadığımız o kadını, neredeyse benimle aynı yaşta olan bir kadınla evlenmişti. Bunu nasıl yapabilirdi? O kadın iğrenç biriydi, para delisiydi, babamdan yaşça çok küçüktü… Benimle neredeyse aynı yaştaydı… Eğer babamın istediği buysa, ben de karşılığını verirdim. O benim gururumu hiçe saymıştı, annemi hiçe saymıştı… Ben de onun isteklerini hiçe sayacaktım.

“Surpriz… evleneceğim.”

Bunu arkadaşım Talya’ya söylediğimde, kafayı yemişim gibi baktı.

Ben, aşka asla inanmayan, hep kariyer peşinden giden ben, şimdi günün birinde evleneceğimi söylüyordum.

Talya bana bakıyordu, ben ise bacak bacak üstüne atmış, fincanımı ağzıma götürüp Americanomdan yudum alıyordum.

Talya sonunda konuştu:

“Beren, canım, kafana güneş mi geçti, tansiyonun mu düştü? Acayip derecede saçma konuşuyorsun şu anda.”

“Saçma falan konuşmuyorum. Madem o, istediği gibi benim yaşımda bir kadınla evlenebiliyorsa, ben de tanımadığım bir adamla evlenip onun önüne koyarım evlilik cüzdanını. Bu konuda ne kadar hassas olduğumu biliyordu.”

Beren kahvesinden bir yudum daha aldı, sonra rujunu çıkarıp tazeledi. Ardından ayağa kalktı, fincanın altına gerekli parayı koydu, çantasını koluna taktı, güneş gözlüğünü de taktı ve kafeden çıktı. Talya vazgeçirmeye çalışıyordu.

“Hani aşk diye bir şey yok diyordun, evlenmek ne demek ya? Hem de tanımadığın biriyle! Aşkım, kafayı falan mı yedin?”

“Talya canım, bence masaja gidelim, biraz rahatlayalım, sonra bol bol konuşuruz.”

Beren sırıttı, kırmızı Porsche 981 Boxster’a bindi ve gitti. Talya aynı gün içinde defalarca vazgeçmesini söyledi ama maalesef Beren, gerektiğinden fazla inatçıydı.

UFAK BİR ZAMAN ATLAMASI

Beren, yatak odasında, yüzünde kağıt maske ile bacak bacak üstüne atmış oturuyordu. Elinde telefonuyla Instagram da gezerken mesaj geldi:

@Yamanagcı: Merhaba Beren Hanım, ben evcil hayvanlara bağış derneği için düzenlenen müzakereden . Sizde bana ait bir şey var, en kısa sürede yüz yüze görüşmemiz mümkün mü?

Beren yüzünü buruşturdu. Geçen hafta evcil hayvanlara yardım için bir müzakereye katılmıştı; oradaki kavgada adamın yere düşen saatini almıştı. Beren hemen cevap yazmaya başladı:

@BerenKoraylı3: Merhabalar, pardon ama kim olduğunuzu bilmiyorum, ayrıca ben de size ait ne var?

@Yamanagcı: Saatim. Bakın, o çok değerli. En kısa sürede bir yer söyleyin, buluşalım, ben sizi bulurum. Yarın öğlen 2’de Balata gelin, siz “Yaman” deyin, ben sizi bulurum. İyi akşamlar.

Beren şu an ekrana boş boş bakıyordu; adam öylece gitmişti Balata mı, ciddimiydi bu?

Kağıt maskeyi çıkardı, çöpe attı, giyinme odasına geçti, çekmeceden saati çıkardı.

Demir, camı kırılmış, “old money” (Yaman’ın tabiriyle baba saati) havası veren bir saatti.

Beren saati komidine bırakıp yatağa girdi.

ZAMAN VE KAHVALTI ATLAMASI

Beren, üzerini giymişti. Ayağında az topuklu lacivert Jadior ayakkabı, üzerinde şort cinsinde mini lacivert şort etek, onun üzerinde aynı lacivert crop top ve çeşitli gold takılar vardı. Saçlarını yarım at kuyruğu yapmış, makyajı bol parıltılıydı.

Telefonunu ve malum saati aldı ve arabasına gitti. Arabasına bindi ve Talya’yı aradı. Talya neşeli ve enerjik sekilde açtı ve konuştu.

“ALOOO AŞKIM, NASILSIN ÇİÇEĞİM?”

“İyiyim balım, sen nasılsın?”

“İyiyim ben de. Eee, noldu senin şu iş?”

“Boşver o konuyu, daha önemli bir konumuz var.”

“Hmm, dedikodu bayılıyorum.”

Talya kıkırdadı

“Hani geçen hafta gittiğim evcil hayvan için bağış müzakeresi vardı, anlatmıştım sana, bir adam bastı oraya, kavga falan çıktı. Ben de saat buldum demiştim.”

“Evet, anlattın. Eee…”

“Dün Instagram’dan gezerken DM isteklerime baktım, bir tanesi dikkatimi çekti. O adamdı işte. Selam, sende bana ait bir şey var, en kısa sürede buluşalım, bana ait olan şeyi geri ver falan diyordu.”

“Ohaa, adam Instagram’ını mı bulmuş? Stalkladın mı?”

“Hesabı gizliydi.”

“Hayır ya, şu an aşırı kötüyüm bonbiniskom.”

“Abartma Talya. Neyse, şimdi adamla buluşmaya Balata gidiyorum, ordan da gezerim, yeni kafelere falan bakarım, kapatıyorum ben tatlım.”

“Tamam aşkım, bir şey olursa haber ver, öptüm, baysss, askitoom.”

Beren telefonu kapattı ve yoluna devam etti.

ZAMAN ATLAMASI

Beren, elinde telefonla bir kafede oturmuş bekliyordu. İçeri biri girdi, kadına yaklaştı, oturdu ve elini uzattı:

“Sel-”

“Saati ver, gideyim.”

“Pardon da, hayvan mısın? İnsan önce selam verir, tanışır, öküz!”

“He tamam, selam. Saati verirmisin?”

“Olmaz, veremem.”

“Kızım manyak mısın, versene saatimi!”

“Sana saatini vermem için seni tanımam lazım, tanışalım"

"İyi"

"Ben Beren.”

“Yaman.”

“Memnun oldum, ne gib-”

“Artık tanıştık, saatimi verirmisin?”

Beren adama dik dik baktı. Yine sözünü kesmişti. Tam o sırada kendisine verdiği söz aklına geldi.

“Sana saatini tek bir şartla veririm.”

“Çocuk musun sen ya, versene saatimi, işim gücüm var, dükkanı bıraktım, ver-”

(Go girl)

"Öncelikle senin dükkanın beni alakadar etmez, unutma. Saatin bende, benimle aranı iyi tut. Ayrıca şartımı kabul etmezsen saatini vermem.”

“İyi, söyle.”

“Evleneceksin benimle…”

Adam ayağa fırladı:

“Ne saçmalıyorsun kızım, saçma sapan konuşma ve-”

“Benimle evlen, sana saatini vereyim ve yaklaşık her ay 500 bin para vereceğim…”

“Saçma, salak, konuşma. Kadınsın, küfür etmek istemiyorum, abartma.”

“Babamdan intikam almam lazım, lütfen sadece dinle. Ben de saatini vereyim.”

Yaman kadına gerçek olamayacak gibi baktı. Saat babasının saatiydi; o saat ona lazımdı, saat içinse kızla evlenmeliydi. Ve doğruyu söylemek gerekirse, kız inci gibi parlıyordu, ciddi anlamda çok güzeldi. Yaman ise sıradan bir Kaporta ustasıydı.

“Sen prenses gibi bir kızsın, git başka adamlarla anl

aşmalı evlen. Bana saatimi ver, gideyim.”

“Olmaz, benimle evlen, saatini sana vereyim.”

“Çattık ya."

“Çattın yaa.”

Beren Yamana bakarken sırıttı ve dudagini ısırdı Yaman elini burun köprüsüne götürüp güldü...

Yaman kadına baktı. Beren, bacak bacak üstüne atmış, masumca gülüyordu. Ahh, şu kadınlarrrr…

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.