İçeriğe geç

AŞK-I NEMNU-1

Bölüm 30 · 3 dk okuma

AŞK-I NEMNU-1

Bölüm 30

DEJAVU

Okul çıkışıydı. Hava puslu, gri ve turuncu tonlardaydı. Üzerimde mavi sweat ve gri eşofman, Eftel’in üzerinde siyah sweat ve gri eşofman vardı. Adımlarımız hızlıydı, kalplerimiz hâlâ deli gibi atıyordu.

Eftel kısık sesle fısıldadı:

— Cemre… içime çok kötü bir şey doğuyor.

— Benim de… Ama birlikteyiz. Bir şey olursa koşarız, dedim kararlı ama boğuk bir sesle.

Kaldırımın köşesinden film camlı siyah minibüs sessizce yanaştı. Kapılar sertçe açıldı. Göktuğ, Emir ve Ege indi.

İkimiz de irkilip geriye adım attık.

— Aaa… erkenciler, dedi Göktuğ sırıtarak.

Kaçmaya çalıştık, ama hızları yetti.

Emir arkamdan kolumu kaptı, beni yere çekti. Göktuğ Eftel’in önünü kesti. Ege enseme dokunup alaycı bir fısıltıyla:

— Kaçmak mı? Ne cesaret…

Hızla ellerimiz arkadan bağlandı, ayaklarımız sabitlendi. Göktuğ cebinden bantı çıkardı ve ağzımıza çekti. Nefesimiz boğuk ve hızlıydı.

Bir anda her şey bulanıklaştı. Göktuğ’un “uyusun artık” dediğini duydum. Bir darbe omzuma indi, başım geriye düştü.

Karanlık.

Sessizlik.

(2 saat sonra)

Loş, ıssız binanın içi rutubet kokuyordu. Beton duvarların soğuğu tenimize kadar işliyor, sandalyelere sıkıca bağlanmış hâlde ellerimiz uyuşmaya başlıyordu. Ayaklarımız bağlı, ağzımız bantlıydı. Gözlerimiz yarı baygındı ama bilincimiz yerine geldikçe korku daha net hissediliyordu.

Göktuğ önüme geçti, dudaklarının kenarında o iğrenç alaycı gülümsemesiyle:

— Uyanmış… küçük prensesimiz kendine gelmiş, dedi.

Ben nefes nefese, bant yüzünden boğuk sesler çıkarıyordum:

— Hff… mmmh…

Eftel yanımda kıpırdandı. O da benim gibi bağlı ve bantlıydı.

Ege yaklaşarak bıçağı yavaşça boynuma değdirdi.

Kesmedi… ama metalin soğukluğu tüylerimi diken diken etti.

— Uyanınca daha tatlı oluyorsun Cemre, dedi alaycı bir sesle.

— Hele o korkmayan bakışların yok mu… öldür beni!

Göktuğ kıkırdadı.

— Bu kız hâlâ dik durmaya çalışıyor ya… bayılıyorum böylelerine!

Ben gözlerimi kısmış, nefesimi derin derin veriyordum.

— Hff… hfff…

Tam o sırada Emir, Eftel’e yakın dururken bana doğru döndü.

Gülüşü acımasızdı.

— Bu mu? dedi.

— Ahmet’in korumaya çalıştığı, herkesin peşinden koştuğu kız bu mu yani?

— Hâlâ anlamadın mı Cemre? Kimse seni koruyamaz.

O an göğsümde bir şey sıkıştı.

Ahmet’in adını söylemeleri…

Karanlık, travmatik duygular geri geldi.

Gözlerim doldu.

Göktuğ anında fark etti.

— Aaağlıyor! Cemre ağlıyor!

— Dokunmayın, dokunmayın… bu gözyaşı çok değerli!

Ege yanağımdaki yaşları işaret etti:

— Demek Ahmet konusunda hâlâ hassassın ha?

— Zavallı kız… daha önce kaçırıldığınızda bile koruyamamıştı seni.

Emir kahkaha attı, sesi en çok canımı yakan oydu:

— Cemre’yi anlatıyım mı size? Hep güçlü görünmeye çalışan ama bir lafla dağılan tiplerden.

— Ahmet’i duyunca ağlamaya başladı ya… yazık!

O anda öfkem gözlerimi yakmaya başladı.

Nefesim hızlandı.

— Hff… hfff… HFFF!

Bant yerinden hafifçe oynadı.

Tekrar denedim.

Dişlerimi kenetleyip çenemi hızlıca aşağı yukarı oynattım.

“Çıkar… çık… hadi!”

Bir anda bant yan taraftan açıldı.

Göktuğ şok oldu.

Ege geri çekildi.

Emir küfreder gibi mırıldandı.

Ben nefes nefese bağırdım:

— AHMET, KUZENİM VE ARKADAŞLARIM HAKKINDA TEK KELİME ETME!

Sonra öyle bir patladım ki sesim tüm boş binayı doldurdu:

— SİZİN VAR YA AN AVRA HEPİNİZİ!!!

Küfürler arka arkaya döküldü. Öfkemden yüzüm kızarmıştı. Nefesim kesik kesikti.

Göktuğ kahkaha attı:

— İşte beklediğim Cemre! Ahhh işte bu!

— Küfür ederken bile güzelsin!

Emir:

— Kız delirmiş lan!

Ama en sert tepki Ege’den geldi.

Hızla eğilip yüzümü tuttu.

Bıçağı çeneme dokundurdu.

— Ağzını kapat Cemre…

— O pis ağzından bir daha Ahmet’in adını duyarsam… o gözyaşlarını sonsuza kadar dondururum anladın mı?!

Gözlerim sabitlendi, nefesim hızlandı ama geri adım atmadım.

— Yap lan! dedim dişlerimi sıkarak.

— Ölsem de korkmam sizden!

Bu lafı duyunca hepsi aynı anda güldü.

Emir beni parmağıyla işaret etti:

— Yemin ederim bu kız en tehlikeli olanınızdan daha delikanlı!

Ege:

— Delikanlı değil… ölüme meraklı.

Sonra bantı tekrar kaldırdı, parmaklarıyla çenemi sıkıştırdı.

— Küfür için teşekkür ederim, ama artık susma zamanın.

Bantı ağzıma bastırdı, daha sert yapıştırdı.

Nefesim boğuk çıktı:

— Mmmh… hfff…

Emir eğilip kulağıma fısıldadı:

— Ağlaman… küfredişin… hepsi çok eğlenceli.

— Daha çok eğleneceğiz Cemre.

Psikolojik baskı tavan yapmıştı.

Ama gözlerimin içinde hâlâ bir kıvılcım vardı. Eftel'inde gözleri dolmuştu, tek çare herhalde ağlayıp, zırlayıp beklemek olucaktı:

Bizi bu binadan çıkaracak tek gerçek umut: Adem, Ahmet ve Emirhan.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.