Eftel’le birlikte kapıdan içeri girdiğimizde evden yükselen tanıdık sesler hemen kulağımıza çarpıyor. Salonun ışığı yanıyor, içeriden hararetli bir maç tartışmasının sesi geliyor. Birbirimize şaşkınca bakıp sessizce salona doğru ilerliyoruz.
Kapıdan adımımızı atınca tablo netleşiyor:
Adem koltuğun bir köşesine yayılmış, elleriyle heyecanlı hareketler yapıyor.
Emirhan tam karşısında; ayağa kalkmış, sanki hâlâ maç izliyormuş gibi sinirli sinirli konuşuyor.
Furkan kahkahasını zor tutuyor.
Ahmet ise yastığa yaslanmış, solgun ama gülümseyen bir yüzle onları izliyor.
Adem: “Kardeşim ben böyle VAR görmedim ya! O pozisyon penaltı!”
Emirhan: “Abi sen Galatasaraylı olduğun için öyle! Net penaltı değil!”
Ahmet hemen araya giriyor: “Siz de abartmayın, Fener’in hakkını yemeyin.”
Furkan gülerek ekliyor: “Aynen, reis konuştu!”
Ben içeri girince hepsi bir an durup bize bakıyor.
Ben: “N’oluyor burada? Yine maç kavgası mı?”
Ahmet bana gülümsüyor, yorgun ama sıcak: “Gel buraya… Bunlar Fenerbahçe’ye sallıyor, dayanamadım.”
Eftel kaşlarını kaldırıp odaya giriyor: “Ayy yine mi? Beşiktaşlıyı delirtmeyin bak.”
Emirhan hemen atlıyor: “Sen karışma Eftel, siz zaten ayrı bir evren oynuyorsunuz.”
Eftel: “Kıskanmayın kardeşim, büyük takım olmak zor iş.”
Herkes bir anda kahkaha atıyor.
Ben Ahmet’in yanına gidip yanına oturuyorum, o da yavaşça elimi tutuyor.
Ahmet: “Siz neredeydiniz?”
Ben: “Damla ve Elif’le buluştuk. Biraz konuşup kafamızı dağıttık…”
Eftel ekliyor: “Ama bu evi özlemişiz ha, gelince insanın içi ısınıyor.”
Adem gülüyor: “İyi ki geldiniz, şu Galatasaray-Fener muhabbetini çözemiyoruz.”
Furkan hemen bağırıyor: “Çözersiniz tabii, Fenerbahçe haklı olan taraf çünkü!”
Emirhan: “Sakın!”
Adem: “O penaltı…”
Ahmet: “Penaltı dedim ya ben.”
Ben kahkaha atıyorum: “Tamam tamam! Yeter artık!”
Evin içi uzun zamandır ilk kez böylesine sıcak, böylesine normal.
Sanki herkes, tüm o yaşananlardan sonra biraz nefes almayı hak etmiş gibi.
Ahmet bana sessizce bakıyor.
Ben de ona.
Bu sefer korku yok.
Bu sefer herkes bir arada.
Ve bu sefer… ev gerçekten ev gibi.