Beyza koşarak odaya girdi. Ben ise içeride volta atıyordum.
''Ne yapacağız Şilan!?''
Korku dolu bakışlarım odanın etrafında geziniyordu. Dışarı çıkıp Boranla o herifi ayırmak dışında aklıma bir şey gelmiyordu. Fakat Boran çıkarken peşinden gitmemem için ikaz etmişti. Beyza inmeliydi bu durumda.
''Beyza çabuk aşağıya in söylemiş mi her şeyi kontrol et.'' Diyerek Beyzanın ellerini sıktım.
''Tamam geliyorum hemen.''
Beyza çıkar çıkmaz ben de tekrardan kapıya yapışmıştım. Allahım alnımızın akıyla bizi bu olaydan kurtar diyerek dualar ediyordum. Sesler de kesilmişti artık hiç bir şey duymuyordum. Adım sesleri duyduğumda kapıdan çekilip komodinin üzerinde ki vazoyu aldım. Kimin geldiği belli değildi ve kendimi korumalıydım. Kapı açılıp Boran içeriye girdiğinde içim bir nebze de olsa ferahlamıştı. Vazoyu yerine bırakırken Boranın yüzüne bakıyordum. İfadelerinden belki bir şey anlarım diye ama ifadesizdi. Bir müddet sonra sessizce bana sarıldı. Ne olduğunu anlamadan sadece bakıyordum. Bir şeyler söylese de içim rahat etse artık, çünkü yeteri kadar stres yaşadım daha fazla dayanacak gücüm kalmamıştı.
''Korkulacak bir şey yok sevgilim pis sarhoş Beyzayı görmek istiyormuş.'' bu sırrımızın hala gizli kaldığını gösteriyordu.
''Neden görmek istiyormuş ki Beyzayı?'' dedim Boranın ağzını aramak için.
''Beyzanın saplantılı aşığı işte nolucak görmek istiyormuş seviyormuş. Elimde kalacaktı arkadaşları gelip almasaydı.''
Derin bir nefes aldım. Sanki birisi boynumda ki ipi benim için çözmüştü. Borana daha sıkı sarıldım. İçimden milyonlarca kez seni seviyorum demek geliyordu.
''Sana bir şey mi oldu? Yüzün kireç gibi olmuş? Söylemek ister misin''
''Bir şey olmadı... korktum sadece'' diyerek Boranın yüzüne baktım.
Kömür gözleri o kadar güzel bakıyordu ki bana.
''Seni çok seviyorum Boran. İyi ki sen sevgilim'' diyerek yanağını okşadım.
''Mmm bu iltifatları neye borçluyuz güzel karım?'' Gülümsemesi kahkahaya dönüşmüştü.
''İçimden geldi.''
''Pekala uyuyalım artık. Geç oldu''
Başımı sallayarak onay verdim. Boranın koynunda tatlı bir uykuya kendimi bıraktım.
Sabahın ilk ışıklarıyla yatakta kıpırdanmaya başlamıştım. Kolumu Borana sarmak istedim elimi uzattığımda sadece boşluğa dokundum. Uykulu gözlerle yatakta doğrulup etrafa baktım Boran odada yoktu. Kalkıp giyindim ve avluya indim. Avludan sesler geliyordu sanırım herkes avluda toplanmıştı.
''Günaydın Şilan'' dedi Beyza beni görür görmez.
''Günaydın'' diyerek boş gözlerle baktım Beyzaya.
''Neler oluyor?'' diyerek devam ettim.
''Abim Oğuzu biraz hırpalamış. Oğuzun babası da abimden hesap sormaya gelmiş.''
''Anladım'' diyerek Boranın yanına ilerledim.
Boranın hırpalama dediği ağız burun dalmaktı. Kim bilir Oğuz denen herif ne haldeydi. Borana yaklaştığımda kolunu uzatarak beni belimden sarıp kendine yaklaştırdı. Oğuzun babası olmalıydı sanırım Borana laf anlatmaya çalışıyordu.
''Oğlumu ne hale getirdin Boran!''
Boran biraz sağa biraz sola baktı ve cevap verdi;
''Oğlun gecenin bir yarısı sarhoş halde benim kapımda ne arıyordu önce bunu konuşalım!''
''Sarhoş diyorsun sende. Aklı başında değilmiş ki''
Dedi Oğuzun babası. Boran sakin kalmaya çalışıyordu ama mümkün değildi.
''Sahip çıksaydın oğluna bu benim problemim değil.'' dedi Boran tıslayarak.
''Tamam! Boran gidelim lütfen. Bu konuyla Hazar Ağa ilgilensin'' dedim Boranı sakinleştirmek için.
''Tamam'' dedi Boran derin bir nefes alarak.
Hazar Ağa da kapıda görünmüştü.
''Ben gerisini hallederim oğlum'' dedi Hazar Ağa.
Oğuzun babasına dönerek devam etti;
''Cesaretli adamsın... evime konağıma kadar gelecek kadar yürek yediysen ben bunu taktir ederim.''
''İstediğim kan dökmek olsaydı çoktan kurşuna dizmiştim oğlunu Hazar Ağa!'' dedi Oğuzun babası.
Ortalık iyice alevlenmeden Boranın koluna girip dışarıya çıkardım. Arabaya bindiğimizde Boranın telefonu çalmıştı. Araba kullandığı için telefonu ben açtım.
''Merhabalar Boran bey ben Şilan hanımın doktoru Sibel Akay. Şilan hanımın ve bebeğinizin bütün kontrollerinden haberdar olmak istemiştiniz o yüzden aradım.'' dedi yumuşak bir ses.
''Merhabalar Sibel hanım. Şilan ben sizi dinliyorum.'' diyerek cevap verdim.
''Şilan hanım bugün için kontrol randevunuz var Boran beye söylemiştim.''
Boran ''Tamamen aklımdan çıkmış'' diyerek bana döndü.
''Tamam birazdan gelmiş oluruz''
''Bekliyor olacağım''
Hastaneye gitmek bizim için iyi olacaktı olanlar yüzünden oldukça gergindim. Çok geçmeden hastaneye varmıştık. Fakat bu hastane daha önce yattığım hastane değildi. Borana bir bakış attım.
''Doktorunu değiştirdiğim gibi hastaneni de değiştirdim''
''Pekala''
Özel ve oldukça pahalı bir yere benzemesi dışında pek bir sorun yoktu. Hastaneye girer girmez doktorumuz bizi bulmuştu. Tesettürlü oldukça zarif bir kadındı.
''Sibel Akay'' diyerek elini uzattı etrafa gülücükler saçıyordu.
''Şilan Maraz'' diyerek elini tuttum.
''Çok güzelsiniz Şilan hanım'' dedi gülümseyerek.
''Teşekkür ederim o sizin güzelliğiniz'' diyerek karşılık verdim.
Sibel hanım önde ben arkada odasına geçtik. Boran da hemen ardımızdaydı.
''Öncelikle hastane kayıtlarınıza baktığım kadarıyla pek iyi bir hamilelik dönemi geçirmiyorsunuz Şilan hanım.''
''Evet oldukça problemli dönemler geçirdim. Düşük riskim vardı.'' diyerek teyit ettim.
''Fakat bu riski atlatmışsınız. ''
''Evet.''
''Ultrasonda bakalım bebeğimizin durumu ne''
Diyerek ayağa kalktı. Bende sedyeye uzandım. Boran elimi sıkı sıkı tutuyordu. Soğuk jel karnıma değdiğinde içim ürpermişti. Doktor ultrason cihazına dikkatli dikkatli bakarken bizde Boranla ağzından dökülecek kelimeler için dikkat kesilmiştik.
''Evet bebeğimiz gayet sağlıklı. Çok iyi bakmışsınız ona Şilan hanım.''
Gülümseyerek Borana döndüm. Boşta kalan eliyle saçlarımı okşuyordu.
''Evet çok iyi baktım.'' diyerek yanıtladım.
''Bol bol su içip yürüyüş yapmanızı istiyorum sizden. Bu hem size hemde bebeğe iyi gelecektir.''
''Peki ya cinsiyeti?'' diyerek elinde ki peçeteyle karnımı sildi Boran.
Heyecandan eli ayağı titriyordu. Yavaşça eline dokundum.
"Sakin ol" diyerek gülümsedim.
"Cinsiyeti 3. Aydan sonra belli olur şimdilik bişey söyleyemem." Dedi Sibel hanım.
"Teşekkür ederiz" diyerek kalktım. Boranın koluna girip sakince dışarıya çıkarmak istemiştim. Gittikçe daha çok heyecanlanıyordu.
Boranla hastaneden çıkıp evin yolunu tuttuğumuzda ikimizde keyifliydik. Eve varır varmaz pijamalarımı giyinip uzandım. İnsanın evi gibisi yoktu gerçekten. Boran da gelir gelmez Emre ve tayfasına emirler yağdırmaya başlamıştı.
20 dakikanın sonunda yanıma gelmişti.
''Sana söylemem gereken bir şey var sevgilim.'' diyerek ayak ucuma oturdu.
''Evet seni dinliyorum.'' dedim sakince
''Mirza dönmüş'' dedi tedirgin bir şekilde.
''NE'' diyerek çığlık attım.
Başımıza bela olmasından korkuyordum.
''Korkma ben varken kılına zarar veremez. Sadece senden daha dikkatli olmanı istiyorum. Her zamankinden daha dikkatli.''
''Tamam ama karşımıza çıkacaktır. Onu nasıl engelleyeceğiz?'' dedim doğrularak.
''Sen orasını düşünme her yerde gözüm kulağım var. Onu bulup bir şekilde halledeceğim bu konuyu''
Uzun uzun baktım Borana. Oda tedirgindi birbirimize bakarak derin bir nefes aldık.
''Yorgunum'' dedim sessizliğin ardından. Gerçekten de yorgundum. Dün gece o kadar geç uyumuştuk ki uykusuzluktan bayılmak üzereydim.
''Sen uzan benim hastaneye uğramam lazım.'' dedi Boran yastığı çekerek. Yatmamı işaret etti.
''Ne işi?''
''Bir kaç hastam var onlarla görüşmem gerek.''
''Pekala.'' diyerek Boranın işaret ettiği yere uzandım. Köşede duran battaniyeyi üzerime örttükten sonra Boran evden ayrıldı. Gözlerimi kapatmıştım ama kafamın içi susmuyordu. Düşüncelerim beynimi kemirirken Beyzayı düşünmeden edemiyordum. Asıl problemler şimdi oluşmaya başlayacaktı. Sanki onu düşündüğümü hissetmiş gibi telefonum çaldı. Arayan Beyzaydı.
''Efendim Beyza''
''Nikah gününü aldık. Oğuz pislik yapmadan bu işi bitireceğiz''
''Bu kadar erken olması şart mıydı''
''Maalesef ki şart. Kapımıza kadar dayandı eminim durmayacaktır.''
Haklıydı gece sarhoş bir şekilde geldiyse tekrardan gelir söyleyemediklerini söylerdi.
''Haklısın ne zamana aldınız peki tarihi?''
''3 gün sonraya''
''Ne! çok erken bu.Borana ne söyleyeceğiz? Bu kadar erken tarih almanız bizi ele verir. Boran anlayacaktır bir şeyler olduğunu.''
''Ben şimdi sana geliyorum bir ş
eyler düşünelim.''
"Tamam"
Diyerek telefonu kapattıp kafamı yastığa gömdüm. Bütün bu curcuna bitmeliydi artık.
Beyza gelene kadar kestirmek için vücudumu gevşettim ve uykuya daldım.




