5. Bölüm
Annemin beni uyandırmasıy ile uyandım hafta sonu ve herkes evde bu evdeki ilk haftasınu kahvaltımızı yapıyoruz şuan " kızım Can arkadaşın ne zaman seni almaya gelicek" diye sordu Ekrem abi "altı da" dedim kendimi daha iyi hissediyorum ve Can ın da bana benim moralimi yüksekticeğini biliyorum.
Kahvaltımızı sohbet ederek güzel şekilde geçirdik duşa girdim ya ben mi bozuğum bilemem ama okuduğum kitaplardaki kızlar gibi her gün kalkıp da banyoda rutin işlerini yapan bir insan değilim ama canım saçlarım anca iki gün dayanan biliyor. Şuanda da canım kabarmış saçlarımı nasıl şekil versem diye düşünüyorum derin bir nefes alıp saçıma fön çekmeye başladım bir süre sonra Can yazmış kusura bakma Can cım hazırlanıyorum yazamam dedim kendi kendime ve aradım
CAN'CIK: ne yapıyorsun güzellik
🖤: hazırlanmaya çalışıyorum Cancık
CAN'CIK: kızım bana şöyle seslenme ya
🖤: ımm düşündüm bir... Yok canım öyle demek istiyor
CAN'CIK: peki bende sana ne diyiceğimi biliyorum neyse ne diyeceğimi unutturdun ne yapıyorsun ne zamana hazır olursunuz prenses hazretleri
🖤: ımm kavalyemiz beni biraz bekler mi acaba kıyafet seçicem az kaldı ama sen evden çıkabilirsin
CAN'CIK:tamam çıkıyorum ben varınca ararım seni
Tamam Deyip kapattık eşofman konbinimi giydim ve hazırım gri takımıma bakıyılıyorum annemlere çıktığımı söyleyip kapıya varınca Can aradı açma gereği duymadım Red ettim kapıyı açtım karşımdaydı " selam güzellik" " selam Cancıkım" bana kötü bakış attı " tamam bakma bana öyle tatlım hadi göster yolu nereye gidiyoruz" bunu söylerken bende kendi bisikletime binmiştim " Sizin burada sahile yakın otururuz diye düşünmüştüm" kafamı olumlu anlamda salladım "giderken yol üstü Bi şeyler alalım bakıyorum sen gelirken getirmemişsin ayıp etmişsin yani" " Yok almamıza gerek yok Toprak aldı bizi bekliyor" " Toprak kim" " arkadaşım hani bahsettiğim seni tanıştırmak istiyordum o aldı bizi bekliyor hadi gidelim" " ne zamandan beri bekliyor o ayıp oldu şimdi bak hadi daha ne duruyorsun" " bişi olmaz yeni vardı oda sen kapıdan çıkmadan yazdı" " seni geçemem demiyorsun da hadi ama Cancık yarışa var mısın" " emin misin ben yenerim" " görücez kim kimi yeniyormuş" dedi ve ben pedallara tüm gücümle bandım ben buraya yeni taşındım ve buraları bilmiyorum benim bunu düşündüğüm esnada Can önüme geçti "ne duruyorsun prenses ne oldu korktun mu" "ne korkmak mı haha güleyim bari ya ama Can ben burayı bilmiyorum ki haksızlık yapıyorsun" " kızım ben mi dedim sana yarış yapalım diye sen ortalığı karıştırdın " "haklıydı ama ben kaybedemem kaybedersem bir hafta ağzından düşmem off ne diye dedim ki ya Can a yetiştim aynı hızda gitmeye başladık rüzgar sayesinde denizin kokusu daha çok gelmeye başladı içime çektim derin derin çok güzel kokuyor.
Genelde İzmir in sahil kenarları kalabalık olur ama burayı hiç bilmediğimi fark ettim varınca can beni geçmiş ve arkadaşının olduğu yere bisikletini bıraktı Can bisikletten inmişti ben hala buranın nasıl bu kadar sakin olduğunu şaşkınlığı içerisindeydim. Gözümün önünde bir parmak şıklatılınca kendime geldim "aşık oldun demi" dedi Can "e-evet" dedim ne kadar güzel görünüyor deniz ve çok sakin burasını nasıl bilmiyorum ben ya of " tabii cazibesine kapılırsın bende kapılıyorum maşallahlık yani" dedi Can "sen bunu biliyordun da beni neden daha önce buna getirmedin Cancık" dedim "kızım deme ya of neyse ya şu piç sevgilin aşırı kıskançtı ya ondan" ne Deniz in konu ile ne alakası var ki "Deniz ne alaka anlamadım hem Deniz niye kıskansın ki oda çok severdi bence" şaşırdı " Deniz mi Toprağı sevecek haha güldürme beni egoist in teki toprağı görse sinir krizi geçirdi sonra benlede görüşmene izin vermezdi neyse ya of o piçi konuşmayalım boş ver" ha toprak mı ne toprağından bahsediyor bu "ne toprağı can sen farkında değil simin karşıda deniz var toprak değil ve deniz niye yerdeki toprağı kıskansın" "Kızım sen salak mısın yoksa trollüyon mu bizi karşında insan olarak toprak var arkadaşım hani beklettiğimiz için bana kızdığın" ne önümde insan mı var deniz o kadar gözümü kör etmiş ki önümdeki çocuğu yani toprağı görmedim. Ne oha ben bu çocuğu nasıl görmemişim yuh bana nasıl daldıysam artık ama bence tanışma vakti geldi de geçiyor galiba iyice rezil olduk "şey pardon sen denizin önünde durunca bende burayı bilmiyordum seni fark etmedim kusura bakma ben su" elimi uzattım "sorun değil çok güzel değil mi burada oturduğun için çok şanslısın bu arada bende Toprak memnun oldum prenses uzattığım elimi eline alıp nazikçe sıktı tebessüm ettim bisikletimi ayakkıpını indirip oturdukları yere oturdum. "sen neyle geldin, çok beklettik mi, keşke sana yakın bir yerde buluşsaydık seni de yormuş olmayalım" tek nefeste söylediğim şeylere hepimiz şok geçirdik kabul edeyim bende bu kadar hızlı söyleyeceğimi düşünmemiştim "nefes alsaydın" dedi Can alaylı bir sesle "nefes almak lazım hemde bu ortamda kesinlikle" gözü ile denizi gösterip göz kırptı "kesinlikle" dedim gülümseyerek "motorumla geldim evim e çok uzak sayılmaz ve beni bekletmediniz bu inceliğiniz için teşekkür ederim küçük hanım" motor mu kullanıyor motoru nerede peki neyse evi uzakda değilmiş çok yoluçekmek zorunda kalmamış en azından ama ne o bana ne dedi. Can eli ile ağzını kapatmış gülüyordu Can da biliyor ama Toprak nereden bilsin demi daha yeni tanıştı benle o yüzden sakin olmalıyım "sen bana ne dedin duyamadım da?" beklemediği sorum karşısında biraz duraksadı küçük hanım dedim niye ki" dedi Toprak "şöyleki bana bunu denmesinden nefret ederim ve bir daha bana dememesi tercih ederim çünkü bir kere uyardım sonrasından ben sorumlu olmam" dedim asker selamı vererek "Peki prenses" dedi sonra yüzü bir an ciddileşti "sana prenses dememde sakınca var mıdır? Kendimi korumak için soruyorum" sondaki dediğini şakayla söyledi "Yok diye bilirsin tek o 'küçük hanım' lafını sevmiyorum" "evet neyi sevip sevmediğinizi öğrendiğinize göre beni de aranıza alırmısınız kendimi dışlanmış hissediyorum" dedi Can düşününce hep yanımda olan eski arkadaşlarımın bile yanımda olmadığı zor zamanlarımda bana destek olan kişi üzmek veya dışlamak söz konusu bile olamaz benim için. Can yanımda oturduğunda kolumu omzuna attım biraz geri gittim ve onu bacağıma yatırdım "seni kim dışlar be sana öyle hissetirdiysem özür dilerim can'ım" bacağıma koyduğum kafasındaki saçlarıyla oynuyordum çok güzel saçları var ve onlarla oynamanın onu rahatlatdığını söylerdi hep bana "Senin canın yansa benimde yanar can'ım" deyip saçlarına öpücük kondurdum. Can bir anda bacağımdan kalktı bana baktı sonra buruk bir tebessüm etti "Ya prenses yapma böyle şaka yaptım" beni kendine çakmış sarılıyordu çok mutlu olmuştum onu üzmemişim ama dur ne bana şaka mı yaptı? Sırtına hafif vurmaya başakdım " Ah acıdı yavaş olsana kızım ya" diye mızmızlanma başladı "abartma Can hafif vurdum hatta vurmadım da bana şaka yaptın böyle şaka mı olur hak ettin" dedim "Doğru hak ettim özür dilerim" dedi pişman bir sesle bu sefer ben ona sıkıca sarıldım arkadan gelen sesle ayrıldım "ben gideyim isterseniz" dedi "kardeşim yok otur şuraya ya ee konuşurken götürmüşüz atıştırmalıkları hadi o zaman deniz e kadar yarışalım" dedi ve hızlıca kalkım koşmaya başladı "Can hile yapıyorsun ama" dedim arkasından bağırarak bende kalkıp ona yetişmeye çalışıyordum "prenses kendini konuşarak yorma o enerjiyi ayaklarına ver sahilde görüşürüz" dedi ve oda beni geçti ne hayır olamaz "Ah bileğim of çok acıyor" yere düştüm, dediklerimden sonra Toprak bu sefer bana doğru koşmaya başladı denizi arkasında bıraktı "iyi misin? Çok acıyor mu?" yanıma çöktü ve bileğime bakmak için yöneldiği sırada aniden kalktım ve koşmaya başladım " özür dilerim Toprak'cım benim bu yüzümü görmen kötü oldu" kötü kadın gülüşü atıp sahilde görüşürüz diyip arkamı dönmeden el salladım ve salladığım elin birinin tutup çektiğini hissettim. Sıcacık kumları üstüne sırt üstü düştüğümü fark ettim kumları sıcaklığı tenimin açık yerlerini yakmaya başladı ama üstüme düşen beden kumlardan daha çok yakmaya başladı ateş bastı onu göğsünden iterken elimi tuttum ve çekti "ne oldu prenses cadı olmaya mı karar verdin ama o cadı nereye gitti kaçtımı yoksa" dedi alaylı sesle dediklerine kaşlarımı çattım " gençler ben deniz e kadar yarışıcaz dedim siz yorulmuşsunuz yatıyorsunuz da galiba" "Senin prenses dediğin ama cadı olan kişinin oyunları ile uğraşıyorum hile yaptı" toprak can' a anlatırken beni engelleyen okulunu unutup kaldırdı ve beni gösterdi bu fırsatı bilip kalktığım gibi denize doğru koşmaya başladım "sen daha yeni başladın ne hileler var gözünü dört aç bırakmaya gelmez bak demeye kalmadı" dedikten sonra gelmeye başladı "Ah böyle işi" dediğini duydum onlardan biraz uzaklaştığım için küfür ettiğini tahmin ediyorum ama duymadım. Belimde eller hissetdim ve bir anlık havalandığımı son duyduğum şey "nefesini tut" oldu ve bir anda nefesimi tuttum.