Sora, zengin bir aileden gelen bir kız. Ailesi onun akrabaları olsa bile ailesinden pek de farklıydı. Onlar kadar dedikoducu değildi, sanırım onları dinlemez ve kendi dünyasında yaşardı. Ayrıca daha nazik sayılabilirdi ve onlar kadar açgözlü değildi. Bir süre önce üniversite okumak için ailesinin evinden taşındı ve masraflarını ailesinin ödediği bir daireye yerleşti, bu gerçek olaylardan haberi olmayan birçoğunu kıskandırmıştı, bazısı ise ailesine karşı pek kindardı. Sora ise uyuyordu ki bir anda boynunda soğuk ve keskin metali hissetti... Bu onu uyandırdı.
Sora:Hıh..Ne?
Önünde siyah giysili bir adam vardı. Saçları da siyah gibiydi sanki ama gözlerini karanlıkta göremiyordu.
Sora:Beni öldürecek misin?
(Adam duraksadı)
?:..Evet
Sora:Neden?
?:Bu benim görevim, daha doğrusu para için yaptığım işim.
S:Yaptığın işin beraberinde gelen etkileri... göz önüne alıyor musun?
...
Sora:Sürekli saklanma gereği, kimlik saklama ya da iki kimliğe bürünme gereği, öldürdüğün kişinin ölümü yüzünden etkilenenler, hayatta verdikleri bütün emeklerin boşa gitme ihtimali, hepsine değiyor mu ki?
?:İşte bu da benim uzmanlık alanım, küçük hanımefendi. Anlamıyor olabilirsin ama ben bir duygusuzum, diğerleri beni etkilemez, onların hisleri ve de yaşamları benim değildir ve benim onları hissetme yükümlülüğüm yoktur.
Sora:Sence insanlık empatisiz, dayanışmasız herhangi bir bağsız nasıl hayatta kalabilirdi? Doğrusu herkes herkesi ezerse sonumuz hiçbir hayra alamet değil ama... sanırım kendini soylu zannedenlerin neslini çoğaltıp "tahtlarını" çocuklarına zorlamasıyla devam etmişiz. Ayrıca şöyle bir şey de var ki insan; sosyal bir yaratıktır. Diğerlerinden etkilenir ve doğuştan başlayarak diğerlerine ihtiyaç duyar, bunu tamamen yok etmenin tek yolu baştan insan olmamaktır, yine de tahmin ediyorum ki sen bir uzaylı değilsin hmm?
(Sora, boynuna dayatılmış bıçağın daha fazla baskıyla dayandığını fark etti.)
Sora:Duygularını böyle ifade etmene gerek yok, bana karşı dürüst olabilirsin. (!)
Adam, önceden Sora'nın boynuna dayalı durumda bulundurduğu bıçağı kaldırdı ve tam Sora'ya saplayacakken Sora hızlı davrandı ve ona sarıldı, adam duraksadı.
?:İşimin önüne geçmemelisin, küçük hanım.
Sora:Sadece belki de seni yanlış çıkarınca üzülmüşsündür diye... (!) Tamam tamam, sana karşı kötü hissettim o kadar.
Adam ona geri sarılmaya tereddüt etti ve onu itti, buna alışık değildi. Sora alay ediyordu gibi ama adam bir sarılmaya karşı yabancıydı.
Sonra geri döneceğim,
dedi ve o geceliğine ortadan kayboldu.