(Furkan’ın Anlatımı)
Eve birlikte geldik. Adem, Emirhan, Ahmet, Eftel ve ben. Cemre yoktu. Kapıyı kapattığımızda evdeki sessizlik üstümüze çöktü. Ayakkabılar çıkarıldı ama kimse konuşmadı. Eftel salona geçti, koltuğa oturdu. Bir süre ellerini birbirine kenetleyip sustu.
Ahmet dayanamadı.
“Anlat,” dedi.
“Ne olduysa anlat.”
Eftel derin bir nefes aldı. Sınıfta olanları anlattı. Kağıdı. El yazısını. Cemre’nin okunduğu an yüzünün değişmesini. Sonra çıkan tartışmayı. Adem başını salladı.
“Bu yazı taklidi,” dedi.
“Belli.”
Emirhan sessizdi. Gözleri yerdeydi. Saat ilerledi. Kimse Cemre’yi aramadı. Kimse “gelir” demedi. Bir süre sonra herkes odasına çekildi. Ben uyuyamadım. Salonda kaldım. Televizyon açıktı ama sesi yoktu. Sadece karanlığa bakıyordum. Ahmet mutfağa su içmeye gitti. Tam o sırada kapı açıldı. İkimiz de irkildik. Cemre. Ayakta zor duruyordu. Gözleri kan çanağı gibiydi. Üzerinde ağır bir alkol kokusu vardı. Ahmet bir adım attı.
“Yavrum,” dedi, sesi düşüktü.
“kendine n’aptın sen?”
Cemre cevap vermedi. Ben durumu yumuşatmaya çalıştım.
“Şey…” dedim,
“en azından anahtarı doğru kapıya sokmuşsun. İlerleme.”
Cemre bana baktı, sonra başını öne eğdi. Ayakkabılarını çıkarmaya çalıştı ama beceremedi. Ahmet koluna girdi.
“Gel,” dedi.
“Yavaş.”
Salona geçtik. Cemre koltuğa oturur oturmaz ağlamaya başladı. Sessiz değil. Hüngür hüngür. Ben karşısına çöktüm.
“Buradayız,” dedim.
“Anlatmak istiyorsan…”
Başını kaldırdı. Gözlerime baktı.
“Ben yazmadım,” dedi.
“Yemin ederim yazmadım.”
Sonra anlatmaya başladı. Kağıdı nasıl bulduklarını. Eftel’in nasıl okuduğunu. Herkesin nasıl inandığını.
“Bağırdık,” dedi.
“Birbirimize.”
Cemre başını eğdi.
“Sonra,” dedi Cemre,
“bana vurdu.”
O an oda dondu.
“Ve orada öylece kaldım,” dedi.
“Sınıfın ortasında kaldım.”
Sesi titredi.
“Emirler…”
“güldüler.”
Yutkundu.
“Emir bana yaklaştı,” dedi.
Ahmet’in eli yumruk oldu.
“Ne dedi?” diye sordu.
Cemre gözlerini kapattı.
“‘Yavrum’ dedi.”
Ahmet dişlerinin arasından, neredeyse fısıltıyla:
“Şerefsiz…”
Cemre devam etti.
“Elini uzattı,” dedi.
“İstemediğimi söyledim.”
Ağlaması daha da şiddetlendi.
“Hiçbir şey yapmadım,” dedi.
“Kimseye.”
Ahmet diz çöktü, Cemre’nin önünde.
“Buradayız,” dedi sadece.
“Tamam mı?”
Cemre dizlerini karnına çekti. Yüzünü kapattı.
“Güvendim,” dedi.
“Ve kırıldım.”
Uzun süre ağladı. Ev sessizdi. Bir ara Ahmet’le göz göze geldik.
Konuşmadık. Bakıştık. Ve ikimiz de biliyorduk: Bu bakış hesap demekti.