İçeriğe geç

Aşk intikamı🔪❤️

Bölüm 3 · 2 dk okuma

Aşk intikamı🔪❤️

Bölüm 3

Gölgelerin içinden gelen yüz😶‍🌫️💨

Sarayın arka bahçesinde, soğuk mermerlerin üzerinde tek bir ses fısıldıyordu: İntikam.

Elara, göğsünde atan o yeni, güçlü ritmi hissedebiliyordu. Artık sadece nefes almıyordu; damarlarında kadim bir alev çağlıyordu. Yerde duran kanlı hançere doğru adım attı. Eğilip hançeri tuttuğunda, çelikten yükselen karanlık bir ışık elini sardı. Hançer, sanki efendisini bulmuş gibi hafifçe titredi.

Elara ayağa kalktı. Şifalı bir alevle kapanan yarasının üzerine elini koydu. Yüzünde artık o eski çaresiz, masum ifadeden eser yoktu.

— "Beni bu sarayın soğuk taşlarında ölüme terk ettin Can..." dedi fısıltıyla. Sesindeki soğukluk, geceninkinden bile daha derindi. "Ama şimdi sana öyle bir oyun oynayacağım ki, kendi kurduğun tuzakta boğulacaksın."

Aynı anlarda, sarayın görkemli kabul salonunda Can, kadehini havaya kaldırmış zevkle gülümsüyordu. İçki kadehinden bir yudum alırken etrafındaki muhafızlara baktı.

— "İş tamamlandı mı?" diye sordu kibirle.

Karanlık gölgelerin arasından çıkan bir muhafız başını eğdi:

— "Evet efendim. Elara artık yok. Krallık onun bir kaza sonucu kaybolduğunu sanacak. Yolunuz tamamen açık."

Can, tatmin olmuş bir sırıtışla kadehini masaya bıraktı.

— "Mükemmel. Bir daha asla önüme çıkamayacak..."

Ancak Can’ın bilmediği bir şey vardı: Gecenin gölgeleri masumiyeti değil, bu kez intikamı saklıyordu.

Balo salonunun yüksek pencerelerinden birinin önünde, rüzgarla birlikte siyah ve kırmızı gül yaprakları savruldu. Işıklar hafifçe cızırdayarak söndü, salondaki şamdanların alevleri maviye dönüştü. Aniden çöken bu ağır atmosfer, Can’ın sırtındaki tüyleri diken diken etmeye yetti.

Can kaşlarını çatarak arkasını döndü:

— "Bu da neydi böyle? Kim var orada?!"

Salonun karanlık köşesinden dökülen kırmızı gül yapraklarının arasından bir siluet belirdi. Adımları yankılanmıyor, adeta bir gölge gibi havada süzülüyordu. Siyah bir pelerine bürünmüş, yüzünü gizleyen ama gözlerinden kırmızı bir ışık süzülen bir kadın...

Can gayriihtiyari bir adım geri çekildi. Kalbi garip bir korkuyla sıkıştı.

— "Sen... Sen de kimsin?"

Elara, gölgelerin içinden yavaşça süzüldü. Yüzünü tam olarak göstermiyordu ama dudaklarındaki o soğuk tebessüm Can’ın kanını dondurmaya yetti.

— "Ben, feda ettiğin o 'mükemmel' aşkın bakiyesiyim Can..." dedi Elara, sesi sanki binlerce fısıltının birleşimi gibi salonda yankılanarak. "Hani şu kolayca yok edeceğini sandığın rüya... Artık senin en uzun kabusun olmaya geldim."

Elara, elindeki kanlı hançeri karanlığın içinde hafifçe oynattı. Hançerin çeliği, Can’ın gözlerinde korku dolu bir parıltı yarattı. Can ne olduğunu anlayamadan, gölge bir anda gözlerinin önünden kayboldu!

Geriye sadece masanın üzerine bırakılmış tek bir dumanı tüten kırmızı gül ve masaya kazınmış bir yazı kaldı:

"İlk canımı sen aldın. İkincisini ben senden alacağım."

Can titreyen elleriyle masaya yaklaştı. Gözleri dehşetle açılmıştı.

— "İmkansız..." diye fısıldadı. "O... O ölmüştü

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.