İçeriğe geç

AŞK-I NEMNU(DİP HİKAYE)-3

Bölüm 42 · 2 dk okuma

AŞK-I NEMNU(DİP HİKAYE)-3

Bölüm 42

GİTMEKLE KALMAK ARASINDA

(Eftel'in anlatımıyla-Komada)

Burası bir yer değildi.

Ama artık bir sınırı vardı.

Attığım her adımda zemin biraz daha sertleşiyordu; karanlık akışkan olmaktan çıkmış, sanki bir kararın etrafında donmuştu. Ne ileri gidebiliyordum ne geri. Hareket ediyordum ama mesafe almıyordum.

Ve işte o an—

Onu gördüm.

Alevcan’a benzeyen adam.

Ama bu sefer siluet değildi.

Bu sefer karanlığın içinden çıkmıyordu.

Karanlık onun içinden çıkıyordu.

“Buraya kadar,” dedi sakin bir sesle.

Ses… yankı değildi. Duyulmuyordu. Doğrudan içimdeydi.

“Ne demek buraya kadar?” dedim.

Bir adım attı. Aynı anda etrafımda bir şey değişti. Karanlık, görünmez bir çember gibi beni sardı. Nefesim kesilmedi ama… hareketim alındı.

Koşamıyordum.

Uzaklaşamıyordum.

“Beni mi tutuyorsun?” dedim.

Başını hafifçe eğdi. O tanıdık, yarım gülümseme yine yüzündeydi. Alevcan’ın gülümsemesi. Ama onda sıcaklık olurdu. Bunda yoktu.

“Esir almak kelimesini sevmiyorum,” dedi.

“Koruma diyelim.”

“Yalan,” dedim.

“Beni burada tutuyorsun.”

“Evet,” dedi hiç inkâr etmeden.

“Çünkü karar vermene izin veremem.”

Kalbim hızlandı.

“Karar benim,” dedim.

“Benim hayatım.”

“Hayat mı?” diye sordu.

“Burada mı?”

Etrafımız bir anda değişti.

Duvarlar belirdi. Ama duvar gibi değildi. Hatıralardan yapılmıştı.

Bir tarafta Cemre vardı. Balkonun köşesinde. Dizlerini karnına çekmişti. Gözleri kızarıktı. Elindeki sigara titriyordu.

Diğer tarafta Adem. Yerde oturmuştu. Sırtını yatağa yaslamıştı. Ellerini yüzüne kapatmıştı. Ağlıyordu. Öyle böyle değil. Omuzları sarsılıyordu. Nefesi parçalıydı.

“Bak,” dedi Karanlık Bey.

“Burası senin kalırsan olacak yer.”

“Onlar böyleyken kalamam,” dedim.

“İşte bu yüzden buradasın,” dedi.

“Gitmek istiyorsun ama kalmak zorundasın.”

“Beni neden esir alıyorsun?” diye bağırdım.

Bu sefer gülümsedi ama gülümsemesi silindi hemen.

“Çünkü sen gidersen,” dedi,

“ben var olamam.”

Sustum.

“Ben,” dedi,

“senin vazgeçmediğin ihtimalim.”

Etrafımdaki karanlık daraldı. Sanki görünmez zincirler bileklerime dolandı. Acıtmıyordu ama kaçış ihtimalini yok ediyordu.

“Burada kalırsan,” dedi,

“acı yok. Zaman yok. Suçluluk yok.”

“Bu bir tuzak,” dedim.

“Evet,” dedi sakince.

“Ve en tehlikelisi.”

Bir adım yaklaştı. Artık yüzü tamamen netti. Alevcan’dı. Ama gözleri… gözleri boşluk gibiydi.

“Sen gitmek istiyorsun,” dedi.

“Ben kalmanı istiyorum.”

“Beni ne kadar tutabilirsin?” dedim.

Bir an durdu.

Sonra dürüstçe cevap verdi:

“Sen karar verene kadar.”

Karanlık iyice kapandı. Duvarlar yaklaştı. Hatıralar üst üste bindi. Cemre’nin titreyen elleri. Adem’in hıçkırıkları. Hepsi aynı anda.

Ve ben ilk kez anladım:

Burası bir rüya değildi.

Bir geçiş de değildi.

Burası…

esaretin kendisiydi.

Gitmekle kalmak arasındaki yerde,

bir yüz tanıdık,

bir niyet karanlıktı.

Ve ben…

henüz bırakılmamıştım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.