Emirhan ve Eftel aynı anda: “Siz nabıyosunuz burda çifte kumrular?”
Ben: “Eee şey…”
Ahmet: “Biz sevgiliyiz arkadaşlar şaka felan değil direkt gerçekten sevgiliyiz. Gördünüz zaten öpüştük gayet tutkulu ve istekli bir şekilde.”
Eftel: “Hayırlı olsun valla enişte sizin fanınız olduğumuzdan beri Ahmet die die başımın etini yedi.”
Ahmet: “Bişi olmaz çünkü tanıştığımız ilk gün ben de Emirhan’ın başının etini yedim eee bence sıra birilerinede geldi bence… He Emirhan.”
Emirhan: “Eftel ben sana çok aşığım, gerçekten sana çok tutuldum.”
Eftel: “Ben de seni seviyorum Emirhan.”
Hep beraber güldük, resmen 2/2 ilerliyorduk, başarmıştık.
Ben: “Okul da bitti ne yapcaz, ben Ahmetle dışarı çıkıyorum.”
Emirhan: “Eftel senin motorları sevdiğini duymuştum benim motorum var istersen motorumla gezelim.”
Eftel: “Evet olur motor çok severim.”
(Eftel'in anlatımıyla)
Ben: “Emirhan sen niye bu kadar yakışıklısın ya bu kadar karizmatiklik fazla ama ya.”
Emirhan: “Niye yoksa pişman mı oldun sevgili olduğumuza?” dedikten sonra motoru durdurdu kimsecikler yoktu.
Eftel: “Hayır hiç pişman değilim, çok mutluyum, hayalimi gerçekleştirdim.”
Beni motora yasladı, göz göze geldik.
Ve dudakları dudaklarıma değdi.
O kadar tutkulu öpüşüyoruz ki… Alt dudağımı yavaşça emdi, sonra üst dudağımı öptü; ben de aynı şekilde karşılık verdim.
Gerçekten “İmkansızlıklar imkan dahilindedir.” sözü doğruymuş…