(Ahmet’in anlatımıyla)
Kapı bir anda kırıldı.
“POLİS! YERE YAT!”
Işık içeri doldu. Göktuğ, Ege ve Emir bir anda dondu.
“Silahı bırak!” diye bağırdı bir polis.
“Yere yat! Hemen!”
Üçü de tepki veremeden yere yatırıldı. Kelepçe sesleri barakada yankılandı. Ben hâlâ yerdeydim. Bağlı. Nefesim düzensizdi. Ama gözlerim Eftel’i buldu. İçeri girer girmez Cemre’yi gördü.
“Cemre!” dedi.
Sesi titriyordu. Hemen yanına çöktü.
“İyisin değil mi? Konuş… iyi misin?”
Cemre başını salladı.
“İyiyim… iyiyim.”
Sonra sertleşti.
“Bana bakma.”
Eftel durdu.
“Ne?”
“Adem’e git.” dedi Cemre net bir şekilde.
“Şimdi.”
Eftel bir saniye bile beklemedi.
“Tamam.”
Hemen bağlarını çözdü.Ayağa kalktı. Ve direkt Adem’e yöneldi. Cemre o an bana döndü. Göz göze geldik. İçinde hâlâ öfke vardı. Yanıma geldi. İpleri çözmeye başladı.
“Bunu bana söyleyebilirdin.” dedi dişlerinin arasından.
“Cemre—”
“Sus.” dedi.
“Şu an konuşma.”
İpler çözüldü. Ellerim serbest kaldı. Ama sustum. Çünkü haklıydı. Eftel o sırada Adem’in yanına çökmüştü.
“Adem… beni duyuyor musun?”
Cevap zayıftı.
“Mm…”
Eftel hemen düğümlere asıldı.
“Dayan… tamam, tamam çözüyorum.”
Son düğüm çözüldü. Adem’in kolları düştü. Gücü yoktu. Eftel onu hafifçe tuttu.
“Hey… buradayım.”
Sonra bir anda durdu. Gözleri Adem’in başına kaydı.
“Bu ne lan…”
Sesi çok düşüktü. Ama içi doluydu. Elini başına götürdü. Şişliği fark etti.
“Ahmet!” dedi.
Hemen yanına gittim. Cemre de geldi.
“Bu iyi değil…” dedim.
Cemre nefesini tuttu.
“Çok kötü görünüyor…”
Eftel cebinden bez çıkardı.
“Adem… biraz acıyacak.”
Bezi bastırdı. Adem bir anda inledi:
“Ah—!”
Eftel dişlerini sıktı.
“Biliyorum… biliyorum… dayan.”
Ama elini çekmedi.
“Bunu kim yaptı lan…” dedi kendi kendine.
Sesi sakindi ama altı doluydu. O sırada arkadan Emirhan’ın sesi geldi:
“Bu kimin planı?!”
Sessizlik oldu. Sonra Ege konuştu.
“Benim.”
Herkes ona döndü. Göktuğ patladı:
“Ne yapıyorsun lan sen?!”
“Saçmalama!”
Ege sakin konuştu:
“Ben yaptım.”
Furkan yaklaştı.
“Ne yaptın? Açık konuş.”
Ege devam etti:
“Plan benimdi.”
“Onların suçu yok.”
Göktuğ bağırdı:
“Kes şunu Ege! Benim planımdı bu!”
Ege ona bakmadı bile.
“Ben yaptım.” dedi tekrar.
Emirhan sertçe:
“Bunu karakolda anlatırsın.”
Polisler onları kaldırdı.
“Yürüyün!”
Göktuğ hâlâ bağırıyordu:
“Ege kes şunu! Düzelt şunu!”
Ama Ege sustu. Hiçbir şey demedi. Üçü de dışarı çıkarıldı. Kapı kapandı. Baraka sessizleşti. Bu sefer gerçekten. Eftel hâlâ Adem’in başındaydı.
“Gözlerini kapatma.” dedi.
“Bana bak.”
Adem zorla gözlerini açtı.
“Gitmeyin…” dedi.
Cemre hemen elini tuttu.
“Gitmiyoruz.” dedi.
“Hiçbir yere gitmiyoruz.”
Ben de diğer elini tuttum.
“Buradayız lan…” dedim.
Cemre bir an bana baktı. Kızgındı. Ama yumuşamıştı. Ben yavaşça ona yaklaştım. Kafamı omzuna yasladım. Bir an bekledim. İtmesini. Ama itmedi. Sadece çok hafifçe nefes verdi.
“Niye tek gittin…” dedi kısık sesle.
“Bilmiyorum…” dedim.
“Yanlış yaptım.”
Cemre gözlerini kapattı. Ama uzaklaşmadı. Eftel başını Adem’in alnına yasladı.
“Geçecek…” dedi.
Ama sesi titriyordu. Emirhan ve Furkan yanımıza geldi. Sessizce çömeldiler. Kimse konuşmadı. Adem ortadaydı. Biz etrafında. Eller birbirine değmişti. Kimse kimseyi bırakmıyordu. Ve o an… Kimse yalnız değildi.