İçeriğe geç

Aşk Ve Diğer İhtimaller

Bölüm 7 · 7 dk okuma

Aşk Ve Diğer İhtimaller

Bölüm 7

Bölüm 7

Ayaz'ın geldiğini gördüm ve onun yanına gittim. Beraber otele girdik. Gece ve bartuda arkamızdan geliyordu. Karşımızda takım elbiseli bir orta yaşlarda adam durdu ve ayazla el sıkıştı. Bu büyük ihtimalle amcasıydı. "Hoşgeldin yeğen. Sizde hoşgeldiniz çocuklar." Başımı öne eğdim. "Ya amca böyle güzel büyük iki odan varmı." Ayaz'ın amcası başını salladı. "Beni takip edin." Valizlerimizle Ayaz'ın amcasını takip ettik ve asansöre bindik. Çok güzel donatılmış bir koridor karşıladı bizi. "Bu iki odada kalabilirsiniz." Ayaz teşekkürler şeklinde başını salladı. Amcası gitti. Gece'yle odaya girdik ve ağazımız açık odaya baktık. Yine muhteşem donatılmış bir oda karşıladı bizi. Kocamandı. Gece'yle 1-2 saatte odaya yerleştik ve tam telefonumu alıp yatağa uzandığımda odadaki telefon çaldı. "Alo buyrun." Diye açtım. "Saat 7:30 da akşam yemeği olucak bekliyoruz." Telefon kapandı ve Gece'ye döndüm "yemek olucakmış." Gece gözlerini fal taşı gibi açtı ve bana baktı. "Berfin ne bekliyosun öyle kalk hazırlanmaya başla saat 5:43." Gece çok telaşlı konuşuyordu ve direk makyaj, saç malzemelerini çıkarttı. "Böyle giderim üstüm iyi neyine hazırlaniyim." Gece bi kez daha bana döndü. "Sis sen manyakmısın. Bu yemekte herkes süslü püslü gelicek ve sen böyle geliceksin. Kızım seni bu halde yemeğe indirmem yoldan geçmiş gelmişsin gibi duruyorsun." Gece'ye şaşkın gözlerle bakıyordum ve gece beni kolumdan tutup makyaj masasına oturttu. "Tamam makyaj yap ama abartılı ok." Yarım yamalak makyaj bilgimle bana makyaj yapmamı söylüyordu. "Bu kıyafetler ne Berfo " gece kendi kıyafetlerinden bana kombin yapıyordu. Gece bana krem uzun kollu yırtmaçı olan mini bir elbise verdi. "Altına siyah bot siyah minik bi çanta ve kolyeyle falan olur bu kombin." Ne yalan söyleyeyim aslında içime sinmişti. Gece de kendine dijital baskılı bir mini elbise seçmişti. Oda altına siyah bot ve üstünede deri ceket giyecekti. Hemen yanıma bir sandalye koydu ve saçlarını yapmaya başladı. "Sis biraz hızlı. Uyuşuk bırak şunları ben hazırlicam seni." Gece saçlarımı düzleştirmeye başladı. İki dakikada neredeyse tüm saçımı düzleştirdi. "Sakin gece." Gece beni umursamadan bana makyaj yapmaya başladı. İlk kapatıcı sonra allık daha sonra eyeliner ondan sonra maskara ondanda sonra dudaklarımı çerçeveledi ve ruj sürdü. Aynada kendime bakınca şok oldum. "Hadi şimdi üstünü giyin ben makyaj yaparken saçlarıma bukleler yapıcaksın koş koş." Üstümü giyindim ve Gece'nin saçlarını taramaya başladım. "Ya sis çok beğendim ama sanki abartı oldu." Gece makyaj yaparken göz devirdi.

" Kardeşim bu yemekte güzel olmamız lazım sonuçta burası Londra her otelde tüm herkes yemeğe giderken süslenir. Hem yemekte belirli isimlerde olucak." Kaşlarımı çattım "kimler." Gece yine gözlerini devirdi."mesela biz" bu sefer Gece'ye ben göz devirdim. Hiç konuşmadan sadece arkada çalan şarkı eşliğinde Gece'nin saçlarını yapıyordum. Gece kendine de çok güzel bi makyaj yaptı ve ben yaptım diye demiyorum saçlarıda çok güzel oldu. "Oo saat 7 olmuş hemen üstümü giyiniyorum ve gidiyoruz." Gece apar topar banyoya girdi ve üstünü değiştirdi. Bende o sırada telefonumu elime aldım ve kamerasını açtım. Normalde pek fotoğraf çekilmeyi sevmem ama çok güzel gözüküyordum . Birkaç fotoğraf çekindim ve mesaj kutusunda '1' rakamını gördüm. Hemen girdim ve Ayaz'ın mesaj attığını gördüm.

AYAZ:Saat 7:10'da bizim kapıyı tıklatın.

Ayaz benden niye böyle bişey istiyordu bilmiyordum ama 'tamam' yazdım ve saate baktım. Saat 7:08 di gecede tam o sırada çıktı. "Hadi gel bizimkilere bakalım." Dedim "Berfin." Gece bana masum gözlerle bakıyordu. "Çok güzel oldun." Gece'ye şaşkın şaşkın bakıyordum normalde bana hep çok güzelsin derdi ama bugün bi içten söylemişti. "Sende. Ama vaktimiz yok hadi gel." Gece başını salladı ve çıktık. Ayaz'ların odasının kapısını tıklattık. Kapıyı biri açtı ama tam açmadı sadece açtı. Kapıyı ittirdim ve içeri girdim. "Ayaz? Bartu?" İkisinede seslendim. Arkadan kapının kapanma sesiyle geceyle irkildik. Kapıya doğru döndüğümüzde ayaz'ı gördük. Kapıya yaslanmış ayaz bize bakıyordu. Üstünde benim elbisemin rengi gibi krem bi sweatshirt altında siyah eşofman üstünde de siyah bir mont vardı. "BÖ!" Kulağımın dibinde bartu'nun bö demesiyle bartu'ya döndüm bartu'nun üstünde kahverengi bi sweatshirt altındada krem bi pantolon vardı. "Bune güzellik kızlar." Gece bartu'nun koluna hafifçe vurdu "sizde iyisiniz ama saat geçiyor hadi hadi." Ayaz kapıyı açtı "kadınlar önden." Asansörle aşağı indik ve ciddende herkes süslenmişti. Gece böyle şeyleri nerden biliyodu. Rastgele bir masaya oturduk ve yanımıza bir küçük kız geldi. Ayaz'a sarıldı ayaz küçük kızı öptü. "Naber güzelim." Ayaz küçük kızın saçlarını düzelterek onla konuşuyordu. Maksimum 5-6 yaşında çok tatlı bi kızdı. "İyiyim ayaz abi. Hani daha erken gelicektin özledik seni." Ayaz küçük kızın yanaklarını tuttu "Gelicektin ama okulum var gelemedim bidahakine daha erken gelicem söz." Diyip kızın anlından öptü. Yanımıza bi kadın geldi ve ayaz onu görür görmez ayağa kalkıp kadına sarıldı. "Kuzen naber." Ayaz'ın bu cümlesiyle bende parçalar yerine oturdu. Bu kadın Ayaz'ın kuzeni bu kızda kuzeninin kızıydı. "İyiyim Asya ve ben seni çok özledik." Ben ayazla kuzenini izlerken küçük kızın bana yaklaştığını fark ettim. Gözlerimi ona çevirdim Asya'ya. "Çok güzelsin ismin ne." Asya'nın yüzüne bakıp gülümsedim. "Berfin. Seninkide asya dimi." Başını salladı. Çok tatlıydı ama biri eksikti Asya'nın babası. "Asya biz gidelimmi ayaz ve Bartu abinle daha sonra konuşuruz." Annesi Asya'yı çağırdı ve Asya annesine masum gözlerle baktı "Berfin ablaylada konuşalım anne." Ayaz'ın kuzeni yani Asya'nın annesi bana baktı ve kafasını salladı."tamam hadi ama şimdi abilerin ve ablaların karınlarını doyursunlar." Asya annesinin elinden tuttu ve tam giderken bana dönüp el salladı. Normalde çocukları pek sevmem ama Asya'yı çok sevdim. Sanki beni Asya'ya çeken bişey vardı aramızda farklı bi bağ oluşmuştu. Yemeklerimizi sipariş ettik ve beklemeye başladık. "Gece gel biz içecek falan seçelim." Bartu ve gece kalkıp masadan gittiler. Ayaz'a utana sıkıla sordum. "Asya'nın babası niye gelmedi." Ayaz yüzüme acı içinde baktı. "Onun babası onu daha çok küçükken terk etti. Babasını fotoğraflardan hatırlıyor. Beni de babasına benzetiyor." İçim bir garip oldu. Başımı sallayıp yalandan telefonuma bakmaya başladım. Ayaz bende bir farklılık olduğunu anlamıştı çünkü sadece bana bakıyordu. Bazen göz göze geliyorduk ama gözlerini hiç kaçırmıyordu.Tam bana bir şey soracakmış gibi olduğu an Geceyle Bartu geldi ve Ayaz'ın sorusundan kaçabildim.Hepimiz gelen garsona siparişlerimizi verdikten sonra okulda olanlardan falan konuşmaya başladık . Ayaz'ın gözleri sürekli benim üstümdeydi.Bunu hissettiğim için onla göz göze gelmemeye çalışıyordum.Biz sohbetimize devam ederken Ebrunun yanımıza yaklaştığını gördüm.Bizimle çok yakın olmadığına göre kesinlikle Ayaz'ın yanına geliyordu.Dediğim gibi de oldu.Ebrunun üstünde lacivert boğazlı bir kazak altında da yırtmaçlı mini siyah bir etek vardı,altına da siyah bot giymişti.Gülerek yanımıza geldi ve ''Aaaaa Ayaz ne kadar şık olmuşsun.''dedi konuşmasına başlarken Ayaz gözlerini benden ayırıp Ebruya döndü ve ''Teşekkürler sende çok şık olmuşsun''dedi.Ebru hemen şirin kız gülümsemesini yapıp''Yaaa öylemi diyorsun teşekkür ederim''dedi ve devam etti''Ayaz senle köşede biraz konuşabilir miyiz''demesiyle sinirlenmem bir oldu.Yine ne konuşacaklardı.Ayaz ''Tabi''dedi ve yanımızdan kalktı.Az önce Ayaza bakmamaya çalışırken şimdi dik dik onlara bakıyordum...

AYAZ BOZAN

Asya yanımızdan gittiğinden ve Asya'nın babasının onu terk ettiğini öğrendiğinden beri Berfin de bir şey vardı.Sanki bir şey saklıyormuş ama bana söylemiyormuş gibime geliyordu.Yüksek ihtimalle o şeyin ne olduğunu öğrenmemi istemiyordu çünkü benle göz teması kurmamaya çalışıyordu ama ister istemez belli ediyordu.Ebru yanımıza geldi ve benle konuşmak istediğini söyledi.Ebrunun ne diyeceğini merak ettiğim için kalktım ve konuşmak için köşeye geçtik.Az önce gözlerini benden kaçıran,bana bakmamaya çalışan Berfin şimdi Ebruyla bana dik dik bakıyordu.Ebruyu kıskandığını fark ediyordum ve bu ister istemez hoşuma gidiyordu da ama Ebrunun neyini kıskandığını çözemiyordum.Bence Ebrudan daha güzeldi.Daha çekici bir havası vardı.Acaba Ebruyu değil de beni mi kıskanıyordu diye düşünmeden edemiyordum.Berfin'in bize baktığını görünce sırıtarak ona bakakaldım.Ebrunun da benle aynı yere baktığını fark edince ona doğru döndüm.Ebru söze girdi ''Ayaz sen çok tatlı bir çocuksun.Buraya gelirken otobüste de senle çok eğlendik bu yüzden artık düşüncelerimi söylemek istiyorum.Ayaz ben senden hoşlanıyorum.Senin için dünyadaki herkesi karşıma alabilirim''Ebrunun dedikleri karşısında şok olmuştum.Ben Berfinle ilgili şeyler düşünürken Ebrunun bana karşı hislerini söylemesi onu reddetmeme neden olacaktı.Çünkü ben Berfinin sevmediği biriyle çıkamazdım.O yüzden Ebruya ''Ebru bana karşı bir şeyler hissettiğini bilmiyordum.Sen hoş ve güzel bir kızsın ama...''devamını söylersem Ebrunun kalbi kırılacağı için devam edemedim ama o beni anladı ve''Ama sen Berfinden hoşlanıyorsun anladım.''dedi.Ben sadece ''Evet ''diyebildim.Ebru tamam anlamında başıyla bir işaret yaptı ve gitmek için arkasını döndü.Giderken gözünden bir damla yaş düştüğünü gördüm ama yanına gidersem daha çok üzüleceğini bildiğim için gitmedim.Berfinlerin yanına gittiğim de bu gece için mükemmel bir plan yapmışlardı.Planlarını onayladım ve otelin barına gitmek için masadan kalktık. Bara gittik ve berfinle gece bizden ayrıldı onları en son gördüğümde topları bardağın içine atmaya çalışıyorlardı topu atamayan her seferinde bi bardak içiyorlardı.Biz bartu'yla sadece 1 rakı açıp onu içtik. Saat baya geç olmuştu. Gece yine iyiydi ama Berfin sarhoş olmakmak için son demlerine oynuyodu. Bardan çıktık ve Bartu Gece'nin bi kolundan tutmuş götürüyordu. "Ceket. Ceketim içerde kaldı." Berfinin zarzor dudaklarının arasından bu cümle çıktı. "Tamam git al ben seni burda bekliyorum." Berfin bi sağa bi sola yürüyerek bara girdi. 5 dakika geçti...10 dakika geçti... 15 dakika geçti ama hala Berfin yoktu. Bara girdim gözlerim deli gibi berfini arıyordu. Berfinin boğuk bağırış sesini duydum. 'ebru aç.' diye bağırıyordu. Ebru'yu gördüm montların olduğu dolabın kapısını tutuyordu ve gülüyordu. Hızlı adımlarla yanına gittim ve Ebru'nun kolunu tutup çektim. Kolunu çeker çekmez dolapın kapağı açıldı...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.