Boran banyoya giderken ben de yattığım yerden doğruldum. Üstümü başımı çıkarmak için sıra bekliyordum. Oda tam yeni evlenmiş çiftlere göre dizayn edilmiş süslü püslü bir odaydı. Kocaman bir yatak üzerine serilmiş güller komodinlerin üzerinde yanan kırmızı mumlar... bir televziyon bile yok belki televizyon izliycem kardeşim. Her şeyi düşünün ama bir televziyon düşünmeyin yani daha neler.
Boran banyodan çıkmıştı. Arkmı döner dönmez çığlık atmam bir oldu. Üzerinde tişörtü yoktu. Bağırmaya devam edince hızlıca ağzımı kapattı. Ben gözlerimi kapatmış hala çığlık atıyordum.
"Şilan! Sus"
ağzım kapalı bir şekilde homurdanıyordum.
"hhhıhı"
"Sus bak insanlar yanlış anlayacak. Şimdi elimi çekicem ağzından çığlık atmayı kes"
Başımı onaylar gibi salladıktan sonra elini çekmişti.
"Niye giyinmiyosun oğlum! Çıplak çıplak patadanak çıkıyosun karşıma!"
"Birincisi ben çıplak değilim. Sadece tişört almaya geldim valizden. İkincisi de bu halime alışsan iyi olur."
"Ne!"
"Yok bişey git çıkar üstünü"
"Alışmıyorum bu haline! Bundan sonra yanımda böyle durmicaksın"
"Tamam Şilan hanım. Siz ne isterseniz o olur. Öyle oluyor zaten değil mi"
"Evet. Çekil şimdi"
Boranı ittirerek banyoya girdim. Sırtımı kapıya yaslamış bir şekilde yere çöktüm. Ağlamak istiyordum ama sırası değildi. Olanlar şaka gibi olmakla beraber trajikomikti. Ne bağıracak çağıracak gücüm vardı ne de çırpınacak. İsyan da edemezdim. Mecburiyetim belliydi. Üzgünmüydüm onu da bilmiyorum. Şuan burada ne işim var onu düşünüyorum. Sonra aklıma bedel ödediğim geliyor susuyordum.
Gelinliğimi toplayarak ayağa kalktım. Fermuarıma ulaşıp aşağıya çektim. Belime kadar geldi durdu fermuar. İpler vardı devamında. Bir iki üç... ipi çözemiyordum. Allah'ım kafayı yiycem bu ne!
Yaklaşık yarım saatin sonunda kapı çalındı.
"Şilan!"
"Ne var!"
"Öldün mü?"
"Keşkeee ama nerde o günler!"
"Ne oldu çıkmıyosun hala?"
"Boran.."
"Efendim"
"Şey..."
"Ney?"
"Gelinliği çıkaramıyorum ben. İpler kördüğüm olmuş açamadım da"
"Of kızım... bana seslensene ne diye orada uğraşıyosun"
"Ne biliyim açarım sandım"
"Aç kapıyı"
Kapıyı açıp geri çekildim. Dışarı çıkarken Boran banyonun kapısını kapattı. Yatağın oraya sırtım dönük bir şekilde oturdum. Boran yavaşça yaklaşıp ipleri çözmeye başladı.
Daha doğrusu çözemiyordu. Çünkü iplere düğüm atılmıştı.
"Kim giydirdi bunu sana?"
"Beyza"
"Bir kere adam akıllı iş yapsa kafama sıkıcam zaten!!"
"Ne oldu?"
"Ne olmamış ki"
Dedi iç çekerek. Ne yapmış olabilir ki bu kız?
"Ne oldu söylesene!"
"Hani adettendir gelinin gelinliğine 40 düğüm atılır damat açamasın diye ya.."
"Ee.."
"İşte tam da ondan yapmış."
"Ne?!"
"Valla öyle. Burada 40 dan fazla düğüm var hatta"
"Şaka mı?!"
"Değil"
"Beyza!!"
"Şimdi ben bunları çözerken sen rahat dur"
"İyi tamam ama çabuk ol sırtım falan hep açık."
"Tamam"
Uzun uğraşlar sonucu gelinliğimin ipleri çözülmüştü. Gelinliği üzerime tutarak banyoya koştum. Tişörtümü ve eşofman altımı giyinip geri geldim. Makyaj aynasının önüne oturup yüzümü temizledikten sonra saçımı açtım. Artık yatmaya hazırdım.
Arkamı döndüm. Boran yatağa oturmuş beni seyrediyordu.
"Kalk uyicam"
"Ben nerde uyuycam Şilan hanım!"
"Ne biliyim nerde uyursan uyu"
"Başka yer yok!"
"Boş bir oda yok mu oraya git"
"Olsa senin dırdırnı çekermiyim sence?"
"Doğru çekmezsin"
"Ha şunu bileydin"
"O zaman yerde yatıyosun"
"Saçmalıyosun"
"Şu yatak örtüsünü yere sereriz iki kat yapar. Yumuşacık olur valla"
"Uzatma. Ben yerde yatmam."
"Ben yatarım o zaman!"
"Bana uyar sen yat!"
Şu şom ağzımdan bir kere aklı başında laf çıkmaz ki zaten. Battık bikere Şilan asla geri dönemeyiz.
"Ver şu yatak örtüsünü. Yastığımı da"
Yatak örtüsünü iki kat yapıp yere uzandım.
Uyumaya çalışıyordum ama olmuyordu. Her ne kadar yatak örtüsünü iki kat yapıp yere açmış olsam da çok sertti ve her yerim ağrımaya başlamıştı. Sağa döndüm sola döndüm yok. Uzun uğraşlar sonucunda uykuya dalmak üzereydim.
Bir kıpırdanma hissetim. Borandı bu beni kucağına alıyordu yavaşça. Aslında uyansam çok güzel saldırır kavga ederdim ama sanırım uyanmasam daha iyi olacak. Boran tam tahmin ettiğim gibi beni yavaşça yerden alıp yatağa yatırdı. Sonra da kendisi benim yattığım yere uzandı.
Ben hiç uyuyamazken yerde uyumaya nasıl katlanacaktı ki? İçim de el vermedi yerde uyumasına. 10 dakika sonra uykudan uyanıp lavaboya gider gibi yaptım. Dönüşte Boranı yerden kaldıracaktım.
Banyodan çıkar çıkmaz Boran'ın dibinde bittim.
"Pişt!"
"Seninle uğraşamam Şilan."
"Uyansanaa!"
"Uykum var Şilan. Beni hiç bir kuvvet kaldıramaz uykumdan."
"Ama az önce kapının çaldığını ve yakışıklı bir oda servisinin geldiğini.... bana asıldığını söyleyecektim aman boşver uyu sen"
Hava da kara da her türlü bunu yutar şaşmaz yani.
"NE!"
Diyerek zıpladı yerinden.
"Ne diyosun sen! Kim geldi? Bide sana asıldı öyle mi?! Ulan... Ulan amınakodumun oğlu ben senin o kafanı patlatmazmıyım!!"
Üzerini giyinmek için kıyafetlerini arıyordu ki durdurdum.
"Hop! Dur! Sadece şakaydı uyanman için"
"ŞAKA MI?"
Korkudan ne yapacağımı bilmiyordum tabii... geri adımlar atarak;
"Şey... yerde uyumana gönlüm el vermedi. Yatakta berabar uyuyalım diyecektim.. sen kalkmayınca öyle bir yöntem kullandım."
"Ben?"
"Evet sen"
"Seninle"
"Benimle"
"Yatıcam öyle mi?"
"Yani her şeyin bir edebi adabı var öyle dedim diye başka şeyler anlama!"
"Yok canım ne anlıycam sanki"
"Bilmiyorum o kurnaz kafanın için de geçenleri"
"Neyse tamam kabul ama bunun intikamı alınacak Şilan"
"Üf aman iyilik de yaramıyor. Hala intikam peşinde beyefendi"
"Uyuycakmıyız? Ben çok yorgunum"
"Uyuyalım"
Yatağın ortasına iki yastığı da şerit şeklinde yerleştirdikten sonra yatağı ikiye böldük. Kocaman bir yatak olduğu için yer sıkıntısı yoktu.










