İçeriğe geç

AŞK-I BERDEL

Bölüm 26 · 5 dk okuma

AŞK-I BERDEL

Bölüm 26

26.Bölüm

Etrafta ki insanlar Mirza'ya;

"Utanmaz! Birbirini seven gençlere iftira atmaya utanmıyormusun sen??"

Diyerek kınıyorlardı. Boran çıldırmış bir şekilde benden ayrılıp Mirza'ya saldırdı. Sanırım bu sefer engellemeyecektim. Haketmişti. Mirza yanan gelinliğimin üzerine yığıldı. Büyüklerin araya girmesiyle Boranla Mirzayı ayırdılar. Boran yerinde duramıyordu.

"Seni öldürücem! Mirza Maraz yaşatmayacağım seni herkes şahidim olsun!"

Mirza hala cevap vermek için cebelleşiyordu.

"Sana yenileceğimi mi sanıyorsun Boran Maraz! Yerinde olsam benim gibi dişli bir heriften korkardım!"

Boran beş dakika kadar güldükten sonra Mirzaya döndü;

"Biliyormusun... Farkederse kahrolayım"

Gülmeye devam ederken elimi tutup beni kalabalıktan çıkarmıştı. Hızlı adımlarla arabamıza doğru ilerledik. Boran beni arabaya bindirip kemerimi bağladıktan sonra hızlıca yan koltuğa oturup gaza bastı.

"Boran iyimisin?"

Dedim dakikalar sonra.

"Şakamasın? Muhteşemim Şilan!"

Diye çığlık attı. Hayır bu adamın psikolojik sıkıntıları mı var diycem yok yok psikolojik sıkıntıları olsa doktor olamazdı.

"Az önce delirmiş gibi adam dövüyordun? Nasıl muhteşemim diyebiliyorsun!?"

Dedim serzenişte bulunarak. Delirmek üzereydim.

"Onun oyununu bozdun"

Dedi mutlu bir şekilde. Ben hiç bir şey yapmamıştım.

"Ne yapmışım ki?"

Dedim koltuğumdan doğrularak.

"Onun istediği beni bütün aşiretin önünde rezil etmekti ama başaramadı sen buna izin vermedin çünkü."

"Eee ne var bunda? Senin orada öylece ezilmene izin mi verseydim!"

"İyi ki vermedin çünkü ben yalan söyleyemezdim. İnsanlar orada bana doğru mu söylüyor Mirza deseydi evet karım benim sevmiyor diyecektim ama tam zamanında yetiştin."

Gururlu bir şekilde önüme döndüm.

"Evet ben yaptım... Yaparım! Başardım..."

İki dakika sonra Borana döndüm;

"Neyi başardım?"

Dedim avel bir suratla. Boran kahkaha tufanına tutulu bir şekilde cevap vermeye çalışıyordu.

"Boşversene benim keyfim yerinde!"

Dedikten sonra yola döndü. Çok geçmeden eve varmıştık. Boran anahtarını ararken hala gülüyordu.

"Ne gülüyosun be!"

Diyerek dirseğimle karnına vurdum.

"Hiiiç"

Dedikten sonra gülmeye devam etti. Hala cebinde anahtar arıyordu. Züleyha evde değilmiydi ki zili çalsam açardı.

"Züleyha evde ama sen hala kapıyı açmak için anahatar arıyorsun Boran!"

Diyerek onu kenara itip zili çaldım. Kimse kapıyı açmadı.

"Züleyha bu gün izinli"

Dedi bulduğu anahtarla kapıyı açarken.

"Ne demek Züleyha bu gün izinli?"

"İzinli işte"

Dedi Boran içeri girip arkadan kapıyı kapatırken. Hırkamı portmantoya asıp salona geçtim.

"Eee napıcaz şimdi burda?"

Dedim kendimi koltuğa bırakarak.

"Şu ellerimi bir halledeyim sonra konuşuruz."

Dedikten sonra gözlerim Boranın ellerine kaymıştı. Mirzaya vurmaktan kızarmış ve kanayan ellerini yeni farkediyordum.

"Bekle"

Dedim yerimden kalkarak. Acil yardım çantasının yerini biliyordum. Doğruca mutfağa gidip ilk yardım dolabından çantayı aldım. Salona geçtim. Boranın yanına oturup çantayı açtıktan sonra elime batikon ve pamuk aldım. Boranın gözleri ne yaptığımı dikkatlice izliyordu.

"İzin verirsen ben yapayım pansumanını?"

Dedim elimi uzatarak. Hiç ses çıkarmadan elini dizimin üzerine bırakmıştı. Yavaş yavaş elini pamukla silip bandajladıktan sonra çantayı kaldırdım.

"Bana ihtiyacın yoksa ben odama çekiliyorum"

Dedim ayağa kalkarak.

"Yok sağol"

Dedikten sonra Boran da ayaklanmıştı. O bahçeye çıkarken ben de odama geçip uzandım. Sabahın köründe kalkmak hiç bana göre değildi. Şimdi sabah erken kalkmanın acısını çıkarmam lazım. Yatağa uzanıp uyku moduna geçiş yaptım.

Yaklaşık 2 saat sonra alt katta ki hareketlenme yüzünden uyandım. Sesler geliyordu ve bu artık dayanılmaz olmuştu. Yataktan sinirle kalkıp aşağıya indim. Salonda Boranla birlikte ayakta dikilen 4 kişiyi gördükten sonra afallamıştım. Hepsinin ağzı yüzü dağılmış elleri önlerinde bağlı bir şekilde dikiliyorlardı. Borana döndüm;

"Ne oldu? Bu halin.... Haliniz ne?!"

"Biraz idman yapalım dedik."

Dedi eliyle dudağının kenarında ki kanı silerken.

"İdmanınız batsın."

Oflaya oflaya ilk yardım çantasını almaya tekrar mutfağa gittim. Çantayla beraber yukarı çıkıp koltuğa oturdum.

"Şimdi sırayla geliyonuz bende pansuman yapıyorum. Okey mi?"

Hepsi bir ağızdan;

"Tamam yenge"

Dedikten sonra sağ baştan pansuman yapmaya başladım. 3 kişiyi pansumanladıktan sonra sıra sonuncuya gelmişti. Birde Boran vardı... Pamuğa döktüğüm batikonu korumanın kaşına sürerken sızlanıyordu.

"Aman! Sızlanma be sanki ben dedim kafanızı kırın diye!"

Koruma gözlerimin içine baktıktan sonra konuştu;

"Sen pansuman yap diye kendini bize dövdürttü manyak! Bizde nasibimizi aldık!"

Dedikten sonra gözlerim Borana kaydı. Boş boş bakıyordu gözlerime.

Pansuman sırası Borana geldiğinde diğerlerine nazaran daha sert pansuman yapmaya başladım. Boran dayanamayıp;

"Zaten bunlardan dayak yedim sende canımı acıtıyorsun"

Dedi. Durup cevap vermemi bekledi ama ne diyeceğimi bilmiyordum. Hala kaşına pansuman yapıyordum. Eli elime uzandı. Elimi kalbine götürüp bastırdı. Gözlerim gözlerine kenetlenmişti.

"Bak dinle"

Dedi kalbini işaret ederek. Kalbi çok hızlı bir şekilde atıyordu.

Cevap vermedim.

"Bunca yıllık kalp doktoruyum ama.... Hala bunun ne demek olduğunu çözemiyorum"

Dedi ve sustu. Elimi çekemiyordum. Büyülenmiş bir şekilde Boranın söylediklerine odaklanmıştım.

"Bana bir şans versen?"

Dedi dakikalar sonra.

"Senden sadece bir şans istiyorum"

Diye devam etti. Ne cevap vereceğimi bilmiyordum. Ayağa kalktım.

"Ben... Ben bilmiyorum"

Dedikten sonra kapı çalındı. Devam edecektim cümleme. Zaman isteyecektim düşünmek için. Konuşma bölünmüştü ama... Boran kapıyı açarken bende üstümü başımı düzelttim. Gelen Hazar Ağaydı. Ateş püskürüyordu. Yanında Mirza da vardı. Mirzayı kolundan tuttuğu gibi salona fırlattı.

"Bıktım ulan ikinizden de bıktım!"

Diyerek içeriye girdi.

"Hazar Ağam..."

Dedi Mirza. Hazar Ağa devam etmesine izin vermemişti.

"İkinizin bu kavgalarından bıktım usandım! Yaşlı başlı adamım bana her gün şikayet gelmek zorunda mı!"

Kimseden ses çıkmıyordu. Mirzanın başı öne eğikti. Hazar Ağa Borana döndü.

"Karına mı göz koydu!?"

Dedikten sonra bana küçük bir bakış attı. Boran cevap vermedi.

"Peki sen!? Sen ha? Kuzeninin karısına mı göz dikiyosun ahlâksız!"

Dedikten sonra sendeleyerek koltuğa geçip oturdu. Koşarak mutfağa gidip bir bardak suyla içeriye geldim. Bardağı Hazar Ağaya uzatarak geri çekildim. Bardakta ki suyu içtikten sonra teşekkür etti.

"Sağolasın kızım. Allah razı olsun"

Diyip bardağı orta sehpaya bıraktı. Borana döndü;

"Madem anlaşamıyorsunuz, madem kavga ediyorsunuz karını boşayacaksın Boran duydun mu!?"

Boranın gözleri kocaman olmuştu. Bana baktı tekrar babasına baktı. Mirzayı es geçmişti.

"Ne diyorsun sen baba!"

Diyerek bağırdı.

"Bana sakın! Sakın bir daha bağırma Boran Maraz!"

Dedikten sonra Hazar Ağa bana döndü.

"Kızım sende topla eşyalarını ben bıktım artık bu ikisinin derdinden. Bana çok görme. Kızma"

Boran kolumu sıkıca tutmuş gitmeme izin vermiyordu. Gözlerinin içine bakıyordum beni bırakması için...

Bölüm sonu

25 yorum

  • Abi kendini dövdürttü dediği yerde ben bile kelebek hissine kapıldım kızı düşünemiyorum AĞAĞAĞAĞAĞAAĞAĞA

  • Orospu bizimkiler neden boşanıcak maraz Yar ı bizimkine göz dikti maraz bosa

  • Ya her kızın hayalidir gelin olmak zaten aldınız geleceğini 💔

    1Yanıt
  • Amina kodumun salağı suç marazda bizimkinler niye boşanıyo piç

  • Lan yigenini gönder o zaman silanla boranin ne suçu var o serefsiz göz koydu kıza da evliliklerine de

  • Lan yigenini gönder o zaman bunlarin ne suçu var o serefsiz aşağılık adam göz koydu kıza

  • Hazar ağa sem kimsin ki onlar anlaşamıyo diye ozaman kızını hamile hamile baba evine getirt

  • Ben bir önceki bölümü geçerken bir hayal ettim keşke şöyle devam etseydi diye: biranda ayrılıp mirzaya tokat atsaydı, Sen kuzeninin eşine göz dikmeye onu bir tuvalette adamları tarafından sıkıştırmaya şimdide diyorsun ki boranın karısı onu sevmiyor? Sonra Hazar ağaya gitsede "Hazar baba senin yiğeninin gözü bende haberin ola!" Diyip boranın elini tutup kapıya yönelselerdi ya !