Yekta önünde durdukları eve bakmaya başladı.Ev normal beyaz renkte bir evdi ama kocaman bir bahçesi ve bahçenin etrafına dizilmiş çitleri gördü.Ayrıca çoğu yerde güvenlik kamerası gözüküyordu.O an Yekta,Andaç'ın zengin birisi olduğunu düşündü ve açıkçası ondan korktu.
Andaç araba kapısını açtığında Yekta'da ona ayak uydurup kapısını açtı ve ayağını unutup yürümeye çalıştığında acısı biraz dinmiş olan ayağının yarası tekrar yanmaya başladı.Yekta acıdan tekrar arabaya yaslandığında üzerinde duran kot ceket koltuğa düştü.Andaç yanına gelip "ne kadar da inatçı bir kadın?" bakışları ile Yekta'ya baktı ve tek kelime etmeden onu kucağına alıp eve doğru yürüdü.
Ancak o an beyninden vurulmuşa döndü.Ya şuan onu taşıyan adamın bir sevgilisi...ya da eşi varsa?Kessinlikle her şey daha da berbat bir hal almaya başlayacak diye düşünürken aldığı karardan pişman olmaya başladı.Andaç evin kapısına uzanan kısa yolu takip edip kapının önünde durunca Yekta'nın kalbi küt küt atmaya başladı ve az sonra neler olacağını tahmin ettiğinde yüzünde kötü bir ifade belirdi.
Andaç daha fazla beklemeyerek kapıya uzandı ve bir kaç defa vurduktan sonra kapı hızla açıldı.Yekta utançtan kafasını kaldırıp etrafa bile bakmazken genç bir kadının sesini duyduğunda birazdan hastanelik olacağını düşündü.Hem Andaç'ın bu rahat tavırlarına da bir anlam verememişti.Hiç korkmuyor muydu ailesinden?Beni neden hastaneye götürmedi diye düşünürken gerçekliğe döndü.
"YUH!"
"Sessiz ol!"
Andaç'ın kalın ve sert sesi kadını korkutup kenara çekilmesine sebep olmuştu belki de ondan korktuğu için karşı çıkamıyordur diye düşündü Yekta.Andaç onu kahverengi koltuklara doğru götürürken Yekta evin içini inceledi ve ne kadar sade olduğunu ama bir yandan da çok şık olduğuna karar verince Andaç onu nazik bir hareketle koltuğa bırakıp hızlı adımlarla yukarı kata çıktı.
Yekta korkudan ve utançtan kafasını bile kaldıramıyorken üzerindeki bakışları hissetmesi daha da zorluyordu onu.Biraz sonra kadının ona saldıracağını düşünüp kendini yiyordu ama kadın ona saldırmak yerine yakınına oturup güven hissi veren bir bakışla omzuna dokundu.Önce üzerindeki kirli gelinliğe ve ayağına baktıktan sonra fısıldayıp ona yaklaştı.
"Seni kaçırdı mı?"
Yekta bu soru karşısında sessizce durup kafasını hayır anlamında sallayınca kadın tekrar fısıldayıp ona sordu.
"O zaman sana işkence etti değil mi?"
Yekta tekrar hayır anlamında kafasını sallayınca kız bu sefer daha da sessiz olmaya çalışıp,
"Sorun değil...bana söyleyebilirsin.Seni zorladı mı yoksa?"
Yekta bu sefer başını sallamak yerine kıkırdadı ve ona şaşkın şaşkın bakan kadına yaklaşıp konuştu.
"Hayır...beni kaçırıp zorlamadı.Aslında...bana yardım etmesini ben istedim."
"NE?!"
Kız bağırdığında gözü bize doğru gelen,elinde ilk yardım çantasını tutan Andaç'a döndü ve hızlıca geri çekildi.Ondan korktuğu bariz ortadaydı ama her şey çok karışık duruyordu.Birbirlerine ne kadar da soğuk bakıyorlar diye içinden geçirdi ve yanına oturan Andaç'a bakarken genç kadında onların karşısına oturdu. Andaç,Yekta'nın yaralı ayağını nazikçe kaldırdı ve kendi bacağının üzerine koyup ilk yardım çantasına uzanırken insanı delip geçen o bakışları karşısındaki kadını buldu.Kadın gerildi ve bakışlarını kaçırıp Yekta'ya döndü.Andaç bir yandan Yekta'nın daha yeni pansuman yaptığı ayağını sararken kızın meraklı bakışları ikisinin üzerinde geziniyordu.Yekta bu durumdan çok rahatsız olmuş ve bir yandan bu evden hemen gitme isteği uyanmıştı içinde. "Siz-" Diye söze girerken Andaç kızın lafını böldü ve hala ayağımı sararken sert bakışlarını kıza çevirdi.
"Yukarıya gidip uygun kıyafetler hazırla.Bir de..."
Derken Andaç,Yekta'ya döndü ve,
"banyo yapman lazım ama ayağının ıslanmaması gerek...sana yardım etsin." Diyince ilk yardım çantasını kapattı ve ayağa kalkıp Yekta'ya yaklaştı.Yekta ne yapacağını düşünürken göz ucuyla baktığı kadın hızlıca yerinden kalktı ve yukarıya çıktı.Ne olduğunu anlamayan Yekta meraklı gözlerle Andaç' bakarken,Andaç ona doğru eğildi ve bir eliyle belini diğer eliyle de nazikçe bacaklarını tutup Yekta'yı kucağına aldı ve yukarıya doğru giden merdivenlere yöneldi.
Nihayet yukarı kata vardıklarında Yekta yukarı katı inceledi ve toplamda dört kapı gördü.Andaç durduğunda baştan ikinci odanın kapısı açıldı ve içeriden genç kadın çıkıp adama kafası ile onay verince adam,yavaş ama sağlam adımlar ile büyük odaya girdi.Odada bir gardrop ve odanın ortasında duran bej renginde çift kişilik yatak vardı.Andaç,Yekta'yı yatağa bırakırken Yekta o sırada odanın içini inceliyordu.Ardından Andaç bir dizinin üzerine çöktü ve Yekta'nın diğer ayağındaki ayakkabıyı çıkarmak için onun ayağını kaldırdı.Yekta onu izlerken cesaretlenip o soruyu bakışları ayağında olan adama sordu.
"O...rahatsız olmuyor mu?" "Neden olsun ki?" Derken Andaç'ın ses tonunda boşluk vardı.Sanki o kadın onun için hiç bir şey ifade etmiyor gibiydi. "Nasıl yani?Burası...onun evi sonuçta." Dediğinde Andaç kafasını kaldırıp ona baktı ve elindeki topuklu ayakkabıyı yere koyunca eğildiği yerden kalkıp arkasına döndü ve odadan çıkmadan önce Yekta'ya gülümseyip son kez ona seslendi. "Aslı kapının hemen arkasında...yardıma ihtiyacın olduğunda ona seslen...Ve ayrıca burası benim de evim." Andaç odadan çıkarken Yekta'nın aklı allak bullak olmuştu.Ne demek burası benim de evim?Bu kadın neden sesini çıkarmıyor ve ikisi bu kadar rahat davranıyor? Diye düşünürken Yekta bu düşünceleri bir kenara bıraktı ve ayağa kalkıp banyoya yöneldi ama biraz sonra dışardaki genç kadını...Aslı'yı çağırmak zorunda kaldı.Kadını çağırırken Yekta son kez bir an yerin yarılmasını ve içine girip bir daha çıkmamak istedi.