Saatin bu kadar hızlı geçeceğini tahmin etmemiştim. Anneme yardım edip işlerimi bitirmenin yorgunluğuyla kendimi hemen yatağıma atıp derin bir oh çektim
Telefonumda çalan alarmın sesiyle heyecanla yerimde doğruldum.Üzerinde "Berk Özkaya'yı Kışkırtma Saati" yazan telefona baktığımda tüm enerjim yerine gelmişti resmen. Alarmı kapatıp dolabımda göz gezdirdim. Bej renginde kısa deri ceketimi de giyip anneme ömerlerle ders çalışacağız diye yedirerek parka koştum.
Ellerinde fırça ve boya kovalarıyla çocuk oyuncaklarına oturmuş, beni bekliyorlardı
Ömer
"Şükür bi gelebildin kızım ya yengem seni boğdu mu ne yaptı?"
Aybike
"Gündüz ders çalışmayan Oğulcan beyin gece 12'de bizle beraber ders çalışası geldiği yalanına annem inanmakta zorlandığı için geç kalmış olabilir miyim acaba" soğuk havaya karşı nefesimi verdim. Tatlı bir isyanla karşılık verdi Oğulcan:
Oğulcan
"Sister sen niye sürekli beni gömüyorsun ya!"
Ufak bir didişmenin sonunda yürüye yürüye şirkete doğru gittik, Kahkahalarımız sokaklarda yankılanıyorken yolun nasıl geçtiğini anlamadık. Bulunduğumuz konumun her yanına bakarak aşırı lüks olduğunu söyleyebilirim. İnsanların nerelerden geldiği belli oluyormuş gerçekten.
Asiye
"Doruğun gönderdiği konum burası"
Ömer
"Vaay, Bir gün bizimde böyle bir yerimiz olur dimi lan?"
Asiye
"Olur tabiki neden olmasın"
Aybike
"Bayağı güzelmiş gerçekten"
Oğulcan'ın hiçbirimizi duymayarak şirket binalarına hayranlıkla baktığını, hatta şuan o binalardan biriyle evlilik hayalleri kurduğuna eminim.
Oğulcan
"İçeriye girmek için doruğun gelmesi lazım"
Aybike
"Plan ne?"
Oğulcan
"Doruk bize kapıyı açacak korumaları oyalamakla falan uğraşmayız yani"
Derken mat siyah spor bir araba tam önümüzde durdu. Arabayı gören bir daha baktı, bir daha ve bir kez daha..
Karanlıktan kim olduğunu görmesi zordu ama şu durumda bakacak olursak gelen kişinin Doruk olduğunu tahmin etmek zor değil.
Doruk
"Selam millet!"
Ömer
"Aleyküm selam"
Hepimiz tek tek yeşil gözlü çocuğa selam verdik, O da en az Oğulcan kadar heyecanlıydı. Gerçi Doruk neden arkadaşına böyle bir şaka yapmak istemişti ki?
Amacı neydi acaba, ya da ne istemişti Berk'ten? Şahsen bana böyle bir "şaka" yapılsa onu ezelden düşman bellerdim herhalde. Böyle şaka mı olur en fazla ne olmuş olabilir yani
Benim bunları düşündüğüm sırada doruk da kapıyı açıp bizi içeri almıştı. Bizi içeri sokup arabayla tekrardan tüy gibi uçması bir oldu. İçeride kimse kalmamıştı, karanlıktı. Bu da bizim kameralara yakalanma ihtimalimizi düşürüyordu.
Korumalar 12. rüyasını görürken fazla zamanımız kalmadığından biz de hemen yola koyulduk.
Saçlarımı topuz yapıp malzemeleri çıkardım. Yerdeki boyaları alarak fırçayı şirketin duvarlarının rastgele taraflarına sallaya sallaya boyuyorduk.kaş,göz,gülen yüz,özlü sözler hatta hayata dair isyanlarımızı yazıyorduk duvarların her birine.
Ayın ışığı pencereden vururken görebildiğimiz kadarıyla yaptık.
Biz eğlenip gülerken bir şeylerin ters gittiğini hissettim. Arkamda bir sıcaklık vardı, Hayır hayır arkamda bir nefes vardı
Topladığım saçımdan enseme vuran sıcak nefes bir anlık irkilmeme neden oldu. Elimdeki fırçayı duvara doğru tutar pozisyondayken hareketsiz bir şekilde olduğum yere mıhlandım.
Ses çıkaramadım. Korkudan hiç birşeyi hissetmiyordum. Belki de şuan birileri bana sesleniyor yada hayata döndürmeye çalışıyordu ama öyle olsa bile arkamı dönecek cesaretim yoktu..
Belime konan uzun kemikli bir el hissettim, oldukça temkinli yaklaşıyordu. Hissettiğim temasın etkisi ile sessiz olduğumu umarak yutkundum.
Bir anda beni belimden tutup sertçe kendine doğru çekti ve önüme dönmemi sağladı. Beni tutarken hızla ışıkları açtı
Berk
"SAKIN KIMILDAMA HIRSI-" z.
Cümlesini tamamlayamadan şaşkınca yüzüme bakıyordu. 'Sen bittin' dedim içimden
Ben de ona aynı şekilde bakıyordum. Korkudan heryerim tir tir titriyordu. Yüzünü ilk defa bu kadar net ve yakından görüyorum. Nefeslerimiz birbirine çarpıyordu. Berkin tüm yüz hatlarını görüyordum resmen.
Sessizliği bozan şey diğerlerinin seslerini duymasıyla arkamda duran boyalı duvarı görmesi oldu. Farkettiği şeyle gözlerimi yumdum.
Berk
"SİKTİR LAN,BUNE"
Beni kendinden uzaklaştırıp sinirle aklına gelen ilk küfürleri saçmaya başladı, aklı yerinden hoplamıştı
"SİKTİR LAN, SİKEYİM, BOYANIZI DA SİKEYİM"
Oğulcan da korkarak sıçradı yerinden. Ömer de korkusunu gizlemeye çalışarak Asiyeyi arkasına aldı.
Ben ise korumasız bir şekilde salak gibi olduğum yere çakılmıştım
"İşte şimdi sıçtın Aybike kaçabiliyorsan kaç kurtar kendini"
Gözlerim bir kaçış yolu ararcasına etrafa bakınırken kulaklarımı gürültüsüyle sağır eden adamın küfürlerini duymazdan gelerek kendimi toparlayıp ona doğru döndüm.
Evet hiç birşey yaşanmamış kadar rahatça döndüm ona. Sonuçta bizden istenilen de onun delirmesi değil miydi? Eğer sinirlenmeseydi daha da mahvolurduk. Ne olursa olsun şakaya devam etmeliyim,yemin ederim sadece bu şakadan kazanacağımız para için..
Aybike
"Çıkmaz boya bu, üstü başka renk tutmuyor" Sanki benden duvarlarını boyamamı istemiş gibi cevap verdim gururla.
Tamamen yalandı ama. Ben nere kaliteli boya nere? Onu almak için tabiri caizse götümü satsak anca alırdık.
Yüzündeki ifadesi sanki daha da sertleşebilirmiş gibi sertleşti. Her an patlamaya hazır bir bombaya benziyordu.
Berk
"Ne boyası oğlum ne boyası ne anlatıyosun sen kimsin lan!"
Ömer bey çekirdek kola da lazım mı? Sanki tek boku yiyen benmişim gibi kıs kıs gülüyorsunuz da arkada.
Sahi boku yedim mi? Hapishanede yemekhaneler nasıl acaba? 10 yıl yesem kalan ömrümü nasıl değerlendirmeliyim?
Ömer de sakinleşerek normal bir ifadeyle kızıla doğru adımladı.
Ömer
"Eh sakin olalım bi konuşalı-"
Berk
"NOLUYO LAN BURDA ANLAT"
Ömer
"Tamam bi saki-"
Berk
"NE DEMEK BOYA TUTMUYO LAN! KİM SİZE BOYA VERDİ!?"
Ard arda yediği küfürlerle Ömer'in sesi de yükseldi.
Ömer
"LAN E Bİ DURUN DA ANLATAYIM AMA"
Sesinin yükselmesiyle Berk'de şoktan çıkarak Ömer'i dinlemeye başladı
Ömer
"Şimdi ee biz boyacıyız efendim öncelikle iyi akşamlar sizin ortağınız Doruk bey bize dediki ee buranın duvarları yıpranmış bir boyayın ee bizde boyayalım dedik ama, ee.."
Yalanının devamını getiremeyince sözü yarıda kaldı.
Herkesin odak noktası benden çıkıp Ömere yönelince Oğulcan da Asiyeyi alıp fırlamış. Ah Oğulcan bizi sen soktun buraya şimdi de sen sattın bizi. Şaşırdık mı? Hayır.
Ömer
"Boyayalım dedik ama başka bir müşterimizin boyasıyla karıştırmışız."
Üflesem uçacak boya için düştüğümüz hallere bak. Hele bi o para elime bir kuruş eksik gelsin var ya.
Berk
"Karıştırdınız mı! Ne demek karıştırdınız kardeşim!? Ne saçmalıyosunuz siz!?"
Berk
"Doruk nerde?! DORUK!"
Aybike
"Doruk ee Doruk Bey gitti siz burayı halleder çıkarsınız dedi."
Berk
"Doruk Bey geldi ve kossskoca şirketi! size bırakıp gitti yani öyle mi?"
Histerik bir kahkaha attı. Eğer bir kaç saat içinde şuradan cansız bedenimin çıkacağını bilmesem şuanda ne kadar karizmatik göründüğünü düşünürdüm.
Ömer
"Şey mi yapsak biz? Yavaştan kalksak mı? zaten boya da bitmişti"
Ölüme doğru gidiyoruz zaten Ömer, ölüme doğru.
"Lan! Kızım bıraksana beni. Dur! Anne! Ya masumum diyoru-"
Oğulcanın sesini duymamla başımı sesin geldiği yöne çevirdim.
Ömer
"Oğulcan?"
Kaç kişiler lan bunlar!? Hemen hemen bizle yaşıt, kızıla benzeyen kız ve yanında tanıdık iki sima.
Oğulcan ve Asiye.
Uzun saçları olmasa onun erkek olduğunu söyleyebilirdim. İki koluyla bir Asiye'nin bir de Oğulcan'ın kolundan tutuyordu. Sanki çöp poşet taşırcasına tuttuğu kollarıyla hızlı bir şekilde ikisini de ikisini de içeriye doğru fırlattı.
"Bunlar kim Küçük Bey? Hayırdır noluyor?" dedi kız aşağılar bir tonda.
Küçük? KÜÇÜK MÜ? Bu kızın karşısındaki adamdan ve kendi boyundan haberi yok herhalde. Zira anca dayak yemek isteyen bir insan ona küçük deme cesaretini bulabilirdi.
Berk
"Kaçmışlar mı bunlar? Sen ne ara geldin Elif?"
Elif'miş kızın adı.
Elif
"Bu ara geldim işte amaan sen onu bunu bırak da noluyor bu saatte dökülün bakalım"
Berk
"Doruk yine bi işler pişiriyor ama keşke ben de anlayabilsem ne yapmaya çalıştığını"
Eh, hiç anlamasan mı acaba??👉🏻🥲👈🏻
Berk
"Gece gece millete boya mı ne yaptırmı-" gözü tekrar duvardaki boyayla karşılaşınca cümlesi ağzında kaldı. Şuan hepimiz bizi öldürmesin diye yalvarırcasına bakıyorduk bu adama.
Berk derin bir iç çektikten sonra sözlerine devam etti.
Berk
"boya yaptırmış yanlış boyayı sürmüşler çıkmıyormuş."
Elif
"Duyduğum en saçma şey" diye ekledi Elif denen kız. Berk ile konuşma biçimlerine bakılırsa oldukça yakınlardı.. bu kızın kim olduğunu merak etmedim diyemem
Berk elini alnına götürüp ovaladı. Daha sonra telefonunu cebinden çıkartarak bir numarayı aramaya başladı. Tabii bu süreçte Elif de bize kaçmayalım diye bekçilik yapıyordu, kimsenin de gıkı çıkmadı ben dahil.
Berk
"Alo, Doruk"
"Niye mi bu saatte aradım?!"
"Şirketin hali ne Doruk!"
"Allah aşkına neyi bilmiyorsun"
"Şirkete gel bekliyorum"
"Tamam, hızlı"
ve telefonu çocuğun suratına kapattı.
Berk
"Off!"