Koltukta onun üstüne düştüm duyduğum acılı inleme sesiyle üstünden kalktım " Ya cadı sende nasıl bir dirsek var kaburgama girdi amı- yani acıdı" küfürünü yarıda bölmesi gülümsememe neden oldu "ben acı çekerken gülüyorsun ayıp sen birde prenses olucaksın yok senden prenses falan olmaz sen cadısın" dediği şeyle kıkırdamaya başladım " özür dilerim iyi misin" kaburgasında neresini acıttığımı bulmak için dokundum ilk dokunduğum yerde yüzü değişmedi biraz yukarı çıkınca yüzünü ekşitti bende "ayıp ediyorsun ne cadılığımı gördün ki?" adımın hakkını verim acıyan yere biraz bastırdım " ağzımı açma-Ah acıyor kızım ne yapıyor ya" otuz iki dişimi gösterdiğimi düşündüğüm şekilde gülümsedim " ne yapıyorsunuz siz bağırıp duruyorsunuz" Canın sesi ile ona döndüm "arkadaşın düşerken beni de düşürdüğü için kaburgası acıyormuş" dedim
Masum masum biraz da Cancıkım la uğraşmak istedim ve onun oturduğu koltuğun kolçağına oturdum ensesine doğru yaklaştım ve üfledim "Suu yapma sana huyumu olduğunu biliyorsun seni şimdi elimden kim alır acaba" koltukların üzerlerinden zıplaya zıplaya gidiyordum "Su zıplama şurada tehlikeli" beni yakalamak için uzadığında ondan kaçayım derken dengem bozuldu ve sehbaya doğru değil de kendimi karşı koltuğa doğru attım
Neye çarptığını anlayamadım ama sert birşey e çarptım sehbaya doğru eğilmemiştim ama ne bu bu kadar sert olan kafam yarıldı resmen tahminimce Can evet Can belimden tutup beni düştüğüm yerden kaldırdı ve Toprak boğazını temizledi "ne kafamı çarptım taş gibi sert olan şey senin göğsün müydü?" ser düştün ya ondan öyle gelmiştir sana" dedi " Yok baksana ne kadar sert kafam yarıldı sandım" derken göğsüne dokunuyordum ona dokunduğumu fark edip hemen elimi ateşe deymişim gibi çektim "ben daha yeni söylediklerimi dışarıdan mı söyledim" dedim utanarak " evet biraz öyle oldu neyse yabancı değil Allahtan" dedi Can ama ben hala utanıyorum " iyimisin alnın kızardı" Toprağın alnıma donunmasıyla alnım biraz acıdı yüzümü buruşturdum " ne yapıyorsun canım acıyor görmüyormusun çeksene elini" dedim "bana yaptığını yapıyorum yani kısacası öcümü alıyorum" "kaburgan hala acıyor mu" dedi Can Toprağın eskiden acıdığını gösterdiği yere kadar üstündeki tişörtü açtı ben boğazımı temizledim " merak etme prenses seninkini öpsem geçer de bu yakışıklının durumuna bir bakalım" dedi ben buna benle ilgilenmediği için demedim ki gözümün önünde çocuğun üstünü açıyor "ben aynadan bir bakıp geliyorum sen de o sırada Toprağa bak" diyip ayaklandım giderken "bakmamak için şekilden şekle girdi" dediğini duydum Toprak'ın daha da utandım neyse ki alnımdaki ufak bir kızarık Dı yani abartmaya gerek yok bence Toprak da da birşey yoktur çünkü alt tarafı bir dirseğim girdi yani. Yanlarına girdiğimde ikiside koltukta oturmuş telefon ile ilgileniyorlar Dı " birşeyin var mı morarmış falan?" dedim Toprağa doğru " Yok kızım ya ne birşey olucak senle uğraşmak için yapmış dangoz" deyip Can yanındaki yastığı Toprak' a attı "siz buna başlarsanız bunun sonu hiç gelmez gibi geliyor bana aaa bizim içiceklerimiz soğudu yenisini yapıp geleyim hemen" koltuktan kalkacağım sıra " zahmet etme otur sen bende artık kalkayım hem çamaşırlarım kurumuştur bu zamana kadar" dedi Toprak " kusura bakma annem sadece kurutarak giymeni istemedi yıkadı o yüzden bu kadar sürdü ama bitmiştir ben getireyim ütülememi ister-" lafımı kesti " Yok teşekkür ederim gerek yok hem akşam vakti bir yere de gitmeyeceğim" dedi "peki sen bilirsin kalmanı teklif ederdim saat de geç oldu ama" " Yok ben gideyim seninde dediğin gibi saat geç oldu sizede daha fazla rahatsızlık vermeyeyim" yalandan omzuna vurdum " bir erkek için çok kibarsın (Cana Toprağı gözü ile göstererek) hep böylemidir?" " sormaaa" dedi gülerek "neyse ben getiririm hemen bu arada bize rahatsızlık vermiyorsun" diyip odamdan da çıktım kıyafetleri güzelce misafir odasına koydum ve Toprağı çağırmaya gittim " ben üstünü değiştirdiğin odaya bıraktım değiştire bilirsin" Tamamdır" o misafir odasına giderkenbende Canın yanına oturup saçlarıyla oynamaya başladım " saçlarını boyatayım mı ne dersin pamuk şeker pembesi yada mavi ile yeşil karışımı bişi" mavi ile yeşil karışımını tercih ederim doğrusu" dedi Can " o zaman boyuyor muyuz?" cevap vermedi " ben boyaya bilir miyim peki lütfennn" cevap vermedi " Ya Cancıkımm lütfennn" ama ben saçını açamam ki Kumsal yapar onu " benim saçını açamayacağımdan korkuyorsan evet bende düşün düm ki Kumsal saçını açsın nasıl fikir olur mu" diyip ellerimi çırptım " şöyle yapalım Kumsal saçını açsın bende en koyu lacivert e boyayayım olur mu hatta Kumsal la benimkini de açarız hep birlikte bence çok güzel olur ne dersin" dedim heyecanla Can a yalvararak " Kardeşim senin saçın boyalı hiç görmedim boyat da bir görelim ya" dedi şakaya vurarak toprak " işte ilk defa boyatıcaz bizde" dedi can " Cancıkımm boyamama izin verdi" deyip ona sıkıca sarıldım "teşekkür ederim pişman olmayacaksın" diyip öpücük attım kardeşim seninkini de boyayalım da seninkini de görelim ne dersin" Canın dediğinden sonra gözlerim Toprağı buldu acaba onun saçında nasıl olurdu o da ısrar etsem mi ki ama yok ya zor durumda bırakmak istemem kararı ona kalmış " olur yapalım ne zaman" " ben Can burda kalmışken yarın yaparım diye düşünüyordum ama acemiyim ve kötü yapabilirim seninkini Kumsal yapsın" Can bana baktı " Kumsal da mı gelicek" dedi "dedim ya Can beni dinlemedin mi ben saç açamam diye" " Yok dinledim seni de ne biliyim dalga geçiyorsunuz falan sandım da sen bilirsin yani" dedi " Yok ne dalgası yapamıyorum yani yazayım ben de oda uygunsa" Can olumlu anlamda başını salladı " iyi geceler size teşekkür ederim tekrardan Derya hanım a teşekkürlerimi iletin mutlaka saat geç olmuş rahatsız etmeyeyim" dedi Toprak ona kapıya kadar eşlik ederken " tabii derim ve tekrar söylüyorum rahatsızlık vermedin sana kahve sözüm olsun içirmedim sana da" dedim " unutma bu sözünü ben unutmam" dedi gülümseyerek "merak etme unutmam" dedim kapıyı açtım oda ayakkabısını giyiyordu "gir içeri hadi kapat kapıyı" dedi " Bi saniye beklemisin" diyip kapıyı kapatmadan odama kadar koştum ceketi hala nemlilik vardı cebinden önemli birşeyler varsa diye baktım ve telefonu nu buldum onu alıp Can için ayrılan odadan da Can ın bir tane kalın hırkasını bulup aşağıya indim " kusura bakma daha ceketin nemli ceplerinde bişiyin kaldınmı diye baktım sadece telefon un vardı üşütme diye de Can'ın hırkasını getirdim benimkilerin en bolu bile sana olmaz diye düşündüm" son dediğime gülümseyerek "gerken yoktu hırkaya telefon için teşekkür ederim onu tamamen unutmuştum" arkasını dönüp gidiceğiz sırada " ha bu arada yanlışlıkla telefon ekranına bakmış olabilirim affet ama iyi kide bakmışım annen meraklanmış olmalı on üçkere aramış" dönüp bana gülümseyip " teşekkür ederim" deyip el salladı "yarın görüşürüz saati yazarsınız" dedi yani buda demek oluyor ki yarın kesin geliyor "tamam Cana sana yazmasını söylerim" motoruna bindi kaskı takmadan " kapıyı kapatmazsan kaskı takmam" demesi ile kapıyı kapattım gözetlemeden baktım kaskını taktı ve gitti.